şükela:  tümü | bugün
  • geleneksel olarak, türk toplumunda kadının rolünün erkeğe yakın konumlanmasından ileri geldiğini düşündüğüm durum.

    hem devlet işlerinde hem de sosyal hayatta kadın erkekle birlikte var olduğundan, bu durum dilde de karşılığını bulmuş ve isimlendirmelerde cinsiyet ayrımı yapılmamıştır.

    gökçe, deniz, uğur, emre...

    ancak islamın kabulünden sonra kadının rolünün değişmesi ile birlikte isimler de araplaşmış ve cinsiyet kazanmıştır.

    edit 1: hatali baslik icin ozur dilerim. moderasyon duzeltirse super olur.

    edit 2: atesit ve milliyetci vurgusu/genellemesi gecerli degildir. cok guzel aciklamalar okudum asagida ve biraz daha aydinladim tesekkur ederim. islamin rolu burada dogrudan degil dolaylidir. yani yerlesik hayata gecme ve yarattigi toplumsal etkiyle sosyal yapiyi evirmis ve kendisine benzetmistir. dogal bir etkilesimdir. bu degerlendirmeyi yapmak icin turk ya da turkcu olmak gerekmez. gocerler poligami ve kadinlari eve daha bagimli kilma luksune sahip degildir. modern sozcugunun anlamini bilen biri olarak zaten "turkler daha moderndi" gibi bir cumle kurmam. toplumsal yapi geregi kadinin rolu erkege yakindir ve isimlerde de bu goze carpmaktadir. temel onermem bu.
  • (bkz: sekülerizmin bilimsel çalışmalar için önemi)

    dinler toplumlara öğretirken, toplumlardan da öğrenirler. ortada din karşıtı bir iddia yoktur, toplumsal ve tarihsel bir çıkarım söz konusudur. hatta poligami örneğiyle de pekiştirilebilir.

    mevzu bahis kadının konumu, dinler ve toplumlar tarafından kolayca etkilenebilir. ilk entry'de bahsi geçen durum da tarihsel bir bakış açısıyla kolayca tayin edilebilecekken çok kıymetli suserler tarafından kısa bakınızlarla ayarlanmaya çalışılmış.

    bir diğer değişle: yalan mı amk
  • (bkz: türkçede)
  • islamcıların ağladığı gerçek.

    anca ağlayın aq, argüman var mı yok, ama hep mağdur hep.

    yalansa getir koy argümanını ispatla, he yoksa o zaman ağlama.
  • (bkz: hüsnü)
    (bkz: hüsniye)

    hani yoktu?
  • doğru önerme.

    ayrıca ingilizce'de "he, she", almanca'da "er, sie" gibi cinsiyetçi şahıs ekleri varken, türkçe'de böyle bir ayrım yoktur. bu durum, tamamen dilin ilk ortaya çıktığı ve gramer aşamasına geçtiği dönemin kültürel koşullarıyla alakalıdır.

    yani buradan şunu çıkarabiliriz: türkçe dili ortaya çıktığında kadın-erkek eşit değer görmüştür. belki de şu ankinden daha eşit. avrupa dilleri ise tam tersi iken, bugün kadına verdikleri değer ortada.

    not: yukarıda yazılanların bilimsel bir dayanağı yoktur. şahsi düşüncelerimdir. dilbilimciler doğrusunu açıklarlarsa iyi olur.
  • gayet basit açıklaması vardır; türklerde kadın erkek eşittir, ayrım yoktur. isimlerin ve nesnelerin cinsiyetinin vasıf olarak bir önemi yoktur.

    ama arapçada bir kelimeyi dişilleştirdiğiniz de aynı anda çoğullaştırırsınız. yani çoğalabilmek için dişi olmalıdır (bkz: doğurmak).