şükela:  tümü | bugün
  • 13 şubat 1961'de maden işçisi kemal türkler, tekstil işçisi avni erakalın, tekstil işçisi şaban yıldız, basın işçisi ibrahim güzelce, çikolata sanayi işçisi ahmet muşlu, lastik işçisi rıza kuas, garson kemal nebioğlu, tütün işçisi hüseyin uslubaş, ilaç sanayi işçisi saffet göksüzoğlu, basın işçisi salih özkarabay, nakliyat işçisi ibrahim denizcier ve şoför adnan arkın tarafından kuruldu. 1 şubat 1962'de kurucular tip'e yeni bir lider arayışlarını sonuçlandırarak mehmet ali aybar'ı genel başkanlığa seçtiler.

    amele takiminin kurdugu bu parti ilk secimlerde meclise 15 milletvekiliyle girdi. isadamalarinin, pamuk tüccarlarinin, oda baskanlarinin, dis sermaye mümessillerinin kurdudu adalet partisibile bu amale partisinin sahip oldugu bilgi ve birikime, entellektüel düzeye sasirip kaldi, sasirdikca da bazilarini olduresiye dovdu*.

    simdiki partilerin kurucu listelerinde artik ne çikolata iscisi var ne lastik iscisi, onlarin patronlari artik obur partiyi de kuruyor diger partiyi de...
  • 1961 anayasanın kabul edilmesinden sonra sol çevrede yer alan çeşitli odaklar içinde sosyalist bir parti arayışları başladı. bu odaklar içinde yer alan işçi kökenli 12 sendikacının önderliğinde, 13 şubat 1961’de türkiye işçi partisi kuruldu. parti kurucuları, başlıca sendika federasyonu olan türk-iş den geliyorlardı ve başlangıçta kurdukları yeni parti, pek az destek çeken koyu bir uvriyerist ideolojiye sahipti.

    parti, asıl açılımını, aynı kurucuların başkanlığa mehmet ali aybar’ı getirmesiyle yaptı. aybar, ünlü bir yazar ve hukuk profesörüydü. aybar’ın liderliğindeki tip, yeni bir ivme kazanarak, toplumdaki muhalefet odaklarını; işçileri, alevileri, kürtleri, aydınları, öğrencileri etisi altına almaya başladı.

    parti özellikle tkp’den ayrı tutulmuş, 12 sendikacı tarafından kurulmuş olduğu parti programının girişinde vurgulanmıştır. giriş, programın özeti niteliğindedir. burada, emekçi halkın yüzyıllardır süren yoksulluğunun gene ancak kendi iktidarında ve bizzat kendisi tarafından sona erdirileceği bildirildikten sonra, “bu tarihi görevi, 13 şubat 1961 günü 12 sendikacı tarafından kurulan ve tarihimizde doğrudan doğruya emekçi halkın kurduğu ilk parti olan türkiye işçi partisi yerine getirecektir” denmiştir. (bkz: sadun aren) tip’in o zamana kadarki sosyalist partilerle ve özellikle de yasa-dışı tkp ile hiçbir ilgisinin olmadığının 12 sendikacı tarafından kurulduğu kanıtı olarak kullanılmıştır.
    12 mayıs 1962’de türkiye sosyalist partisi, tip’e katıldı. bu katılım, maddi olmaktan çok, manevi olarak partiye güç kazandırdı. 10 şubat 1963’de cumhuriyetçi millet partisi nin ankara senatörü niyazi ağırnaslı tip’e katıldı. partinin, mecliste bir sandayle kazanmasıyla birlikte, anayasa mahkemesi’ne yasaların iptali için başvuru hakkı kazanılmış oldu. anti-demokratik yasaların ayıklanmasını önemli bir görev sayan tip, bu hakkını birçok yasa hakkında, kuşkusuz en önemlisi ceza yasasının 141 ve 142. maddeleriydi, dava açarak kullandı. daha sonra senato’da cumhurbaşkanı kontenjanından üye olan esat çağa da partiye katılınca parlementodaki tip’li sayısı ikiye çıktı.
    partinin örgütlenmesini ve ülke düzeyinde tanınması bakımından en elverişli ortamı seçimler sağlamıştır. seçimler, partiye yoğun bir biçimde salon ve açık hava toplantıları düzenlemesine ve daha da önemlisi radyodan konuşma, halka seslenme olanağı da vermiştir. özellikle, o dönemde televizyonun olmamasından dolayı, radyo en etkin kitle iletişim aracıydı ve yapılan propaganda konuşmalarını neredeyse bütün ülke dinliyordu. tip’e ilk konuşma fırsatı 17 kasım 1963 yılında yapılan yerel seçimler dolayısıyla tanındı. parti, örgütlendiği illerde seçimlere girdi ve radyodan halka seslenme şansını değerlendirdi.

    bu konuşmalarda işçiler, köylüler, ırgatlardenilerek yalnız emekçi halka hitap edilmesi ve tip’in yalnızca emekçi kitlelerin partisi olduğunun vurgulanması, kamuoyunda büyük bir etki yarattı. konuşmacılardan bazıları için adli kovusturmalar açıldı.

    tip, 1963 yerel seçimleri’nde 36.000 oy aldı. alınan oydan çok, partinin halka kendini tanıtması önemliydi. nitekim, tip’in seçim dönemlerinde düzenlediği renkli ve dinamik kampanyalar sosyalist savları kitlelerin somut sorunlarına bağlamayı başararak, partiyi önemli ölçüde halka tanıtmayı başardı.

    tip, 1965 genel seçimleri’nde 276.000 oy alarak meclise 15 milletvekili sokmayı başardı. 54 ilde girilen seçimde alınan oy oranı ülke genelinde % 3’tü. bu başarı aslen nisbi temsil ve milli bakiye sisteminin ve radyodan konuşma olanağının iyi kullanılmasının bir sonucuydu. partinin aldığı oyların dağılımına bakıldığında parti için herşey o kadar parlak gözükmüyordu. seçim sonuçları, partinin iddia edildiğinin aksine, bir işçi partisi olmadığını gösteriyordu. oyların yaklaşık üçte birini elde edildiği istanbul’da ağırlıklı olarak alınan oylar, işçi kesimlerin oturduğu semtlerden çok, orta sınıfın oturduğu yerlerden gelmişti. kırsal kesimde ise tip’in oylarının büyük bir bölümü kürtlerden ve alevilerden gelmişti. bu bakımdan alınan oy oranı, mütevazi bir başarı olmasına rağmen işçilerin kalıcı bir sosyalist stratejinin tabanını temsil ettiği savını önemli ölçüde zayıflatmıştı.

    tip’in meclisteki varlığı muhafazakar milletvekillerince rahatsızlıkla karşılandı ve gerginliğe yol açtı. tip milletvekilleri bir çok defa fiziksel saldırılara maruz kaldı. ancak, muhalefet tarzları ve kullandıkları dil değişmedi. özellikle anti-emperyalist bir dil kullanılıyor, ülkenin abd’ye olan bağımlılığı eleştiriliyordu. tip’in dile getirdiği eleştiriler, ilk kez kamuoyunda açıkça dile getiriliyordu.

    tip, meclisteki az sayıdaki milletvekiliyle yaptığı renkli ve farklı muhalefetle, türkiye demokrasi tarihi içinde mütevazi ama önemli bir iz bırakmıştır. başlangıçta bütün solun desteğini alan tip, 1965 ile 1969 arasında, yani iki seçim arasında, bu desteği kaybetti. bir yanda tkp geleneğinden gelen eski tüfekler vardı. aralarındaki ciddi görüş ayrılıklarına rağmen tip’e karşı ortak muhalefette bu ayrılıklar açıkça dile getirilmedi.

    tip’e açık olarak ilk eleştiri yön dergisinden geldi. derginin 17 haziran 1966 tarihinde çıkan sayısında doğan avcıoğlu başyazısında tip’i, anti-emperyalist mücadeleyi sol güçleri bölerek, sekteye uğratmakla suçladı. avcıoğlu’na göre bütün sosyalistlerin en önemli mesele olarak gördüğü anti-emperyalist milliyetçi mücadele, “henüz sosyalizme hazır olmayan fakat sağlam atatürkçü geleneği ile anti-emperyalist mücadeleye açık olan önemli çevrelerde destek bulmaktadır. ne varki ki tip, bir yandan anti-emperyalist mücadeleyi bir numaralı mesele sayarken, öte yandan klasik bir proleter-burjuva mücadelesinin sloganlarını ön plana çıkararak dağıtmakta ve zayıflatmaktadır..” kısa bir süre sonra eski tüfek sosyalistler de yön’de yazmaya basladılar. yön dergisi, tip’e karşı yürütülen muhalefetin ortak platformu haline geldi.

    tip’in görüşüne göre türkiye yeterince batılılaşmış bir toplumdu. azımsanmayacak sayıda bir işçi kitlesi oluşmuştu. bu kitleyi kendine bağlayabilen bir parti, iktidara gelmeyi sağlayacak oyu alabilirdi. bu amaçla, siyasal baskı altında bilinçlenmemiş proleteryayı politize etmek için yurt ve dünya sorunlarını sınıf açısından ele almak ve ortaya koymak gerekiyordu. bu hat üzerinde kurulacak parti propagandası, hedeflediği işçi ve emekçi kitlesini kendine çekebilirdi. böylece, kuruluşundan beri legaliteyi benimseyen tip, batının sınıf partilerini kendine örnek aldı.

    tip’in karsısındaki kesim ise türkiye’nin batılı değil, doğulu bir toplum olduğunu ileri sürüyordu. bu kesime göre türkiye büyük ölçüde feodaldi. ciddi bir kapitalizmin kurulamadığı böyle bir ülkede sınıfsal yaklaşım koşullara uygun değildi. çünkü sınıfsal yaklaşımın gerektirdiği proleterya tam olarak oluşmamıştı. ülke henüz anti-emperyalist, anti-feodal bir “milli demokratik devrim” aşamasındaydı. bu mücadelenin öncülüğünü de “asker-sivil-aydın zümre”nin üstlenmesi gerekiyordu. bir sınıf partisi ancak bu devrim başarıya ulaştıktan sonra kurulabilirdi.
    bu iki kesim, “sosyalist devrim” ve “milli demokratik devrim” tezleri saflarında net olarak ayrıştılar. aslında, iki tarafın savunduğu da bilinen anlamda devrim değildi. tip’in savunduğu parlamenter geçiş, muhalefetin savunduğu ise darbeydi. bu ikinci tez, türkiye solunun kemalizmle geleneksel ilişkisini yansıtıyordu. cumhuriyeti kuran kemalistler gerek komintern gerekse türkiyeli komünistler tarafından, baştan beri ilerici bir güç olarak kabul edilmişti. buna karşılık, çok partili düzene geçişten sonra iktidara gelen dp-ap çizgisi “karşı devrimci” sayılıyordu.

    öte yandan, geleneksel temalara bağlı bir çıkış noktası, sosyalizmin; türkiye’deki tartışma çerçevesi içinde, belki bir çok ülkeden daha fazla anlam parçalanması ve kayganlığına açık olmasına temel hazırlıyordu. gerçekten de tip ve yön çevreleri arasında alevlenen çatışmaya bakıldığında, klasik sosyalizme çok uymayan, burjuvaziye ilerici bir vasıf atfeden ortak anlayışın varlığı bile karşılıklı suçlamaların şiddetini değiştirmiyordu. özellikle, tip’in parlamentarist çizgisi yön çevresinin tepkisini çekiyordu.

    türkiye işçi partisi içindeki aydınların bir kısmı belirli bir marksist formasyona sahip, bir kısmı ise marksist olmayan sol düşünceye sahiptiler. zaman ilerledikçe bu ikinci kesim partiden uzaklaştı. parti içindeki diğer bir grupta üniversite öğrencisi genç militanlardı. parti içinde ağırlığı olan diğer önemli bir kesim de doğu kökenli üyelerdi.
    tip, sosyalist bir parti olarak, ülkenin çeşitli ve birbirinden farklı muhalefet potansiyellerinin büyük bir kısmını çatısı altında toplayan bir parti, yasal bir platform olarak kuruldu ve kapanana kadar da böyle bir işlevi sürdürdü.

    27 mayıs ihtilali’nin ardından hem toplumsal hem siyasal hem de kültürel olarak yepyeni bir iklimin etkisi altına giren türkiye’de, yeni dönemin etkileri en dolaysız olarak üniversite gençliği üzerinde görüldü. dp döneminde dünya ile bağlarını kesen türk kültür hayatı, yeni dönemle birlikte, avrupa’dan ve abd’den olduğu kadar sosyalist ülkelerden gelen düşünce akımlarıyla yeniden renklenmeye, çeşitlenmeye başladı. (bkz: sosyalizm ve toplumsal mücadeleler ansiklopedisi) yeni anayasanın üniversitelere sağladığı özerklikle birlikte, her türlü düşencenin incelenip tartışıldığı, öğrencilerin siyasetle bire bir ilgilendiği bir ortam oluştu. 27 mayıs’a uzanan yolda önemli bir unsur olan tmtf, mttb, tmgt gibi öğrenci örgütlenmelerin yanında sosyalist öğrencilerin girişimleriyle kurulan üniversite fikir klüpleri 1965 yılında merkezi bir çatı altında birleştirildi.
    fikir kulüpleri federasyonu (fkf), hepsi tip üyesi ya da sempatizanı olan sosyalist gençler tarafından kuruldu. fkf, kısa bir süre içinde kitleselleşerek gençlik hareketini sürükleyen bir lokomotif haline geldi.
    fkf’nin kuruluş amacı, gençlik hareketini askeri darbelerin hazırlayıcı ön-gücü olmaktan çıkartmak, gençliği işçi sınıfıyla birleştirmekti. özellikle 1968’den sonra, birbirine karşıt hareket, örgüt ve partilerde yer alacak olan o dönemin genç kadroları, tip çizgisinde ve bu amaç etrafında, fkf çatısı altında tam bir dayanışma içindeydiler.

    toplumsal muhalefetin diğer bir halkasını oluşturan işçi sınıfı için örgütlülük yolunda önemli bir aşama, 13 şubat 1967 tarihinde devrimci işçi sendikaları konfederasyonu’nun (disk) kuruluşu oldu. tip’e üye sendikacılar tarafından kurulan disk, aynı zamanda, abd tarafından türk-iş’e kabul ettirilen “partiler üstü ve siyaset dışı sendikacılık” anlayışına bir tepkiyi de ifade ediyordu.
    1968, dünya tarihinde olduğu gibi türkiye tarihinde de önemli bir yıl oldu. batı avrupa’da gençliğin başlattığı protesto ve direniş tüm dünyayı sarstı. olaylar zincirleme olarak hemen hemen tüm ülkelere yayıldı. aynı yıl çekoslavakya’nın dubçek yönetiminde başlattığı “güleryüzlü sosyalizm” akımının s.s.c.b işgaliyle sonuçlanması, sosyalist bloktaki ülkelerin de ciddi çelişkiler içinde yönetildiğini işaretliyordu.
    bu iki olayın da, türkiye solu üzerinde derin ve uzun süreli etkileri oldu. batı'daki öğrenci hareketi anında yankısını buldu ve türkiye’de ilk üniversite işgalleri başladı.
    stratejisini işçi sınıfı üstüne kuran tip, bu tür hareketlerin temel doğrultuya uymadığını düşünüyordu. bu yüzden işgalleri hemen bitirmekten yana tavır aldı. daha sonraları da bağımsız gençlik hareketine karşı soğuk davrandı. gençlik hareketi ise, giderek kendi iç dinamiklerine göre hareket etmeye başlamasına rağmen, eski kuşak sosyalistlerinin etkisinden tam anlamıyla sıyrılamamıştı. bu ortamda, tip’in ister istemez maruz kaldığı sindirici, parlemento içi baskılar ve pratik referans açısından düştüğü boşluk, gençlik hareketinin zamanla mdd çizgisine yönelmesine neden oldu. oysa, tip’e muhalefet eden ve “milli demokratik devrim” tezini savunan kesim için gençlik çok elverişli bir kitleydi. böylece, gençlik hareketi yönünü kendisine kucak açan mdd’ciler safına çevirerek tip’ten koptu. mdd ve fkf arasında yaşanan bu yakınlaşma, tip’in uzun vadede tabanında büyük bir erimeye yol açtı.
    sovyetler birliği’nin çekoslovakya’yı işgali karşısında alınması gereken “doğru tavır” sorunu da türkiye solunda yeni bir bölünme yarattı. eski sol, dubçek’in emperyalizme alet olduğunu söyleyerek sovyetler’den yana tavır alırken, tip işgali kınadı. yön çevresinin anti-emperyalist, yurtsever ve tam bağımsızlıkçı çizgisine rağmen mihri belli gibi önderlerin sscb’nin eylemini destekleyen tavırları ve dubçek’i “revizyonizm” ile suçlamaları büyük bir çelişki yaratıyordu. buna rağmen, mdd çevresi bu olayı zararsız ve kayıpsız atlatırken, tip’de ciddi bir hesaplaşma dönemi başlıyordu. bir yanda genel başkanmehmet ali aybar, işgale karşı çıkışını boyutlandırarak, alışılmışın dışında bir sosyalizm formülasyonuna yöneldi. öte yanda, partinin diğer ağır toplarından behice boran, sadun arenve nihat sargın, bu yeni formülasyona karşı çıktılar. üst üste yapılan kongrelerde bu sorunun tartışılmasıyla geçti ve aybar tarafı, sendikacılar ve doğuluların desteği ile kongreleri kazandı. ancak, kongre sonuçları bazı bölünmelere yol açtı. parti hızla zayıflamaya başladı, etkisizleşti ve gençlik üzerindeki etkisini tamamen kaybetti.
    haziran 1968’de 28 ilde yapılan seçimlerde, tip 220.000 oy alarak, bu illerdeki oy oranını yüzde 3.3’den yüzde 5.2’ye yükseltti. seçim sonuçları, aritmetik bir yükselmeye tekabül etmesine rağmen, sol kamuoyu ve parti içindeki kesimlerde bir hayal kırıklığı yaratıyordu. beklenen patlama bir türlü gerçekleşmiyor, parlamentarist çizgiye olan güven sarsılıyordu. ekim 1969’da yapılan genel seçimlerde tip’in oy oranı yüzde 2.7’ye geriliyor, 239.000 oy alarak yalnız iki milletvekilini meclise sokabiliyordu.
    fkf, 1969 yılında türkiye devrimci gençlik federasyonu (dev-genç) adını aldı. örgüt üniversite sınırlarını aşarak siyasal bir güç haline geldi. dev-genç önderliği tip’i pasifist ve reformist bir parti ilan ederek, partiye açıkça cephe aldı. tip’in aksine, parlemento dışı yolları meşru gören ve sosyalizme parlementarist geçiş karşısında devrimci bir geçişi savunan mdd hareketi, üniversite gençliğinin özlemlerini kucaklayabildiği oranda güç topladı.

    1965-1969 yılları arasında sosyalist oylarda beklenen gelişme olmayıncamehmet ali aybar, tip’in stratejisini değiştirmeye karar verdi. partinin sorunsalını sınıf sorunundan özgürlük sorununa kaydırdı.
    tip’de bu bölünmeler yaşanırken mdd hareketi de eski bütünlüğünü koruyamadı. türkiye’de feodalitenin belirleyici olup olmadığı tartışması üstüne, hareketin aksine belirleyici olmadığını düşünen bir kesim doğu perinçek önderliğinde bu çevreden ayrılarak, “proleter devrimci aydınlık” dergisini çıkarmaya başladı. ancak, bu çevre daha sonra mao’nun ilkelerini benimseyerek feodalite tezini de bütünüyle kabul etti. mdd içinde yaşanan bölünme perinçek grubuyla sınırlı kalmadı. devrimde sınıfların öncülüğü ve sosyalist devrime geçiş tartışmasından çıkan ayrışmalar hareketi tümüyle parçaladı.

    1970 yılı, türkiye sosyalist hareketini derinden sarsan bir olaya tanıklık etti. ap iktidarının sendika yasasında yapmayı tasarladığı değişikliği protesto etmek amacıyla başlayan, ama çok daha radikal ve geniş kapsamlı bir gösteriye dönüşen 15/16 haziran olaylarında binlerce işçi sokaklara döküldü. disk’e bağlı sendikaların öncülüğünde başlayan direnişe, türk-iş e bağlı bazı sendikalar da destek verince, iki gün boyunca istanbul’da hayat felç oldu. hükümet sıkıyönetim ilan etti. diskyönetiminin "direnişe son verin" çağrısına uyan işçiler fabrikalarına geri döndüler. işçiler ile askeri birlikler ve polisler arasında çıkan çatışmalarda bir polis ve üç işçi hayatını kaybetti. 422 işçi işten çıkartıldı. 162 işçi tutuklandı.

    15-16 haziran olayları, türk solu içinde yaşanan tartışmaları da fiilen bitirdi. bu büyük ve bağımsız işçi hareketi, işçi sınıfının toplumsal varlığı ve bilinci konusunda yapılan polemikleri noktaladı. başından beri stratejisini işçiler üzerine kuran tip bu olaylar sırasında iyice güçsüzleştiği ve bölündüğü için etkisiz kaldı. mdd çizgisini benimseyenler ise her fırsatta dile getirdikleri “ordu-gençlik elele” şiarının bu olaylar sırasında işe yaramadığını gördü. ayrıca, 15/16 haziran olayları, proleteryanın politik bakımdan olgunlaşmadığını varsayan mdd tezini de büyük ölçüde çürüttü.

    12 mart 1971’de genel kurmay başkanı ve silahlı kuvvetler komutanları, cumhurbaşkanı ve meclis başkanlarına verdikleri bir muhtıra ile sivil hükümeti, ülkeyi “anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine” sürüklemek ve “anayasanın öngördüğü reformları tahakkuk ettirmemiş” olmakla suçlayarak, eğer hükümet acilen gereken tedbirleri almazsa silahlı kuvvetlerin “kanunların kendisine vermiş olduğu, türkiye cumhuriyetini korumak ve kollamak görevini yerine getirerek, idareye doğrudan doğruya üzerine alacağını” belirtti. bunun üzerine süleyman demirel’in başbakanlığındaki ap hükümeti istifa etti. yeni hükümet ordu güdümünde, eski chp üyesi nihat erim başbakanlığında, teknokratlardan kuruldu. kurulan yeni hükümet, her ne kadar sivil bir hükümet görünümünde olmasına rağmen ülkenin dizginlerini ordunun kontrolüne bırakmıştı. böylece, uzun bir baskı döneminin startı verilmiş oldu. türkiye sosyalist hareketi bütün kademeleriyle ağır bir baskı altına alındı. 12 mart yönetimi, ilk olarak 1961 anayasası’nı değiştirerek solun yükselmesinin hukuksal zeminini ortadan kaldırma yönelimine girdi.

    20 temmuz 1971 tarihinde tip, anayasa mahkemesi’nce kapatıldı ve parti yöneticileri 12,5-15 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. böylelikle, türk sosyalist hareketinin belirli bir kitleselliği yakalamış ilk ve tek partisi olan türkiye işçi partisi de, kendi öncülleri gibi adli bir kovuşturmayla, yasal olarak meşruiyetini yitiriyordu. tip’le beraber sosyalist hareketin bir dönemi daha kapanıyor-kapatılıyor-du.

    türkiye işçi partisi’nin türkiye sosyalist hareketi içinde kendine has özellikleri ve özgünlükleriyle farklı bir konumu vardır. tip kurulana kadar, türkiye’de varolan tüm sosyalist hareketler doğrudan ya da dolaylı olarak tkp’ye bağlıydı ya da ondan kaynaklanırdı. tip’in kurulduğu tarihe kadar, ilerici-marksist-sosyalist harekete tkp egemendi. ilk defa olarak tip, tkp egemenliği ve çizgisi dışında bir sosyalist hareket başlatmış olması, tip’in en önemli özelliğidir.

    tip, yasal ve açık bir sosyalist parti olarak, çeşitli baskılara rağmen, görüşlerini kamuoyuna duyurabilmiş, sosyalizmi ilk kez halka anlatabilmiş ve kendisini tanıtabilmiş ilk sosyalist partidir.

    sayıca az ve örgüt olarak da yekpare kalan eski tkp’nin aksine, tip oldukça heterojen, açık ve dinamik kampanyalar düzenleyerek ve sosyalist savları kitlelerin somut sorunlarına bağlamayı başararak, önemli bir kitleselliğe ulaşmıştır. tip’in diğer önemli bir özelliği de ülkedeki tek yasal sosyalist parti olmasıdır. örneğin, yön dergisi ve mdd çizgisi gibi odaklar, ayrıca örgütlenebileceklerine rağmen partiye sızmaya, onu ele geçirmeye çalışmışlardır. tip, sosyalist hareketin -tüm kesimleri tarafından kabul edilmiş- tek partidir.
  • tip’in 1965 seçimlerinde meclise soktuğu milletvekilleri şunlardı: mehmet ali aybar, çetin altan, sadun aren, rıza kuas, muzaffer karan, tarık ziya ekinci, yahya kanbolat, cemal hakkı selek, adil kurtel, behice boran, yunus koçak, kemal nebioğlu, ali karcı, yusuf ziya bahadınlı, şaban erik.
  • ekim 1970'de toplanan dorduncu buyuk kongresi siyasi yasamının donum noktası olan parti..

    bu kongrede kürt sorunu ile ilgili bazı kararlar alınmıstı.. bu kararlarda kısaca kürt halkının varlıgı kabul ediliyor, dogunun geri kalması ile orada yasayan nufusun etnik ozellikleri arasında ilsikiler kuruluyordu..
    bu kararlardan dolayı anayasa mahkemesince, türkiye isci partisi hakkında sorusturma acıldı..
    siyasi partiler kanunun 89. maddesi; "siyasal partiler, türkiye cumhuriyeti üzerinde milli veya kültür farklılıklarına, yahut dil farklılığına dayanan azınlıklar bulundugunu ileri suremezler..." demekte idi.. akabinde 1971 sıkıyonetim doneminde türkiye isci partisi kapatıldı..
    fakat tip yoneticileri dorduncu buyuk kongre kararlarını anayasa mahkemesinde savunmadı..
    derken tip behice boran onderliginde 1975'te yeniden kuruldu.. kurt sorununu gormezden gelerek varlıgını yeniden surdurdu, geriye donusu ile ilgili olarak da tek bir elestiri yapmadı..

    türkiye isci partisinin siyasi tarihindeki en onemli donum noktası da iste budur..
  • 1968 sonrasında giderek bölünmeye başlayan, bir zamanın umut veren partisi.

    yaygın kanının aksine, tip içindeki mehmet ali aybar-behice boran uyuşmazlığı prag baharı nedeniyle oluşmamıştı. sovyetlerin çekoslovakya'yı işgalini hem aybar, hem de boran eleştiriyordu. boran'a göre "bu müdahelenin hiçbir yönden haklı, hatta geçerli görülebilecek yanı" yoktu ve işgal "milli bağımsızlık ve eşitlik haklarına olduğu kadar sosyalizm ve sosyalist enternasyonalizmin ilkelerine de aykırı"ydı*.

    boran'ın anlattığına göre, aybar ile aralarındaki temel fark "seçim propagandasının ana teması"ydı. aybar türkiye'de halkın ana sorununun hor görülmek olduğunu iddia ediyor ve bu yönde düzeltmeler yapılmasını öngörüyordu. boran ve arkadaşları ise klasik marksist düşünceyi kelimesi kelimesine yansıtmak adına, hor görülmenin aslında sınıfsal savaşımların, sömüren-sömürülen ve egemen-ezilen kesim ilişkisinin ürünü olduğunu söylüyordu. benzer şekilde, aybar konuşmalarında "bütün insanlık tarihi özgürlük mücadelesidir" dediğinde, orjinal marksist düşüne tamamen bağlı kalan muhalifler onu "bütün tarih sınıf mücadeleleri tarihidir" diye düzeltiyordu. aybar "güleryüzlü sosyalizm"den bahis açtığında parti içindeki tepkililer, temel belgelerde böyle bir deyimin geçmediğini iddia ederek bu durumu yadırgıyorlardı. muhaliflere göre sosyalizmin türkiye'ye özgüsü, ya da güleryüzlüsü olamazdı çünkü klasik marksist jargon bu deyimlere yer vermiyordu.

    kanımca iki taraf da aslında aynı şeyi demesine ve aynı gaye uğruna çalışmasına rağmen, yaşanan olayların etkisiyle durum fazlaca abartılmıştır. aybar'ın "sınıf savaşımı" yerine "hor görülmek"ten bahsetmesi, "sınıf mücadelesi" yerine "özgürlük mücadelesi" demesi zerre fark yaratmamalıdır. 1965 seçimlerinde yüzde 2.83 oy ile 15 milletvekili çıkaran tip, ilerleyen yıllarda bu oy oranını daha yukarı çekemediği hatta 1969 seçiminde %2.58'e düşürdüğü için çalkantılar yaşamıştır. kanımca bu başarısızlık hissi, bir değişiklik arzusuna yol açmış ve aybar ile boran arasındaki ufak söylem farkları, sanki çok büyük uyuşmazlıklarmış gibi kabul edilerek ayrılıklar yaşanmıştır.

    parti içindeki bölünmeyi anlayabilmek için dönemin şartlarını da incelemek gerekir. süleyman demirel hükümetinin amerikan yanlısı bir dış politikayı "biz atatürk'ün dış politikasını uyguluyoruz" diye yansıtmaya çalışması, tip'in büyük tepkisini çekmiş ve parti mensupları bu konuda eleştiriler yapmışlardır. adalet partisi vekillerinin tip'li mebusların sözünü sloganlarla ve hakaretlerle kesmesi, hatta tip'li milletvekillerini meclis içinde linç etmeye kalkması sol düşünce üzerinde derin etkiler yaratmıştır. iyi niyetle laf anlatmaya çalışan milletvekillerini yuhlamanın, konuşturmamanın, dövmenin sonucu gözle görülür olmuştur. zira kitlesel sol, haklı olarak artık parlementarizmin işe yaramadığını düşünmüş ve üniversite gençliği ile kucaklaşarak sokak hareketine daha çok önem vermiştir.

    oyların ve parti tabanının beklenen patlamayı yapamadığı, meclisteki çalışmaların düşmanca karşılandığı bu dönemin psikolojisi, tip üyelerini boran ve aybar'ın söylemlerindeki ufak farkları bahane etmeye itmiştir. daha da önemlisi, çok nüfuzlu bir figür olan mihri belli'nin milli demokratik devrim eğilimi üniversite gençliğinin desteğini almıştır. işte bu sebeplerden ötürü partide belli, aybar ve boran taraftarları yavaş yavaş ayrılmaya başlamıştır.

    solla alakalı her düşünceyi "sovyet yandaşlığı ve uşaklığı" ilan edip, sanki solcular bu ülkenin menfaatini istemiyormuş gibi bir izlenim yaratanların "hainler moskova'ya!" diye def etmek istediği ve bu doğrultuda millet meclisi'nin içinde dövmekten bile çekinmediği insanlardır türkiye işçi partililer.

    tıpkı diğer sosyalistler gibi, ülkeyi sscb'nin kontrolü altına vermeyi istemek** gibi bir yalanla haksız yere suçlanmışlardır.

    fakat..
    düşmanca saldıranların görmezden gelmekten bıkmadığı bir gerçek, tip'nin* ülke egemenliğine ve tam bağımsızlığa ne kadar önem verdiğidir:

    "ikili anlaşmalarla amerikan devletinin üsleri haline getirilmiş bu vatan topraklarına, amerikalıların izni olmadıkça devlet kademelerinde hangi yeri işgal ederse etsin, hiçbir vatandaşımız ayak basamaz. yurdumuzdaki amerikan üslerine türk zabıtası giremez, türk subayı, türk komutanı, türk hakimi giremez, milletin vekilleri giremez, türk bakanları giremez. bu üslerden havalanacak uçaklar, füzeler bizim haberimiz olmadan, büyük millet meclisi'nin onayı alınmadan, yurdumuzu her an vahim tehlikelerle karşı karşıya bırakabilir. hal böyle iken hükümet programında bu durumun sona erdirileceğine dair tek bir kelimeye rastlamadık. tersine amerika ile olan münasebetlerin daha da kuvvetlendirileceği söylenmektedir. bu şartlar altında bugünkü bağımlı durumumuzun ortadan ne yoldan kaldırılacağına dair somut teminat verilmedikçe ve hele amerika ile olan münasebetlerimizin daha da kuvvetlendirilip geliştirileceği ifade edilirken, hükümetin atatürk dış politikasını izleyeceğine dair sözlerini şüphe ile karşılarız." mehmet ali aybar, millet meclisi tutanak dergisi, cilt 1, 176-177

    ülkenin sol yanından gelen bu tür bağımsızlık söylemlerinin, atatürkçülüğü kavrayamadığı halde milliyetçi geçinen cenahlar tarafından düşmanca "siz yurdumuzu komünist rusya'nın egemenliği altına sokmak istiyorsunuz!" ithamı altında yok edilmek istenmesi.. mecliste bağımsızlıktan bahis açanların yuhlanıp, dövülmesi.. türkiye topraklarındaki yabancı etkinin pasifize edilmesi gerektiğini söyleyen ve sovyetler birliği'nin yayılmacı politikalarını bile eleştiren insanların "moskova'ya def olun!" sloganları ile susturulması.. bu berbat hırs uğruna cihat çağrısı yapıp, insan öldürülmesi..
    gerçek vatanseverlik böyle oluyor herhalde.. "aman sovyet etkisine girmeleyim, komünistlere ölüm" derken, amerika'nın en ileri uçtaki eyaleti olarak.. yazık demek fayda eder mi bilmiyorum ama yazık işte.

    o gün tam bağımsızlık isteyen sosyalistler, bazı değerlere körü körüne bağlı kalmış fanatikler değil, sscb marksizminin yozlaşmış yanlarını revize etmek isteyen kişilerdi. bu sebeple çekoslovakya'nın sovyet işgali altında kalmasına dahi karşı çıktılar. çünkü sosyalizm, toplumun değişen yönleriyle kendini güncelleyen ve insanı temele koyduğu için sürekli gelişmeye açık bir toplum bilimidir.

    ayrıca (bkz: mehmet ali aybar/@amaru71)
  • türk solunun bazı kronik hastalıklarından mustarip olsa da hakkını yememek lazım. üzücü ama, parti bünyesinde sürdürülen tartışmalar, günümüzün türkiye solunun/sağının söylemlerinin çok daha ilerisinde bir yerdedir. her halükarda ülke siyasetinde bir boşluk bırakmıştır. o boşluk bugün daha da büyüktür.

    bu arada 1965 seçim şarkısı da çok güzeldir (tip'in estetiğine uygundur diyelim ya da) : http://www.youtube.com/watch?v=5q3bqlnpavw
  • 1964 tarihli parti programında türk milliyetçiliğini benimsediğini ifade etmiş siyasî parti. (mehmet ali aybar'dan sonraki behice boran yönetiminde işler değişti tabiî. )

    "vı. milliyetçilik

    türk milliyetçiliği, yüzyıllardır bir yarı sömürge olarak
    yaşamış halkımızın yabancı boyunduruğuna, sömürgeciliğine
    ve sömürücülüğe karşı tepkisinin ideolojik
    plânda ifadesidir.

    kişiliğini kurtuluş savaşı'nda bulmuş olan türk m i l liyetçiliği,
    halkçılıktan ayrı düşünülemez. türk devleti'ne
    yurttaşlık bağı ile bağlı olan herkes türk'tür. türk m i l liyetçiliği,
    ulusun bütün fertlerini kaderde, kıvançta ve
    tasada ortak, bölünmez bir bütün sayar; milletimizi,
    dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip, kişiliği olan
    bir üyesi olarak, bilimde, teknikte, kültürde, ekonomide
    ve toplum hayatının her alanında daima yüceltmeyi amaç
    bilir. türk milliyetçiliği, başka milletleri aşağı gören,
    ırkçı, saldırgan ve sömürücü bir ideoloji asla değildir.
    batıda sömürgeci ve saldırgan çevreler, milliyetçiliği, dış
    sömürücülüğün elinde saldırgan ve başka milletleri küçük
    gören bir ideoloji haline getirmişlerdir. türk milliyetçiliği,
    milletlerin özgürlük ve kardeşçe dayanışma
    içinde yaşamaları esasını benimsediği için insancıldır.

    türk milliyetçiliği, ırkçılık ve ona bağlanan bütün gerici,
    tutucu görüş ve sonuçları kesinlikle reddeder. türkiye
    cumhuriyetine yurttaşlık bağı ile bağlı herkesi türk sayar
    ve yurttaşlar arasında din, d i l , ırk, mezhep ayırımı
    ve eşitsizlik gözetmez."

    ayrıca, genel başkan mehmet ali aybar, 1967'deki eyüp ilçe kongresi'nde şu sözleri söylemiştir: "sosyalizmin milliyetçi olmadığı iddiası xıx. yüzyılda yaşayan kapitalist ve emperyalistlerin milletlerin uyanmasını önleyebilmek umuduyla ortaya attıkları ve foyası artık tamamıyla ortaya çıkmış bir iddiadır." (bkz m. a. aybar, bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm)
  • sloganı "köylüye toprak herkes iş" olan parti.deniz gezmiş'in önderliğinde istanbul üniversitesi rektörlüğünü ele geçiren gençler işgal komitesi oluştururlar.hükümet olaylara büyük bir olgunlukla yaklaşır.istanbul valisi gençlerle uzlaşma yolunu seçer.deniz'in babası cemil gezmiş'in devreye girmesiyle uzlaşma sağlanır.işgal şenlik havası içinde sonlandırlır.bu olayların hemen akabinde ülkedeki barışçıl hava ilkin mecliste bozulur.adalet partililer dönemin içişleri bakanı (bkz: faruk sükan)ın bakanlık bütçesi ile ilgili konuşması sırasında nazım hikmet'e hakaret etmesi üzerine nazım'ı savunan çetin altan'ın üzerine saldırırlar.çetin altan ve diğer tip'liler adeta linç edilmek istenirler.bu linç hadisesini seçim yasası değişimi izler.(bkz: milli bakiye sistemi) kaldırılırak tip'in bir daha meclise girmesi engellenir.zaten yıllardır parlamenter yolla mücadele verilmeyeceğini savunan sol gruplar haklı çıkmıştır.mecliste susturulan tip'in sokaklardan başka konuşacağı alan kalmaz.ve tip dönemi biter.
  • 1965 seçimlerinde 385 vekil adayının 227 si işçi, köylü, esnaf ve zanaatkardır.
    148 aday memur, öğretmen gibi dar gelirli yurttaşlardandır.
    sadece 10 tüccar ve müteahhit aday vardır.