şükela:  tümü | bugün
  • bir zamanlar cok az calisani ve cok yogun hatlari olmasindan dolayi 1 saat 47 dakika sureyle sabirla, hic usenmeden, kendimi kucultmeden* telefon basinda bekledigim musteri kanali. bugun ermis bir kisiysem kendilerinin payi buyuktur.
  • asla digerleri (bkz: aria mu$teri hizmetleri) gibi olmami$ ve buyuk olasilikla da olamayacak ve turkcell'in sonunu hazirlayacak varliklar surusu...
  • 444 0 532
  • (bkz: global call center) tarafından güneşli* tarafında görünümü pek güzel olmasa da içi oldukça modern olan ve modern bir hapishane görünümü veren güzel ortamda nispeten düşük maaşla çalışan gençlerin oluşturduğu topluluk. çeşitli isimlerde salonları vardır adları hatırımda değilse de oralara dağılırlar.
  • az once aradigimda "telefonunuzun marka ve modelini alabilirmiyim" diyen hatun kişi öğrendikten sonra "zimıns" diyip beni deli etmiştir. yardımcı olamayışı da ayrıca kudurtmuştur beni.
  • websayfalari gibiyse hizmet gormek isteyen musterilere allah sabir versin.
  • sorunu anlattiginiz zaman israrla telefona yada telefon uzerinde calisan yazilima* suc bulan dandik musteri hizmetleri. telefonu acan kisiye teknik servisten biriyle gorusebilirmiyim diyince de "buyrun ben yardimci oliim sorun neydi" diyen elemanları var. ah be kardeşim bende isterim sen yardımcı ol ama bağliyacaksın işte paşa paşa.
  • bir sürü hizmet içi eğitimle zoraki kibarlık hastalığına tutulmuş gariban öğrencilerin, ekseriyet gençlerin çalıştığı yer.
    telefonda paldır küldür konuşan benim için pek fazla steril konuşuyolar. geçen gün aradım mesela, korkut diye biri çıktı. aman allahım.
    ilk beş dakika japonlar gibi selam-sabah faslıyla geçti. karşılıklı iltifatlar filan. hani kız olsam adam beni yemeğe çağırsa o saat varacağım.
    "sizi 30 saniye bekletebilir miyim" dedi, "35 olsun yeğenim senden kiymetli mi" cümlesi dilimin ucuna geldi. geri döndüğünde "sizi 30 saniye beklettiğim için özür dilerim" dedi. "rica ederim 30 saniye mühim değil" dedim. eyvallah demeye kalmadan "başka bir arzunuz var mı" faslı başladı ki, yok dedikçe adamın üstüne geliyor. "hadi hadi vardır da söylemiyorsun" imalı laflar geçti.
    şeytan dürttü, o an "var ulan üfle ahizeye bir taraflarımız serinlesin" deyip telefonu aşağı taraflara indirmek geldi içimden ama yapamadım. derdimi de çözdüler. ne isteyeyim. veda faslı da bir hayli uzundu. tekrar görüşelimler, adresimi vereyimler, bir mail atarsın artık cümleleri geçmeden neyse ayrıldık hattan.
    ama yazık o insanlara ki zor koşullarda çalışıyorlar.
  • konuşmaların 3üncü kişilerce dinlenip belli kriterlere göre değerlendirildikten sonra prim olarak maaşa yansılıtıldığı customer service dir. tabi bu sayede delikanlılık bozulur, hatta küflenir.
  • adsl destek hattının, yanında zemzemle yıkanmış kaldığı robotlar sürüsü. adsl destek hattındakiler en azından insan, insan "anlamıyor zavallı, n'aapsın" diye üzülüp kapatıyor. bunlar ise, ezberletilmiş klişeleri tekrar eden papağanlar. insanın ne dediğini yarım yamalak dinleyip, repliklerini söylüyorlar veya kağıttan birşeyler okuyorlar. "kardeşim, ben onu sormadım, başka şey soruyorum, dinlesene" falan diye kesmeye çalışıyorsunuz, duymuyorlar.

    en sonunda sinirlenip, ciyak ciyak bağırmaya başlıyorsunuz, hala karşısındakinin çileden cıktığını algılayamayıp, tepkisizce "sizi hede hödöye bağlıyorum efendim, beklediğiniz için teşekkür ederim" deyip, insanı iyice zıvanadan çıkarıyorlar.

    bu nasıl bir eğitimle sağlanır, bunlara telefon başına oturmadan hap mı yutturuyorlar, yoksa androidler endüstriyel skalada üretilmeye başladı da, benim mi haberim yok, bir türlü içinden çıkamıyorum.