şükela:  tümü | bugün
  • türk müzik tarihinde bugüne dek yapılmış bestelerin; orkestrasyon, partisyon ve notasyon teknikleri, armonik yapıları, eğer sözlü bir beste ise senfonik duyarlık dereceleri göz önünde bulundurulup, malum kriterler açısından en önde olduğuna kanaat getirilen bestedir.

    bu kriterler göz önünde bulundurularak söylenecek, klişe tabiriyle; "en iyi beste" şahsi kanımca, üstad orhan gencebaya ait diriliş/etrüskler adlı enstrümantal bestedir.

    etrüsklerden yola çıkarak, türk uygarlığının doğuşunu büyüyüşünü ve gelişimini anlatan 6 buçuk dakikalık bu enstrümantal eser; gencebayın; başta abd, israil ve almanya olmak üzere 9 ülkenin çeşitli üniversiteleri tarafından layık görüldüğü montu merit doktorasını aldığı 1990 yılında, gencebaya yazılı ve sözlü olmak üzere 2 kez hamburg müzik akademisinde derslere girmesini teklif eden prof dr hermann rauhe' nin öncülük etmesiyle 2011 yılından itibaren başta bahsettiğim özellikleri ile ( armonik yapı, orkestrasyon, partisyon teknikleri vs) hamburg müzik akademisinde incelenmeye başlanmıştır.

    tam bir senfonik çalışma diyebileceğimiz eser 6 bölümden oluşuyor. bu bölümler türk uygarlığının doğuşu, türklerin batıya göçü, türklerin devre devre yerleşik hayat geçtiği dönemler, osmanlının doğuşu, büyüyüşü gibi hikayeleri; nihavent, ferahnak, buselik, uşşak, muhayyer kürdi ve rast makamları kullanılarak, birbiri içine giydirilmiş girift makam arızaları ile anlatılmış. türklerin tarih boyunca boy gösterdiği adriyatikten çin seddine uzanan o büyük coğrafyadan ezgilerle, türk müziğinin evrenselliğini gözler önüne seren eseri dinlediğimizde tarih boyunca bir yolculuğa çıkmış gibi hissediyoruz kendimizi. .

    eserin girişinde orta asya havasına uygun olarak seçilen, moğollardan kalma, kazak ve rus müziğinde bol kullanılan dombrayı gencebay icra ediyor. ara ara beliren diğer mızraplılardan bağlama ve divan sazını da...

    eserde o kadar çeşitli varyasyonlar var ki, usta ellerde, içinden 7- 8 adet beste daha çıkabilecek bir müzikal yapıya sahip. bu yapıyı kısaca incelersek;

    bölüm 1 - dombra solo + senfonik yaylılar :

    dombra solonun çaldığı buselik solo ile yaylıların tekrar ettiği o aynı melodi doğuşu simgeliyor. ortaasya kültürünü yansıtan bir havası var. işinde başarılı bir aranjör o melodiyi kullanarak melodiye güzel sözler de yazarak son derece entresan bir beste dahi yaratabilir. hatta elektro bağlama, gitar ve akustik bağlama gibi enstrümanlarda kullanalarak sadece intro kısmından yepyeni bir beste üretebilir. şarkı formunda bir hale dönüşür ve belki güzel de olabilir.

    ---------------

    bölüm 2 - kanun solo :

    yaylılardan sonra giren kanun solo... yine buselik makamı ( pentatonik gam ). eserin bu kısmı türk müziğinin karakteristik makamı buselik ile ele alınarak, türklerin özbenliklerinin yavaş yavaş oturduğu dönemleri temsil ediyor.

    ---------------

    bölüm 3 - kanun solodan sonra giren senfonik yaylılar :

    burdaki yaylıların çaldığı pentatonik melodi göçü ve telaşı temsil ediyor. buselik hatta yer yer nihavent diyebileceğimiz ana makama uğrayan makam arızaları göç esnasında karşılaşılan aksiliklerin yansıtılması. bu melodi de ele alınsa, üzerine söz yazılsa gayet hoş bir türk müziği bestesi olur. hatta yukardaki besteyle de birleştirilirse çok güzel bir rast makamına dönüşebilir.

    ----------------

    bölüm 4 - elektro bağlama ( caz solo ):

    elektro bağlama ile icra edilen caz bölümü ise göç esnasında türklerin farklı kültürlerden etkilenimlerini temsil ediyor. ne kadar temiz bir yorum. muhayyer kürdi makamında caz notları vermek. bu kısmın da ana teması telaş. bu kısmın da serbest bölümü yukardaki bestelerden birine adapte edilebilinir. ya da başlı başlına bir şarkı da olabilir. gerçi bir şarkı için fazla karmaşık bir solodur o. iyi bir şekilde düzenlenirse caz bestesi bile olur.

    ----------------

    bölüm 5 - üflemeli solo:

    eserin bu kısmı osmanlının doğuşunun habercisi. telaş yerini sükunete bırakmış gibi. türk müziğinin karakteristik yapısının oturuşunu da temsil eder, halk müziği notları ile doludur. üflemeli solonun çaldığı melodi gayet güzel bir halk müziği bestesi olur. gazel türünde de olabilir hatta. başka enstrümanlarla melodi desteklenir, melodi daha da zenginleştirilir. üflemeliden sonra giren elektro bağlama solo bu besteye dahil edilir o zaman türkü formu çok zengin bir hal alır. batı müziği gibi.

    -------------------

    bölüm 6 - divan sazı solo - sonraki yaylılar

    divan sazı solo ile başlayan kısım. osmanlının parlak dönemleri. gencebayın heybetli ve keskin vuruşlarla çaldığı bir divan sazı var. halk müziği riffleri ve bozlak etkileri. yaylılar'ın ilk bölümü türk müziği ve halk müziğinin biraraya getirilip yepyeni ve yüksek orkestrasyonlu bir yapıya bürünmesini tabir i caizse gencebay müziğini temsil ediyor. halk müziği aşıklarının şiirilerinin son mısralarına mahlaslarını yazmaları gibi bir gencebay imzası. bu kısma bir kanun eklense dört dörtlük bir türk sanat müziği formu çıkar.

    sözü daha fazla uzatmayalım ve önce eserin gencebayın ağzından kısa bir özetini ve peşinden eserin kendisini dinleyelim, dinletelim;

    http://www.youtube.com/…oxwvzon1ti&feature=youtu.be
  • kesinlikle münir nurettin'e ait olan bestedir. mesele hangisi olduğudur.

    (bkz: ruhsarına aybetme nigah ettiğimi)
    (bkz: aziz istanbul)
    (bkz: endülüs'te raks)
    (bkz: rindlerin ölümü)
    (bkz: bir gülşene vardık)
    (bkz: kalamış)
    (bkz: biraz kül biraz duman o benim işte)
    (bkz: hatırla mazi-yi mesudu)

    ve daha nicesi. seçmesi zor evet.
  • (bkz: coban yildizi)
    (bkz: melih kibar)
  • tartışmasız:

    (bkz: mihrimah)
    (bkz: sultan-ı yegah)
  • (bkz: mesaj); (bkz: melih kibar)
  • aynı sözleri yedi ayrı makamda besteleyebilmiş büyük bestekar hacı arif bey' in pek çok eserinin hak ettiği unvan. içlerinden tercih yapmak neredeyse imkansızdır. ancak ilk akla gelenler için:

    (bkz: bakmıyor çeşm-i siyah feryade)
    (bkz: vücut ikliminin sultanı sensin)
    (bkz: olmaz ilaç sine-i sad pareme)
    (bkz: iltimas etmeye yare varınız)