şükela:  tümü | bugün
  • ülkemizde elle tutulur bir biçimde var olan somut bir durumun somut tahlilidir. kuşkusuz geçmişten günümüze en yaygın iletişim araçlarından ve görsel sanatlardan biri olan sinema, tüm dünyada ve tüm ülkelerde halen geçerliliğini korumaktadır. ve yine kuşkusuz tüm insanlar öyle ya da böyle film seyretmekte, sinemayla haşır neşir olmaktadır.

    sinemanın bu yaygınlığı elbette bu alana dair herkesi de fikir sahibi yapmaktadır. televizyonda ve sosyal medyada en çok reklamı-fragmanı dönen film en güzel film olarak düşünülmekte, en çok talk show'a çıkan oyuncu ve yönetmen en başarılı olarak düşünülmekte, gerçek anlamda estetik ve derinlik taşıyan "sanat filmleri-yönetmenleri ve izleyicileri" ise hakir görülmekte, alay edilmektedir.

    yine bugün sinema, sosyal bilimlerin ve akademik araştırmalar için de başat bir araştırma ve çalışma konusudur. sinema, göstergebilimden psikanalize ve daha bir çok alana kadar disiplinlerarası bir biçimde tartışılmakta ve çözümlenmektedir.

    her neyse, uzatmadan diyeceğim şu; dört yıl boyunca iletişim bilimleri alanında lisans öğrenimi gördüm, şu anda da radyo televizyon ve sinema alanında master yapıyorum. ve hayatı boyunca sinema sanatına, estetiğine, kuramına, tekniğine, diline, yazınına vs. dair bir sözcük dahi okumamış, fikri yok-zikri var insanlardan nefret ediyorum. hayatı boyunca sanat sinemasına dair hiç bir örnek izlememiş insanların yalnızca sağdan soldan edindiği izlenimleriyle nuri bilge ceylan ismini duyduğunda "o sıkıcı yeaa, 3 saat boyu susuyorlar, bomboş film" deme cüretinden ve cesaretinden, bu cehalet özgüveninden tiksiniyorum. senede maksimum üç kez sinemaya giden, beyaz show'da fragmanını görüp gittiği bkm komedilerini gördüğü en muhteşem film ilan eden, cem yılmaz'ın her filmi çıktığında gidip "sinemada cem yılmaz diye bir gerçek var!!!" diye tweet atanlara ifrit kesiliyorum. ulan hangi sinema, hangi gerçek düdük? ne gerçeğinden bahsediyorsun, hayatın boyunca ot, bok, bavul dergileri dışında iki kelam bir şey okumuşluğun mu var da utanmadan bir de bunu insanlara deklare ediyorsun?

    hayır, ne "fularlıyım" ne de "sanat sevicisi". yalnızca sinema üzerine yazıyor, çiziyor, okuyor ve izliyorum, böylesi cehalet sosuna bulanmış andavallıkları görünce de alanıma tecavüz edilmiş gibi hissediyorum. elbette ki herkes sinemayı sevmeli, herkes sinemayı sevsin zira bir büyüğümüzün de dediği gibi "sinema bir mucizedir!". fakat eminim ki dünyanın hiç bir ülkesinde edebiyatla, sinemayla, sanatla ilgilenen, kültürel ve entelektüel birikim sahibi olmaya çalışan, okuyan yazan insanlar bu kadar hor görülmüyordur.

    aynen böyle devam edin, bununla övünün. diyeceklerim bu kadar.