şükela:  tümü | bugün
  • lisansta ezberler. yüksek lisansta ezberler. doktorada ezberler. dersleri kağıttan okuyarak anlatır. sınavları ezbere dayalı yapar. öğrencilerle iletişime girmez, kendini komutan zanneder.

    ve sonra bilimle ilgili nutuk atmaya yüz bulur.
  • istanbul'un güzide üniversitelerinden birinde araştırma görevlisi olan arkadaşımın doktora tez savunması olduğu gün, jürideki hocalardan biri, kendisi 2 gün öncesinden aranarak yer ve saat teyit edilmiş olmasına rağmen 1 saat gecikiyor. zor bela geldiğindeyse ilk olarak tezin ilk sayfasına ilişik olması gereken ve "davetiye" niyeliği taşıyan evrağın eksikliğinden yakınıyor. arkadaşımsa söz konusu evrağı haftalar öncesinden kendisine verdiğini ve orada da bir kopyasının bulunması gerektiğini söylüyor.
    hoca bu kez de tezle ilgili olumsuz ama alakasız bir eleştiri yapıyor. arkadaşım da "hocam, ben o konuyu çalışmadım ki" diyor şaşkınlıkla. neyse ki soğukkanlı davranıp durumdaki garipliği farkediyor ve hocanın önündeki tezin kapağına bakıyor. anlaşılıyor ki adam geç gelmekle kalmayıp arkadaşımınkinin yerine başka birinin tezini kapıp gelmiş. ortada tez bile yok anlayacağınız!
    işin en acı kısmı da, tüm bunlarla birlikte, arkadaşımın aylarca götünden kan gelerek, binbir emekle yazdığı tezi hocanın daha önce hiç okumamış olduğunu anlamak.

    ve bu adam arkadaşımın doktora yaptığı bölümün başkanı!

    türk tipi akademisyen tam olarak budur, dağılabiliriz.
  • dersinde 'belirlenmiş sınırların' dışına çıkmak imkansız gibidir. hiçbir dersinde çözülmemiş bir problemden bahsettiği görülmez. araştırılmayanı araştırmaya teşvik etmez.

    "bu neden böyle" sorusuna "çünkü öyle" cevabını verecek bir profil çizer.
  • ingilizce seviyesinin belirlenmesinde türklere özel bir sınav kullanılır ki ingilizler için bile tuhaf bir sınavdır.(bkz: yds)
  • iü modelleri fazlasıyla can sıkan tür. odalarında bulamadığın yetmiyormuş gibi maille de ulaşamazsın. derse gelmeyeceklerini derste öğrenirsin, yurtdışına bir konferansa katılmaya giderler yerine kimseyi koymazlar haftalarca derslerin boş geçmeleri hiç umurlarında değildir.

    tezlerini kitap haline çevirip derslerde ve sınavlarda sorumlu tutarlar. kötü dilleriyle ve anlaşılmayan cümleleriyle konulara açıklık getiremedikleri bu tezlerle nasıl akademisyen oldukları da bir muammadır.
  • çoğunluğu için konuşmak gerekirse, öğretmekten ziyade egolarını tatmin etme çabası içindedirler.
  • gideceği seminer, konferans vs. gibi toplantıları tatil yapmak istediği yerlere denk getirir. içeriği hiç önemli değil. sürekli eğitim ve kişisel gelişim şart sloganı altında iyi vakit geçirmek, yeni yerler keşfetmek, farklı yüzlerle tanışmak, yemek, içmek.. oh.. sunum falan bahane, gezmek şahane valla!

    --- spoiler ---

    o değil de gelecek ay malta'da deniz mi kaplumbağadan çıkar yoksa kaplumbağa mı denizden çıkar konulu bir sempozyum varmış. napak katılak mı kanka? *

    --- spoiler ---

    z.ö.'den gelen edit büdüt düdüt: bunca yıldır akademik ortamdayım, birsürü akademisyen arkadaşım, hocam, akrabam var bir tanesi de çıkıp "aman helen'cim ne ayıp, ne kaka, tüü" demez şu yazdığıma. söylediklerimden kimi tenzih edeyim bilemedim valla.
  • itiraz kabul etmez. lafınızı ağzınıza tıkamaya çalışır, sınav kağıdınıza bakmanızı bir hak olarak görmekten ziyade, "hadi iyisin bak yine gösteriyorum" tadında algılar. otoriterdir, mekânın adı üniversite olmasa cetvel çıkarıp avucunuzu açtıracak zihniyete sahiptir. öğrenciye bilgi aktarmak için kendini geliştirmek adına en ufak bir istek duymaz. kendini geliştirmez. kendini sorgulamaz. tek suçlu öğrencidir, öğrenci tembeldir, öğrenci haylazdır, öğrenci aptaldır; çünkü kendisi mükemmeldir.
  • kesin torpillidir. bir kaç istisna hariç çok çok büyük bir çoğunluğu öyledir. torpiline sıçtığım ülkem.
  • türkiye'de doktor ne kadar doktor, avukat ne kadar avukat, siyasetçi ne kadar siyasetçi, insan ne kadar insan, aydın ne kadar aydınsa bir akademisyen de o kadar akademisyendir. "ne kadar ekmek o kadar köfte" ya da daha kaba ve daha doğru bir tabir ile "öyle göte böyle yarrak".