şükela:  tümü | bugün
  • burada bir kavram karmaşası olmuş. türkçede "sahip" anlamına gelen "iye" sözcüğünün kökeni arapçadaki "iyye"dir. arapçadaki "iyye" ise, adların sonuna gelerek onları sıfatlaştıran "i" ekinin dişi halidir. bu ek çoğul veya dişil sözcüklerle kurulan sıfat tamlamalarında, tamlananın sonuna gelir. "evamir-i şeriye", "fezail-i diniye" gibi. bu ekle yapılan kimi sıfatlar da türkçeye adlaşarak geçmişlerdir ve türkçede önemli bir miktarda bulunmaktadırlar. askeriye, belediye, cildiye, mülkiye vs.

    türkiye sözcüğü de aynen bu şekilde türklerin yaşadığı yer, türklere ait yer anlamındaki türk-iyye'den gelmiştir, bunda ne şaşılacak ne kızacak ne de içerlenecek ne de "hain bunnar, gomünüz bunnar" diyecek bir yan yoktur.

    işin bu kadar derin etimolojisini bilmesem de, muhtemelen avrupa dillerindeki yer belirten "ia"(francia, anglia, swabia, trakhia vs) eki ile arapçadaki aynı anlamlı "iyye" ekinin kökenleri aynıdır.

    kaldı ki türkçedeki "iye", bir ek değil bir sözcüktür, dolayısıyla iye sözcüğünün türk sözcüğüne ulanması fikri türkçenin türetme tarzı yönünden uygun değildir.

    olayın bir başka yanı da, türkiye(ya da türkiya) sözcüğünün, cumhuriyet kurulmadan ve dolayısıyla insanların her şey türkçe olsun diye kasmaya başlamasından önce de kullanılan bir sözcük oluşudur. ilgileniyorsanız size enfes bir çalışma da buradan (bkz: #5012689)

    not: geçmişimizi inkar etmeyelim ama türklüğümüzü de inkar etmeyelim.
    not2: önyargılar ve at gözlükleriyle insanlara ve durumlara yaklaşmayalım.
    ve en önemli not3: bilip bilmeden sallamayalım lütfen.
  • bir kelimenin etimolojik kökenlerinden nasıl oluyor da olaylar arap sevgisi ya da arabizme geliyor anlamamış olmakla birlikte; bildiğim tek şey etimoloji adı verilen bilimin böyle bir şey olmadığıdır.

    etimolojik olarak kelime roma döneminde kullanılmıştır ancak bu kelime daha sonra bizzat arap kaynaklarında mısır'ı [o dönemde kâhire ve fustat civarındaki ordugah şehirleri] tanımlamak için kullanılmıştır. el makrizi'nin hıtat adlı topografik nefis eserine bakılabilir.

    az bilindiği üzere; türk adı da arap kaynakları sayesinde sistematik yayılmıştır. ahmet taşağıl'ın çin kaynaklarında türk boyları ile ilgili çalışması, bu yayılış hakkında bilgi verici niteliktedir. iş o eserden türklerin 50 bin tane adlandırılmayla anıldıklarını ancak arap kaynaklarının çok büyük oranda türk adını kullandıklarını, hatta türk ve türkî [turkic] gibi ayırımlara gittiklerini görürüz. el cahız bu konu hakkında nefis bilgi verir. van volten'in eserlerine de bakmak gerekir. ayrıca; sevan nişanyan ve andreas tietze isimlerini de andık. bir de el cevheri vardır ki onu da gözden geçirdiğinizde, aslında kelimenin kökenlerinin roma döneminden kalma olduğu ancak arap kaynakları sayesinde yayıldığını görürüz.
  • türkiye'nin sonundaki "-iye" arapça olmadığına göre yanlış tartışılan konudur.

    araplar türkiye'ye "turkiya" ya da "turkiyya" (kulağınıza nasıl geliyorsa) der. sonundaki harf açık "a" diye okunan elif'tir.

    geçmişte ed-devlet üt-türkiye gibi tamlamadan oluşan isimler vardır. ancak bunun anlamı "türkiye devleti" değil "türk devleti"dir. devlet kelimesi dişil olduğu için ona sıfatlanan türk (türki) kelimesi de dişil olmuştur.

    "türkiye" arapçada tek başına kullanılırsa "türki kadın", "türk kadını" anlamına gelir. zaten bazı kuzey afrika ülkelerinde 1920'li yıllarda kız ismi olarak da kullanılmıştır. bunun dışında arapça bir ülke ismi olmasına herşeyden önce arapça dilbilgisi kuralları izin vermez.

    türkiye, batı dillerinde ve doğu dillerinde bu ülkeye verilen türkiya isminin oğuzca, ünlü uyumu kuralına uydurularak söylenen halidir. mevzu bundan ibarettir.
  • birbiri uzerine gelen kulturlerin herbirinin corbada tuzu olmasindan baska birsey degildir, problem edilecek bir mevzu hic degildir.
    (bkz: los angeles)
    (bkz: las vegas)
    (bkz: river plate)
    (bkz: gibraltar)
    (bkz: baykal golu) (eski turkcede derin gol manasina gelir, butun dunya baykal diye telaffuz eder)
  • 'türkiye' adı üzerinde öteden beri farklı yorumlar yapılmıştır. vaktiyle, rahmetli nihal atsız, onun yerine türkili' ya da 'türkeli' gibi bir adı kullanmanın daha doğru olacağını savunmuştu.
    (istanbul için de 'fatihkent'). il (ya da 'el') hem devlete hem de memlekete işaret edebildiği gibi, türkçenin de en eski sözcüklerinden biridir ('içel', 'rumeli' gibi adlarda yaşamaktadır).

    sorunun kaynağı 'türkiye' adının tamamen türkçe bir kelime olmamasıdır.

    'türkiye' adı bir kökle bir ekten oluşmuştur
    ve 'türk' köküne getirilen '-iye' eki türkçe değildir.

    türkçede coğrafî veya siyasî ad oluşturabilecek böyle bir ek yoktur.

    söz konusu ek türkçe olmadığı gibi, menşei de ihtilâflıdır.

    tanzimat devrinden itibaren, cumhuriyet devrinde resmî imlânın 'türkiye' olarak belirlenmesine değin,

    hem 'türkiya' hem de 'türkiyye' biçimlerinde kullanılmıştır.

    resmî imlânın 'türkiye' şeklinde benimsenmesi üzerine, eski dârülfünûn müderrislerinden avram galanti

    bu imlânın italyan telaffuzu esas tutularak 'türkiya' şeklinde tashihini teklif etmiştir.

    '-iye' ekinin, '-iya'dan geliyorsa yunan - latin ve '-iyye'den geliyorsa da arap kökenli olduğu söylenmektedir.

    ziya paşa ve nâmık kemal gibi kimileri de yaşadıkları ülkeyi adlandırmak için 'türkistan' tâbirini kullanmışlardır ki;

    '-istan' eki de farsça'dır. iç asya'dan itibaren, türklerle meskûn coğrafyanın yabancı kaynaklarda 'türkiye' (veya 'türkiya') olarak adlandırıldığını biliyoruz.

    yurdumuzun adının başkalarınca verilmiş olup türkçe olmaması, türklerin 'vatan' anlayışını işaret eden önemli bir gösterge olsa gerektir.

    http://www.alelma.org/tk4.htm
  • büyük ihtimalle yanlış kanı.
    latin kökenli dillerden birisinden(latince olmasa bile latin dilleri fransızca, ispanyolca ve italyanca olması önemli değil) geçmiş olması daha akla yatkın duruyor. kilikya, lidia, kapadochia gibi..ve muhtemelen sonradan bükülerek türkiye, turkei, turkey halini almış olabilir.
  • türkiye sözcüğünün arapça türki (türk'e ilişkin) sözcüğünün ve yine arapça bir sonek (suffixe) olan ve ülke,yer, toprak belirtmekte kullanılan (-ya)'nın birleştirilmesi ve bu (-ya)'nın süreç içinde türk dilinde (-ye)'ye dönüşmesi ile türkiya'nın türkiye olması olayı.

    yani ingilizce olsaydı bu adlandırma ülkenin adı turkicland olacaktı.

    türkiye'nin türkçesi ise türkeli ya da türkili' dir.

    (ırak türkmenleri de topraklarına türkmeneli derler.)

    (moldavya'da yaşayan gagavuz türkleri de topraklarına gagavuzyeri derler.
  • yüzlerce binlerce sözcük ya da ses bir dilden diğerine giriftken, toplumlar devindikçe düşünceler dilleri harmanlayıp dönüştürürken, bu belirtilen saptama nasıl bir sonuç çıkarmamız gereken hakikattir bilemedim..

    arap kültür emperyalizminin kıskacında kıvrandığımızdan mı, araplığın her şeyin miladı olduğundan mı ya da başka şahane tespitlerden mi dem vurmaya yarayacaktır böylesi bi done karar veremedim.. az önce "hakikat" makikat dedim ya yoksa ben de mi arap kültür emperyalistiyim, "done" falan gibi özenti kelimelerim yüzünden acep ben de mi sabetaycı zındığım, ben de mi dombiliyim?

    (bkz: başlığın yazarın başına kalması)
  • yanlış bilgidir. son eki ünlü harfle biten yerleşim yerleri için roma imparatorluğu haritasını açınız. oradan göreceğiniz gibi nerdeyse hepsinin ismi -ye -ya soneki ile biter. örneğin bursa civari için bitinya, adana civarı için kilikya, fransa için galya vs. türkiyenin adı ise italyanca
    turchia olarak geçer. buradan -ye -ya son ekinin latin kökenli -istan son ekinin ise farsça olduğu bilinmektedir.

    en basitinden bir örnek.şurdaki haritada armenia adı ermenistanı temsil eder biz şu an farsça son ek olarak -istan kullanıyoruz. bu kadar basit. ''istan'' soneki manası farsçada ''ülkesi, yeri'' -ye ya soneki latince ''ülkesi,diyarı''anlamındadır.

    edit: amaterasuu nickli arkadaş ''turchia''kelimesinin ilk kez 14.yy'da italya'da kullanıldığına dair yeşillendirdi.