şükela:  tümü | bugün
  • türkiye ekonomisinin bu hale gelmesinin sebeplerinden biridir. maalesef ülke ekonomisi popülist söylem ve uygulamalar ile yapay bir büyüme ortamına sokuldu.

    zamanla ali babacan gibi işi bilen kişiler ekarte edilirken, işi bilmeyen ve beştepe ne derse ona uyan kukla bürokratlar sayesinde enflasyon, yüksek faiz ve devalüasyon üçgeninde tüm ekonomik birikimler heba oluyor.

    bakın ekonomi yazarı ibrahim kahveci bu duruma nasıl değinmiş :

    --- spoiler ---

    bugüne kadar film gibi seyrettik. hatta halen film gibi seyretmeye devam ediyoruz. iyi ama bu sahneler nasıl çekildi? şimdi kamera arkasını izleme zamanı. oturunuz koltuğunuza ve bu filmin nasıl çekildiğini izleyiniz. ama sakın unutmayın ha; asıl film bu değil. asıl film sonbaharda vizyona giriyor. şimdilik sadece kamera arkası çekimleri izleyeceğiz:

    sahne 1: ülke ekonomisi üretim kapasitesinin çok üzerinde suni bir büyümeye zorlanır. suni büyüme baskısı, piyasaya saçılan paralar ve azdırılan tüketim canavarı, enflasyonu yukarı çeker.

    sahne 2: yükselen büyüme ve yükselen enflasyon dengesi doğal olarak parasının değerini korumak için didinen tasarrufçuyu da etkiler. para daha çok dövize akar ve döviz hesapları 200 milyar doların üzerine çıkar.

    sahne 3: büyüme sağlanmıştır, ama arkası doldurulamamıştır. bir tarafta enflasyon, diğer tarafta döviz kurları hızla yükselmeye başlamıştır. artık tek başına kalan tl faizleri de bu artışa ayak uydurmak zorunda kalır. aaa... o da ne? salonda asıl oyuncu olan yönetmen icracılıktan vazgeçmiştir. ve baş oyuncu ile yönetmen film çekimini bir kenara bırakıp kendisi de izlemeye başlamıştır. kısaca bu film artık başrolsüz ve yönetmensiz kalmıştır. yönetmen de filme karşı seyirci kalmıştır.

    mb çok ama çok geç kaldı

    yukarıdaki film aslında ülkemizde çekildi. piyasaya saçılan paralarla temelsiz bir büyüme süreci yaşadık ama faturayı kimse ödemedi. hatta hiç kimse bir fatura oluştuğunu dahi kabullenmedi. zamanında faiz artırması gereken merkez bankası bile maalesef seyirci kaldı.

    daha bu yılın başında piyasa fonlama faizlerini 14,-15 aralığına çekseydik bu sorunları bu kadar derin yaşamayacaktık. merkez geç kaldıkça, zamanında adım atamadıkça piyasa sahipsiz kaldı ve sahipsiz kalan piyasanın yaptıklarını bire bir yaptı. başını alıp gitti...

    filmin dublörleri öldü

    bu film çekilirken tehlikelerin farkında olan büyük oyun kurucu, çok sayıda dublör kullanıyordu. ama maalesef şimdi ortada ne dublör kaldı ne de oyuncu. kasım 2017’den bugüne merkez bankası 575 baz puan faiz artırdı. artırdı da ne oldu? döviz istenen seviyeye düştü mü?

    bakın size bazı rakamlar vereceğim:

    ocak 2017: merkez bankası piyasa fonlama faizi %8,28 piyasa kısa vadeli tahvil faizi %10,90 ortalama döviz kuru: 3,63 tl (1 dolar+1 euro ortalaması)

    ocak 2018: merkez bankası piyasa fonlama faizi %12,75 piyasa kısa vadeli tahvil faizi %13,36 ortalama döviz kuru: 4,15 tl ve şimdi; artık faiz dengesi yüzde 18,0’in üzerinde. ortalama döviz kuru da 4,90 tl, dün dediğim gibi... artık ekonomimizde çifte maliyet baskısı oluştu. hem döviz yukarıda hem de faiz çok yüksek. bu ekonomik dengeyi hiçbir ekonomi kaldıramaz. faiz yüksek olduğunda eğer döviz düşerse denge yine bir şekilde sağlanır...

    peki, yükselen faize rağmen döviz neden düşmüyor? defalarca yazıyorum ama yine yazayım. ortada iki bilinmez cenaze duruyor. bu cenazeler kaldırılmadan faiz artışlarının istenen ve normal olan sonuçları vermeyeceğini söyleyebiliriz:

    1- seçimlerden sonra başkan ile merkez bankası bağımsızlık meselesi ne olacak? yabancı yatırımcılar için hayati bir konu. bu konuda bakanların londra’ya gidip söz vermesi de işe yaramıyor. yatırımcılar asıl oyuncudan bağlayıcı adımlar bekliyor.

    2- seçimlerden sonra yerli ve milli para meselesi ne olacak? değeri altınla ilişkili olacağı ilan edilen yeni bir para sistemine mi geçilecek; yoksa döviz hesapları yeni para sistemine göre mi işlenecek? açıkçacı yeni dönem epey belirsiz. seçimler kadar asıl seçimlerden sonrası belirsiz. ülke nasıl bir para politikası ile yönetilecek? kimse bir şeyden kesin emin değil.

    mesele düşük faiz-düşük enflasyon teorisi yeniden mi işlenecek? bilmiyoruz. işte bu nedenle faiz artırımları dövizi düşürmüyor. işte bu nedenle bir türlü iktisat kuralları yeterli çalışmıyor. işte bu nedenle ekonomimiz giderek çöküyor. ve de herkes bu filmi dış mihrakların çevirdiğini sanıyor. zaten asıl mesele de bu.

    --- spoiler ---

    ibrahim kahveci'nin o köşe yazısı