şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle büyük resim kursu öğrencisi veya öğretmeni vs. değilim, özellikle bu düşüncelerimi 2016 sonundaki emlak sektörünün çöküşü ve dış ilişkilerimizle beraber düşünmeye başladım.

    bilhassa 2006-2010 arasında abdnin bugun bizim yaşadığımız tarzda bir piyasayı mortgage kriziyle yaşadığımızı hatırlarız, kriz desek kriz değil demesek değil fakat bir kilitlenme ve yavaşlama söz konusuydu ve fed aynı tcmb gibi -bizimki okadar etkili veya güçlü müdür tartışmaya açık bir konu- çeşitli parasal genişleme politikalarına başvurmuştu, mesela bukadar gelişi güzel dağıtılan mortgage kredilerinin ödenmemesi ve çeşitli emlak müsrifliklerinden çivi çiviyi söker mantığıyla yüz milyarlarca dolarlık genel olarak mortgage bazlı tahvillere yüz milyarlarca dolarlık yatırım yaparak kurtulabileceklerini düşündüler ve keza bu süreçte mevcut faizler yüzde 7 lerden 5 lere kadar inmişti diye hatırlıyorum, sonra bu tahvillere yine 2010 2012 gibi fed tarafından yine bazı eklemeler yapılmıştı ve 2014 de noktayı koymuştu. fed bu işe başlarken 900 milyar dolar civarı bilançosu vardı, 2014 sonunda bu işi bitirdiğinde 4 trilyona ulaşmıştı. artık herkes anlamıştıki tahvil işleterek para basma işinin sona ermesiyle etrafa saçılan dolarlar artık anavatana dönerek egzotik para birimli,kırılgan beşli veya öbür kırılgan ekonomilerde büyük buhranlar yaratacak. çünkü bu ülkeler bu rehavete kapılıp, saçma sapan 1 e 10 gibi karlı işlere gireceklerdi, türkiye ve birkaç ülke emlak üzerinden yürümeyi, parayı aldıktan sonra işlemeyip bankaya yatıran kişilerden arsa almayı ve bu inşaatların malzemelerini genel olarak yurtdışından gelen veya yurtdışı argesiyle üretilen şekilde yapmayı tercih etti, dolayısıyla yurtiçinde kalan para yattı kaldı öbür kısmıda yurtdışına gitti, şuanda ise katma değerli üretim yok, ihracat yok işin komiği katlı değerli üretim yapacak öğrencilerde yetiştiremedi üniversitelerimiz.

    ve ben artık 2016nın sonuna doğru yalpalamaya başlayan müteahitler ve doygunluğu görünce, artık faizler %22-24 olur 2018in sonuna doğru, hiperenflasyon stagflasyon ortaya karışık bir hayat süreriz birkaç yıl diye düşündüm. tahminim yanlışmışki 2 yıllık tahvillerde %26 lar mevduatlarda %30 lar görüldü daha eylülde, kredileri glp leri felan saymıyom bile zaten hak getire.

    peki bunları düşünürken ne düşünmüştüm biliyormusunuz, dinledinizmi bilmiyorum trump seçim propagandalarında tüm borçlarımızı körfez ülkelerine ödeteceğiz dedi, bizim bugun finansörlerimizin çoğu körfez ülkelerinde. aralarından nüfus ve yönetim şekli olarakda en üretim yapmaya yatkın ülkelerden biriyiz, zaten gençlerimizde çok boş yetiştirildi. neden abdnin önümüzdeki 10-20 yılda borcunu ödeyen ülkelerden biride türkiye olmasınki diyerek operasyonun düğmesine taaaa 2006 da bastılar, evet uzun yıllar katma değerli veya değersiz üretimleri saati 1 dolara çalışan işcilerle yapan çinin yaşam standartları biraz daha gelişecekti, çünkü hükümet anlayışı değişmiş ve güç ekseni abdden daha çok rusyaya ve kendi gücüne kayacaktı. türkiye ise tamamen kilitlenmiş ekonomisinde varolan gücünü kullanabilmek ve fazlasına ihtiyacı olduğu için abd direktifli öncelikle asya sonrasında ise avrupanın ihtiyaçlarını karşılamak için öncelikle basit sonrasında ise katma değerli ürünlerin üretimine saati 2-3 dolardan çalışan işcilerle katılacak ve bu şekilde hem dünyanın en çok tüketen ülkelerinden biri olarak tüketim azalacak, hem dünyanın tüketilecek mal ömrünü uzatacak hemde abdnin borcunu ödeyecekti. planlanan budur. doları bu seviyelere getirdiler ve hatta kimbilir belkide geçireceklerki 4.80-5 seviyesine razı edip bu şekilde uzun yıllar gelişen ülkelerden gelişmiş ülkeye geçme safhasındaki süreyi kendi lehlerine kullanacaklar. yine yatırım diyince aklımıza gelen emlak sektörüyle ilgili bütün yatırımların şuanda penceresine, üstüne baktığımda bir satılık yazısı var, mal sahibi falanca yere yatırcam diyor ama yalan, ya dolara ya tahvile yada mevduata yatıracak. almak isteyen yok, saray gibi 270 metrekarelik bir evim vardı zamanında topraktan vermişlerdi, eskiden 500 bin liradan ağzını açarlardı sağol kardeşim derdim şimdi 300 den alan yok. velhasıl kelam türkiye şuanda hala oldukça güçlü ekonomik dinamiklere sahip fakat hepsi kilitlenmiş durumda ve bu kilidi çözmek için öylesine şeytani bir şekilde planlanmışki yabancıların ek kaynaklarına ihtiyacı var. yani öyle bir tuzağa düştükki eğer gelişmek ve bu süreçten çıkmak istiyorsak şöyle bir 10-15 yıl onlar ne derlerse yapmak zorundayız, hiç şüpheniz kaygınız olmasın 10-20 yıl sonra çok gelişmiş bir ülke olacağız çünkü onlarda bunu istiyorlar, öncelikle kendi kilitlenmiş bilançolarını emeğimizle canlandırmamızı ve ardından gelişip onların paraları içinde bir güven ve kazanç kapısı olmamızı. avrasyanın hala bir ekonomik havuzu yok, avrasyanın hedeflenen isviçresi hiç şüphesiz ki türkiye, eğer dediğim plan ve projeler önümüzdeki 10-20 yıl içerisinde harfiyen gerçekleştirilebilirse artan nufusle beraber 2. bir nötr ülke ihtiyaçları var, buda isviçrenin yanında türkiye olacaktır, denemesini zaten 2. dünya savaşında yaptılar çokda memnun kaldılar, allah sonumuzu hayır etsin.