şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: becayiş)
  • (bkz: biz niye giremiyoruz biz piç miyiz)

    ayrıca bu tarz yorumlarda sürekli dile getirilen, "türkler kürtleri bombalıyor" çarpıtması nasıl olacak acaba?
    her duyduğuna inan, bir haltı araştırıp doğrusunu öğrenemeyen öküz avrupalılar olayı ne zannediyorlar anlamak güç. senin birliğinin ve ülkenin terör örgütü olarak kabul ettiği terörist örgütün kampları bombalanıyor ama sen kürtler bombalanıyor zannediyorsun. oksijen isarfısınız.
  • yangından mal kaçırır gibi tek tek çıktıklarını düşündüm de*

    (bkz: avrupa birliğine üye tek ülke olmak)
  • avusturya kendini ingiltere zannediyor herhalde, almanya'dan izin almadan tuvalete bile gidemeyecek bir ülke.*
  • hep tayyip'ten görüyorlar böyle saçma sapan, mantıksız çıkışlar yapmayı. yukarıdaki bir arkadaşın dediği gibi istemiyorsan bizi veto edersin, çıkacaksan bizi ne karıştırıyorsun?
  • avrupa birliği'nin ideali ileride bir federal devlet olmaktı. united states of europa. adamların amacı her ülkenin benzer kültürel, ekonomiksel, demografiksel ve hatta inançsal olarak entegre olabilmesi idi. türkiye'nin bu birliğe girebilmesi demek teoride bu idea'nın tamamen yerle bir olması demek. 80 milyonluk dev bir ülkeyi, ki sınırı ortadoğu'da olan, halkı cahil olan, ekonomik sistemi işleyen bir sanayii ağına değil de, sıcak para girişine bağlı olan bir ülkeyi avrupa birliğinin ekonomik ve kültürel ortalama seviyesine çekmek nerdeyse imkansız olacaktı.

    ben her zaman avrupa birliğinin kendisi için oluşturduğu uyum muktesebatlarının ( kelime doğru mu lan ) takip edilmesi taraftarıydım. nasıl olsa almayacaklar evet ama, bu muktesebatların uygulanması durumunda zaten avrupa birliğine de girmeye gerek kalmayacak. gerçi akepe seçmenini düşününce ne de uygulardık ya. töbe.

    sonuçta, türkiye'nin eğitimli ve dışa dönük yüzü olan bizlerin bu ülkede barınması için tek neden var: eş dost akraba.

    bu tabii tersine de çevrilebilir.

    demokrasi dediğimiz olgu seçmenin verdiği oyun bilincinde olduğu bir toplumda ancak iyi bir yönetim şekli olabilir. seçmenin refah düzeyinin yüksek olması gerekir ki, ailesinin boğazından geçecek iki dilim ekmeğin hesabını yaparken o iki dlim ekmek oyunu satmasını engelleyebilelim. ben buradan bu tür bir şeyle oyunu satan insanlara kızamıyorum. evinde sıcak, kaynayan bir çorbaya ihtiyacı olan aile babasının laikliği, özgürlüğü, dıl politikayı umursayacağını da sanmıyorum. bu yüzden adamlara kızamıyorum da.

    şu ülkede artık ağır sanayii, özellikle son 20 yılda öne çıkan elektronik sanayii ile ilgili adımları atacak, işsizlik seviyesini indirecek; eğitimi bilimsel metotlarla gerçekleştiren, insanların taşıdığı potansiyeli ortaya çıkaran bir eğitim sistemini kuracak, ülkedeki bürokrasi ağını azaltıp meritokratik bir biçimde işleyen devlet geleneğini yerleştirecek babayiğit bir diktatör lazım.

    alıştırmışlar bizi demokrasi halkın seçimlerini yansıtan en iyi yönetim biçimidir. hayır efendim. eğer ki bu halk yaşadığımız çağın realitesini yakalamak konusunda uzaktan yakından ilgilenmiyorsa, karnını doyurmak ve çocuklarına bakmak için illa bir siyasinin götünü yalaması gerekiyorsa, işinden ayrılmamak ve istediği gibi davranmak için iktidar borazanlığı yapıyorsa bu demokrasinin ben taa amına koyayım.

    karşımızda sözde anayasa var ama bu anayasayı takan yok. takanı denetleyecek mekanizma insanları kendi şahsi iktidarı ve menfaati için kullanan insanın ağzının içine bakıyor. hayır adam dediğim gibi biri olsa tek adam olmasına itiraz edersem dillerimi kessinler. halkı bilerek cahil bırakıp, halkın bilinen eksikliklerini gidermeye çaba göstermeyerek, insanların acısını kaşımak bir yana yeni acılar yaratarak, insanların arasındaki tüm düşünce farklılarını kaşıyarak, provoke ederek var olan bir iktidar, bir tek adam yerin dibine batsın. batacak da.