şükela:  tümü | bugün
  • geçtiğimiz günlerde altın portakal film festivali'nde üzerinde konuşulması gereken bir olay yaşandı. zeki demirkubuz başkanlığındaki jüri, eleştirmenler tarafından yerden yere vurulan, vasat denebilecek bir filme en iyi film de dahil olmak üzere toplam 10 ödül verdi.

    bu olaya birkaç yerden bakılabilir. bozkır filmi daha öncesinde adana film festivali'nde ön elemeyi bile geçememiş bir film. konusu, oyunculukları, tavrı sebebiyle eleştirmenler tarafından sanki ağız birliği etmiş gibi düşük puanlar verildi. jürinin istediğine ödülü vermesi doğal karşılanabilecek bir şey, ama burada üzerine düşünülmesi gereken olay festivale katılacak filmlerin kabulü esnasında yaşanan çeşitlilik. türkiye'deki film festivalleri dünya genelindeki büyük festivaller gibi belli bir karakteri olan festivaller değil. konsept yok yani. böyle olunca her daldan film başvuru yapabiliyor. sene içinde çok az türk filmi çekiliyor deyip festivallerin karakteri olmama mevzusuna bir açıklama getirilebilir. ama ödüle aday olanları seçme kısmında da bir problem var sanki. mesela bu seneki cannes'da jüri başka bir jüri olsaydı büyük ödülü başka bir film kazanabilirdi ama eminim ki seçkiye seçilen filmlerde bir değişiklik olmazdı. çünkü iyi film kişisel bir tercih olsa bile kaliteli filmler bu işi az çok bilenler için ortaktır. ben türkiye'de işinin ehli sinemacılarından oluşan jürilerden birinin elinin tersiyle ittiği filmi başka bir jürinin ödüle boğmasını anlayamıyorum.

    ama tahmin ediyorum. son yıllardaki film seçkileri o kadar kötü ki ödüller layıkıyla dağıtılmış olsaydı ödüle layık görülmeden boş geçilen yıllar olurdu. bozkır'a verilmeseydi de başkasına verilseydi o film çok iyi bir film mi olacaktı? tabii ki hayır. en iyi film ödülünü vermek için festival tüzüğünü değiştirdiler daha ne olsun yani. çünkü bu film kötü ama diğerleri de çok kötü.

    ama bence bakılması gereken yer, türkiye sinemasının son yıllardaki elinde olanların bu olduğuyla yüzleşmek. daha önceki senelerde altın portakal'da ödül kazanmış filmlerin listesi şöyle. bir 2006 ve 2009 var ki mükemmel. oradan buraya nasıl geldik merak ediyorum. türk sinemasının içinde olan sanatçılar, festival yöneticileri, eleştirmenler türk sinemasının sadece birkaç iyi yönetmen sayesinde biraz ilerleyebildiğini ama genele bakıldığında bir arpa boyu yol alınamadığının nedenini kendilerine soruyorlar mı gerçekten.

    teknolojinin her yerden ve en kalitelisinin alınabildiği bir çağda türkiye'de kaliteli film sayısının az olmasının sebebi tabii ki teknik yetersizlikler değil. asıl problem hikaye üretememeleri ve birilerinden ilham alırken bunu öykünme seviyesinde yapmaları.

    bir hikayenin illaki orijinal bir hikaye olmasına gerek yok. sonuçta dünya aşk, yalnızlık, varoluş sancısı, karakter değişimi konuları üzerinde çekilmiş filmlerle dolu. yeni bir hikaye oluşturacağım diye kasmaya da gerek yok. ama yalın olmayı kendine yediremeyen sinemacılar filmlerine her şeyi koymayı çalışıyorlar. çok ucuz bir yöntem bu.

    dünya genelinde artık kimsenin alıntı yapmadığı kafka'ya çağdaş türk sinemasında alıntı yapma yarışı var. dünya bunu yapmıyor çünkü o kadar çok yapıldı ki, artık sıradanlaştı, yapıldığı zaman bayağı hale geliyor. türkiye'de çokça bulunan, azıcık kitap okuduğunda sadece kendisinin kitap okuduğunu düşündüğünden dolayı bilgisini satma peşine düşen kitle sinemada da var. bu bilgiyi satıyor ama gizliden satmaya çalışıyor. aslında göze parmak ama gizliymiş gibi. hadi popüler alıntı yapmayı geçtim, alıntı yapılacaksa üzerine hikayeler kurulacaksa kendi kültürüne dair hikayeleri anlatmıyor. dünyada muhafazakar olmayan insanlar hristiyanlık hikayelerinden faydalanırken, kendi ülkesinin mitolojisine yaslanmışken, masallarını bile kullanırken bizimkiler islama ve türk kültürüne dair bir hikayeden faydalanmaya bile tenezzül etmiyorlar. modernleşememiş şehirli yaftası yemekten korkan itici ve az entelektüel kadar sinir bozucu çok az şey var. film, kendi reklamını yapan yönetmenlerin gösteri malzemesi olup çıkıyor bir yerden sonra.

    hikaye 30'lu yaşlardaki birinin hikayesiyse araya illaki babadan kaynaklı bir politik duruş sıkıştırılıyor. erkeklik baskısının erkekleri nasıl yorduğu anlatılacaksa kadınlar karikatürize edilmiş bir şekilde baskıcı; kadınların toplum içindeki yeri tartışılacaksa da erkekler kimsenin hayatında görmediği kadar kötü oluyor. ergen erkek çocuk hikayesi varsa varoş bir mahallede kendi halinde ve kimsenin ilgilenmediği hobilerle ilgileniyor. kasabadaki genç hikayesi, sanki nuri bilge ceylan'a hiç özenmemişcesine, ondan farklı bir şey anlatacağım diye kasarken asla yaşanmayacak hikayeler anlatmayı tercih ediyorlar. biz ülkece hayata dair bir şey anlatırken neden hayattan bu kadar kopuk şeyleri anlatıyoruz acaba?

    türk sinemasında en sevdiğim filmlerden biri bir zamanlar anadolu'da. belki de ilki. bu filmin hazırlık ve çekim aşamasının anlatıldığı, senaristlerinden biri olan ercan kesal'ın yazdığı evvel zaman kitabı bir sanat eseri yaratmak isteniyorsa üzerinde uzun uzun kafa patlatmak gerektiğinin kanıtı gibi. diğer yanda da film festivaline yetiştirmek için apar topar hazırlanan yönetmenler var. bu vasatlığın katbekat üstüne çıkmış iyi yönetmenler kendini kurtarmış mı oluyor, yoksa bu kitleyle beraber anılmak/çalışmak zorunda olduğu için de bu duruma müdahale etmeye gerek duyuyorlar mı tam olarak emin değilim.

    işte bu özensizlik, klişe yollardan sapmamak, başarılı türk sinemacılarını örnek almaktansa başarısız taklitleri olma yolunda ilerlemek hikayelerini de gerçek dışı bir duruma sokuyor. hiç gitmediğim, tek bir vatandaşını dahi tanımadığım norveç'ten, macaristan'dan, güney kore'den çıkan bir film orta sınıf ahlaksızlığımı, kişilikli olduğumu sanırken sıradanlaştığımı fark etmediğimi benim yüzüme vurup beni rahatsız ettiği kadar kendime de getirirken, kendi ülkemin sineması neden bunu bu kadar az sıklıkta yapabiliyor diye düşünmeden edemiyorum.

    dünya genelinde hem edebiyatta hem sinemada bir avamlaşma tabii ki var, ama kendi ülkemdeki vasatlaşma dünyanın geri kalanındakine kıyasla beni daha çok ilgilendiriyor.
  • türk sinemasının 2000 öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırdığımızda ortalamanın üstünde, kaliteli
    izlenebilir filmlere şöyle bir liste yapabiliriz.

    =2000 öncesi=

    drama filmleri
    -vurun kahpeye (1949) youtube linki
    -yılanların öcü (1962) youtube linki
    -gurbet kuşları (1964) youtube linki
    -ah güzel istanbul (1966) youtube linki
    -hudutların kanunu (1966) youtube linki
    -kızılırmak karakoyun (1967)
    -umut (1971) youtube linki
    -canım kardeşim (1973) youtube linki
    -düğün (1973) & gelin (1973) & diyet (1974)
    -arkadaş (1974)
    -bizim aile (1975) youtube linki
    -otobüs (1975) youtube linki
    -gülen gözler (1977) youtube linki
    -dila hanım (1977) youtube linki
    -sultan (1978) youtube linki
    -bereketli topraklar üzerinde (1980)
    -duvar (1983)
    -züğürt ağa (1985) youtube linki
    -muhsin bey (1987)
    -düttürü dünya (1988) youtube linki
    -uçurtmayı vurmasınlar (1989)
    -tatar ramazan (1990)
    -aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni (1990) youtube linki
    -gizli yüz (1991) youtube linki
    -piano piano bacaksız (1991) youtube linki
    -gölge oyunu (1992) youtube linki
    -eşkiya (1996) youtube linki
    -tabutta rövaşata (1996) youtube linki
    -istanbul kanatlarımın altında (1996)
    -masumiyet (1997)
    -propaganda (1999) youtube linki
    -güneşe yolculuk (1999) youtube linki
    -salkım hanımın taneleri (1999) youtube linki
    -kaç para kaç (1999)
    -mayıs sıkıntısı (1999)

    komedi filmleri
    -turist ömer (1964) youtube linki
    -adanalı tayfur kardeşler (1964) youtube linki
    -turist ömer boğa güreşçisi (1971) youtube linki
    -keloğlan ve cankız (1972)
    -turist ömer uzay yolunda (1973) youtube linki
    -salak milyoner (1974) youtube linki
    -mavi boncuk (1974) youtube linki
    -köyden indim şehire (1974) youtube linki
    -salako (1974) youtube linki
    -salak milyoner (1974) youtube linki
    -hababam sınıfı (1975) youtube linki
    -hababam sınıfı sınıfta kaldı (1975) youtube linki
    -baba bizi eversene (1975) youtube linki
    -hanzo (1975)
    -süt kardeşler (1976) youtube linki
    -tosun paşa (1976) youtube linki
    -kapıcılar kralı (1976)
    -hababam sınıfı uyanıyor (1976) youtube linki
    -çöpçüler kralı (1977) youtube linki
    -şaban oğlu şaban (1977) youtube linki
    -ibo ile güllüşah (1977) youtube linki
    -neşeli günler (1978) youtube linki
    -kibar feyzo (1978) youtube linki
    -köşeyi dönen adam (1978) youtube linki
    -ne olacak şimdi (1979) youtube linki
    -bekçiler kralı (1979)
    -şark bülbülü (1979)
    -erkek güzeli sefil bilo (1979) youtube linki
    -zübük (1980)
    -banker bilo (1980) youtube linki
    -davaro (1981) youtube linki
    -kanlı nigar (1981) youtube linki
    -çiçek abbas (1982) youtube linki
    -dünyayı kurtaran adam (1982)
    -şekerpare (1983) youtube linki
    -çarıklı milyoner (1983) youtube linki
    -gırgıriye'de cümbüş var (1983) youtube linki
    -atla gel şaban (1984) youtube linki
    -namuslu (1984) youtube linki
    -çıplak vatandaş (1985) youtube linki
    -aşık oldum (1985) youtube linki
    -deli deli küpeli (1986)
    -selamsız bandosu (1987)
    -arabesk (1988) youtube linki
    -herşey çok güzel olacak (1988) youtube linki
    -fikrimin ince gülü (1992)

    romantik filmler
    -acı aşk (1963)
    -vesikalı yarim (1968) youtube linki
    -ah müjgan ah (1970) youtube linki
    -son hıçkırık (1971) youtube linki
    -tatlı dilim (1972) youtube linki
    -sev kardeşim (1972) youtube linki
    -yalancı yarim (1973) youtube linki
    -oh olsun (1973) youtube linki
    -ah nerede (1975) youtube linki
    -devlerin aşkı (1976)
    -selvi boylum al yazmalım (1977) youtube linki

    orjinal filmler & farklı tatlar
    -sevmek zamanı (1965)
    -zagor kara korsanın hazineleri (1971)
    -şeytan (1974)
    -kadın hamlet (1976)
    -adı vasfiye (1985)
    -aah belinda (1986)
    -teyzem (1987)
    -hayallerim aşkım ve sen (1987)
    -anayurt oteli (1987)
    -a ay (1988)
    -seni seviyorum rosa (1992)
    -karanlık sular (1995)
    -ağır roman (1997)
    -gemide (1998) & laleli'de bir azize (1999)

    büyük prodüksiyonlar
    -istanbulun fethi (1951)
    -tarkan (1969)
    -battal gazi destanı (1971)
    -tarkan viking kanı (1971)
    -keloğlan (1971)
    -ali baba ve kırk haramiler (1971)

    ödüllü türk filmleri
    -susuz yaz (berlin film festivali-altın ayı)
    -yol (cannes film festivali-altın palmiye)
    -hakkari'de bir mevsim (berlin film festivali-gümüş ayı)
    -sürü (berlin film festivali-yeni sinemacılar ödülü)

    the criterion collection daki 2 türk filmi
    -susuz yaz (1963)
    -hudutların kanunu (1966)

    ölmeden önce izlemeniz gereken 1001 film listesindeki tek türk filmi
    -yol (1982)

    =2000 sonrası=

    drama filmleri
    -dar alanda kısa paslaşmalar (2000)
    -yazgı (2001)
    -filler ve çimen (2001)
    -büyük adam küçük aşk (2001)
    -korkuyorum anne (2004)
    -meleğin düşüşü (2004)
    -mustafa hakkında herşey (2004)
    -yazı tura (2004)
    -gönül yarası (2005)
    -babam ve oğlum (2005)
    -anlat istanbul (2005)
    -kader (2006)
    -iklimler (2006)
    -beş vakit (2006)
    -beynelminel (2006)
    -kabadayı (2007)
    -beyaz melek (2007)
    -mavi gözlü dev (2007)
    -yumurta (2007) & süt (2008)
    -hayat var (2008)
    -sonbahar (2008)
    -pandoranın kutusu(2008)
    -nefes vatan sağolsun (2009)
    -güneşi gördüm (2009)
    -mommo (2009)
    -uzak ihtimal (2009)
    -kaybedenler kulubü (2011)
    -bizim büyük çaresizliğimiz (2011)
    -yeraltı (2012)
    -zenne (2012)
    -lal gece (2012)
    -kelebeğin rüyası (2013)
    -jin (2013)
    -kusursuzlar (2013)
    -unutursam fısılda (2014)
    -çekmeceler (2015)
    -sarmaşık (2015)
    -8 saniye (2015)
    -rüzgarın hatıraları (2015)
    -kalandar soğuğu (2015)
    -annemin yarası (2016)
    -dağ 2 (2016)
    -koca dünya (2016)
    -tereddüt (2016)
    -kor (2016)
    -istanbul kırmızısı (2017)
    -daha (2017)
    -ahlat ağacı (2018)

    komedi filmleri
    -kahpe bizans (1999)
    -vizontele (2001)
    -neredesin firuze (2004)
    -g.o.r.a. (2004) & a.r.o.g. (2008)
    -organize işler (2005)
    -pardon (2005)
    -hırsız var (2005)
    -hokkabaz (2006)
    -dondurmam gaymak (2006)
    -kutsal damacana (2007)
    -güneşin oğlu (2008)
    -kolpaçino (2009)
    -vavien (2009)
    -yahşi batı (2009)
    -eyvah eyvah (2010)
    -çalgı çengi (2011) & düğün dernek (2013)
    -patlak sokaklar gerzomat (2012)
    -pek yakında (2014)
    -bana masal anlatma (2015)
    -iftarlık gazoz (2016)
    -aile arasında (2017)
    -arif v 216 (2018)
    -ölümlü dünya (2018)

    romantik filmler
    -ıssız adam (2008)
    -başka dilde aşk (2009)
    -aşk tesadüfleri sever (2011)
    -incir reçeli (2011)
    -fakat müzeyyen bu derin bir tutku (2014)
    -bir küçük eylül meselesi (2014)
    -delibal (2015)
    -ikimizin yerine (2016)

    büyük prodüksiyonlar
    -kurtlar vadisi ırak (2006)
    -hacivat karagöz neden öldürüldü? (2006)
    -new york'ta beş minare (2010)
    -fetih 1453 (2012)
    -panzehir (2014)
    -son mektup (2015)

    polisiye filmler
    -dokuz (2002)
    -beyza'nın kadınları (2006)
    -polis (2007)
    -sis ve gece (2007)
    -pars kiraz operasyonu (2007)
    -ejder kapanı (2010)
    -av mevsimi (2010)
    -behzat ç. seni kalbime gömdüm (2011)
    -labirent (2011)
    -behzat ç. ankara yanıyor (2013)
    -itirazım var (2014)

    korku filmleri
    -büyü (2004)
    -okul (2004)
    -dabbe (2006)
    -musallat (2007)
    -semum (2008)
    -karadedeler olayı (2011)
    -dabbe cin çarpması (2013)
    -siccin 2 (2015)
    -baskın (2015)
    -housewife (2017)

    ödüllü türk filmleri
    -kış uykusu (cannes film festivali-altın palmiye)
    -bal (berlin film festivali-altın ayı)
    -duvara karşı (berlin film festivali-altın ayı)
    -sessiz (cannes film festivali-kısa metraj dalında altın palmiye)
    -uzak (cannes film festivali-jüri büyük ödülü)
    -bir zamanlar anadolu'da (cannes film festivali-jüri büyük ödülü)
    -üç maymun (cannes film festivali-en iyi yönetmen)
    -yaşamın kıyısında (cannes film festivali-en iyi yönetmen)
    -albüm (cannes film festivali-yılın en yenilikçi yönetmeni)
    -mustang (cannes film festivali-label europa cinemas ödülü)
    -sivas (venedik film festivali-jüri özel ödülü)
    -abluka (venedik film festivali-jüri özel ödülü)
    -çoğunluk (venedik film festivali-geleceğin aslanı ödülü)
    -küf (venedik film festivali-geleceğin aslanı ödülü)
    -tepenin ardı (berlin film festivali-ilk film ödülü özel mansiyon ödülü)
    -takva (berlin film festivali-jüri özel ödülü)
    -kelebekler (sundance film festivali-dünya sineması en iyi film)

    orjinal filmler & farklı tatlar
    -karpuz kabuğundan gemiler yapmak (2004)
    -türev (2005)
    -ara (2008)
    -nokta (2008)
    -kosmos (2010)
    -canavarlar sofrası (2011)
    -celal tan ve ailesinin acıklı hikayesi (2011)
    -devrimden sonra (2011)
    -sen aydınlatırsın geceyi (2013)
    -neden tarkovski olamıyorum (2014)
    -silsile (2014)
    -kötü kedi şerafettin (2016)
    -kırık kalpler bankası (2017)

    belgeseller
    -sarı zeybek (1993)
    -gelibolu (2005)
    -crossing the bridge the sound of istanbul (2004)
    -ekümenopolis (2011)
    -türk pasaportu (2011)
    -başlangıç (2013)
    -kedi (2016)

    vefat eden usta yönetmenler
    metin erksan, atıf yılmaz, ömer lütfi akad, yılmaz güney, ertem eğilmez, ömer kavur, muhsin ertuğrul, halit refiğ, natuk baytan, memduh ün, osman fahir seden, orhan aksoy, süreyya duru

    yaşayan usta yönetmenler
    nuri bilge ceylan, zeki demirkubuz, reha erdem, fatih akın, yeşim ustaoğlu, çağan ırmak, semih kaplanoğlu, yavuz turgul, derviş zaim, onur ünlü, mustafa altıoklar, şerif gören, kartal tibet, tunç başaran, ömer faruk sorak, tolga örnek, ümit ünal, tayfun pirselimoğlu, serdar akar, yılmaz erdoğan, osman sınav, kutluğ ataman

    gelecek vaadeden yönetmenler
    özcan alper, ramin matin, kaan müjdeci, caner alper, mehmet binay, emin alper, çiğdem vitrinel, mahsun kırmızıgül, caner alper, mehmet binay, emin alper, seren yüce

    benim türk sinemasının kişisel en iyi 10 film listem ise şöyle:

    2000 öncesi en iyi 10
    1-sevmek zamanı (1965) - metin erksan
    2-eşkıya (1996) - yavuz turgul
    3-umut (1971) - yılmaz güney
    4-vesikalı yarim(1968) - atıf yılmaz
    5-susuz yaz (1963) - metin erksan
    6-hababam sınıfı (1975) - ertem eğilmez
    7-yol (1982) - yılmaz güney
    8-muhsin bey (1987) - yavuz turgul
    9-gülen gözler (1977) - ertem eğilmez
    10-kibar feyzo (1978) - atıf yılmaz

    2000 sonrası en iyi 10
    1-bir zamanlar anadolu'da (2011) - nuri bilge ceylan
    2-kosmos (2010) - reha erdem
    3-sonbahar (2008) - özcan alper
    4-sen aydınlatırsın geceyi (2013) - onur ünlü
    5-kader (2006) - zeki demirkubuz
    6-kış uykusu (2014) - nuri bilge ceylan
    7-babam ve oğlum (2005) - çağan ırmak
    8-sarmaşık (2015) - tolga karaçelik
    9-bal (2010) - semih kaplanoğlu
    10-duvara karşı (2004) - fatih akın

    en iyi 10 listesine giremese de dünya standartlarında kaliteli olan 10 film
    1-canım kardeşim
    2-ah güzel istanbul
    3-masumiyet
    4-süt kardeşler
    5-sürü
    6-kapıcılar kralı
    7-beş vakit
    8-anayurt oteli
    9-uzak
    10-züğürt ağa

    genel beğeniler dışında alternatif olarak izlenebilecek 10 çok iyi film
    1-ağır roman
    2-kaybedenler kulubü
    3-gemide
    4-yaşamın kıyısında
    5-kadın hamlet
    6-karpuz kabuğundan gemiler yapmak
    7-aaahh belinda
    8-silsile
    9-nefes vatan sağolsun
    10-gizli yüz
  • artık babam ve oğlum kıvamında dram filmlerini yada saçma sapan maskeli beşler kıvamında komedi filmlerini görmek istemediğim ülkenin sinemasıdır.

    bizim niye bir aksiyon macera gerilim bilimkurgu film serilerimiz yok? neden bir bourne serisi, bir transporter serisi çıkmıyor bizden? neden jason statham tarzında oyuncumuz yok? neden peki?

    çok basit: türk sinema oyuncuları tembel. ağlamaklı, acıklı sahneler çekim olarak bir aksiyon film sahnesi çekmekten çok daha kolay çünkü. 2 kişinin karşılıklı ağlaması, acıklı acıklı konuşmaları defalarca çekimi yapılabilecek çekim açısından kolay sahneler.

    ama aksiyon filmi dediğinizde, özellikle bireysel olarak fiziki eforun üst düzey olduğu sahneleri günde belki en fazla birkaç defa çekersiniz.

    çünkü bizim oyuncular 1 sene boyunca dövüş , muhabere, savaş , iletişim, psikoloji eğitimi almazlar. gerek yok çünkü, daya ikili ilişkileri, zengin kız - fakir oglanı, aşkına kavuşamayanı, aşkından öleni, aşkına başkaları tecavüz edeni, aşkına delireni, aşkının aşkıyla aşkını aşk yaşayarak aldatanı, aşkına tur bindireni, aşkını da aşkını da aşkını...

    kimse bütçe falan da demesin. çok fena kalbinizi kırarım:

    serbuan maut - ingilizce adı "the raid redemption"- 1 milyon 100 bin dolara çekilmiş bir 2011 endonezya yapımı aksiyon gerilim filmi. son yılların en iyi 10 aksiyon filminden biridir. imdb top 5000 de. puanı 7,6. 1 milyon 100 bin diyorum, endonezya diyorum. http://www.imdb.com/title/tt1899353/

    tropa de elite -türkçesi özel tim - 4 milyon dolara çekilmiş 2007 brezilya yapımı aksiyon filmi. puanı 8,1, imdb top 5000'de. http://www.imdb.com/title/tt0861739/

    bu iki filmin bütçesi, 18,2 milyon dolar'a çekilen fetih 1453'ün neredeyse 4'te 1'i. dünya tarihinin en büyük olaylarından birini anlatan fetih 1453'ün yeri ise içler acısı. bütçe yok diyecekler için bu örnegi verdim.

    tamamiyle beyin yoksunu bir sinemadır türk sineması. çağın ve dünyanın gerisinde kalmış, tek çekebildigi tür dram ve komedi olan ve bunları da çekilmesi daha kolay oldugu için çeken sinema, bütçe olmadıgından degil. aynı malzemeden çalmak gibi. başrol tiplemelerinin kenan imirzalıoglu ve kıvanç tatlıtug'a indirgenilerek tamamen şekilcilige kaçan bir sinema.

    sen 18 milyon dolara rezil bir film çekiyorsun, adam 1 milyon dolara harikalar yaratıyor. insan utanır biraz.

    yabancı dizi ve filmleri taklit etme sefilliği de bu dediklerimi destekliyor. yaratıcı beyin olmadığı için dışarıdan tutmuş dizileri çek ambalajı değiştir yayınla, yeni bir şey yaratmaya ne gerek var dimi?

    cüneyt arkın'ın yeşilçam'da çektiği tüm aksiyon filmlerinin seviyesine bile gelemiyor günümüz türk sineması. çünkü kimse kıçını kaldırıp da aksiyon çekmeye uğraşmıyor.

    dipnot: hala izlemeyen varsa serbuan maut - (baskin) izleyin ve "düşük bütçeli" bir aksiyon filmi nasıl bir şaheser olur görün.

    dipnot 2: eğer biri bana "ama kurtlar vadisi var kih kih kih" derse , demesin. çok fena saydırırım.
  • sinema sektoru turkiye'de halen 60'li, 70'li yillarin uretkenlik seviyesinde degil, daha az film cekiliyor ve sinema izleyicisi de yine bu doneme gore oransal bazda daha az.. bir taraftan yava$ yava$ guzel yapimlarin gelmesi ile birlikte ozellikle genc nesilde sinemaya kar$i bir ilgi arti$i oldugu, ozellikle gectigimiz 10-15 yillik doneme baktigimizda bir gercek.. fakat $imdi de korsan cd tehditi altinda sinemamiz.. bilet fiyatinin cok altinda bir ucrete filmin cd'sini bulup evde izlenebiliyor, cogaltilip arkada$ cevresinde yayilabiliyor.. hatta filmin vizyona girmesinin uzerinden pek bir sure gecmeden bile bu cd'ler bulunabiliyor..

    ciddi, emek sarfedilerek cekilmi$, tanitimi da saglam olan yapimlarin artmasi ile birlikte ayni paralelde ulkemizde sinema endustrisinin meyvelerinden biri oldugunu du$undugum odul torenlerinin de ciddile$ecegini, aynen bir academy awards, cannes, golden globe, berlin festivalleri gibi hem prestijli hem de dort gozle beklenen yerli ve uluslararasi film festivallerimizin olacagini umut etmekteyim.. sinematurk ve beyazperde web sitesilerinden derledigim a$agidaki liste son yillarda vizyona girmi$ olan turk filmlerinin sirasiyla hangi tarihte vizyona girdigini, dagitimcisini, kac hafta vizyonda kaldigini ve toplam kac biletli seyirci tarafindan izledigini gostermektedir.. (huger, 14.10.2004)

    -------------------------------------------------------------------------

    türk sineması, 2004 yılını rekorlarla bitirdi. kültür ve turizm bakanlığı'nca istatistiklere dayanılarak yapılan değerlendirme, bu sene türk filmlerine giden seyirci sayısı bir önceki yıla göre yüzde 11.5 oranında arttığını ortaya koydu...

    kültür ve turizm bakanlığı'ndan alınan bilgiye göre, 1991 yılında 272 sinema ve 10 milyon seyirciyle yaşama savaşı veren türk sinema sektörü bugün sinema sayısını yüzde 28 oranında artırarak 349'a yükseltti. izleyici sayısını ise yaklaşık yüzde 200 oranında artırarak 29 milyon 500 bine çıkaran sinema sektörü, 207 yerli ve yabancı yapımla bu seyirciyi sinema salonlarına çekti. artışın en önemli etkeni sinema filmlerinin abd ve avrupa ile eş zamanlı vizyona girmesi, sinema salonlarının fiziki yapılarının değişmesi ve klasik işlevlerinin haricinde birer kültür, eğlence ve alışveriş merkezine dönüşmesi oldu. bu çalışmanın gösterdiği en çarpıcı sonuç ise türkiye'deki sinema seyircisinin tercihini yerli filmlerden yana kullanması oldu. türk filmlerinin toplam içindeki payı 1991 yılından bu seneye kadar sadece yüzde 2 artmasına rağmen izleyici sayısı yüksek oranda artarak toplamın neredeyse yüzde 40'ına vardı.

    geçen yıl 188 filme 24 milyon 240 bin 891 izleyici giderek 85 milyon 931 bin 800 dolar gişe hasılatı bıraktı. geride bırakmaya hazırlandığımız 2004 yılında ise 207 yerli ve yabancı yapıma 28 milyon 445 bin kişi gitti ve sinema salonları 125 milyon dolar hasılat elde etti. 2004 yılındaki film adedindeki artış oranı geçen yıla göre yüzde 10.1, türk filmlerindeki artış oranı ise yüzde 21 olarak gerçekleşti. seyirci sayısındaki artış incelendiğinde ise türk filmlerindeki seyirci sayısının bir önceki yıla göre yüzde 115.3 oranında artarken, yabancı film seyircisi aynı dönemde yüzde 10 azaldı. 2004 senesinde türkiye'de 8 sinema salonu açılırken, toplam salon adedi 424'e ulaştı. bununla birlikte türkiye'nin 15 ilinde hala sinema salonu bulunmuyor. araştırmanın sonuçlarında, izleyici sayısındaki artış incelendiğinde ortaya çıkan sonucun kaliteli türk filmlerinin desteklenmesinin ne kadar önem taşıdığının göstergesi olduğu kaydedildi. (kaynak: sinemam.net)

    --------------------------------------------------------------------------
    turkiye'de bir ki$i yilda ortalama 0.4 kere sinemaya gidiyormu$.. bu oran abd'de 5.5' avrupa'da ise 2.5. ulkemizde 2005 yilinda 2004 yilina gore toplamda 3 milyon adet daha az bilet satilacagi tahmin ediliyormu$.. bundaki en buyuk sebep olarak gora, truva gibi buyuk gi$e hasilatlari yapan filmlerin azligi gosterilmi$.. (kaynak: businessweek turkiye, sayi 3)
    --------------------------------------------------------------------------
    sinemalarımızda en çok izlenen filmler ise şöyledir (kaynak: sinematurk.com):

    sıra film ilk gösterim dağıtım hafta seyirci hasılat(tl) ortalama bilet (tl)
    1 recep ivedik 22.02.2008 özen film 31 4.301.641 30.172.270 7.01
    2 kurtlar vadisi irak 03.02.2006 kenda 26 4.256.566 27.434.893 6.45
    3 g.o.r.a 12.11.2004 wb 29 4.001.711
    4 babam ve oğlum 18.11.2005 özen film 75 3.837.876 25.459.383 6.63
    5 a.r.o.g 05.12.2008 uip 9 3.699.746 30.389.114 8.21
    6 vizontele 02.02.2001 wb 49 3.308.320
    7 vizontele tuuba 23.01.2004 wb 23 2.894.802
    8 titanik 20.02.1998 özen film 2.844.022
    9 issız adam 07.11.2008 cinefilm 13 2.724.510 23.022.546 8.45
    10 organize işler 23.12.2005 kenda 29 2.617.452 17.177.922 6.56
    11 hababam sınıfı askerde 14.01.2005 özen film 31 2.586.132
    12 eşkıya 29.11.1996 wb 57 2.572.287
    13 kahpe bizans 21.01.2000 özen film 38 2.472.162
    14 muro - nalet olsun içimdeki insan sevgisine 05.12.2008 özen film 9 2.305.462 18.024.503 7.82
    15 hababam sınıfı 3,5 06.01.2006 özen film 24 2.069.720 12.952.669 6.26
    16 beyaz melek 16.11.2007 medyavizyon 45 2.030.444 14.644.980 7.21
    17 kabadayı 14.12.2007 uip 40 2.002.005 15.331.514 7.66
    18 asmalı konak - hayat 17.10.2003 wb 22 1.790.197
    19 yüzüklerin efendisi:yüzük kardeşliği 21.12.2001 umut sanat 53 1.757.620
    20 hokkabaz 20.10.2006 kenda 22 1.710.212 12.985.183 7.59
    21 truva 14.05.2004 wb 1.692.458
    22 o şimdi asker 21.03.2003 wb 16 1.657.051
    23 hababam sınıfı: merhaba 16.01.2004 özen film 24 1.580.535
    24 the matrix reloaded 16.05.2003 wb 1.470.316
    25 yüzüklerin efendisi: iki kule 20.12.2002 umut sanat 41 1.457.120
    26 altıncı his 04.02.2000 uip 1.428.659
    27 osmanlı cumhuriyeti 21.11.2008 uip 11 1.413.852 11.430.807 8.08
    28 matrix 03.09.1999 wb 1.347.260
    29 komser şekspir 16.02.2001 özen film 37 1.331.462
    30 güle güle 04.02.2000 wb 39 1.275.967
    31 yüzüklerin efendisi: kralın dönüşü 19.12.2003 umut sanat 37 1.250.555
    32 maskeli beşler: irak 12.01.2007 özen film 36 1.239.902 8.601.108 6.94
    33 herşey çok güzel olacak 27.11.1998 wb 41 1.239.015
    34 propaganda 05.03.1999 wb 44 1.238.128
    35 harry potter ve felsefe taşı 01.02.2002 wb 1.173.068
    36 sınav 20.10.2006 özen film 31 1.161.226 7.925.790 6.83
    37 mumya 18.05.1999 uip 1.113.193
    38 harry potter ve sırlar odası 29.11.2002 wb 1.111.378
    39 cesur yürek 22.09.1995 özen film 1.111.249
    40 mustafa 29.10.2008 wb 13 1.100.221 8.504.561 7.73
    41 son osmanlı yandım ali 19.01.2007 özen film 36 1.087.209 7.603.038 6.99
    42 neredesin firuze 20.02.2004 uip 20 1.064.162
    43 deli yürek-boomerang cehennemi 07.12.2001 özen film 35 1.051.352
    44 120 15.02.2008 özen film 39 1.034.725 5.022.256 4.85
    45 da vinci şifresi 19.05.2006 wb 23 1.028.928 7.466.333 7.26
    46 karayip korsanları: ölü adamın sandığı 14.07.2006 uip 10 1.005.052 7.182.112 7.15
    47 keloğlan kara prens'e karşı 06.01.2006 kenda 25 997.238 6.517.326 6.54
    48 karayip korsanları: dünyanın sonu 25.05.2007 uip 26 970.114 7.400.884 7.63
    49 buz devri 2: erime başlıyor 14.04.2006 özen film 38 949.380 6.224.368 6.56
    50 çakal 16.01.1998 uip 938.470
    51 hırsız var! 21.01.2005 uip 32 934.612
    52 matrix revolutions 05.11.2003 wb 912.178
    53 şeytan'ın avukatı 30.01.1998 wb 910.000
    54 gladyatör 19.05.1999 uip 909.486
    55 çılgın dersane kampta 11.01.2008 özen film 22 899.314 6.314.199 7.02
    56 gönül yarası 07.01.2005 wb 38 898.000 5.606.215 6.24
    57 ah mary vah mary 27.11.1998 özen film 883.871
    58 ağır roman 28.11.1997 özen film 873.833
    59 abuzer kadayıf 29.09.2000 wb 17 864.312
    60 okul 09.01.2004 özen film 37 836.521
    61 son samuray 06.02.2004 wb 828.794
    62 aslan kral 20.01.1995 uip 825.833
    63 temel içgüdü 27.11.1992 özen film 818.181
    64 en iyi arkadaşım evleniyor 21.10.1997 wb 810.000
    65 300 spartalı 16.03.2007 wb 16 807.443 6.384.398 7.91
    66 ocean's 11 15.02.2002 wb 799.407
    67 dikey limit 26.01.2001 wb 794.453
    68 çılgın dersane 26.01.2007 wb 28 783.199 5.460.861 6.97
    69 maskeli beşler: kıbrıs 11.01.2008 uip 24 782.604 4.921.376 6.29
    70 maskeli beşler: intikam peşinde 28.10.2005 özen film 15 781.394 4.917.746 6.29
    71 harry potter ve ateş kadehi 18.11.2005 wb 19 764.958 5.061.475 6.62
    72 evde tek başına 2 15.01.1993 özen film 756.722
    73 hemşo 19.01.2001 özen film 11 756.526
    74 cumhuriyet 30.10.1998 umut sanat 54 753.070
    75 örümcek adam 3 04.05.2007 wb 24 737.889 5.671.787 7.69
    76 son 11.01.2002 wb 19 737.006
    77 evde tek başına 19.01.1991 özen film 723.145
    78 mumya dönüyor 18.05.2001 uip 714.887
    79 o...çocukları 16.05.2008 sma 18 713.545 5.307.359 7.44
    80 bebek firarda 25.11.1994 özen film 709.432
    81 harry potter ve zümrüdüanka yoldaşlığı 10.08.2007 wb 18 687.224 5.148.927 7.49
    82 gelibolu 18.03.2005 özen film 28 677.532 3.583.510 5.29
    83 şrek 3 15.06.2007 uip 43 663.139 4.883.103 7.36
    84 rus gelin 07.02.2003 wb 30 657.546
    85 cennetin krallığı 06.05.2005 özen film 24 653.055 4.170.475 6.39
    86 hacivat karagöz neden öldürüldü? 17.02.2006 kenda 19 649.745 4.233.546 6.52
    87 dünyalar savaşı 01.07.2005 uip 22 642.959
    88 eğreti gelin 18.02.2005 özen film 26 638.444 3.812.758 5.97
    89 dondurmam gaymak 24.11.2006 özen film 37 636.823 4.591.559 7.21
    90 kutsal damacana 21.12.2007 özen film 30 627.855 4.514.746 7.19
    91 döngel karhanesi 28.10.2005 medyavizyon 14 624.581 4.265.775 6.83
    92 mutluluk 16.03.2007 kenda 35 590.106 4.537.217 7.69
    93 d@bbe 10.02.2006 özen film 30 539.381 3.308.372 6.13
    94 testere iv 26.10.2007 wb 12 525.005 4.033.158 7.68
    95 ulak 25.01.2008 uip 34 523.745 3.983.320 7.61
    96 testere iii 03.11.2006 wb 13 505.571 3.676.933 7.27
    97 testere v 24.10.2008 wb 13 500.256 3.894.672 7.79
    98 istanbul kanatlarımın altında 15.03.1996 umut sanat-uip 474.571
    99 narnia günlükleri 13.01.2006 uip 31 467.181 3.280.736 7.02
    100 arı filmi 14.12.2007 uip 34 464.487 3.570.616 7.69

    ilk üç gün rakamlari (kaynak: hürriyet gazetesi):

    1- recep ivedik 2 1 milyon 209 bin
    2- kurtlar vadisi irak 1 milyon 99 bin
    3- arog 816 bin 304
    4- recep ivedik 791 bin 514
    5- gora 716 bin 965
    6- asmalı konak 663 bin 965
    7- temel içgüdü 2 610 bin 171
    8- organize işler 583 bin 720
    9- vizontele tuuba 504 bin 219
    10- matrix reloaded 455 bin 190
  • şöyle biraz geriye giderek başlamak istiyorum. ilk türk filmi (aslında ilk kayıt demek lazım) olarak anılan ayastefanos'taki rus abidesinin yıkılışı (1914) kayıptır. fuat uzkınay'ın çekip çekmediği bile belirsizdir. birtakım sözlü ve yazılı ifadenin izi sürülerek böyle bir filmin çekildiği kanaatine varılmıştır. velhasıl aslında elimizde filmin bir kopyası olmadığı gibi, gerçekten çekilip çekilmediğine dair tartışmayı bitirecek herhangi bir kanıt da yoktur. burada benim dikkat çekmek istediğim mesele şu: türkiye'de (abdülhamit osmanlısı yani) ilk film gösterimi 1886-1887 civarıdır. yani 1885'te lumiére kardeşlerin ilk film gösteriminden hemen sonra. aradaki kayıp 28 yıl nedir peki?

    film gösterimi önce sarayda yapılmış, sonra da halka açık gösteriler yapılmıştır. ancak 28 yıl boyunca (coğrafi ve siyasi nedenlerle tartışmalı manaki kardeşlerin yaptıklarını saymazsak ki o da istanbul'da değil zaten) kimse sinemayı, görüntü almayı pek sallamamış. bu ilgisizlik tam gaz devam etmiş ve sinema anca silahlı kuvvetlerin propaganda aracı olarak var olmuştur. birkaç ilk film denemesi ve ardından muhsin ertuğrul. 1922'den 1938-39'a kadar tek başına film yapmıştır ki o nedenle o döneme tek adam dönemi denir ve bazı kıt zekalı akademikler burdan abuk sabuk yorumlar çıkartır da neyse orlara girmeyeyim şimdi. muhsin ertuğrul'un işleri de pek parlak değil açık konuşmak gerekirse. elimizdekilerden izlenebilecek 4-5 filmi var ki zaten filmlerinin çoğu ya ulaşılmaz durumda, ya o dönemki film yapım malzemeleri nedeniyle bozulmuş ya da kayıp.

    yani dünyanın pekçok köşesinde ülke sinemalarının karakter kazanmaya, gelenek oluşturmaya başladığı ve çeşit, içerik ve insan gücü açısından savaşlara rağmen bir düzen tutturduğu dönemlerde türkiye'de 1940'lara kadar sinema üretimi diye bir şey yok gibi nerdeyse. o arada fransa'da melies, amerika'da griffith, isveç'te sjöström, sovyet rusya'da eisenstein falan filan çıkarken ve mesela japonya'da bir ara yılda 800'den fazla yapım çekilecek kadar bir sektör oluşmuşken türkiye'de işlerin emekleme dönemini geçememesi ve yapılan filmlerin içinde orijinal senaryonun çok az olması rastlantısal değil. edebiyatla tanışıklığı tanzimatla başlayan bir ülkede kopyalama döneminden özgün eser dönemine geçmek elbette kolay olmuyor. hele de yapılan her işe kulp takıp icat çıkarma diyecek birkaç dalyarağın her daim hazır bulunduğu bir ortamda, kültürel üretime vakit ayıracak yetenekli insan kaynağının çok kısıtlı olması da işin içine girince, yazılı ve görsel becerilerin birleşmesiyle ortaya çıkan senaryonun üstüne ekip çalışması ve prodüksiyon ve post-prodüksiyon aşamalarının karmaşıklığı da eklenince sinemanın pek bir yere gelememiş olmasının teknik nedenlerini açıklamak zor değil. bunların üstüne her şeyden önce fakirliği de eklemek lazım. osmanlı'dan kalan harabe ülke ve tamtakır bir hazineden başka bir şey değildi. evladı fatihan diye kafa ütüleyen beyinsizler şimdi tv'de gördükleri bol kumaşlı, blur'lü, colour correction'lı kurgu işleri görünce geçmişin perişanlığını algılayamıyorlar ama film, kamera, ışık ekipmanı, kurgu düzeneği falan dışarda üretilen bir malzeme olduğu için bunların alınmasının bile ne kadar sıkıntılı olduğunu, eskilerin filmleri metrajla çektiklerini, yani metre hesabı yaptıklarını bilmedikleri ve merak edip öğrenmek gibi bir dertleri de olmadığı için anlatmaya bazen üşeniyorum. neyse özetle fakirlik ve bir temelin oluşmamış olması bir araya gelince, sinema kıyıda kenarda kalmış bir iş olarak kaldı. taaa o dönemlerde sinema salonlarının hakimi ithal filmlerdi.

    bu durum böyle böyle 50'lere kadar geldi. 1950-1965 arası gibi bence türk sineması bir daha görmemek üzere zirvesini yaşadı. envai çeşit yönetmenden envai çeşit film çıktı ama sonuçta yine dön dolaş melodrama kilitlendik. niye böyle bilmiyorum. elbette tarihsel, coğrafi, sosyal psikolojik falan tonla neden sayılabilir belki ama benim aklım hafsalam artık bu melodram fetişistliğini almıyor. 1960'ların sonuna doğru oluşan yeşilçam ve sektörleşme tabuta çivileri çakmaya başladı. yönetmen, oyuncu, setçi, senarist demeden herkes sistemin piyonu haline geldi. yıldızlar hariç kimse kendini kurtaramadı. öyle böyle değil, eşi benzerine az rastlanan bir sömürü düzeni kuruldu. aynen bugün mesela müteahhit patlamasında olduğu gibi, o dönem de sinemanın ve yerli yapımların para kazandırdığını gören sinemayla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir grup it sürüsü tefeci gibi sektöre girip ortalığın içine ettiler. üç otuz paraya çalıştırdıkları insanlara para yerine vadeli senet verip sonra da paraya ihtiyacı olanların senetlerini vadesinden önce kırıp bir tür kölelik sistemi kuran bu işadamı kılıklılar aslında toprak ağası tiplerdi.

    yerel sinema salonu sahipleri, dağıtıcılar ve yapımcılar yılın belli dönemi biraraya gelip bir önceki yılın başarılı filmlerine bakarak bir sonraki yılın film siparişlerini alıp verirdi. para kimdeyse onun borusu ötüyordu ve paranın sahipleri için sinema sadece bankaya para koyup faiz almak gibi bir iş olduğu için sadece kâr güdüsüyle çalışıyorlardı. ilk bakışta ne var bunda denebilir ama sinemadan aldığını sinemaya vermeden cebine atanların kurduğu tezgah nedeniyle yeşilçam bir güzel battı, üç otuz paraya çalışan ne kadar insan varsa sefil oldu, kimi intihar etti, kimi öldü, kimi evsiz barksız parklarda yatıp kalkar oldu, kimi erotik filmlerde oynayıp ay sonunu getirmeye çalıştı falan ve koca bir sektör çöktü ve nerdeyse yok olmanın eşiğine geldi. türkiye'deki büyük yapımcıların genel karakteristiği beş para etmeyen insanlardan oluşmasıdır. karakter olarak değil, sinema sektörüne yaptıkları, daha doğrusu yapamadıkları katkı nedeniyle diyorum bunu. koca sektörü üç beş çakalın insafına terk edenleri de unutmayalım. hoş, sonra kültür bakanlığı ve hatta eurimages desteklerini nasıl hüplettiğini bir bok yapmış gibi övüne övüne anlatan hırsızlar aldı sahneyi ya neyse.

    80 darbesinden sonra sinema falan kalmadı tabii. 1970'lerde bir avuç nitelikli filmle uluslararası alanda kıpırdanan sinema, hayalete döndü. kişisel filmler, darbe sonrası travmalarla içe kapanan yönetmenlerin iç sıkıntıları falan derken sayıca zaten az üretim varken çıkan işler de bir şeye benzemeyince ortalık amerikan filmlerine kaldı. 1996'da eşkiya çıkınca yerli sinema sektörünün üzerindeki toprak atıldı biraz ve yerli yapımların seyirci çekme potansiyeli olduğu anlaşılınca üretim başladı. ama o günlerden bugünlere ne bileyim nuri bilge ceylan, zeki demirkubuz, derviş zaim gibi normalde kolay kolay sektörün barındırmayacağı insanlar film yapabilir hale geldiler. neden öyle dedim? çünkü filmi yaparsınız da dağıtmazlar, öyle yaptığınız filme sarılıp uyursunuz geceleri. yani bu tür 2000'lerin yeni sinemacıları film yapıp bunların gösterildiğini de görebildi. bunu şunun için söyledim: bugün geldiğimiz noktada 70'lere dönmüş gibiyiz. yukarıda saydığım ve başka isimlerin de eklenebileceği sinemacılar artık eski alanı bulamıyor.

    tam da 50 ve 60'larda olduğu gibi türk filmlerinin "müşteri" çektiğini fark eden kodamanlar sektörü ele geçirmeye çalışıyor. önce bkm tuttu suyun başını. ne kadar uyduruk ve sadece para için çekildiği bir bakışta anlaşılan film varsa yaptılar ve salonları doldurdular. normal şartlar altında kimin ne yaptığından bana ne? ama sorun şu ki yapım ve dağıtım şirketleri salon zincirleriyle anlaşma yaparlar ve gösterim programı oluşturulur. bilin bakalım belli yerlerden onay almamış filmlerin başına ne geliyor? gösterilmiyorlar ya da kıyıda kenarda kalmış bir avm'nin ölü saatlerinde bir hafta afişe çıkarılıp batırılıyorlar. bkm yetmezmiş gibi bir de mars group çıktı sonra. bunlar da anlaşma yaptıkları yapım şirketleriyle öyle bir çalışıyorlar ki daha senaryo aşamasında filme karışıyorlar. oyuncu seçimi falan derken gişeden azami pay çıksın diye filmin her haltında söz sahibi oluyorlar ve ortaya aynı 70'lerde olduğu gibi aynı oyuncuların döne döne oynadığı birbirine benzer hikayelerin aşağı yukarı benzer mekanlarda ve benzer bir tarzda çekildiği filmler çıkıyor. bu işin sonunun nereye gideceğini görmek için müneccim olmaya gerek yok. yeşilçam'ın kokuşmuş ruhu teelvizyonda yaşıyordu, şimdi sinemada da yaşıyor. pekçok sinema filmini gözlerinizi kapatıp izleyebilirsiniz. bir deneyin, gözler kapalıyken bile filme hakim olduğunuzu göreceksiniz. bunu kalburüstü bir filmde yapamazsınız.

    sinema para isteyen bir iş. o nedenle parayı veriyorsam düdüğü çalarım diyenler genelde eninde sonunda sektöre hakim oluyorlar. hâlâ sorun ne diyen varsa özetleyeyim. rakip çıkmasın diye dağıtım ağına dahil etmeyerek, zincir salonlardan dışlayarak farklı film, yönetmen, oyuncu ve yapım şirketinin çıkmasını engelliyorlar. bu işin adı budur, engellemek, yani yaşatmıyorlar. seyirciyle buluşmasını engelledikleri her film, o türde yapılabilecek başka bir filme kaynak bulunamaması demek. bu da uzun vadede eldeki insan gücünün azalması ve kopyala yapıştır işlerden sonra sektörün daralması demek (ki aslında dertleri rakip çıkmasın). hollywood gerizekalı değil. bağımsız yapımlara, küçük bütçeli filmlere destek oluyorlar ki yeni oyuncu, yönetmen, yapımcı, kurgucu, şu bu çıksın ki kendi yapımlarının daha iyi olması için ileride insan kaynağı akışı kesilmesin. bu basit ufuk bile yok mevcut yapım ve dağıtım şirketlerinde çünkü sektör de umurlarında değil. nasıl ki şirketler farbrikalarını kapatıp rant var diye inşaata yöneldilerse, arsa satıp müteahhit olanlar patlama yaptıysa, sinema sektörü de böyle tiplerin elinde. böyle tipler de ülkenin genel halinin özeti elbette. onlar da bu ülkede işler böyle yürüyor ne yapalım savunmasını ceplerinde hazır tutuyorlar. fakat bu durum önümüzdeki sorunun niteliğini değiştirmiyor. bir kez daha yapım ve dağıtım tekeli oluşturmaya çalışan, sektörün köşe başlarını tutanların birbiriyle anlaşmasıyla sadece belli tür işlere hayat hakkı tanıyan bir sistem kuruldu ve gün be gün türk sinemasını öldürüyorlar. bakmayın siz bazı filmlerin yurt dışında ödül falan aldığına. o sektörün güçlü olduğunu değil, tırnağıyla kazıyan yetenekli insanların henüz yok olmadığına işarettir. bu politik iklimde ve toplumsal sığlıkta yakında o da kalmaz.
  • 1987 yılı altın portakal adayları;
    anayurt oteli, asılacak kadın, asiye nasıl kurtulur, beyoğlu’nun arka yakası, biri ve diğerleri, hayallerim, aşkım ve sen, her şeye rağmen, gramafon avrat, katırcılar, muhsin bey, ses, teyzem

    türk sineması nereden nereye geldi. 1987 yılında insanların cebinde beş kuruş para yoktu. sansür had safhadaydı. sinemalar rezil durumdaydı. içerisi dökülüyordu. sadece üçüncü sınıf karate filmleri ve 2 yıl geriden vizyona giren hollywood filmleri oynuyordu. buna rağmen hala hepimizin aklında kalan filmler 1987 yılında çekilebildi. bugün para var, sansür yok, sinemalar birinci sınıf ve pırıl pırıl. altın portakalı adayı filmlerden bir tanesi aklımda kalmadı. 1970'lerin ikinci yarısında yaşadığı seks filmleri döneminde bile muhteşem filmler çekmeyi başarmış türk sineması iflas bayrağını açmıştır.
  • önder çakar'a takva filmi üzerine yapılan bir söyleşide şöyle bir soru sorulur; "neden şeyh rolü için almanya'dan bir oyuncu ile çalıştınız?" cevabı türk sinemasındaki oyuncularımızın profesyonellik anlayışını çok iyi özetliyordu;

    "türkiye'de 60-65 yaşına gelip de alkolden yüzü çökmeyen aktör var mı?"
  • son dönemlerde film afişlerinde bir kelle sevdası olan sinemadır. istisnalar dışında geneli böyle gibi...

    örneklemek gerekirse:

    http://upload.wikimedia.org/…e/devrim_arabaları.jpg

    http://upload.wikimedia.org/…/25/anlat_istanbul.jpg

    http://upload.wikimedia.org/…/e5/babam_ve_oğlum.jpg

    http://upload.wikimedia.org/…a/tr/6/64/kabadayi.jpg

    http://upload.wikimedia.org/…tr/9/9f/av_mevsimi.jpg

    http://upload.wikimedia.org/…/tr/9/9a/gora_afiş.jpg

    e elin oğlu da film çekiyor, afişinde bu kadar kelle yok be arkadaşım!?!?
  • gazeteye bakıyoruz, hürriyet'te yavuz bingöl'ün pozları.

    televizyona bakıyoruz, kanal d'de şahin k.

    2011 yılında türk sinemasının geldiği durum budur. tarihe not düşülsün.
  • turk sinemasinin bir yere gittigi yok. siz gelip burada "deliha cok boktan bir filmdi" diye not duserseniz de turk sinemasinin gittigi yer hakkinda ahkam kesme hakkiniz yok. on kilometre oteden ben boktan bir filmim diye bagiran videolara ne diye para veriyorsunuz? makul bir aciklama var mi? kiz yemek icin falan mi? peki ya reha erdem filmleri neden belli basli salonlarda gosteriliyor? seren yuce neden yeni bir film icin onca zaman beklemek zorunda kaliyor? tolga karacelik neden gise memuru gibi bir filmi belki de bir daha cekemeyecek? inanin bana hepsi sizin gibi kisisel zevkleri olusmamis, sinemayi ozel efektten ibaret goren sahislar yuzunden. ne istedigini bilen kimseler icin bir madendir turk sinemasi. kendiniz calar kendiniz soylersiniz anca.