şükela:  tümü | bugün
  • evet bu benim... anlatayım biraz...

    dün sabah saat 08.30 itibariyle acil nöbetini devraldık... toplam 3 doktor olarak... bir pratisyen hekim... bir ürolog... ve ben... (nörolog)
    bugün sabah 08.30 itibariyle de yerimize gelen diğer 3 doktora nöbeti devrederek görevimizi noktaladık... mutluyuz, gururluyuz... ancak;

    "girişler bilgisayar ortamında olduğu için net sayıyı veriyorum... sayısal olarak 480 civarında hasta acilde görüldü... doktor başına da ortalama olarak 150-160 hastanın tetkik ve tedavileri yapıldı... "

    hastalardan böyle sayısal bahsetmeyi sevmem, o yüzden aklımda kalanları biraz da nitelik olarak anlatmak istiyorum...

    ---19 yaşında bir hasta toplam 10 augmentin, 16 adet dikloflam içerek intihar girişiminde bulundu, mezarlıkta hastayı bulan 112 ekibi hastayı acil servise ulaştırdı, acilde ilk müdahale taramızdan yapılarak kan tetkikleri kontrol edildi, mide lavajı yapıldı, aktif kömür uygulandı, 12 saatlik takibi sonrasında yoğun bakıma alınarak ertesi gün psikiyatri konsültasyonu amacıyla sabah kadar orada takip edildi...

    ---5 yaşında erkek çocuk hasta adtk (araç dışı trafik kazası) nedeniyle getirildi, ilk müdahalesi yapıldı, iv sıvı takıldı, rutin kemik grafileri yapıldı, kafa travması mevcudiyeti nedeniyle beyin tomografisi uygulandı, tarafımdan yorumlanarak herhangibir problem olmadığı tespit edildi, görüntüler ankara'da radyolog tarafından yorumlanarak verdiğim bilgi teyid edildi, akut batın (karın) ekartasyonu açısından abdominal usg (ultrason) gerekliliği ve hastanemizde nöbet şartlarında ultrason bulunmayışı nedeniyle hasta 112 ekibi ile en yakın eğitim araştırma hastanesine sevk edildi...

    ---traktör devrilmesi sonucunda yola savrulan 3 farklı hastanın tüm vücut grafileri yapıldı, her biri için 3-4 adet olmak üzere farklı yerlere pansuman ve her biri için 1-2 adet olmak üzere sütürler atıldı, bir tanesinde humerus fraktürü (kırık) tespit edilerek atele alındı, grafiler ortopediye yorumlatıldı, 3 hastaya da adli vaka raporları tutuldu, hastalar genel durumları stabil olarak acilde 6 saat takip edilerek evlerine gönderildi...

    ---2 yaşında erkek çocuk hasta evde(!) yanlışlıkla(!) tiner(!) içmesi nedeniyle acil servise getirildi... genel durumu stabilleştirildi... rutin kan tahlilleri yapıldı... zehir danışma ile görüşülerek pnömoni (zatürre) açısından takip edildi... hastanemizde acil şartlarda çocuk cerrahisi bulunmadığından, genel durumu stabil olarak en yakın eğitim araştırma hastanesine 112 ekibi ile transfer edildi...

    ---2 gün önce özel bir hastane yoğun bakımından miyokard enfarktüsü (kalp krizi) ile takibi yapılarak taburcu edilen 70 yaşında erkek hasta genel durum bozukluğu, göğüs ağrısı, bulantı şikayetiyle getirildi... gelişinde bradikardisi (kalbin duracak kadar yavaş atması) ve hipotansiyonu tespit edilmesi üzerine anestezi ile konsülte edilerek entübe halde (solunumu makineyle sağlanacak şekilde) 112 ekibi ile dış merkez yoğun bakımına sevk edildi...

    ---5 yaşında kız çocuk hasta evde(!) para ile oynarken(!) yutması(!) sonucunda acile getirildi... genel durumu stabil olan hastaya yapılan paac grafisi (ön-arka akciğer grafisi) ile paranın ana bronşlarda takılı kaldığı tespit edildi... hastanemizde acil şartlarda çocuk cerrahisi bulunmadığı hasta yakınına (babasına) iletildiğinde kendisi "burası, devlet hastanesi... ne demek burada yok... çocuğuma birşey olursa hepinizini doğduğunuza pişman ederim..." açıklamalarıyla ortalığı inlettikten sonra kapıdaki güvenliğe yumruk atarak çocuğunu alıp kayıplara karıştı... durumla ilgili tutanak ve olay yeri raporu tutuldu...

    ---sayısız bebek (1 yaşından küçük) hasta acile ateş şikayeti ile getirildi... hepsinin enfeksiyon odakları tespit edilerek tedevileri yapıldı... bunlardan bir tanesi hastaneye getirildiğinde febril konvülziyon (ateşli havale) geçirmekteydi... rektal (makattan) diazem uygulamasıyla nöbet durduruldu... ateşi düşürüldü... genel durumu stabilleştirilerek nöbet engelleyici tedavisi başlandı, takibi yapıldı...

    ---gündüz ve gece boyunca 100'e yakın düşme, kavga, kaza, kesi hastaları acil servise getirildi.... yaklaşık yarısında ciddi bir durum saptanmayarak pansumanları yapılarak gönderildi... yaklaşık yarısına da (50 tanesi) sütür (dikiş), atel, alçı işlemleri uygulandı... hepsiyle ilgili adli raporlar tutuldu...

    ---yine gündüz ve gece boyunca 100'e yakın karın ağrısı, göğüs ağrısı, böğür ağrısı aciliyet bakımından değerlendirildi... sadece 1 tanesinde acil durum saptandı... o da daha önce taş düşürmüş olan orta yaşlı bir erkek hastaydı... diğer hastaların hepsi miyokard enfarktüsü (kalp krizi), akut batın (acil durum olan her türlü karın patooljileri), piyelonefrit (böbrek enfeksiyonu) açısından araştırıldı... hiçbirinde ciddi, aciliyet içeren bulgu saptanmayarak polikliniğe yönlendirildi...

    ---tüm nöbet boyunca sayısız üsye (boğaz enfeksiyonu), gastroenterit (besin zehirlenmesi) hastası geldi... gerekli olanlara iv (damardan), im (kalçadan) tedavileri yapıldı... diğerleri ilaç reçetelenerek polikliğine yönlendirildi...

    ---bunlar dışında hiçbir aciliyeti olmayan bel ağrısı, kaşıntı, ağız içinde aft çıkması, ayak altında su toplanması, serçe parmakta uyuşma şeklinde hastalar geldi... kendilerine durumun aciliyeti olmadığı anlatıldığında ortalığı ayağa kaldıranlar oldu... hatta bir tanesi öncelikli muayene olabilmek için diğer hasta yakınını(!) darp etti... yine de tetkikleri yapılarak acil bir durumları olmadığı saptanarak semptomatik tedavilerle polikliniğe yönlendirildi...

    gazetelerde, medyada "türkiye bir tıp ülkesine dönüştü, sağlıkta çok ciddi iyileştirmeler yaşandı" şeklinde yazılar okuyorum... şimdi aranızdan merak edenler olabilir... madem biz bir tıp ülkesine dönüştük... hepinize bazı sorularım var...

    1-neden bir doktor 24 saatlik nöbetinde (dikkat edin, uyumadan, oturmadan, yemek yemeden, su içmeden, tuvalete gitmeden, hatta nefes almadan bu süreyi hesaplıyorum) 160 hastayı muayene etmek zorunda bırakılır????

    2-hasta başına 7-8 dakikanın düştüğü bir durumda doktor hastaya ne kadar faydalı olabilir????

    3-aranızdan hanginiz dün gece benim nöbetimin 20-21. saatinde gelen 140.hasta olmak isterdiniz ve o sırada aldığınız hizmetten memnun kalır mıydınız???

    4-neden ürolog veya benim gibi nörolog olan alanında uzmanlaşmış doktorlar, acil şartlarında tırnak batması, kıl dönmesi hastalarına bakmak zorunda bırakılırlar???

    5-neden ülkemiz insanları hala basit ve uzun zamandır olan poliklinik şikayetleri için (20 gündür el titremesi, 2 aydır kalça ağrısı, 5 gündür idarda yanma, 10 gündür ağızda yara gibi) ısrarla ve ısrarla acile gelmektedirler???

    6-acile gelen bu hastalar veya daha ciddi durumu olanlar, yazdığım reçetelerdeki kaşemi okuduklarında altındaki "nöroloji uzmanı" yazısını görünce durumu garipseyerek "benim tırnak batma şikayetim vardı, ama bana nöroloji doktoru baktı???" veya "benim topuk dikenim vardı, ama bana nöroloji doktoru baktı???" şeklinde düşünerek onlara bir fayda sağlayamayacağımı, kendilerinin şikayetleriyle ilgili uzmanlık alanları olan genel cerrahi, ortopedi doktorlarına poliklinik şartlarında görünerek tedavilerinin yapılması gerektiğini düşünmezler???? (evet çok fazla şey istedim sizden, haklısınız...)

    7-neden hastalara hastanede gerekli şartlar olmadığı söylendiğinde (çocuk cerrahisi doktoru veya ultrason tetkiki), bunların eksikliğinden sağlık bakanlığı veya sağlık bakanı yerine o sırada acilde kendilerine veya hastalarına yardımcı olabilecek tek doktoru sorumlu tutarlar ve bu doktora saldırma gafletinde bulunurlar??? bu nasıl yaman bir çelişkidir??? eğer o doktor zarar görecek olursa kendisine veya hastasına kim bakacaktır??? bu kişi bunu düşünememekte midir??? (evet, yine çok şey istedim)

    8-ve en sonununcusu hastalar şikayetleri sonrası yapılan kan-idrar-film-tomografi-mr gibi tetkikler sonucunda birşey çıkmadığında, kendilerine hepsinin tertemiz olduğu söylendiğinde neden üzülürler ve "hadi ya, nasıl yani, hiç mi birşey yok!?!?!?" şeklinde cümleler kurarlar??? acaba bu tetkikler sonrasında ciddi bir hastalıkları olduğunu öğrendiklerinde de tam tersine sevinecekler midir?!?!?!?!?!?! (çok şey istemiyorum bakın, birşeyiniz yoksa, yoktur...)

    merak etmeyin... sorduğum soruların hepsinin cevabını biliyorum... sadece sizin de bunların farkında olmanız ve tekrar bu durumları yaşadığınızda biraz empati kurabilmeniz adına bunları yazdım... bunları yazarken de dün geceki nöbetimden daha fazla yoruldum... çünkü dün vücut olarak değil, kafa olarak yoruldum... 3-4 saat uyuyarak nöbetimin yorgunluğunu atlattım ve kendime geldim, ama bu kafa yorgunluğumu ancak bu saatlere doğru atabiliyorum ve yavaş yavaş düzgün cümleler kurabiliyorum...

    şimdilik bu kadar... sağlıcakla kalın... sağlıklı kalın... sağlam kalın diyorum... yoksa bu sağlıksız sistemin içinde tekrar kolay kolay sağlığınızı falan kazanamazsınız... haberiniz olsun...
  • yeni eklenen iki adet beyin özürlüyle beraber hasta sayısı 152'ye çıkmış olan doktordur. gerçi bunları muhtemelen tedavisi yok diyip eve yollayacak.
  • dün sabah saat 08:30'da acil nöbetini devralan doktorun 30 küsur saat sonra hala 10 hastaya bakması gerektiğini düşünenlerle aynı ülkede yaşamak zorunda olan doktor. doktor yemesin, içmesin, hatta uyumasın size baksın amına koyim. iyice köleye bağladınız.
  • türkiye'de aldığı parayı fazlasıyla hakeden ender insanlardan biridir.
    (bkz: doktor error bey)
  • ayın sonunda aldığı paraları sayısal olarak açıklamayan doktordur,

    kusura bakma doktor,

    trakyada ve istanbuldaki işyerlerinin çoğu 12 saat süreyle işçi çalıştırmakta sonucumu asgari ücreti zar zor geçen 1000 liralık maaşlar,

    dağda 24 saat değil 36, 48 saat uykusuz giden it kovalayan asker var sonucu 2000 liralık astsubay maaşları,

    sen ise kontrolündeki hemşirelerin ile klimalı odanda 150 hastayı bağırıp çağırarak kontrol edip ay sonunda aldığın milyarları söylememektesin.

    uyarı: doktorların zoruna gidebilir ama gerçek bunlar bana özelden mesaj atacağınıza sağlık bakanınızdan, baş hekiminizden maaş yerine düzen isteyin!!!

    döner sermayenin dili olsa da konuşsa.

    z.ö: sıhhiyede yürüdünüz, haberimiz vardı lakin istediğiniz düzen iş yükünü hafifleten ve rahat rahat o klimalı odalarda çay eşliğinde (pardon siz siyah çay içmiyorsunuz) mümessiliniz ile ipad pazarlığı idi.

    aralarınızda iyileriniz var onlar müstesna!

    diyorum ki asgari ücret be cumartesi yok, pazar patrona kalmış adamın değil sıhhiye mahalle arasında yürüyecek vakti yok!
  • ehehe ehe gündüz poliklinikte çok sıra vardı ben de gece acile geleyim dedim diyen onlarcasıyla uğraşmak zorunda kalmış doktordur. hep vatandaşlar doktorlara olan kinlerini kusuyor. bir de doktorlar yazmaya başlasın bakalım. çok uyanık olduğu için gece acile gelen bu hasta, kapıda bekleyen kaç tane gerçek acili öldürdüğünün farkında değil. adam midem bulanıyor diye kapıda sıra bekliyor ama kalp krizi geçiriyor, ama tabi içeride uyanık ablamız abimiz var, ona git yarın poliklinikte muayeneni yaptır desen "dayağa karşıyım ama bu doktorlar da hakediyor bazen yani" olursunuz. suçlu kim:doktor! ha bu arada o kapıda ölenlerin sorumlusu da doktor, hastanın ne sorunu olduğunu 6. hissiyle 5 tane kapalı kapının ardından anlamalıydı. aman doktor, o kapıda hayatını kaybeden hastanın torunundan, anasından babasından iyi sıyrıl, zira sırtına bıçağı yersin!

    "doktor beeeey, ben iş yerimden izin alamıyorum daaaaa, o yüzden gece geldim acile, 1 yıldır kabızlık sorunum vaaaar." aferin kadın, despot patronunun da belasını ben ve kapıdaki hastalar çekelim. ayrıca 1 yıldır kabızlık çekiyorsan polikliniğe git bu gece mi depreşti kabızın? şimdşi bu hastaya bakmama hakkına sahipsin. yiyorsa tabi, kapıda real madrid-barcelona maçını yarıda bırakıp gelmiş zebellah gibi koca dişlerini bilemiş bekliyor.

    "bana bak doktor, sistem bana 15.30'a randevu verdi, bak saat 15.55, bir saattir hasta bakıyorsun içeride, hadi kardeşim, buna ne hakkın var?". olur sevgili vatandaş, ben hastamın muayenesini yarıda keseyim, ne de olsa bilgisayar sana 15.30'a randevu vermiş, bunun sorumlusu da benim, 15 dakikaya sıkıştırılmış randevuların sorumlusu da benim, durumunda ciddiyet görüp muayenesini daha detaylı yaptığım hastanın sorumlusu da benim. tabi efendim tabiiiii, ne de olsa "ben halkımı sizlere ezdirmeeeeeeeeeeeem" diyen birileri var arkanızda.

    hadi be vatandaş, bir kere de ara o şikayet hattını, sana o randevuyu veren sistemi kuranları, kapıda sana yol tarif etmeyen danışmayı, tahlilleri kayda yanlış giren sekreteri şikayet et.

    etmiyor musun?

    o zaman kusura bakma, senin bu doktorlarla bir alıp veremediğin var? ya da doktorlar fazlasıyla hedef gösterilmiş sana. madem bu kadar duyarlısın, al bir kere de kendini eleştir!!!
  • aldigi para bazi yaradili$ gerekcesini siktiklerimin aksine anasinin ak sütü gibi helal olan doktor; bu zaten su götürmez bir gercek.

    ama söz konusu olayi hala paraya ceken andavallilar oldugu sürece, meslegini "insanlik di$i" $artlar dahilinde icra etmek zorunda birakilmasina ragmen kendisinden hala "kaliteli hizmet" beklenmeye devam edecektir. ve bu kaliteli hizmet, doktor ne kadar i$ine tutkuyla bagli, görevine a$ik ve insancil olursa olsun, bir süre sonra asla ve asla verilemeyecektir.

    acik acik söylüyorum, türk insaninin bu konudaki $ikayetini gerek fiziksel, gerek sözsel tacizle "doktor"a bildirme hakki yoktur. bu $ikayetin muhattabi doktor degildir. götün yiyorsa, cikacaksin o saglik bakaninin kar$isina takir takir söyleyeceksin $ikayetlerini.

    bunun di$inda tipki ülkeyle alakali ucu sana dokunmayan her türlü olayda yaptigin gibi susup oturacaksin! olayin ucu sana dokundugunda aslan kesilmeyeceksin!
  • hâlâ kazandığı paranın fazla olduğunu, hâlâ daha fazla hasta bakmakla yükümlü olduğunu söyleyebilecek kadar yüzsüz insanları tedavi eden doktordur bu.