şükela:  tümü | bugün
  • ekonomist ibrahim kahveci'nin iddiası. türkiye'nin başında mevcut iktidar olmasa, ülkede demokrasi, şeffaf ve adil bir hukuk sistemi, kuvvetlerin ayrılığı falan olsa türkiye'nin önünde tarihi bir fırsat var diyor ibrahim kahveci.

    avrupa'ya coğrafi yakınlık, kur avantajı, genç nüfus gücü falan cidden avantaj, tabii ülkenin başındaki püsküllü bela olmasa.

    --- spoiler ---

    kovid-19 ile çin’e bağlanan tedarik zincirinin ne kadar hatalı olduğunu anlayan bir dünya var. özellikle ab pazarında bizim için tarihi fırsat var. bölgenin üretim gücü en yüksek ülke türkiye olabilir.

    ama o trende kaçıyor.

    meydan okudukça pazarlar birer birer elimizden gidiyor.

    şu anda maalesef derin bir çıkmaz içindeyiz. ya yalnızlığımızı giderecek demokrasi adalet noktasına geleceğiz; ya da fakirliği tercih ederek içe kapanmış bir ülke olacağız.

    --- spoiler ---

    link eklendi
  • bundan sonra batı dünyası asla çin'de yaptığı hatayı yapmaz.
    yani tedarik zincirinin ilk halkasını tek bir ülke yapmazlar artık.
    bu yüzden yapay zeka, robotlar, 3d yazıcılar, otomasyon vb. hızla gelişiyor.
    yakın gelecekte sadece 1-2 kişi ile üretim yapabilen koca koca fabrikaları avrupa'nın göbeğinde kuracaklardır.
    ucuz işgücü neredeyse ,
    o ülkeye hücum et mantığıyla hareket edeceklerini sanmıyorum.
    çünkü bu şekilde üretim yaptıkları ülkeye mahkum kalıyorlar.
    pandemi ile de ilgisi yok bunun.salgın olmasa da üretim devrimi yapmaları gerektiğini yıllar önce farkettiler.
    büyük bir sanayi devriminin başladığını düşünüyorum.üretimden insan faktörü hızlı bir şekilde çıkıyor.
    değişim başladı.
    avrupa ve abd geleceğin süper gücünü çin yapmamak konusunda kararlı.
    başarabilirler mi? bilemiyorum.
  • kahveci'nin efendi görünüşünün ardında ne kadar da pragmatist ve fırsatçı olabileceğini gösteren ifadesidir. emeklileri de ülkenin omuzlarında yük görüyordu geçenlerde.

    kaynaklarını dışarıdan alan ve bunları ucuz emek + ucuz enerji + doğaya sıfır saygı ve kaygı + otokratik bir yapı ile ayakta tutulan bir kontrol toplumunu bir üretim formülüne çeviren çin'e özenir hale geldik.

    "bize zaten demokrasi fazla; bu millete şükür ve sopa yaraşır" zihniyetinin ellerini zevkle ovuşturduğunu görebiliyoruz. öyle kaliteli eğitim, düzgün bir sağlık sistemi ve demokratik ve ilerici bir toplumsal yapılanma falan artık kaygıları değil; sadece, "düştüğümüz yerde ne yapabiliriz de fırsat olur?" diyorlar; "nasıl kalkarız?" değil.

    çin olabilmek için bu ülkenin kuruluş temellerini değiştirmeniz gerekli. dolar karşısında dibe vuran tl'yi fırsat görenler iki gün sonra dolar artınca tüm hesapları altüst olur. burası çin falan olamaz. çin için korkunç bir kontrol gerekli.
  • aynı öngörüyü özgür demirtaş da yapmıştı.
  • tarihi fırsat dediği de halkın kümes gibi evlerde yaşayıp, çok düşük ücretlerde çalışıp, leş gibi bir hayat yaşaması. adamlar ciddi ciddi bunun hayalini kuruyorlar.
    zaten avrupa’nın çin’i olmaz olsa olsa çin’in çin’i olursun. diğer orta afrika ülkeleri gibi çin’in köle ülkesi olursun, çinili koloni kaptanlarının kırbaçları altında tarlada ve madenlerde çalışırsın.
  • olamaz.

    hayır bunu söyleyen adam cahil de değil.

    o zaman kötü niyetli.

    olamaz abi. olamaz. bir kere biz çalışmayı sevmiyoruz.

    çalışmadan nasıl çin olacaksın?
  • çin'i çin yapan zaten "avrupa'nın çin'i "olmasından dolayı değil miydi?

    yanlış bir önermedir.
  • aynen o yüzden durmadan sağdan soldan mülteci alıyoruz, büyük oyunu görmek lazım.
  • çin, yunanistan’daki hemen hemen her limanı satın aldı.
    istediği gibi avrupa’ya mal sokabilir, kim ne yapsın türkiye’yi?

    senin hangi malında standart var? avrupa’ya türkiye’nin ihracatı, avrupa’nın toplam ithalatının %2’si.

    sen ürettiğinin %60’ını avrupa’ya satıyosun diye kendini hint kumaşımı sandın a beyinsiz tosbağa.

    çin, acaba diyerek birkaç liman işletmesi almıştı aslında türkiye’den geçtiğimiz senelerde buraya indiririm de buradan dağıtırım falan diye, ama tabi çabuk farkına vardılar;
    padişahcıların abdulhamit zamanında oldu,
    atatürk cülerin ise “demir ağlarla ördük” diye 10.uncu yıl marşında bahsettikleri,

    aslında almanların, kara hakimiyet teorilerine göre ihtiyaç olduğunu düşünerek almanya dan medine ye kadar ördükleri demir yollarının, ticaret merkezlerine değil abuk sabuk yerlere gittiğini. sonra vazgeçtiler.

    türkiye üretim yapacakmış da ab’nin çin’i olacakmış. beynini siktiklerim sizi.
  • endüstri 4.0 bu teoriyi yerle bir ediyor, yakın gelecekte maliyeti düşürmek için büyük önem arz eden ucuz iş gücü unsurunun hiç bir önemi kalmayacak.