şükela:  tümü | bugün
  • an itibariyle s.o.s. veren ilişkilerdendir. kusursuz ve mükemmel olarak tanımlanan ilişkiler artık geride kaldı. bayrak krizi nedeniyle azerbaycan türkiye'ye ilk defa nota vermiştir. kaldı ki azerbaycan bayrağı illegal bir bayrak değil, bağımsız ve bm tarafından tanınan bir ülkenin bayrağı. ne pkk bayrağı, ne dağlık-karabağ bayrağı ve evet ne de kktc bayrağı. ayrıca maçlarda başka ülkenin bayrağını açmak yasak değil. o, bağımsızlık sorunu ve bu konuda karışıklıkları olmayan bir devletin bayrağı. kaldı ki azerbaycan türkiye'nin orta asyaya açılan bağı konumundadır. orası ile ilişkilerinizi yok ederseniz daha ileriye gidemezsiniz.

    tüm komşular ile sorunsuz ilişki isterken, bir komşuyla ters düşmek politik tutarsızlıktır. türkiye ile ermenistan arasındaki ilişkide muhtaç olan taraf ermenistandır. iki türk devleti arasında sıkışmış ve izole olmuştur. taviz vermesi gereken onlardır, türkiye değil.

    eskiden tarihi kırılmalara sebep olmuş hatalara düşülmemeli ve türk kökenli devletler birbirlerine karşı güvenebilir olmalıdır. birşeyi tamir etmek, kırılan vazoyu yapıştırmak daha zordur.
  • türk düşmanlarına inat mutlu sonla noktalanmış ilişkidir. azerbaycanda seçimler bitti... seçimler sonrası anadolu türkleri azerbaycana gider; azeri türkleri de türkiye'ye gelir. böyle bir anane var.

    http://www.youtube.com/watch?v=lylvu7rujwg
  • mehmet seyfettin erol'dan ilham aliyev'in yeniden seçilmesi sonrasında yaptığı ilk geziye dair bir değerlendirme; http://politikaakademisi.org/…ndeki-derin-mesajlar/
  • azerbaycan ve türkiye’nin askeri işbirliği ve güvenlik politikası - dr. hatem cabbarlı

    1. giriş

    azerbaycan ve türkiye arasındaki askeri işbirliği 1990'ların başlarında başlasa da, daha sonra bu işbirliği uluslararası alanda ve bölgede meydana gelen güvenlik anlayışına paralel olarak gelişmedi. son 20 yıldır güney kafkasya’da ciddi güvenlik boşluğu yaşanıyor. sovyetler birliği’nin dağılmasından sonra rusya, abd, türkiye ve iran bu boşluğu dolduracak kadar etkili siyaset gerçekleştirememişlerdir.

    rusya azerbaycan’a kolektif güvenlik anlaşması örgütü’ne üye olması için baskı yapsa da, azerbaycan bu örgüte üye olmamış, nato ile ilişkilerini kurmaya ve genişletmeye çalışmıştır. ancak nato ile ilişkileri genişlendirmenin de dağlık karabağ çatışmasını çözmeye fırsat vermeyeceğini anladıktan sonra işbirliği ilişkilerini üst düzeye yükseltmese de, ciddi bir kırılma noktası olmamıştır.

    2. kars anlaşması ve bölgesel güvenlik

    günümüzün perspektifinden analiz edildiğinde güney kafkasya’da azerbaycan ve türkiye’nin menfaatlerinin örtüştüğünü görmek mümkündür. bu işbirliğinin diğer halkası gürcistan olabilir. türkiye güney kafkasya’nın güvenliğinde söz hakkına sahip olmasında 1921 kars anlaşması’na atıfta bulunuyor. anlaşma metninde “garantör” ifadesi kullanılmasa da, 6’ncı maddede acaristan üzerinde türkiye’nin garantör devlet olduğundan bahsediliyor. ancak türkiye’nin acaristan üzerinde “garantör devlet” hakkı olmasına rağmen, gürcistan acaristan’ın özerkliğini kaldırdığı zaman türkiye’nin bu konuda sessiz kalması oldukça düşündürücüdür. türkiye’nin bu konuda sessiz kalması kars sözleşmesini tanımayan ermenistan’ın konumunu güçlendireceğinden, türkiye’nin de aleyhine sonuç doğurabilir. böyle bir durum türkiye’nin gürcistan üzerindeki etkisini önemli ölçüde azaltmış, ankara uluslararası hukuka dayanan hakkından karşılıksız olarak feragat etmiştir. türkiye’nin bu konuda sessiz kalması tabii ki, azerbaycan için de olumsuz bir durumdur. nahçıvan’ın statüsünün herhangi bir şekilde değişmesi meselesi gündeme gelirse, türkiye’nin konumunun ne olacağı bilinmemektedir. türkiye bu zaman acaristan örneğinde olduğu gibi sessiz kalırsa, güney kafkasya’daki pozisyonu tamamen zayıflayacak. acaristan’ın statüsünün iptal edilmesinden sonra türkiye’nin kars anlaşması şartlarına göre nahçıvan üzerinde garantör devlet hakkına sahip olması, onun güney kafkasya’da var olmasının tek uluslararası yasal dayanağıdır.

    3. azerbaycan – türkiye, hem de diğer türk dili konuşan devletler arasında askeri işbirliği ve perspektifleri

    azerbaycan ve türkiye arasında ilk askeri anlaşma 1992 yılında imzalanmış, daha sonraki yıllarda bu alanda birçok anlaşma imzalanmıştır. azerbaycan’ın ilk barış güçlerinin 1999 yılında türkiye barış birliği komutasında kosova’da hizmete başlaması iki ülke arasında bu alanda bir sözleşmenin imzalanmasından sonra yapıldı.

    iki ülke arasında imzalanan anlaşmalar askeri işbirliğinin çeşitli alanlarını – askeri eğitim, askeri yardım, silah ve mühimmat satışı, ortak silah üretimi – kapsar. ancak geniş kapsamlı savunma anlaşmasının hala imzalanmamış olması her iki ülke için ciddi stratejik yetersizlik olarak değerlendirilebilir.

    elbette, azerbaycan ve türkiye arasında savunma alanında sözleşmenin imzalanmasından rahatsız olacak devletler var ve onlar bu anlaşmanın imzalanmaması için ellerinden geleni yapacak ve inatla buna karşı çıkarlar. ancak iki ülke arasında savunma alanında sözleşmenin imzalanmasını uluslararası alanda ve bölgede meydana gelen güvenlik sorunları kaçınılmaz kılıyor. taraflar ortak siyasi irade gösterebilirse, bu engel ve engelleri rahatlıkla aşarlar.

    rusya ve ermenistan arasında 10 şubat 1995'de imzalanan “kolektif güvenlik anlaşması örgütü’ne üye devletler arasında kolektif güvenlik kavramı” sözleşmesine benzer bir belge azerbaycan ve türkiye arasında da imzalanabilir. böyle bir anlaşma imzalanırsa, bölgedeki güçler arasındaki dengenin önemli ölçüde değişeceği olasılığı yüksektir. elbette, bu değişimden en çok yararlanan azerbaycan ve türkiye olur, bölgede konumlarını daha da güçlendirebilirler. bu, aynı zamanda ermenistan’ın askeri ve güvenlik alanında azerbaycan ve türkiye’ye karşı izlediği politikayı yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.

    iki ülke arasında 16 ağustos 2010 tarihinde “azerbaycan ve türkiye arasında stratejik işbirliği ve karşılıklı yardım hakkında” anlaşma imzalansa da, bu güvenlik ve savunma alanları için yeterli değildir. sözleşme 22 aralık 2010 tarihinde azerbaycan milli meclisi’nde, mart 2011 tarihinde ise tbmm’de onaylanmıştır. bu sözleşmede taraflar arasında güvenlik alanında işbirliğinin genel çerçevesi hazırlanmıştır.

    uluslararası alanda ve bölgede yaşanan siyasi süreçler taraflar arasındaki askeri işbirliğinin değişikliklere maruz kalmasına neden olabilir. bu zaman rusya ve abd’nin (batı’nın) genellikle güney kafkasya, özellikle de türkiye ve azerbaycan politikasını iyi analiz etmek gerekir. abd’nin (batı’nın) bölgede söz sahibi olmak için girişimleri devam ediyor ve ekonomik faktörlere önem veriyor. rusya ise, batı’dan farklı olarak geleneksel politikasından el çekmeyerek, siyasi, ekonomik ve askeri gücünden yararlanarak bölgedeki varlığını neyin pahasına olursa olsun korumaya çalışıyor.

    türkiye ve azerbaycan arasında askeri işbirliği sadece askeri malların ticareti, askeri istihbarat, ortak tatbikatlar, ortak üretim, roket ve uzay teknolojisi alanlarında değil, bu işbirliğine paralel olarak savunma alanında da geliştirilmelidir.

    taraflar arasındaki askeri işbirliğinin diğer bir önemli alanı da askeri sanayi alanında işbirliğinin artırılmasıdır. azerbaycan ve türkiye başka devletlerden bağımsız olarak silah sanayisini geliştirmek için insan sermaye sahiptir. taraflar bu alanda işbirliğinin sadece hukuki ve teknik altyapısını hazırlamalıdır. askeri endüstride başka devletlere bağımlı olmak iki ülke arasındaki askeri alandaki işbirliğinin geliştirilmesi önünde ciddi engeldir. örneğin, türkiye azerbaycan’a “fırtına t – 155¨ otomatik top (stinger) satmak isterken, almanya’nın bu topun motorunu üreten mtu şirketi dağlık karabağ çatışmasına dayanarak, satışa engel olmuştu. her iki ülkenin askeri endüstrisinin bağımsız olması, esas hisselerin azerbaycan veya türkiye’de üretilmesi her açıdan avantaj sağlayacaktır. tarafların ortak ürettikleri silahların kalitesi dünya standartlarına uygun olursa, bu zaman silah ticaretinde konumlarını güçlendirerek, üretilen silahların maya değerini de önemli ölçüde azaltmak mümkün olabilir.

    dr. hatem cabbarlı

    kaynak: http://politikaakademisi.org/…-guvenlik-politikasi/

    bu da ingilizcesi; http://politikaakademisi.org/…zerbaijan-and-turkey/
  • ankara-bakü güvenlik hattı
    doç. dr. mehmet seyfettin erol

    başbakan recep tayyip erdoğan’ın geçtiğimiz cuma günü bakü’ye gerçekleştirdiği günübirlik çalışma ziyareti, gerek zamanlaması gerekse de muhteviyatı açısından oldukça önemliydi.
    ziyaretin hemen öncesinde genelkurmay başkanı necdet özel ve beraberindeki heyetin 1-4 nisan tarihleri arasındaki bakü’de gerçekleştirdiği temaslar da göz önünde bulundurulduğunda, karşımıza ankara-bakü hattında çok boyutlu, güvenlik bazlı yeni bir işbirliği sürecinin sinyalleri çıkıyor.

    bu bağlamda başbakan erdoğan’ın heyetinde yer alan isimler de hiç kuşkusuz önemli ipuçları veriyor. enerji ve tabii kaynaklar bakanı taner yıldız ile milli savunma bakanı ismet yılmaz isimleri, yukarıda bahsettiğimiz gündemi teyit eden önemli göstergelerden.

    ***

    bunun dışında, azerbaycan cumhurbaşkanı ilham aliyev’in türkiye ve azerbaycan arasındaki askeri işbirliğinin önemine dikkat çekerek; “bu alanda çok iyi fırsatlar ve potansiyel mevcut, aynı zamanda çok iyi sonuçlar almış bulunuyoruz” açıklaması da dikkatlerden kaçmadı.

    dolayısıyla, başbakan erdoğan’ın yerel seçimler sonrası ilk yurt dışı ziyaretini azerbaycan’a gerçekleştirmesi, her ne kadar türk dış politikası açısından geleneksel bir görünüm arz etse de, bölge gündemindeki “yüksek tansiyon”, iki ülke arasındaki tarihsel arka plan ve ortak misyon anlayışı göz önünde bulundurulduğunda, sembolik anlamının çok daha ötesinde derin bir stratejik önem taşıdığı görülüyor.

    ***

    söz konusu ziyarete her ne kadar “nurculuk” bağlamında bir takım sorular damgasını vursa da, bunun daha ötesinde bir jeopolitik ve jeostratejik derinliğe haiz olduğu görülüyor.

    bu kapsamda ön plana çıkan gündem maddeleri şu şekilde sıralanabilir: 1. ukrayna-kırım krizi ve rus yakın çevre politikasının bölge üzerinde oluşturmaya başladığı tehdit; 2. krizin kafkasya’nın istikrarı-güvenliği boyutu ve bunun azerbaycan üzerindeki olası olumsuz etkileri (özellikle de ukrayna sonrası sıranın kazakistan ya da azerbaycan’a geleceğine yönelik iddialar göz önünde bulundurulduğunda); 3. bu bağlamda “kırım modeli”nin kafkasya’daki sorunlar noktasında oluşturduğu emsal boyutu ve azerbaycan’ın hissetmeye başladığı derin endişe (özellikle de rusya’nın “gümrük birliği projesi”ne mesafeli davranan azerbaycan’a karşı moskova’nın bu kozu etkin bir şekilde gündeme getirebileceği ve “yukarı/dağlık karabağ” meselesi üzerinden bakü’ye şantaj yapabileceği); 4. azerbaycan’ın güvenliği (genelkurmay başkanı özel’in türk şehitliği ziyareti bu açıdan oldukça önemli); 5. ve enerji güvenliği boyutu (batı’nın rusya ile yaşamaya başladığı enerji güvenliği sorunu ve bu bağlamda türkiye ile azerbaycan başta olmak üzere, türk dünyası jeopolitiğinin daha da önem kazanması. bu da hiç kuşkusuz tanap ve trans hazar bağlamında çok boyutlu yeni fırsatlar ve sorunlar anlamına geliyor); 6. türkiye’nin yeni dış politika açılım alanı, bu bağlamda azerbaycan-hazar ve ötesi boyutu.

    bu son madde, çok ön planda olmamakla birlikte, aslında önümüzdeki sürece damgasını vuracak olan bir stratejik vizyon anlamına geliyor!

    ***

    ziyaretin önemi bunlarla sınırlı değil, özellikle de azerbaycan boyutuyla. azerbaycan, rusya-batı arasındaki krizi öncelikle yukarı karabağ noktasında bir fırsata çevirmek istiyor. bunun için de türkiye’nin vereceği çok boyutlu destek çok önemli.

    nitekim aliyev de bu husus üzerinde duruyor ve şunları söylüyor: “...bugün görüştüğümüz bir diğer önemli konu da ermenistan’la azerbaycan arasındaki dağlık karabağ sorununun çözümüydü. bu konuya her zaman ilgi gösterdiği ve azerbaycan’ın haklı davasında bize her zaman destek olduğu için türkiye devletine minnettarız. ...topraklarımız bu ülkenin (ermenistan) işgali altında bulunuyor. ...buna son verilmesi lazım. azerbaycan’ın kendi toprak bütünlüğünü yeniden sağlaması, işgal sonucu büyük maddi ve manevi kayıplar yaşayan vatandaşlarımızın kendi anayurtlarına dönmesi gerekir. bunun böyle olacağından hiç kuşkum yok.”

    dolayısıyla, bölgede gündemin adı bundan sonra “yukarı karabağ” olacak gibi. bir diğer ifadeyle, bölgedeki yeni ittifak ve denge oluşumlarının kilidi büyük ölçüde bu sorundan geçiyor olacak...

    ***

    sonuç olarak, türkiye ve azerbaycan bölgedeki krizi birlikte aşmak ve bunu fırsata çevirmek istiyor. burada, ikili ilişkiler bağlamında normalleşme krizinin artık tamamen ortadan kalktığı görülmekle birlikte, aynı zamanda bölgedeki bir takım oldubittilere karşı türkiye’nin azerbaycan yanında duracağına yönelik güçlü mesaj da dikkatlerden kaçmıyor.

    bu bağlamda söz konusu mesajların adresleri olarak ise karşımıza başta ermenistan ve ermeni lobisi olmak üzere, rusya ve iran çıkıyor. batı’ya da üstü örtülü bir mesaj söz konusu.

    önümüzdeki günlerde bu konuyu daha derinlemesine ele alabiliriz; eğer hızlı gündem buna müsaade ederse...

    kaynak: http://www.milligazete.com.tr/…i/19397#.u0kekqh_uso
  • ticari ilişkilerde bizi seviyorlar, bize güveniyorlar.

    güzel işler çıkarıyoruz karşılığında, mühendislik hizmeti olsun başka işletmeler olsun.
    yolunacak kaz gözüyle bakmıyoruz başkaları gibi. onlar da rus ya da x geleceğine siz gelin iş yapın, çalışın diyor. hepsi de sakin, iyi insanlar. paraları da var lan, tek sıkıntı rüşvet mevzusu, iş yapılması için gerekli prosedür bolluğu. bilabedel iş yapıldığında bile avanta talebi sinir bozucu, iş yapmak için şu imza, şu form istekleri heves kırıcı.

    olsun, seviyorum onları.
  • yahşidir
  • erdoğan’ın bakü ziyareti: türkiye-azerbaycan birliği yeni seviyede

    başbakan recep tayyip erdoğan’ın belediye seçiminden sonra ilk olarak azerbaycan’ı ziyaret etmesinin nedenleri çoktur. iki kardeş devlet arasında çeşitli alanlarda işbirliği üst düzeydedir. bunun yanı sıra, dünyada jeopolitik durum hızla değişiyor. meydana yeni şartlar çıkıyor. bazı durumlarda ülkelerin güvenliğine tehditler oluyor. bazı bölgelerde gözlenen gerginliklerin geniş mekana yayılması ihtimalinden söz ediliyor. bütün bunların arka planda erdoğan’ın azerbaycan’a gelişi uzmanların ve analistlerin büyük ilgisini çekmiştir. tarafların yaptıkları tartışmalar bunun sebepsiz olmadığını gösterdi.

    ankara-bakü hattında yeni perspektifler

    azerbaycan-türkiye ilişkilerinin güney kafkasya’nın jeopolitik dinamiğine büyük etkisi vardır. bölgede gerçek denge bu devletlerin işbirliğine doğrudan bağlıdır. başbakan recep tayyip erdoğan’ın bakü’ye son gezisine aynı gerçeklik düzleminde yaklaştığımızda ilgi doğuran bir takım noktaları görmek mümkündür.

    uzmanlar öncelikle türkiye’nin başbakanının belediye seçimlerinden hemen sonra azerbaycan’a gelmesine dikkat çekiyorlar. burada temel faktör olarak iki ülkenin çok yakın olması vurgulanıyor. kuşkusuz, bu görüşte gerçek yükü büyüktür. aynı zamanda, erdoğan’ın bu yolculuğuna küresel ölçekte meydana gelen jeopolitik süreçlerin dinamikleri bağlamında bakmak gerekir. ilk olarak ukrayna’da gözlenen çelişkili olayların eski sovyet mekânı çapında verebileceği yankıları dikkate almak gerekir.

    somut olarak, başbakanın azerbaycan’a gelişi güney kafkasya’ya da ciddi etkisi olabilecek son jeopolitik gelişmelerin içeriği ile de bağlantılı görünüyor. her şeyden önce, güvenlik, enerji politikası ve ekonomik işbirliğinin perspektifleri üzerinde durmaya ihtiyaç vardır. ankara ve bakü hep bu yönlerde geniş işbirliği yaptılar. yeni durumun oluşması meydana ek faktörler çıkardı. onların dikkate alınması çok önemlidir. cumhurbaşkanı ilham aliyev, recep tayyip erdoğan`la geçirdiği görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında bu bağlamda mevcut durumu net ifade etti: “biz tüm alanlarda kardeş, dost gibi ortak faaliyet gösteriyoruz. bugünkü yolculuk sırasında yaptığımız görüşmeler ve yaptığımız konuşmalar bir daha bizim birliğimizi onaylar. biz siyasi alanda müttefik. bugün dünyada ikinci ülkeler bulunmaz ki, birbirine türkiye-azerbaycan kadar yakın olsunlar” (bkz.: prezident ilham ?liyevin v? baş nazir r?c?b tayyib ?rdoğanın birg? m?tbuat konfransı / az?rtac, 4 nisan 2014).

    azerbaycan’ın devlet başkanı görüşlerini geliştirerek somut örneklerle iki ülkenin işbirliğinin gelişme perspektiflerini gösterdi. zira, azerbaycan gelecek 7-8 yıl içinde türkiye ekonomisine ek olarak yaklaşık 20 milyar dolar yatırım koyacak (bk. önceki kaynağa). bu, ülkenin yurt dışında yaptığı en büyük yatırımdır. genel olarak ise iki devlet arasında ticaret hacminin 15 milyar liraya ulaştırılması amaçlanmıştır (bkz.: durmaq yok, yola davam / “az?rbaycan” gazetesi, 9 nisan 2014).

    türkiye azerbaycan’ın petrol sektörüne en çok yatırım yapan ülkedir. kardeş devletin işadamları üretim, telekomünikasyon, inşaat, basın, gıda, eğitim, sağlık, bankacılık, ulaşım ve diğer alanlarda geniş faaliyet gösteriyorlar. ankara azerbaycan ordusunun güçlenmesinde aktif olarak yer alıyor. askeri işbirliği üst düzeye kalkmıştır (bkz.: az?rbaycan-türkiy? münasib?tl?ri dostluq v? qardaşlıq prinsipl?rin? ?saslanır / “yeni az?rbaycan” gazetesi, 9 nisan 2014).

    şüphesiz bunlar ciddi hususlardır. fakat tartışılan konular içerisinde stratejik önemi daha büyük olan bir meseleyi ayrıca vurgulamak gerekir. söz konusu iki liderin enerji projelerini bölgesel çerçeveden çıkararak dünya çapında projelere çevirmekle ilgili elde ettikleri anlaşmadı.

    dünya ölçekli projeler: işbirliğinin verimli modeli

    bakü-tiflis-ceyhan, bakü-tiflis-erzurum ve trans-anadolu (tanap) petrol ve doğal gaz hatlarının bu tür vasıflara sahip olması bütün bölgenin jeopolitik manzarasını değiştirecek. şu anda eski sovyet coğrafyasında yaşanan siyasi ve jeopolitik olayların ışığında bu konu yeterince güncel görünüyor. esas ise odur ki, iki türk devleti bölgesel işbirliğinin küresel çapta yararlı işbirliğine destek olmasını sağlamak amacını öne konmuştur. çünkü enerji projelerinin küresel çapta önem kazanması öncelikle işbirliği ve güvenliğe hizmettir.

    genel olarak dünyada gözlenen ekonomik, mali, siyasi, jeopolitik, kültürel ve askeri gelişmelerin arka planda azerbaycan ve türkiye liderlerinin bu adımı bir örnektir. düşünelim ki, azerbaycan ve türkiye bütün meseleleri karşılıklı yararlı ve eşit işbirliği düzleminde çözmenin sivil modelini öneriyor. diyelim ki, azerbaycan dağlık karabağ çatışmasının adil çözümünü de bu bağlamda görüyor. şu anda bazı ülkelerin başka ülkelerin topraklarını istila etmekle herhangi bir amaca ulaşmak niyetinde olduğu bir zamanda türk devletlerinin bu iradesi gerçek demokrasinin ve barış severliğin habercidir. düşünüyoruz ki, dünya bu mesajı gerekli derecede değerlendirmelidir.

    sır değil ki, batı ve rusya enerji güvenliği konusunda farklı bakışlara sahiptirler. onlar arasında bu açıdan belli çatışma de gözleniyor. taraflar birbirlerinin çıkarlarını tam dikkate almak istemiyorlar. dolayısıyla dünyanın çeşitli bölgelerinde, özellikle eski sovyet mekanında tehlikeli durum meydana çıkmaktadır. ilginçtir ki, azerbaycan ve türkiye bu gerginliğin azalması ve tüm tarafların gerçek işbirliği yapmasının somut modelini ortaya koyuyorlar. erdoğan’ın bakü ziyaretinin önemli stratejik tarafını bu husus oluşturmaktadır.

    bu bağlamda enerji koridorları konusunda iki kardeş devletin liderlerinin tutumu başkaları için örnek olarak düşünülebilir. azerbaycan ve türkiye ulaştırma ve enerji koridorunun daha verimli sonuçlar vermesine ulaşma kararına vardılar. küresel jeopolitik bağlamda bu sürecin genel güvenlik ve işbirliğine çok büyük bir katkı olduğunu anlamak gerekir.

    karşılaştırma için diyelim ki, ermenistan veya gürcistan bu yönde hangi adımları atıyorlar? erivan, genellikle, bu konuda düşünmüyor. onun temel işi çeşitli büyük devletlere kendini pahalıya satmaktan ibarettir. şimdiye kadar bu cüce ülkenin bölgesel işbirliğiyle ilgili gerçek bir proje ileri sürdüğü görülmemiştir. o halde ermenistan küresel güvenliğe ve işbirliğine hangi katkıyı verebilir?

    gürcistan biraz farklı siyaset yürütüyor. fakat bu devletin de temel amacı şu anda kendisinin varlığını bir şekilde korumaktan ibarettir. bu ülkenin parlamento başkanı david usubaşvili tallin`de açık söyledi ki, gürcistan’ı nato’ya kabul etmezlerse, o, bağımsızlığını kaybedecek (bkz.: ?????????? ????????????? ?? ?????? ??? ???? / “civil georgia”, 14 ocak 2014).

    komşu devletlerin bu tür kaygıları arka planında azerbaycan’ın küresel dünya çapında etkisi olan enerji projeleri ve koridorlarından konuşması ve bu yönde somut faaliyet göstermesi, tabii ki, ciddi bir başarıdır. bu konuda türkiye-azerbaycan işbirliğinin özel bir yer tutması ise ayrıca jeopolitik önemi olan makamdır.

    tüm bunlar recep tayyip erdoğan’ın azerbaycan ziyaretinin stratejik hususlara sıkı bağlı olduğunu gösteriyor. türkiye’deki seçimde başbakanın yönettiği partinin zafer kazanması erdoğan’ın tutumunun sağlam olduğunu gösteriyor. bu siyasetçi verdiği sözleri tutabiliyor. dolayısıyla bakü’de elde edilen uzlaşmanın somut gerçekleşmesi şansının yüksek olduğunu söylemek mümkündür.

    kaynak: http://politikaakademisi.org/…irligi-yeni-seviyede/
  • türkmenistan'ı da tablonun içerisine katan hasen'de yayınlanmış bir analiz; http://hazar.org/…urkey_energy_cooperation_853.aspx