şükela:  tümü | bugün
  • bir hakikat.

    türkiye diye bir ülke yoktur, küresel oligarşinin bölge tasarımları vardır. adı bile başkalarının oraya ne dediğinden çıkmış bir ülke olabilir mi? sonra türkiye ne demek, "türklerin olduğu yer" demek güya, peki var mı etrafta türk'e benzer bir ademoğlu? türk dediğin ortaasya'daki çekik gözlüler falan, var mı onlara benzer biri aramızda?

    peki burası neresi, biz neyiz? efendim bir ara kızılcahamam'da bir bird-watching etkinliğine katılmıştım, oradaki rehberimiz, türkiye'nin asya, avrupa, akdeniz, ortadoğu, afrika flora ve faunalarının kesişim kümesi olduğunu; kuş çeşitliliği bakımından dünyadaki 2. en çeşitlilik barındıran yöreye (ki yağmur ormanlarıymış) %40 fark attığını anlatmıştı. ha yani kuşlar, böcekler, bitkiler çeşit çeşit, bir tek insanlar tek tip, öyle mi? yok gülüm öyle bir şey, burası doğal bir göç yolu ve dünyanın kesişim yöresi. burda her şey var, bir tek türk yok. bilmiyom belki türk de vardır.

    peki burası neresi, biz neyiz? biz efendim, şimdilik birinci dünya savaşı sonrasında dünya egemenlerinin paris'te götünden uydurduğu şeylerden biriyiz. o sıralarda bu topraklarda "4-5 devlet veya sömürge kurmak planı"yla, "tek bir milli devlet kurmak planı" çekişiyordu, bolşevik devrimi terazinin tek milli devlet kurulması tarafının ağır basmasını sağladı, çünkü eğer küçük küçük devletçikler olursa, ruslar bunları birbirlerine karşı kullanarak bugün birini, yarın öbürünü etkisi altına alabilirdi, fakat birlik ideolojisiyle yönetilen tek bir devlet olursa ruslar'ın ve diğer bir takım asyalıların petrol (hammadde ve enerji) ve ticaret yollarına ulaşmaları daha rahat engellenebilirdi. neticede, türkiye de tıpkı mısır, suriye, ırak, libya, tunus vs gibi dünya egemenlerinin bu bölgede belirli bir amaçla yarattığı yapay tampon yapılardan biri.

    şimdi sscb'nin ve rus tehlikesinin ortadan kalkmasıyla 21. yy'da yeni bir yapı kuruluyor ve bu yeni yapıda, -barış ortamında kısa sürede gelişmişlere rakip ve ortak olabilecek, kendini gelişmişlere yedirmeyecek, gelişmişlere kaşık düşmanlığı yapabilecek- büyük tampon devletlere yer yok. libya 3'e bölünüyor, mısır muhtemelen 2'ye, somali bölündü bile, sıra arabistan'a, türkiye'ye, pakistan'a ve belki iran'a da gelecek vs. bu yeni yapılanmalarda küresel oligarşi artık elini de kirletmiyor (gerçi gerzek yunanlılar sayesinde geçen sefer de kirletmemişti), zaten kontrol altında olan küresel/yerel medyalarla ve yeni oluşturulan sosyal medyalarla bölünmek istenen ülkelerin içindeki denyo ve dangalak öz, şuurlu veya şuursuz internet aktivistleri olarak kullanılıyor.

    ("ey türk gençliği, birinci vazifen özgürlük falan feşmekan söylemiyle memleketi küresel oligarşinin zamane isteklerine uygun hale getirmektir. muhtaç olduğun kudret özündeki denyolukta mevcuttur.")

    ha bunun böyle olması, yani türkiye diye bir yerin aslında olmaması ulusalcılığın kötü, yapay, tu kaka bir şey olduğu anlamına mı geliyor. hayır, sapıma kadar ulusalcıyım elhamdürillah, ne zaman ki yozgat'ta doğmuş biri vizesiz mizesiz kalkıp paris'e çalışmaya (bak "gezmeye" demiyorum, "çalışmaya" diyorum) gidebilir, o zaman ben de ulusalcılığımı çöpe atarım, ulusalcılara ay ne banal çağdışı götelek bunlar falan derim. o zamana kadar, onlar öyle yapıyorsa ben de böyle yapıyorum ve vatandaşlarımla birlikte topyekun vatanım için, benim yurdumun ve yurttaşımın onlardan daha iyi yaşam koşullarına sahip olması içün ter ve beyin hücresi döküyorum, onların felsefesine de, sanatına da, yaşam tarzına da, ürününe de, olmayan kültürüne de (gandhi'ye "batı medeniyeti hakkında ne düşüyorsunuz?" diye sormuşlar, "keşke olsaydı" demiş. kendisine katılıyorum, size de tavsiye ederim, "doğu çok güzel gelsenize," bir türk yemeğini, bir kürt müziğini, bir arap mimarisini bir batı muadiliyle karşılaştırın da sonra konuşalım) kılım ve gıcığım hatta yer yer düşmanım.

    çııktık aaçık alınlaaa...

    (bkz: biz aslında yoğuz lan)
    (bkz: türkiye'nin dünyanın bilecik'i olması)

    (istisna: türkiye yok ama bir türkçe var. dilim vatanımdır. adalet ağaoğlu var*, nazım hikmet var, yaşar kemal var.)
  • dönemin rusya ve ingiltere hükümetlerinin boğazlar'ı birbirlerine bırakmak istememeleri nedeniyle kur(dur)ulmuş, doğu-güneydoğu'daki petrol alanlarından arındırılmış bir yerdir; evet.
    işin trajik tarafı, eğitim sistemine işine geldikçe küfreden bazı arkadaşların, aynı eğitim sisteminin kendilerine beyin yıkama suretiyle kazandırdığı resmî tarih safsatalarına inanmaya bu kadar teşne olmaları!
    uyanın artık da balığa gidelim.
    z.ö. 1, 2, 3, ateş!
  • heisenberge göre belirsizdir.* (bkz: ben aslında yoğum lan)