*

şükela:  tümü | bugün
  • sırt üstü yatılan yerden, tek elde ağırlıkla ayağa kalkma hareketine ecnebiler tarafından verilen isim.
    ilk bakışta kolaymış gibi gözükse de, yatış pozisyonunda tek elin havada olması ve havada duran elde makbul kiloda bir ağırlık bulunması, doğrularak ayağa kalma safhasını yeterince güçleştiriyor.
    niçin "turkish" olduğunu bilmemekle beraber, orjini osmanlı askerleri ya da türk güreşçileri olabilir diye düşünüyorum.
  • 200 yıl önce çaylak türk güreşçilerinin bir sonraki aşamaya geçebilmek için 45 kglık girya ile yapmak zorunda olduğu hareketmiş
    (bkz: russian kettlebell)
  • ağırlık olarak minyonundan bi kız kullanılarak yapıldığında çok seksi bişi oluyo gibi geldi bana. ya da bende ciddi yönelim bozukluğu var.

    http://www.youtube.com/watch?v=t3gqjvpaquy

    http://www.youtube.com/watch?v=udqulshxo_8

    http://www.youtube.com/watch?v=wnhgmizirlw

    http://www.youtube.com/watch?v=1gtp6fqcwx8
  • fitness literatürüne atalarımızın kattığı bir çalışma sistemi yerine türk usulü yatakta miskinlik yapmayı akla getiren hareket. girya'mız mı vardı da biz yapmadık.
  • en büyük ustalarından biri 4. murattır.
  • turkish değil de ottoman get up olması daha uygun olurmuş, duyan da türkler çoğunlukla böyle şeyler yapabiliyor zanneder, yapabilen vardır herhalde de azınlık bile sayılmazlar.
  • ismini konstantinopolis'in ve küffarın böğrüne osmanlı sancağını diken yiğit ulubatlı hasan'dan alan hareket.
    hasan 1428 ylında bursa'nın ulubat köyünde doğar. fatih ismini alacak olan şehzade ll. mehmet han'ın orduları ile konstantinopolis kuşatmasında yer alır. kuşatmanın 53. günüdür. sabaha doğru mehter bir yandan gülbank vurmaya başlamış, toplar surları döverek hamur gibi yumuşatmış, tekbirler, şehadetler, bir yandan nasrun minallahi ve fethun garipler (saff suresi 13. ayet) okunmakta.
    kulaklarda hala mehmet han'ın sözleri: evlâtlarım, yiğitlerim, şahbazlarım, yürüyün... zafer sizindir!
    kükremiş, bendini çiğneyip aşan bir sel dayandı surlara allah allah diye daha güneş doğmadan. leventler, yeniçeriler, serdengeçtiler, cebeciler, sipahiler, başıbozuklar, bil cümle islam ümmeti surlara, kalelere elde kılıç, kelle koltukta atılıyorlardı.
    kalelerden, kulelerden, surlardan üzerlerine başta taşlar atılıyor, kızgın yağlar dökülüyor.
    tan yeri ağarırken kavradığı şanlı bayrağı ile tırmanbaya başladı hasan surları. bir an olsun başından aşağı indirmediği, hep üzerinde tuttuğu kutsal emaneti burcun üzerine çıkarmayı başardı.
    eğrikapı tarafındaki burcun üzerine sancağı dikecekken, üzerine taşlar ve oklar yağdı. yere yığıldı o mübarek bedeni. sancağı yere düşürmedi. besmele çekip ya allah diye sancak havada doğruldu ve hazret-i peygamberizin müjdelediği o mübarek, o kutsal zaferi müesser kılacak o hamleyi yaparak sancağı burçlara dikti. konstantinopolis istanbul olmuştu.
    üzerinde yıllar geçti. osmanlı devleti o ruhu kaybetti, tarihin sayfalarında hiç bitmeyen tartışmalar bırakarak yerini aldı.
    amerika keşfedildi. sanayi devrimi ve reformlar yaşandı. sonrasında dünya büyük savaşlar gördü, milyonlarca insan hayatını kaybetti. bunların yaşanmaması için birlikler, konseyler kuruldu çalışmalar yapıldı.
    teknoloji ilerledi. insanlar daha az hareket etmeye ve dafa fazla yemeye başladılar. mantar gibi spor salonları, spor aletleri, egzersiz hareketleri ortaya çıktı. işte ismi tarihe altın harflerle yazılmış bu mücahidin sancağı düşürmeden yaptığı o kalkış bu egzersize ilham kaynağı oldu ve tarihte ilk yapanı bir türk olduğu için türk kalkışı adı bu harekete verildi.
    çünkü türk elinde kutsal birşey varsa şartlar ne olursa olsun, ne kadar zorlanırsa zorlansın onu yere bırakmaz, teslim edeceği yere kadar hep başının üzerinde taşırdı. zaten "iki elim kanda da olsa", "başımın üzerinde yerin var" deyimlerinin de kaynağının bu olay olduğu söylentisi dolaşmaktadır. o başka hikaye. sonra anlatırım.