şükela:  tümü | bugün
  • lisansta ezberler. yüksek lisansta ezberler. doktorada ezberler. dersleri kağıttan okuyarak anlatır. sınavları ezbere dayalı yapar. öğrencilerle iletişime girmez, kendini komutan zanneder.

    ve sonra bilimle ilgili nutuk atmaya yüz bulur.
  • dersinde 'belirlenmiş sınırların' dışına çıkmak imkansız gibidir. hiçbir dersinde çözülmemiş bir problemden bahsettiği görülmez. araştırılmayanı araştırmaya teşvik etmez.

    "bu neden böyle" sorusuna "çünkü öyle" cevabını verecek bir profil çizer.
  • çoğunluğu için konuşmak gerekirse, öğretmekten ziyade egolarını tatmin etme çabası içindedirler.
  • beni çok güldürür. elinde iskambil kagitlari gibi bir deste kagit vardir, onunde turkcesi, arkasinda ingilizcesi yazan ezberleme kagitlarindan. ben anlamadiydim bastan, "ne ki len bu pitir pitir okuyorlar servislerde mervislerde alla alla" diye meraklandiydim. sonradan ogrendim, kelime ezberleme kagidi.
    ahahahaha.. kabzimallar. ahahahah.. seksen sene muzik dinleme, guzel guzel dunya muzikleri yanindan gecsin gitsin, anana sovuollardir bunlar ne dinliosun? hooarrk hooaark diye cemkir, metal dinleyene satanist de, oburlerine birsey de, tuhaf arabesk deryasinda bogul, daha dogrusu o bile birsey yine, muzik dinlemis hic degilse en azindan, oyle dangoz gibi yasa, altyazili diye filmlere dizilere bakma, sanatin hic bir dali ile ilgilenme, bransin disinda birsey ogrenmeyi zul say, ondan sonra da vay efendim kpds cok zor, uds yuzunden surunuyorum de. ahahaha. igrenc.
    sozum genc yaslarinda kpds-uds calisan ve bu is icin kelime ogrenmeye calisan genc arkadaslarimizi germesin lutfen. ne guzel iste, agac yas iken egilir. yoksa 40 yasi devirip ya da 40 a merdiven dayayip, evlenmis, coluk cocuga karismis, akademik hayat disinda her zki zamaninda yapmis, hasbelkader universiteye girmis sonra da kendini "hoca"dan saymis ve haaaala tek bir dil dahi ogrenemeyen engin kisilere.
    tek meslekleri kahvede okey oynamak, avradin gotunde alisverise gidip gezmek, ya da evde gun yapip pasta borek yemek olacakken zorla ya da torpille universiteye girmis sahsiyetlere.
    bir de kompleks yarabbim bir de kompleks, telefon acinca "alo? ben xx hoca" demeler falan. ay ben kusariiim, ayyy.
  • itiraz kabul etmez. lafınızı ağzınıza tıkamaya çalışır, sınav kağıdınıza bakmanızı bir hak olarak görmekten ziyade, "hadi iyisin bak yine gösteriyorum" tadında algılar. otoriterdir, mekânın adı üniversite olmasa cetvel çıkarıp avucunuzu açtıracak zihniyete sahiptir. öğrenciye bilgi aktarmak için kendini geliştirmek adına en ufak bir istek duymaz. kendini geliştirmez. kendini sorgulamaz. tek suçlu öğrencidir, öğrenci tembeldir, öğrenci haylazdır, öğrenci aptaldır; çünkü kendisi mükemmeldir.
  • gideceği seminer, konferans vs. gibi toplantıları tatil yapmak istediği yerlere denk getirir. içeriği hiç önemli değil. sürekli eğitim ve kişisel gelişim şart sloganı altında iyi vakit geçirmek, yeni yerler keşfetmek, farklı yüzlerle tanışmak, yemek, içmek.. oh.. sunum falan bahane, gezmek şahane valla!

    --- spoiler ---

    o değil de gelecek ay malta'da deniz mi kaplumbağadan çıkar yoksa kaplumbağa mı denizden çıkar konulu bir sempozyum varmış. napak katılak mı kanka? *

    --- spoiler ---

    z.ö.'den gelen edit büdüt düdüt: bunca yıldır akademik ortamdayım, birsürü akademisyen arkadaşım, hocam, akrabam var bir tanesi de çıkıp "aman helen'cim ne ayıp, ne kaka, tüü" demez şu yazdığıma. söylediklerimden kimi tenzih edeyim bilemedim valla.
  • plagiarism konusunda uzmanlaşmıştır. herkes birbirinin tezinden apartır, biraz değiştirir, sonra gelsin doktorluklar, doçentlikler, profluklar...

    bir işimiz de düzgün olsun be...
  • 657'ye tabi devlet memurudur. sabah 8 akşam 5 çalışır. her ay 15'inde trink yatar maaşı zaten. bi de akşam eve gidince kafası rahat olur.
  • turkiyede egitim goren, elestiri ve hatta ozelestiri nedir bilmeyen, turkiyede daha cok surunmeye mahkum, dunyadan haberi olmayan ogrencinin elestirdigi akademisyen. hadi akademisyeni begenmiyorsun anladik, peki sen hic kendine isim vermeyi denedin mi ?
  • genel anlamda çalışmamak ile eleştirilmesine rağmen, uluslararası arenada saygın yayınlar yapanı bile otoriter zihniyeti içselleştirmiştir. "bu var ya bilmem nereden gelmiş" denilen, "çok ünlü bir araştırmacıymış" diye öğrenci muhabbetlerine malzeme edilenleri bile, klasik refleksleri sergiler, öğrencinin küpesinden, türbanına karışır; derste yaratıcılığa, yerleşmiş kalıpların dışında düşünmeye değil, itaate, kurallara uymaya vurgu yapar.