şükela:  tümü | bugün soru sor
  • "mps hastalığı nedeniyle vücutlarındaki tüm organları büyüyen çocukların ilaçları, 'çocuklar ileri derecede zekâ özürlü olduğu için' kesildi. ilaçların bir kutusu 2925 euro."

    "tedavi bedeli yüksel olan ilacın parasını ödemek istemeyen sgk, 2011 yılında sağlık uygulama tebliği (sut) fiyatlarında yaptığı bir değişiklikle 6 yaş altındaki ‘ileri derecede zekâ özürlüsü’ mps hastalarına enzim tedavisi uygulanamayacağını, ayrıca 6 yaş üzeri mps hastalarına zekâ testi uygulayacağını ve ıq’su 60’ın altında olan hastalarda enzim tedavisi uygulanamayacağını bildirdi.

    tepkiler üzerine 60 ıq sınırı daha sonra 50’ye düşürüldü. düzenlemeye göre ileri derece zekâ özürlüsü olan 6 yaş altı hastalar enzim tedavisi alamayıp kaderine terk edilirken 6 yaş üstü olan, ancak zekâ testini geçemeyen hastaların enzim tedavileri de kesildi.

    yaklaşık iki yıl elaprase ilacı alarak enzim tedavisi gören 14 yaşındaki mps tip 2 hastası cemil koyun zekâ testini geçemediği için kaderine terk edilen hastalardan biri. tedavi göremediği için karaciğer, kalp ve dalağı ortalama 5 cm büyüyen koyun, yaklaşık 15 gündür manisa soma devlet hastanesi’nde yatılı tedavi görmesine rağmen enzim ilacı alamıyor. 11 yaşındaki beytullah hakyeri ise zekâ testini geçemediği için doktor raporuna sahip olmasına rağmen ilaç alamıyor."

    http://haber.sol.org.tr/…-terk-ettiler-haberi-85031

    diğer yandan ise 17 aralık operasyonu gün be gün.

    sgk ilaç paralarından imtina etmiş.

    17 aralık ile duyduğumuz bu rakamlar dudak uçuklatıyor.

    http://haber.sol.org.tr/…ik-operasyonu-haberi-84589

    kapitalist türkiye; paralı sağlık demek. hastanın müşteri olması ve paran kadar sağlık demek.
    özel hastaneler ve ilaç şirketleri demek.

    (bkz: ilaçlar neden serbest piyasa/#33296807)
    (bkz: kanser hastası genç kızın eline para sıkıştırmak/#33280574)
  • özlleştirme yağmasının devam etmesi.

    "özelleştirmeler kamu mallarının ve kaynaklarının satış ve devir yollarıyla sermayedar sınıflara aktarılması anlamına gelmektedir.

    satılan ve devredilen kuruluşlardaki emekçiler işlerini kaybetme ya da iş güvenliği güvencelerini ve haklarını yitirme tehdidiyle karşı karşıya kalmaktadırlar.

    özelleştirme sonrasında kuruluşlarda esnek, güvencesiz, örgütsüz ve kuralsız istihdam koşullarına geçilmektedir. madenlerde yaşanan katliamlar, bunun en acı örnekleridir.

    özelleştirme daire başkanlığının saldırı programında halen 23 kuruluş bulunmaktadır. bu kuruluşların 9 tanesinde % 50’nin üzerinde kamu payı vardır. kuruluş özelleştirmelerinin yanında ayrıca, özelleştirme kapsamında 614 taşınmaz, 38 tesis, 2 liman, 8 otoyol, 2 boğaz köprüsü ile şans oyunları lisans hakkı da satış sıralarını beklemektedir."

    http://interaktif.sol.org.tr/…ritasi-iki/index.html
  • "gümrük bakanlığı müfettişlerinin hazırladığı rapor, türkiye’den altınların ihraç edildikten sonra aynı altınların yeniden ithal edildiğini ortaya koydu."

    http://haber.sol.org.tr/…arrafin-marifetleri-123214

    krizlerin tarihlerine dair anlaşamayacağız, kapitalizme içsel olduğu için kaçınılmaz olduğunu hepimiz bileceğiz.

    bir de adalet mekanizmasının ücretli çalışan ile patron arasında tam denge kuramayacağına dair kaygılarımız olacak. sadece kaygı canım.
  • beklenen büyük istanbul depreminin sonuçları ile oluşacak katliam ve yıkım.

    önce depremi yaşanacakları anlamak için şu özet okunmalı.

    (bkz: #25899966)

    sosyalist iktidara sahip türkiye'de deprem olmayacak mı?

    elbette olacak.

    ama komünist parti, mühendis/mimar odaları ve işçi sınıfının en baştan inşa edeceği istanbul, depremi en hasarsız şekilde atlatacak.

    yıkılmak ve ölüm saçacak konutlarda rus ruleti oynar gibi bugün de ölmedik diye yaşanmayacak.
  • (bkz: hayallerde yaşıyor bazı sosyalistler)
    (bkz: do you even economics bro)

    turkiye'nin sorunu kapitalist olması değil, liberal/serbest piyasa kapitalizminin olmaması. serbest piyasa kapitalizmini crony capitalismden ayıran şeylerden birkaçı şunlar; ahbap çavuş kapitalizminde sırtını devlete dayayan sermayedarlar hesap vermez, tüketicinin tercihinin piyasaya etkisi serbest piyasa kapitalizminden çok daha azdır, girişimciler uzun vadeli düşünmek zorunda değillerdir.

    bunların hepsi sorunları meydana getiren şeylerdir. mesela deprem örneği güzel, normal bir piyasa ekonomisinde uzun vadeli düşünen inşaat firmaları depreme dayanıklı yapılar inşa ederler (çünkü ilerideki huzursuzluklar kendilerine yansır) fakat ahbap çavuş kapitalizminde uzun vadeli düşünmek zorunda değillerdir çünkü devletteki bürokrat dostları onları korur. mesela 99 depreminde kaç kişi hesap verdi? ya da bugün ali ağaoğlu'nun yapılarında ortaya bir sorun çıksa ağaoğlu'na bir zarar geleceğini düşünen var mı? liberal kapitalizmde tüketiciler hatalı gördükleri firmaları direkt tüketim tercihi yoluyla cezalandırma şansına sahip, crony capitalism/ahbap çavuş kapitalizminde bu firmalar bağlantıları sayesinde devletten ihale almaya devam edebilir, tüketicinin tercihi değişse bile gelirlerinde fark yaratacak bir değişim olmaz.

    türkiye liberal kapitalizme bir geçiş yapabilirse en yoksulundan en zenginine herkese yararı olur. tarihte liberal kapitalizm hep bunu getirmiştir (misal iskandinav ekonomileri, abd*, hong kong, singapur, botswana hatta post-pinochet döneminden itibaren şili vb)

    özelleştirme kendi başına kötü bir şey değil hatta yararlıdır. devletten çok daha verimli ve kaliteli hizmet verir özel işletmeler çünkü kar/zarar mantığı ve rekabet işletmeleri buna iter.

    peki türkiye sosyalistleşirse ne olur? onu görmek istemiyorum açıkçası.
  • kanser hastaları; ilaçlar neden serbest piyasa diye sormuş ama yanıt alamamış. kanser hastalarının cebine para sıkıştırılmış.

    zincir özel hastaneler planlanmış, hatta doluluk oranı garantisi verilen şehir hastaneleri denen kabusun yapımına başlanmış.

    doluluk oranı garantisi nasıl sağlanır, ey parası olmadığı halde kapitalist testisinin tadını seven kardeşim, az düşün. hasta olman lazım.

    tutmuş biri özelleştirme çok güzel ama diye höykürüyor.

    evet özel hastanelerin otelcilik hizmetleri çok güzel, evet paran varsa basit bir hastalığın varsa özel hastaneler çıtır.

    ama eğitim ve araştırma hastanelerindeki 150 kişilik poliklinik sıralarına beklerim kapitalizm övücülerini. oralardan hizmet almaya çalışanlar milyonlar.

    kapitalist türkiye'nin ikilemleri ne kadar basit.

    (bkz: rte'yi başkan seçseydik bu kaos olmayacaktı)
  • tanrı kimseyi islamcı zulmüyle sınamasın. görünmeyen büyük bir güç düşüncesiyle çelişkisini dengeleyen insanlar kadar canavarlaşmış hiç kimse daha önce bu topraklara gelmedi çünkü. zalim bunlar.
  • kardeşinin cenazesinde isyan eden bir yarbayın aslında suçlu olduğunun ortaya çıkması.
  • ilaçların ve tıp hizmetlerinin pahalı olmasının birkaç farklı sebebi var, bunların bir kısmı devletten bir kısmı piyasadan kaynaklanıyor. misal sgk'nın taban fiyat uygulaması bazı ilaçların fiyatlarının neredeyse iki katına çıkmasına sebep oluyor. eczanelerin camlarında "fiyatların artışından eczaneniz sorumlu değildir" tarzı yazılar, afişler görüyorum sık sık.

    ilaçların üretiminden, hastanelerin/doktorların/polikliniklerin vb bürokratik işlemlerde boğulması da bir etken. mesela ruhsat meselesi insanların daha ucuza ve daha fazla hizmet alabilmesinin önüne geçiyor. bu konuda lösev meselesi ibretlik. bu ruhsat meselesi "bir araba üretilecekse hepsi bmw kalitesinde olmalı yoksa olmamalı" gibi, bırakın hem bmw, hem tofaş olsun, isteyen bütçesine ve isteğine göre istediğini seçebilsin. ki ruhsatı veren, denetimi yapan devlet olmasa bu tüm hastane/poliklinik/doktorların en kötü seviyede hizmet vereceği anlamına gelmiyor, bu denetimi devlet dışı kuruluşlar (stklar ve denetim firmaları) da yapabilir.

    ilaç meselesine geri dönersek burada telif hakkı meselesi önemli rol oynuyor. büyük ilaç firmaları sürekli patent alıyorlar; isimlerin, formüllerin vb patentlerini alarak oyuna yeni oyuncuların girmesini engelliyorlar, bu şekilde daha ucuza ilaç üretip satmanın önüne engel koyuyorlar.

    teknolojinin gelişmesi tıp hizmetlerinin çeşitlenmesine ve gelişmesine olanak sağlıyor. taksicilik için nasıl ki über çıktı ve büyük bir değişim yarattı, über benzeri sağlık hizmeti uygulamaları da ortaya çıkmaya başladı.

    "kanser ilacı neden serbest piyasa?" (kanser ilaçları neden parayla satılıyor anlamında bu galiba) çünkü bu ilaçları geliştirenler yine firmalar ve bunun kendilerine bir maliyeti var. hayır kanser ilaçları serbest piyasa değil devlet tarafından karşılansa yine bedava olmayacak ki, bunu sen ben ödeyeceğiz. mesela sgk'nın yılda 20 milyar tl zarar etmesi durumu var, bu trend böyle devam ederse sürekli daha fazla vergi ödenecek. peki türkiye gibi vergilerin önemli kısmının dolaylı olduğu bir ülkede bu en çok kime etki edecek acaba?

    bedava x insan hakkı değildir, x'e ulaşımda engel olmaması bir haktır.

    fakirleri bu kadar önemsiyorsanız sosyalizmi savunmayın, sosyal demokrasi falan savunun bari yahu.