şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
  • 1960’lı yılların başında türkiye, güney kore’ye göre daha yüksek kişi başına gelir ve ihracata sahip ve güney kore’nin, türkiye’den (1980’ler) yirmi sene daha önce dışa açılmışken güney kore nasıl 1970’lerde ihracatını türkiye’nin altı katına çıkardı?

    güney kore ile diğer ülkelerin gelişim süreçlerinin karşılaştırılması dünyada oldukça popüler bir tartışma konusudur. örneğin batı afrika ülkesi gana, 1960’lı yılların başına güney kore’den daha yüksek gelire sahipken iki ülkenin bugünkü durumları arasındaki fark da sık kullanılan örneklerdendir.

    bu tür karşılaştırmaların ana gayesi kalkınma sürecindeki politikaların tasarım ve uygulama arasındaki farklarının ortaya konması olmalıdır. güney kore kalkınma sürecinde hangi açmazlarla karşılaşmış, bunları hangi politikalarla bertaraf etmiştir? hangi politikalar etkili olmuş hangileri olmamıştır? politika geliştirilmesi ve uygulanmasında nasıl bir kurumsal yapı etkili olmuştur? bu gibi sorulara verilecek cevaplar türkiye ve diğer gelişmekte olan ülkelere, politika tasarım ve uygulamasında örnek olabilir.

    türkiye’de de yaygın olan bu karşılaştırmadan dört önemli sonuç çıkartılabilir. birincisi; güney kore, türkiye’den (1980’ler) yirmi sene daha önce dışa (ihracata) açılmış ve ‘ihracat yaparak öğrenmiştir’ (learning-by-exporting). güney kore bu süreçte resmî olmasa da ithal ikamesi politikalarını da uygulamış ve küçük de olsa iç pazarda sanayi şirketlerine yaparak öğrenme imkânı tanımıştır.

    1960’lı yılların başında türkiye, güney kore’ye göre daha yüksek kişi başına gelir ve ihracata sahipken güney kore ihracata yönelmiş ve ihracatını hızla artırmıştır. öyle ki 1970’lerin sonunda güney kore’nin ihracatı türkiye’nin altı katını aşmıştır. ihracattaki artışın kişi başına gelir artışını da tetiklediği ve güney kore kişi başına gelirinin 1970’li yıllarda türkiye’ninkini geçtiği görülmektedir. türkiye’nin 1980’lerde dışa açılmasıyla ihracat oranı türkiye lehine bir miktar düzelmiş ancak güney kore’nin ihracatının türkiye’nin dört katı seviyesi genel olarak muhafaza edilmiştir.

    iki ülke arasındaki kalkınma başarısını doğuran ikinci önemli fark ise sanayi politikalarıdır. güney kore, türkiye’ye oranla daha odaklı sektörel sanayi ve kamu satın alma politikaları gütmüştür. bu da sonuçta otomotiv, elektronik, çelik gibi alanlarda güney kore’nin daha düşük imkânlara rağmen daha başarılı sonuçlar almasını sağlamıştır.

    üçüncü olarak güney kore, türkiye’ye oranla daha başarılı ve odaklı bir eğitim sistemine sahiptir. güney kore, 19. yüzyılın sonlarından itibaren eğitime önem vermiştir. şu anda da pısa skorlarının gösterdiği üzere dünyada eğitim çıktıları açısından en başarılı ülkeler arasındadır. ayrıca güney kore, teknolojik alanlara odaklanmış yurtdışı eğitim destekleri sağlamıştır. yurtdışında eğitimlerini alan araştırmacı mühendisler; ulaştırma araçları, nükleer enerji, havacılık, elektronik gibi alanlardaki yetkin araştırma merkezlerinde tatmin edici ücretlerle istihdam edilmiştir.

    dördüncü önemli faktör ise, güney kore’de devlet ve özel sektör ‘kapasitelerinin’ daha yüksek olmasıdır. sanayileşme hem (kalkınmacı) devlet hem de özel sektör açısından bir kapasite birikimi sürecidir. güney kore’de her ikisinin de türkiye’dekilere oranla daha yüksek olduğu göze çarpmaktadır. kamu kesimi sanayi politikalarının tasarlanması ve yönlendirilmesinde kararlı ve başarılı olmuştur. özel sektör bağlamında, samsung ve hyundai gibi öncü sınai firmalar ve bunları kurup yöneten sınai müteşebbisler sanayileşme konusunda türkiye’deki muhataplarına göre daha ısrarcı olmuş ve daha başarılı yönetilmiştir.

    örneğin türkiye’de otomobil sanayinin kurulma aşamasında büyük özel sektör şirketlerinin vizyonu daha çok bayilik ya da montaj sanayi seviyesinde kalırken güney kore’de özellikle hyundai gibi sınai müteşebbisler teknoloji kazanımı, yerli üretim ve markalaşmaya odaklanmıştır. hyundai’ın otomobil, samsung’un elektrikli ürün ihracatına başlarken yaşadıkları başarısızlıklardan yılmadan ve bunlardan ders alarak gayretlerini devam ettirmeleri de kore’deki özel sektör kapasitesinin göstergelerindendir.

    güney kore, ihracata dayalı dışa açılma ve odaklı sanayi politikaları sayesinde üretim ve ihracat desenini değiştirmeyi başarmıştır. güney kore’nin ihracat sepeti, 1960’lı yıllarda tekstil, ayakkabı gibi ürünlerden 2000’lerde otomotiv ve elektronik gibi teknoloji yoğun sektörlere kaydı. diğer yandan standart ürünlerden markalı ürünlere geçiş sağlanırken ithalat bağımlılığı düşürüldü.

    türkiye ise sanayileşme sürecinde sınai üretim ve ihracat desenini yüksek fiyatlı/katma değerli ürünlere dönüştürmekte güney kore kadar başarılı olamadı. sonuçta bir yandan ihracatın kilogram fiyatı olarak ifade edilen katma değer ölçütünü artırmakta ve ithal bağımlılığını düşürmekte güney kore kadar başarılı olamadı. tv setleri ve ev aletleri gibi ihracatta başarı kazanın ürün gruplarında avrupa gibi gelişmiş pazarlara ihracat artsa da bu ürünlerin temel girdilerinde (örneğin tv setlerinin ekranları ya da diğer elektronik girdileri) yurtdışına bağımlı devam etti. sonuçta ihracat artsa da hem girdi hem de döviz açısından katma değer sınırlı kaldır. örneğin otomobil sektöründe güney kore’nin aksine yerli markalaşma ve teknolojiye sahip olunamayınca katma değer üretimi düşük kalmıştır k
  • kuzeyimizde kore olmadığından ötürü.
  • bu noktada batı almanya, doğu almanya örneği de dikkate alınmalıdır. abd'nin bölgesel çıkarları ve hangi ülkelere ne kadar, hangi konuda yardım yaptığı da elbet muhabbet konusudur.

    içimde kalmasın şunu da söyleyim. belki sovyetlere girmiş olsak başka insanlar vardı hayatımızda ve başka bir dünya belki.
  • benim mastir zamaninda guney kore'li oda arkadasim vardi. bolca konusup sohbet ediyorduk.

    ızlenimlerime gore guney kore'yi diger ulkelerden ayiran ozellikler tamamen kulturel.

    onca isgal ve felaketten sonra halk tabaninin tumunde "han" diye bir kultur, milli bir his olusmus zamaninda.

    "han" biraz karmasik. herkese gore farkli ve ozel bir anlam tasiyormus ama genellemek gerekirse, "beraberce milletce ortak bir aci cekmislik, haksizligi giderme ihtiyaci, calisarak butun ulkelerden daha iyi seviyeye gelip intikam duygusunu o sekilde tatmin etmek." diye anlatilmisti bana.

    oda arkadasim seong-ho'ya gore han sayesinde ideoloji farkliliklari, gereksiz tartismalari kenara koymakla kalmayip ayni zamanda rusvet ve yolsuzlugu aninda yok etmisler. sonucta amac durustce, milletce cok calisarak herkesin onune gecmek.

    ne diyelim, darisi basimiza...
  • çünkü güney kore'de 9 kişi yatacak 1 kişinin kazandığını 10 kişi eşit bölüşecek diyen komünistler yok, hepsini kuzey'e yani kuzey kore'ye göndermişlerdir.
    istatistikler 2018 verileri:
    -güney kore -
    satın alma gücü: 34.777
    nüfus: 51,446,201
    gsyih kişi başı : 30,919

    -kuzey kore -
    satın alma gücü: $1.800
    nüfus 25.368.620
    gsyih (düşük): kişi başına $1.000

    kaynak: wikipedia kuzey kore

    güney kore
  • toplumun ortak acılar sonrası birbirine kenetlenip tek bir geleceğe odaklanması japonya ve güney kore gibi ülkelerinin kalkınmasındaki temeli oluşturur. bizde ise kurtuluş savaşı sonrası benzer duygular vardır. savaşın ardından yokluktan çıkan türkiye'nin bir anda şahlanması da bunu doğrular. fakat sonradan gelen yanlış insanlar, toplumdaki cehalet ve din gibi faktörler bizdeki bu duyguları yok etmiştir.
  • kuzey kore olmayı seçtiği için, diye cevaplanması mantıklı olacak sorunsal.
  • çalışmak, liyakat.
  • boklu bim çalışanı bile gelen ürünü kendine hacılayıp 2 katına satmak,köşe dönmek,hak yemek peşinde. adam bu pozisyonda bu hareketi sergiliyorsa biraz yükseldiğinde ne bok yiyeceğini tahmin etmek zor değil. milletçe ahlaksız ve beleşçiyiz.

    ek: genç mağaza müdürleri rahatsız.
  • biraz dinin etkisi biraz da osmanlı ile beraber gelen ortadoğu kültürü. başka bir şey değil.