şükela:  tümü | bugün
  • hani vaktinde birisi de demişti ya: "can dündar ağır bedel ödeyecek öyle bırakmam onu" diye; hah işte şimdi de ameriqa diyecek: "türkiye ağır bedel ödeyecek öyle bırakmam onu"! diye.

    niye diyecek şöyle söyleyelim: sen şimdi diyelim ki karşılıklı rekabet eden iki büyük restorandan birinin, namlı-kudretli şefisin. gün geliyor uzun senelerdir emrinde çalışan yamaklardan* birisi yekten senin aleyhine işler yapıyor; söz temsil sen büyük şef olarak, çıraklarını, yamaklarını, kalfalarını toplayıp: "olm bak bundan sonra şu arka sokaktaki esnaf lokantasına ödünç tuz bile vermeyeceksiniz valla skerün belanızı, itneler tuzu zengileştirip tuzlu-yarak diye bir menü icat edip, güya hepimizi sikertmeyi planlıyorlarmış" diye sıkı sıkı tembihliyorsun, gel gelelim küçük şef olmaya hevesli sikkafalı bir çalışanın, türlü çeşitli ali-cengiz oyunlarıyla o esnaf lokantasına yağlı, ballı malzemeleri bizzat kendi kişisel çıkarı için akıtıyor da akıtıyor. ve gün geliyor bu ihanet, bu itaatsizlik ortaya çıkıyor. sorarım sana onu öyle bırakır mısın?

    bırakmazsın, bırakamazsın zira bırakırsan bilirsin ki artık diğer personelin de saygısını, sadakatini yitirirsin. bu şekilde bir otorite zafiyetine meydan vermemek adına o sikkafalıya bir şekilde bedel ödetirsin.

    tabii bu bedelin büyük kısmını bu boku yiyenler ödemez, onlar zaten kendilerini ve sülalelerini kat kat garanti altına almışlar; milyon dolarlarla para yapmışlar, bilmem ne bandıralı gemiciklerle donanma kurmuşlar, en mühimi de koyundan hallice bir kitlenin sempatisine mazhar olmuşlar, şuursuzca yürüyorlar. dolayısıyla onlara reel olarak pek bir şey olmaz.

    ama biz sıradan vatandaşlara epey bir giren çıkan olur. biraz daha fakirleşiriz, biraz daha itibarsızlaşır, biraz daha yalnızlaşırız. biraz daha terör saldırılarının hedefi olur, biraz daha ölürüz. sen şimdi ameriqaya diyebilir misin: "abi pkk'ya destek ypg'ye silah vermeyin" diye? dersin belki de "bak şurdan s.ktir git" diye cevap alırsın. çünkü herifin eline koz verdin bi kere. illa kıstıracak seni tenhada.

    haa sen doğu perinçek'in aklına sığınıp rusya'ya yanaşayım dersin, rusya tam seni kucağa oturtur, yekten: "yıllardır sibirya soğuğundan götümüz buz tuttu aqa, biz de az biraz sıcak denizde çimelim hacı" der durur. (bkz: rusların sıcak denizlere inme isteği) bakın muhterem cemaat, bi anlık gaza gelip adamların uçağını düşürdük, sonrasında yalamadığımız yerleri kalmadı, züğürt ağa gibi domatiz domatiz diyerekten peşlerinde gezdik durduk.

    peki ambargoyu delmekle hata mı ettik?

    evet bu şekilde (kişisel menfaat, rüşvet, yolsuzluk, devlet bankası, siyasetçi, bürokrat) acemice delmekle hata ettik. ama devletler kendi ülkelerinin beka ve menfaatleri için kaçak göçek işler yaparlar. ama karıncayı sikip belini incitmemek diye bir deyim var bildin mi? işte bu işler öyle yapılır, bkz israil'e, almanya'ya, ingiltere'ye! söz temsil; tamamen örnek olsun diye söylüyorum: israil filistin'e ambargo uygulanması için uluslararası kamuoyunda yoğun baskı oluşturur lakin gizli kapaklı yöntemlerle ambargoyu ilk önce kendisi deler, böylece diyelim ki 3'e olan bir malı 5'e satar. ama israil bu işi yaparken eline-yüzüne bulaştırmaz, hiç çaktırmaz. işte bu karıncayla ilgili olan münasebetin mahir bir örneğidir.

    sen, şimdi devletin kurumlarını yıllarca şizofren bir tarikat liderinin emrine sunmuşsun, sonra ilk menfaat çatışmasında bunlar seni deşifre etmişler, mit tırlarından tut, aldığınız rüşvetlere kadar tane tane açıklamışlar, e ondan sonra kandırıldık, bunlar hep tuzak, montaj bilmem ne?

    ne olacaak yaa bize ayfon mu vermeyecekler!

    yoo, verirler hem belki de olduğundan daha ucuza verirler, rusya kriz zamanı doğal gazı kesti mi? adam malını satacak sonuçta, korkma ayfonsuz kalmazsın. ama başka yerden sokacaklar. pkk yok olsun diyorsun ya, bölücü eşkiyayı hepten palazlandıracaklar. kürt devleti kurulmasın istiyorsun ya, bir gece ansızın kurduracaklar. yurt dışına okumaya-gezmeye gittiğinde itibar göreyim, insan gibi muamele bulayım istiyorsun ya, sana ebola taşıyıcısı bir maymun gibi davranacaklar. ülkeme yatırım yapılsın, istihdam oluşsun keşke diye umuyorsun ya, "oraya turist olarak bile gitmeyin, adam kesiyorlar orda" diye yayacaklar. yoksa sikmişim ayfonunu!

    peki ameriqa bizden temelli vazgeçer mi?

    bence geçmez, fakat türkiye'de siyaseti yeniden dizayn eder. sen de benim oyumla, demokrasi, milli irade falan filan sanırsın. nasıl gereğinde ecevit'i hatta keza gereğinde demirel'i defaatle değiştirdiler, indirdiler, bindirdiler, emin olun şimdi bunu da defaten değiştirecekler. erbakan demişti ya : "şimdi .....düzen kurulacak. sorun ne? geçiş dönemi sert mi olacak, yumuşak mı olacak, kanlı mı olacak, kansız mı olacak?" işte muhtemelen ameriqan yetkilileri bu mevzuların derdindeler.

    bana göre o fetö yavşağının elinde hala bilgi belge var ve bunları ameriqa lehine peyderpey servis etmeye devam edecek. öte yandan tamamen kişisel görüşüm olarak, abdullah gül'ün ameriqa tarafından ufak ufak alternatif bir lider olarak ısındırıldığına inanıyorum. zira kendisi çizgisi itibariyle, hem mevcut konjonktürden oy alabilecek hem de ameriqa'nın sözünden çıkmayacak ılımlı bir sinsilikte. dolayısıyla, yine bence, 2019'a kalmadan ciddi bir seçim bizi bekliyor. hani ölümü gösterip sıtmaya razı etmek diye bir deyim var, bildin mi?