şükela:  tümü | bugün
  • ülkede tartışılması gereken tek sorudur. evet, biz fakir bir ülkeyiz ve bizim sabah akşam bu sorunun cevabını ve bizi fakirlikten kurtaracak çözüm önerilerini tartışmamız gerek. televizyonlarda konuşan kafaların sabah akşam bu konu üzerine konuşmaları gerek.

    peki biz neyi konuşup tartışıyoruz? başkanlık gelsin mi gelmesin mi?

    20 yıla yakın süredir türk siyasetini takip ediyorum neredeyse hiç kimse şu soruyu gündeme getirebilecek cesarette olmadı. gündeme getirmek isteyenler de ilgi çekmeyi başaramadı. yok mudur ülkenin gündemine şu soruyu taşıyabilecek, insanların her saniye bu sorunun cevabına kafa yormalarını sağlayacak bir babayiğit?

    hayır, bugünün gündemi üzerine çekirdek çitleyip kahvehane muhabbeti yapmak kolay. soru basit: başkanlık gelsin mi gelmesin mi?

    gelsin, çünkü bize müstahak!
  • dinsiz, cenabet gezen adamlar yüzünden ülkenin bereketini kaçırdılar.
  • sınıf bilincine sahip olmayan ülkelere has bir soru.

    türkiye aslında fakir değil. son derece zengin çünkü bu ülkeye sahip olanlar zengin.

    köle olduğunu farketmeyen, sanki ülkeye sahip olduğunu zannedenler ise sanki ülke fakirmiş de, kendisi de o yüzden sıkıntı içinde zannediyor.

    tekrarlamak gerekirse türkiye fakir değil son derece zengin bir ülke. ama içinde yaşayan insanların büyük bölümü köle pozisyonunda. ama bunun farkında değil.

    orta sınıf denen kalifiye köle sınıfının çöküşü, bugüne kadar bu sınıf besleyen geçici ortamın ortadan kaybolması, eğitimli insana artık ihtiyaç kalmamış olması bu tiyatroya artık bir son verdirmiş durumda.

    bundan çok değil yirmi otuz yıl önce eğitim alarak belli bir yaşam standardı garanti altına alınabiliyordu. böylelikle kölelik durumu halı altına süpürülebiliyordu.

    ama artık sis perdesi iyiden iyiye açılmış durumda. doktoralı işletme mezunları çalıştıkları bankadan eve ancak geceyarısı dönebiliyor. inşaat mühendisleri ustabaşı ile başabaş bir maaşa talim ediyor.

    en büyük işveren olan devlet ancak mülakaattan sonra iş veriyor. bunun anlamı şu: ancak "beğenilirseniz" devlette iş bulabiliyorsunuz. sizin işi beğenip beğenmediğinizi kimse sormuyor. ama başka insanlar sizi beğeniyor veya beğenmiyor.

    *

    sonuç: hızla gelişen şartlar iki eski akımı tekrar günedeme getirecek ve siyasal dengeleri değiştirecek gibi görünüyor.

    biri dini akımlar diğeri ise sosyalizm.

    ama artık çok geç denebilir. çünkü önümüzdeki çağda ne insan emeğine ne de insan aklına ihtiyaç kalmayacak. dolayısıyla alt sınıf insanı elindeki köle olma ayrıcalığını bile kaybedecek.

    gelişmiş ülkeler eskiden eğitimli köle alırdı, göçmenlik mümkündü. artık bu şans da olmayacak. sanal zeka ve androidler aklın ve emeğin yerini almaya başladı bile.

    gelişmiş ülkelerin "vatandaşlık ödemesi" adı altında bir çözüm bulacakları söyleniyor işsizliğe çözüm olarak.

    peki türkiye gibi ülkelerin bunu yapacak gücü var mı yok mu? yapamazlarsa siyasal sistemin eskisi gibi devam etmesi mümkün görünmüyor.

    işte türkiye'nin fakir olup olmadığı bu dönemeçte ortaya çıkacaktır. eğer fakirse, kitleleri bir düzen içerisinde birarada tutması mümkün olmayacak ve parçalanacaktır. ama zenginse halkını en azından aç kalmayacak seviyede tutmayı başaracaktır.

    türkiye zengin, pek çok açıdan kendi kendine yetebilir kaynaklara sahip bir ülke. akıllı bir yönetim bu yeni çağda milyonların kurtuluşu olabilir. ama maalesef bu eğitimsizlik ve kamplaşma nedeniyle halkın doğru yolu bulabilmesi ve örneğin sosyalist bir iktidarı desteklemesi imkansız görünüyor.

    doğa kanunları çalışacak, akıllı olanlar ödüllendirilecek ve aptallık cezasız kalmayacaktır...