şükela:  tümü | bugün
  • cok farkli ulke insaniyla ahbaplik ettim ve hala ediyorum. yanlarinda cogu kez telefonla turkce konusmuslugum oldu turk arkadaslarinla. onlar da kulak misafiri oldular bu konusmaya ve turkcenin fonetigini duydular cogu kez. sorarim genelde bu arkadaslara sizce turkce nasil ve fonetigi hakkinda ne dusunuyorsunuz? diye. cogunun dedigi sey su "dilinizin fonetigi sanki bir kus tatli tatli otuyormus gibi ve cok sakin". benim deneyimim bu. cok defa duydum bu ve benzeri seyleri farkli ulkelerinin insanindan. oyle...
  • ilk başta türkler arapça konuşuyor sanan avrupalılar türkçe bir muhabbeti dinlediklerinde bu dilin çok daha yumuşak ve kulağa hoş geldiğini fark ediyorlar. türkçede, arapça ya da fransızcadaki gibi gırtlaktan telaffuz fazla olmadığı için ve slav dillerindeki ya da almancadaki gibi agresif tınılar bulunmadığı için türkçe kulağa daha bir yumuşak geliyor. esasında farsçayı duyunca da kulağa aynı şiirsellik geliyor.
  • sonu r sesi ile biten kelimeleri ısrarla ş daha doğrusu "hsss" (!) şeklinde algıladıkları fonetiktir, er kişiye isminin doğru okunuşunu karşı tarafa öğretene kadar sinirden kendi kendini sikme arzusu aşılar.

    "onuş" ne ulan tarihini coğrafyasını siktiğimin büzük ağızlısı! neyse ki ingilizce eş anlamlısı olan honor daha iyisi british english olan honour üzerinden giderek bu sorunu da pratik bir şekilde aştım da kurtuldum. *