şükela:  tümü | bugün
  • daha az gösteriş, daha akılıcı ekim usülleri, daha programlı iş planı, teknoliji ile daha uyumlu çalışma neticesinde hem kendisi hem de ülkesi kazanacak olan çiftçidir.
    evet daha az gösteriş çünkü bizim anadolu halklarımızda bakkkk benim kocaman traktörüm var yaaaa tarzında bir üstün olma çabası mevcuttur. kimse şimdi çıkıp yok demesin gidip bir çok köyde 100.000 bin tl lik traktörleri görsün. eyvallah hocam aldın o deli güçlü makineyi amacına uygun kullanıyor musun? hayır tabiki. adam sana aynı anda üç işi yapabilecek nitelikte traktör imal etmiş ama sen ne yapıyorsun? gidip bildik yönteminde devam ediyorsun. mesela çift süreceksin (çift sürmek ) o devasa makinenin arkasına üçlü veya dörtlü pulluk bağlayıp işe girişiyorsun buyur burdan yak dayı sen ha filin arkasına bisiklet bağlamışın ha o makinenin arkasına üçlü pulluk. adam onu yaparken beraberinde 16 lı pulluk yapmış hadi onu uygun görmedin. e adam kocaman kültivatör yapmış 20 küsür ayaklı sen ne yapıyorsun? 11-13 ayaklı olanı kullanıyorsun.
    http://www.deere.com/…/ag/feature/2008/itecpro.html aha da burda elin adamının kullandığı alet http://www.uzeltraktor.com/…dfopt/mf5400_brosur.pdf
    burada da türk üretimi olan uzelin modeli. adam aynı anda 2-3 hatta 4 işi birden gören ekipman kullanarak zamandan, mazottan, işçiden, yıpranma payından kurtuluyor ama sen ne yapıyorsun? babadan kalma yöntemlerle hem kendinin hem de ülkenin kaynaklarını boşa harcıyorsun. bununla kalsan yine iyi sonra yok bana mazot desteklemesi az geldi, şu oldu, bu oldu, yan yattı çamura battı diye ağlıyorsun. yemezler gösteriş yapacaksan al bu ekipmanlarla yap gösterişini ki bizde övünelim senle.
    hadi bu konuyu es geçelim burda çiftçiyi yerden yere vurduk peki ya diğer konu ne? biz tarım ülkesiydik ve yıllarca kendimize yetiyorduk diye düşünürken tarım bakanı mehdi eker türkiye yıllarca kandırılıdı bizim kendimize yettiğimiz falan yok. iyi de kardeşim sen çiftçinden 470 kuruşa buğday alıp dışarıdan aynı buğdayı 1küsür tl ye alırsan adam eker mi? ayıptır sorması mal mı bu adam? hadi bunu da geçelim. son yılların revaç konusu organik tarımdan bahsedelim biraz. bu ülkede 80 öncesine kadar misler gibi tarım yapılıyordu. çifçti bir sene ektiği yeri bir sonraki sene nadasa bırakıyordu ki toprak güçlensin kuvvetlensin sonraki sene ektiği zaman daha kuvvetli verim alsın ha bu arada o nadasa bırakılan alanları sürü sahiplerine kiralıyordu onlarda o arazileri sürü yatağı olarak kullanıyor sürülerin dışkıları misler gibi gübre oluyordu. eee sonra ne oldu? soktunuz ülkeye gübreyi bir de üstüne sübvanse ettiniz sonrası malum ne nadas kaldı ne organik tarım. her şey oldu hormonlu. şimdi yeniden eskiye dönüşü sübvanse eder oldu avrupa birliğive amerika. iyi de bu adamlar değil miydi ülkeye gübre ve tarım ilaçlarını sokan? ddt diye bir ilaç piyasaya sürüp ekolojik dengenin bi tarafına koyan. önce tarımı bitir sonrasında kendince yeniden canlandırmaya çalış. bu kadar kirli oyunların döndüğü oyunda çiftçi ne yapıyor peki? destekleme primleri almak için organize çete oluşturmaya varan kendi kurnazlıklarını sergiliyor. bir oyun herkes kendi cephesinde kazanmak istiyor. olan yine yurdum insanına oluyor.
  • her şeyi devletten bekleyen çiftçidir. kimse bana gelip çiftçiyi savunmasın ya da çiftçinin girdi maliyetlerini. son 1 yıldır ekonomik krizin etkisiyle baba mesleği çiftçiliğe yönelmek zorunda kalmış birisi olarak konuşuyorum, türkiye çiftçisi bu kafayla haline şükretmelidir. tek bir entry yerine ouyucuları sıkmamak adına farklı farklı entrylerde çiftçinin hangi zihniyetle hareket ettiğini anlatacağım.
  • türkiye çiftçisi tembeldir.
    başlığımız bu evet çiftçi tembel. kendini sadece tek bir ürüne bağlı kılıyor. yılda sadece 25-30 gün çalışarak tüm sene o 25-30 günde kazandığını yiyor geri kalan günlerde sadece yatıyor. ekstra bir şey yapma çabasını bir yere koyun yapmaya çalışana bile köstek oluyorlar. e bu adam 30 gün çalıştığıyla anca karnını doyuruyor diyenlere ab fonlarıyla çiftçiye sağlanan hibeleri hatırlatmak boynumun borcu.
    200 dönüm arazisi olan bir çiftçiyi ele alalım. bu çiftçi buğday ekecek olsa; ekim ayında 1 hafta çift sürerek toprağını hazırlıyor, 3 günde tohumunu tarlaya ekiyor ve bahara kadar evine çekiliyor. baharın ilk günlerine değin yatan çiftçimiz tarlasına 3 gün ilaç ve 3 gün gübre vererek haziran ayına değin yatışa geçiyor. haziran ayında olgunlaşan buğday biçerdöver ile 2 günde hasad ediliyor ve çiftçimiz ekim ayına kadar yatıyor.
    bu çiftçimiz haziran ayından ekim ayına kadar değerlendirebileceği tarlasına dokunmuyor bile.
    peki ekstradan bu çiftçimiz seracılık, hayvancılık, meyvecilik vb işlerle uğraşamaz mı? uğraşmaz çünkü tembellik iliklerine dek işlemiş.
  • tembel ve hazirci laflarina cok aldirmayan insan toplulugudur. hor gorulmek adeta icine islemistir. koca bir toplumu besliyor olmanin gururunu yasayamaz bir turlu, onun yerine mizlanir durur.

    tarimin ne demek oldugunu, gucci cantalarin, ugg botlarin, windows 7 cd'sinin yenmeyecegini, sadece bilim kurgularda islenmis bir tur felaketten ve kitliktan sonra anlayabilecek toplumun en alt katmanini olusturur ciftci insani.

    nesillerdir yapay secilim yoluyla ehlilestirdigi, bu memleketin topraginda yavas yavas cogalttigi envai cesit cinsin aniden yok olacagini henuz kavramamistir sanirim. biraz daha gercekci bir senaryoda, transgenic olmayan bitki hic tanimamis, cilegin nasil koktugunu bilmeyen nesle belki aciyarak, belki yine mizlanrak bakacaktir

    edit medit:
    kendi basinin caresine bakmaya alisik insandir turk ciftcisi, artik mevlam mi kayiriyor n'apiyorsa? ara sira bi yerlerden bi sekilde yardim veya yonlendirme gelir ama duzenli ve devamli olani gorulmemistir. hepsine ve hepsine ragmen ciftci hala olmemistir, ustelik kitlik falan da yasanmamistir; oyleyse sorun yoktur. devlet baba bi televizyon dizilerine, bi otoyollara yaptigi yatirimi ciftcisine yapmamistir mesela, buyuk ihtimalle yapmayacaktir da.

    kaynak: 30 yildir gozlemledigim ciftci ailem

    cok icimden gelen ikinci edit:
    kendi toplumu tarafindan o kadar asagilanir ki türk çiftçisi, meslegini boynu bukuk soyler.
    "ben koyluyum, tarim da yapmayi da bilirim, hayvancilik ta" dedigimde insanlarin yuzundeki saskinlik ifadesini zevkle izler oldum artik, bu kadar mi imkansiz ya? simdi elektron mikroskobu kullanan bu eller yarin inek sagmaktan, elma toplamaktan neden gocunsun ki?

    hayir butun gun oyalanip aslinda hic bi sey yapmayan, biyolojinin tmel ilkelerinden habersiz tez danışmanım bile koyluye burun kivirabiliyor ya, hayretler icinde kaliyorum. es kaza bir sifat sahibi olunca kaba etleri tavana vurmus bir insan (ama o tavandaki popo sadece onun degil, baktikca baska bi suru goruyorum). once isini duzgun yap, yedigin ekmegi hak et, ondan sonra baskasinin meslegini elestirirsin
  • farmville oynar. maksat motivasyondan kopmamak.
  • türkiye çiftçisi bilime güvenmez.
    evet çiftçimiz için geleneksellik esastır. siz ne kadar oturup kendisine bilimse tarımdan bahsederseniz bahsedin o bildiğini okumaya devam eder. ziraat mühendisi kendisi için masa başında oturan bir elemandır. kendisine önerilen gübre, ilaç, tohum vs miktarları konusunu hiç ama hiç umursamaz. o nerden bilecek diye küçümser.
    2009 yılı öncesine değin toprağının analizi yapmayı hiç aklına getirmeyen çiftçi devle desteklemelerini almak için bu analizi yapmaya başlamıştır ama ne yapmak. toprak analizi için arazinin belli bölgelerinden ve derinliklerinden toprak alınması gerekirken tembelimiz tek bölgeden umursamazca aldığı toprağı analize götürmekte ve yine bilimsellikten çok uzak tarıma koşmaktadır. uzun uzun anlatmaya gerek yok çok görmek isteyen olursa kendilerine ücretsiz turlar düzenleyerek yerinde gösterebilirim.
  • yakından uzaktan alakası olmayan tiplerin, onları gidip tanımayan insanların, nedense yere göge sığdırmadığı kişilerdir. yada bilemiyorum hep bana mı denk geliyor eğitimsizi, cahili, varyemezi, pintisi...

    bu arkadaşlar çocuklarını okula göndermek yerine tarlaya sürüyor, çiftcilik konusunda ufak bir üçret verip daha fazla verim almak yerine babadan kalma salak saçma yöntemleri kullanıyor (hani bunlarından babaları okutmadıkları için cahillik vs), yeri geliyor fazla üretim yapıyor sonra derelere döküyor..

    onların tarlada çalışıp yorulduğu kadar başka işlerde çalışıp aynı şekilde yorulabiliyor insan. üstelik asgari üçret karşılığında sizin modern şehirlerinizde sizin dibinizde göçüyor, ölüyor, gidiyor ama pisboğaz olduğunuz için, günde 3 öğün yemek yediğiniz için korkuyorsunuz çiftcilerden. yemeklerin lezzetiyle çiftcinin iş hayatını karmakarışık bir hale sokuyorsunuz.

    kan davaları hep toprak ağalarının elinden çıkıyor bu ülkede. onlarda çiftci işte, sektör olmuşlar bir nevi.

    hiç öyle aziz insanlar değildir bunlar bana göre. niceleri var saraylarda oturmakta. aç gözünü biraz, bırak artık şu acıterasyonu. onlardan beter sikilen vatandaşlar var diyorum ama körsün.
  • türkiye çiftçisi hep çemkirir.
    ben dahil çevremde ve tarım yapılan tüm bölgelerde gördüğüm çiftçilerin çemkirmediği bir an yoktur.
    *mazot fiyatına çemkirir.
    *tohum fiyatına çemkirir.
    *ilaç fiyatına çemkirir.
    *ekipman fiyatına çemkirir.
    * tamir fiyatına çemkirir.
    * desteklemeye çemkirir.
    *taban fiyatına çemkirir.
    *yağmur yağmaz çemkirir.
    *yağmur yağar çemkirir.
    *don vurur çemkirir.
    ..... çemkirir.
  • türkiye çiftçisi hep mazlumdur.
    hep hakkı yenmiştir. hiç bir zaman hak ettiği fiyata ürününü satamamıştır. ya dolu vurmuş ya yağmur yağmamıştır. hep o suçsuzdur hep ama hep batmıştır. yangın olur ürünü yanar ama sigorta ettirmeye gerek duymadığından mazlumu oynar. sel vurur sigortası yoktur devlet yardım etsin borç ertlesin der. yanlış ilaç kullanır ürünü heba olur yine devletin kapısını aşındırır ama hep o mazlumdur hep bir suçlu vardır. o bir melektir.
  • türkiye çiftçisi soyulduğundan dolayı soymayı öğrenmiştir..
    sırtından para kazandığı işçisine daha az nasıl para veririmin hesabını yapar. her sene kaymakamlıklar araclığıyla belirlenen işçi fiyatlarına itiraz eder ve karlılığını arttırmak için türlü yolara başvurur. rahmetli babamın bir lafı vardı; işçiye iyi para ver sana kazandırsın yoksa seni batırır. bugün çiftçiyi batıran nedenlerden birisi bu az verilen ücretlerdir.