şükela:  tümü | bugün
  • neyzen tevfik'in 1929'da yazdığı şiir.

    ayrıca (bkz: türk'e birinci öğüt)

    gel, günaydın, şimdi bak şu kurduğun âsâra türk
    başlamıştır ülke isti’dâdını izhâra türk
    âsmânı yık yığ, istiklâli istikrara türk
    nanköre açtırma göz, hiç verme yüz ağyâra türk
    basmasın nâdân ayağı rehgüzâr-ı yâre türk

    zalimin titrek elinden çektin aldın dizgini
    kükresin nâmerde tarihinde bir kaplan kini
    tuttuğun yol asra ait her teceddüdden yeni
    “müstakim ol hazret-i müncî utandırmaz seni”
    aklın erdiyse yeter bir vâhid ü kahhar’ a türk

    kudret-i fıtrıyyeni andıkça ah ettim sana
    gitme maziye dedim, talim-i râh ettim sana
    şapka giydirdimse zannetme külâh ettim sana
    can gözüyle sahne-i dilden nigâh ettim sana
    verme artık gönlünü, dükkân gibi îcâra türk

    vahdet-i milliyyedir efrâdı ancak kurtaran
    aşk-ı gazi ateşiyle kaynayan millete kan
    “hâkimiyyet milletindir”, gökte ol sahip-kıran
    zağlasın çarh-ı felek şimşîrini, sen salt kuşan
    bir emirberdir kapından bastığın seyyâre türk

    gönlünü gark eyle menşûr-ı dehânın rengine,
    bak riyâzî bir nazarla şimdi türkün cengine
    öyle bir türkâne meşreple getir ki dengine
    sâz-ı sulhun perde perde nağme kat ahengine
    ey güneşten sıçramış her ferdi ateşpâre türk

    inkilâbı halk ederken parladıkça mu’cizât
    anlamış sinyaldeki imayı ruh-i hadisât
    bekliyor siması devrânın güneşten iltifat
    hâle-i sulh-ı cihana verdi ay yıldız hayat
    ben de şaştım bu terennümlerdeki esrara türk

    varsa dostun dipçiğindir, öp de omzunda taşı
    merde hürmet eyle, nâmerdi görünce çat kaşı
    bak nasıl rapt eyledin etrafı, moskof kardaşı
    bence senden çok küçüktür eski tarihin yaşı
    âsmâna kak temel arz eyle de mimara türk

    âsmâna kak, temelden maksadım teyyare yap
    cehli kahrettikçe idrakinle fenne, ilme tap
    gitme mazinin karanlık yollarından, garbe sap
    varsa iblisin külâhı, sen atik davran da kap
    s....da giydir düşmen-i bîdâd olan eşrâra türk

    mümkünün tahlili ânde bin tecelliyât olur
    tehlikeyle oynanılmaz akıbet heyhât olur
    himmet-i tarih ile her müddeâ ispat olur
    inkirâzın tahtı kürsî-i ilâhiyyat olur
    bence davetnâmedir bu safsata idbâra türk

    kalkmadıkça bunlar ev, yer, bağ, çayır yoktur sana
    bunları kaldır, maarifte bayır yoktur sana
    kendi mülkündür vatan, ortak gayır yoktur sana
    yık dedim, yık, kanlı kürsîden hayır yoktur sana
    ba’demâ meydan bırakma bunları tekrara türk

    kendi mülkünde garibane dilendin din için
    tıpkı beygirler gibi döndürdü şeyh ayin için
    sırtta heybe, cerre çıktın gafleti telkıyn için
    pek fedakârane yandın bir kureyşî kin için
    çal da söylet bunları sazındaki evtâra türk

    gönlünü dinî tufeylîden temizle gün gibi
    aşka iman et de durma vuslata küskün gibi
    çektiğin âlâm-ı eyyâmı unutma dün gibi
    aç gözün, çıldırma bir leylâ için mecnun gibi
    bir marazdır bu; de geç, âşıktaki efkâra türk

    bir müzisyen geldi alman ştrigler’miş adı
    öyle kudret var ki idrakinde aklım oynadı
    anladıkça gönlünü türkün muhabbet kaynadı
    garbın asrî bir dimağınca sazın varmış tadı
    kısmet oldu çok şükür dinletmesi bîdâra türk

    bence ibdâ’ın ocağı gönlünün altındadır
    kesmiyor sanma, kılıç bir köhne eski kındadır
    aşkı tekfîr etme, mesuliyyeti sırtındadır
    bir kulak ver kendine, gönlün bunun farkındadır
    sen neden bîgânesin ruhundaki eş’âra türk

    söyle aşkın lânesinden kim yadırgattı seni
    hangi alçak aşka düşman etti, aldattı seni
    kendi mümkündür bu ülke, kim tutup attı seni
    itimadın bir kuru iman için sattı seni
    sen ki cibril’i yaparken orduna mekkâre türk

    musikîye ârız olmuştur yobazlık bit gibi
    bu akan çirk-i hilâfet sanata kibrit gibi
    saltanat davasına her faslı bir şahit gibi
    toplanıp hep bir ağızdan hırlaşırlar it gibi
    eyle bunlardan şikâyet dâhi-i serdara türk

    kırk sekiz yıl kişver-i ibdâ’ı sardım, bekledim
    altı bin yıllık birikmiş bir de mazi ekledim
    kurduğum tabya haraba tuttu yüz, mertekledim
    gördüğüm âsâr ile müstakbeli gerçekledim
    sığmaz artık tuttuğun yol vadi-i inkâra türk

    eşşeğinden patriğin her kim nasip almış ise
    her ne varsa bildiği fensiz: boş anbar, boş kese
    garbı takdir etmeyen nâdânı sokma meclise
    hakka iman etmemek olmuş seviyye iblis’ e
    bastığın kâfi değil mi bunca yıl mantara türk

    cevher-i milliyyeni soymuş harami, kâbe’de
    cehle gömmüş ruhunu, sonra aratmış türbede
    öyle aldatmış ki teslimiyyetin bî-arbede
    sersem etmiş halkı döndürdükçe curnalcı dede
    ehl-i ....’ten hazer kıl, çünkü benzer mâra türk

    hangi sem’iyyet olursa girme taktırma yular
    goncası milliyetin ağyâr elinde tez solar
    hür yaşa bak yadigârı ceddinin şu ordular
    karşısında i’tilâf orduları zor durdular
    düşmanı teshîr eden başındaki mehpâre türk

    dinlemem bir kimseyi, fikrim, kararım kendimin
    âsmânım kendimin, leylim, nehârım kendimin
    medd ü cezrim kendimin, ka’rım, kenarım kendimin
    çember-i devrâna hâkimdir, medârım, kendimin
    sırrımı fâş etmedim bî-intihâ âsâra türk

    bu eserler inkılâbın ekmeliydi şüphesiz
    türkün istikbali ondan münceliydi şüphesiz
    tuttuğun el-gazi-i müncî eliydi şüphesiz
    âkil-i ferdâne-bîna meş’âliydi şüphesiz
    secde eyler âsmânlar şemsini ikrara türk
  • türk toplumunun hiç değişmediğini en güzel anlatan şiir.millet olarak bütün enerjimizi nasıl boş inançlarda harcadığımızın hüzünlü öyküsü.