şükela:  tümü | bugün
  • kendim araştırmadım, vikipedi'nin ve ekokaynak'ın yalancısıyım;

    1930 yılında amerika'dan 10 milyon dolar olarak alınmış.

    sonrasında 1934 yılında sovyetler birliğinden 8 milyon dolar.

    1938 yılında da ingiltere'den 16 milyon sterlin alınmış.

    1937 yılında toplam dış borç 200 milyon lira civarındaymış.

    şu sitenin verdiği hesaplayıcıya göre abd enflasyon oranları üzerinden 1930 yılının 10 milyon doları bugünün 140 milyon doları ediyor.

    iddia ettiğim hiç bir şey yok, sadece kendimin de yeni öğrendiği bir bilgiyi sözlükle paylaştım. gerisi sizin ruh hastalığınız.
  • --- spoiler ---

    osmanlı'dan devralınan borçlar 145 milyon osmanlı altın lirası tutarındaydı. bu da o dönemin milli gelirinin yaklaşık yüzde 65'i ediyor. bugünkü koşullarla düne bakıp devralınan borç miktarının söylendiği kadar yüksek olmadığı tezini ileri sürenler bu borcu aynı mantıkla bugünkü değerlerle hayal etmeye çalışırlarsa kabaca 500 milyar dolarlık bir borç yüküne denk geldiğini göreceklerdir

    --- spoiler ---
  • mesele dış borç alıp ne yaptığın. savaştan çıkmış, 150 yıldır avrupa'nın kucağındaki bitik ülkende fabrikalar kurup ekonomini kalkındırıyorsan, dış bağımlılığını azaltıyorsan, köy enstitüleri kurup okuma yazma oranı %10'larda olan bir halkı eğitiyorsan ne ala.

    aynı zamanda dış borca göre ekonomi yorumlayacak kadar cahilsek, almanya'nın dış borcu gayri safi yurt içi hasılasının %160'ı iken, türkiye'nin dış borcu gsyih'sının %53'ü. iki ülkenin refah farkının a haber tayfa bile farkındadır.
  • alınan dış borç çok kutuplu dünyada, herkesle iş yapılması yönünden bir adıma benziyor. avrupa'da varolan durumdan yana olan devletlerle, memnuniyetsiz olan devletler iki kutup. bunlardan borç alınıyor. sovyet rusya ile ilişkiler de belli.

    bu borçların alındığı dönemde türkiye sanayileşme hamlelerini gerçekleştiren ve ekonomik bağımsızlık planları yapan bir devletti. uçak fabrikası vardı vs.

    keşke o mantıkla borç almaya devam edilseydi. ancak türkiye'ye amerikan üssü kurulmasının faturası bize kesildiğinden beri, aldığımız borçla yaptığımız yatırımın alakası kesiliyor.

    yakın zamanda devlet bakanı, biz ara eleman ülkesiyiz diyerek görüşünün sınırlarını ortaya koyuyor.

    bu borçlanmayı yeni öğrenmek de iyiymiş yalnız. umarım yeni öğrenildiği doğrudur.
  • özgür bir ülke olarak dış borç alıp yatırıma dönüştürmek başka, ciasal islamcılar gibi emperyalistlerin metresi olmak başka.

    1950 öncesini ve 1950’den sonrasını karşılaştırın, demek istediğimi anlarsınız.
  • bilgiler doğru ancak eksik.

    ilk dış borçlanma 1930 yılında yapıldı ve şu şekilde oldu:bir amerikan şirketine 25 yıl süreyle kibrit tekeli bırakılmak kaydıyla 10 milyon dolar(o günün kuruyla 21 milton tl) borç alındı.bunun karşılığında amerikan şirketi de her yıl türkiye cumhuriyetine 1.8 milyon tl ödemiştir.

    1932 yılında ismet inönü moskova’ya giderek sovyet kredisi ve teknik yardım antlaşması imzaladı.borç 20 yıl içinde faizsiz olarak mal ihraç edilerek ödenmiştir.borcun büyük kısmını sümerbank kullanmıştır.

    1938 yılında ingiltere’den alınan borcun 10 milyonu ile sanayi araç ve makinaları alınmış, 6 milyon ise dünyada artan siyasi askeri gerginlikten dolayı silah sanayisinde kullanılmıştır.
    1937 yılına gelindiğinde türkiye dış ticaretinin yüzde 80’lik bir kısmını takas vb antlaşmalar ile orta avrupa ülkelerine yapıyor,yüzde 18’lik kısmını ise batı avrupa’ya yapıyordu.dış ticaretin tekeli ise almanların elindeydi.

    tarihin tahrip edilmesinde kullanılan en sık yöntemlerden biridir eksik bilgi vermek.bu yüzden dikkat etmek gerekir.