şükela:  tümü | bugün
  • ocak: ocak
    gücük: şubat
    yelin: mart
    açaray: nisan
    gülay: mayıs
    bozaran: haziran
    biçim: temmuz
    derim: ağustos
    verim: eylül
    ekim: ekim
    kasım: kasım
    aralık: aralık
  • ay isimlerinin türkçeleştirilmesinde tarımsal faaliyetlerin ön plana çıktığı görülmekte. bozarmak (bozaran), biçmek (biçim), dermek (derim), verim, ekim isimleri bu minvaldedir. tarım toplumu kimliğini kaybetmiş, sanayileşme yolunda ilerleyen ve paralelinde teknoloji ve sibernetik kavramların istilasında olan; vergilerle, kredilerle başı dertte olan bir ülkede günlük hayata daha pratik etkileri olan kelimelerin seçilmesi anlamlı olacaktır. bu bağlamda, ocak (zam-ay) - şubat (aşk-ay) -
    mart (vergi-ay) - mayıs (cop-ay) - haziran (öss-ay) gibi ay isimlerinin kullanılmasını doğru buluyorum. tarım toplumu değiliz ki ekimi, dikimi anlayalım.
  • cümle içinde küçük harfle başlarlar.
    örn: bu haziran yine kıbrıs'a gidiyoruz.

    ancak tarih belirten bir rakamla birlikte kullanılınca büyük harfle başlarlar ve gelen ekler kesme ile ayrılmaz.
    örn: 1999 senesi ağustosunda, 12 ağustos 1987 (görünmez bkz. verilen a'ları büyük varsayınız.)
  • ic anadolu'da karâş(karakis), zehmeri, gücük, april diye giden bir ay silsilesi de vardir. birebir 30-31 gunluk aylara denk geldigini sanmiyorum. daha farkli bir zaman araligi olarak degerlendirilse de ay olarak isimlendiriliyorlar.
  • nedense 1945'te evvel/sani içeren ayların (bkz: teşrinievvel) (bkz: teşrinisani) (bkz: kanunuevvel) (bkz: kanunusani) türkçeleştrilmesi ile gerçekleştirilen olay. niye sadece bunlarla yetinildi? ilk/son olayı kafa mı karıştırıyordu da o mu bahane edildi acaba diye düşündürür.

    not: bazen ilkkanun/sonkanun, ilkteşrin/sonteşrin dendiği de görülüyor. ilk/ikinci şeklindeki kullanımın ta asur takvimine kadar gitmesi de ilginç.
  • dilimin en mubareği dilber ay