şükela:  tümü | bugün
  • şimdi bakıyorum, işte 80-90'lar önemli isimler gruplar var. hala çok dinlenen, hayran grupları olan mfö, sezen aksu, barış manço, kayahan, aşkın nur yengi biraz daha eski nilüfer, bülent ersoy, zeki müren filan. avuç dolusu isim var.

    daha yenilerdentarkan'lar, teomanlar, sertap erenerler filan zorlayınca geliyor biraz daha. ondan sonrası koca bir boşluk sevgili insanlar.

    elimizde zeynep bastık denen ucube var. aleyna tilki var. sinan akçıl, edis tipi düşük kalite, eğitimsiz, gösterişçi, kimseye faydası olmayan berbat ürünleri olan tipler var.

    bakın tehlike büyük. türkiye bir çok alanda yozlaşıyor. aynı argümanı futbola da yapabilirsiniz, akademiye de, bilime de.

    çürüyoruz ulan!
  • ulkenin gidisatiyla paralel devam eden tehlikedir. sorumlusu biziz maalesef.
  • türkiye’de müzik kalitesi her zaman vasattı. fakat üretim yüksek ve özgündü. şu an herkes birbirinin kopyası gibi. türler aynı, ezgiler aynı, sözler saçma. öyle bir hale geldi ki bir şarkının sözlerini başka bir sanatçının şarkısına ekleyin aradaki farkı hissetmezsiniz bile. bu açıdan gelinen nokta oldukça üzücü.

    tabii müziğin pazarlanması sadece işitsel değil aynı zamanda görsel bir olay. eskiden kliplerde genel olarak şarkı ile uyumlu bir hikaye çizilirdi. klip sizi şarkıya yönlendirirdi. evet, müzik çok kaliteli değildi belki ama klip ile birleşince dinleyeni içine çekebiliyordu. şimdi ise görsellik bir hikayeden ziyade kişi ile alakalı. kadın şarkıcılar seksi gözükmeye çalışıyor, erkekler de bol kaslı. müzik değil fizik satıyor. mesela şu klip. şarkının son 20 senedir pop müzik türündeki şarkılardan bir farkı var mı? hayır, yok. klip size müziği satın almayı vaat ediyor mu? hayır, bütün klip boyunca bir kadının garip hareketlerini izliyoruz. fakat bu şarkı 128 milyon tik almış. kısacası bir kamera bir de mekan ile 1 saatte klip çekip 128 milyon tık alabilir bir şarkıcı. klip kalitesine yönelip zaman kaybetmesine gerek yok.

    gerçi bu durum müzik üretenlerin suçu mu o da ayrı bir tartışma konusu. eskiden müziğe ulaşım kısıtlıydı. insanlar kasetçilerden kaset arardı ya da radyo ve televizyon ile sınırlandırılırdı. sonuç olarak iletişim aygıtları size ne verirse onu alıyorsunuz. bu sebeple müzisyenler sizde talep yaratacak, o albümü almaya teşvik edecek şekilde şarkı yapmaya ve klip çekmeye özen gösterirlerdi. kısacası tüketici kısıtlı ulaşılabilirlik yüzünden seçici davranırken üretici de yine bu kıtlıktan dolayı tüketici tercihini üzerine çekmek için özenli davranırdı.

    şimdi ise her şey tüketicinin elinin altında. istediği platformdan istediği şarkıya ulaşabiliyor. çoğu zaman para vermesine gerek bile yok. üstelik bilgisayarına, telefonuna kaydedebiliyor; evde, yolda, okulda her yerde dinleyebiliyor. o albümün müzik kalitesinin tüketici tercihlerinde bir önemi kalmadı. dinliyor ve bitiyor işi. artık albüm satışı değil kliplerin tıklanma sayısı önemli. kısacası tüketici çok hızlı tüketiyor ve üretici buna göre pozisyon alıyor. artık müzik kalitesi değil müzik üretme hızı önemli. üretime ara veren piyasadan siliniyor.

    sonuç olarak toplumun tüketim tercihleri değiştiği için müzik piyasası da buna göre bir yol çizdi. böyle bir ortamdan kaliteli bir iş de çıkmaz açıkçası.