şükela:  tümü | bugün
  • başında türk olmasıdır.
  • kendi köyüm için konuşuyorum; tembellik.

    yılda bir defa tarlamı ekeyim biçeyim sonra tüm yıl yatayım.

    ineklerde kendi otlasın büyüsün sonra litre litre süt versin.

    he canım sonra gelişsin.
  • her sektorumuzde oldugu gibi, ithalata muhtac olmasi, ithalatla uretim yapabilmesi.
  • öncelikle tarım ve hayvancılık diye bir ifade olamaz, tarım ekim-dikim işlerinin yanında zaten hayvancılığı da kapsar.

    türkiye'deki belediyeden sanayiye, akademiden sanata kadar hemen herşeyin en büyük sorunu tembellik. insanların birey olarak tembel olmasından ziyade bir tembellik kültürü yerleşmiş durumda. bu inanılmaz verimsiz çalışmamıza sebep oluyor. bu tembellik kültürünü yenmediğimiz sürece ne olursa olsun gelişmiş bir ülke olma şansımız yok.
  • sebze meyve için konuşursak; değnekçi olarak tabir edilen, üreticiden 5 liraya alıp komisyonculara 10 liraya satan erişilebilirliği sağladığı için üreticinin iki üç katı para kazanan adamlardır. bunlar hem tüketicinin hem de üreticinin cebindeki paraya göz diken sülükler.

    hayvancılığa gelirsek gittikçe küçülen otlaklar, meralar ve orman vasfını yitiren alanlar. kısacası şehirleşme.
  • türk tarımının önündeki en büyük sorun ölçek ekonomisidir.
    1-,tarım yapılabilecek alanlar miras yoluyla küçülmüş ve hane gelirini oluşturmayı bırakın hane halkına yük olmaya başlamıştır, araziler ya satılmış ya da tarım yapılmamaktadır.
    10-20 dönüm arasında tarım yapmak 4 kişilik bir aileyi geçindirmez.
    2- tarım yapılabilir tarlalarda tarım yapmaya upraşanlar için de girdi maliyetleri çok yüksektir. üstelik üreticinin fiyat oluşmasında pek bir etkisi yoktur.
    siz bir mal ürettiğinizde maliyetiniz üzerine karınızı koyarsınız öyle satmaya çalışırsınız. köylünün böyle bir şansı yoktur.
    girdi maliyeti demişken elektrik+mazot+su+ilaç gübre maliyetleri yüksektir.

    3- hayvancılık yapanlar da ölçek ekonomisine uygun değillerdir. türkiyede hayvancılık işletmelerinin ortalama hayvan sayısı on civarındadır.
    dolayısıyla yem maliyetlerini bu işletmelerin karşılaması mümkün değildir.

    500 baş altında et, 500 baş altında süt büyükbaş hayvancılığında karlı değildir. üstelik kaba yemi üretecek araziniz yoksa bu bile karlı olmayabilir.
    türkiyenin büyük çiftliklere ihtiyacı var. küçük işletmelerle hayvancılık buraya kadar.
    iflas etmiş bir politikayı desteklemenin anlamı yoktur.
    türk hayvancılığı ölçek ekonomisine geçmedikçe sittin sene kurtulmaz.
  • mülakat şuradadır: türk tarımı nasıl çökertiliyor

    ziraat mühendisleri odası genel başkanının beyanına göre, şu sıralarda, türk tarım ve hayvancılığının başlıca sorunları şunlardır:

    enflasyonu zaptetmeyi beceremeyen idarenin kolaya kaçıp, tarım ürünlerinin ithalatında gümrük vergilerini % yüz otuzlardan % yirmilere kadar (nispi oranlardır) indirmesi.

    meraların sanayi hamleleri esnasında iç edilmesi; malına, davarına yem bulamayan besici için gdo'lu âdi yem ithalatına korkunç miktarda para saçılması.

    yanlış idari bölge tanzimi yaparak köyleri mahallelere çeviren idarenin, bu işe karşılık şehre kaçan eski çiftçileri, üreticileri işlevli kılamaması; bu konuda da adamakıllı bir çalışma yapmak yerine, kolaya kaçıp ithalata yönelmesi.

    verimli arazilerin de sanayi hamleleri esnasında iç edilmesi. (15 yılda 3,5 milyon hektar tarım arazisi kaybı)

    tabii, bunlar zmo genel başkanının dikkat çektiği hususlardı. bir de şu vardır: memleketin en iyi 10 üniversitesi bünyesinde bir tane tastamam ziraat mühendisliği kürsüsü yoksa, o zaman nitelikli ve yetkin adamlar yetiştiremezsiniz. benim bildiğim kadarıyla, ne boğaziçi, itü, odtü, ne de sabancı, koç ziraat mühendisi yetiştirir. fikrimce, başlıca sorun vasıflı işçilerimizin olmamasıdır.

    çukurova, ankara ve ege üniversitelerinin tarım bölümlerinden çıkanların pek azının tarım sektöründe iş kurduğu veya istihdam edildiği gerçeği de hesaba katılınca, işin öğretim ayağında başlayan bozukluğunun daha da ileri seviyede olduğu anlaşılabilir.