şükela:  tümü | bugün
  • tüyap kitap fuarı'na katılan yayınevlerinin üye olduğu, katılmak isteyenlerin ise üye olması gereken birlik.
    korsan yayıncılıkla mücadele etmek; kültür, edebiyat ve sanatın geliştirilmesi ve yayılmasına yardımcı olmak; kitap okumanın yaygınlaştırılması; amaçları arasındadır.

    http://www.turkyaybir.org.tr/

    (bkz: türkiye yazarlar birliği)
  • mensubu bulunduğum, çok kötü bir internet sitesine sahip birlik.

    yönetimi şu şekildedir:

    başkan: metin celal zeynioğlu
    ikinci başkan: niyazi şimşek
    genel sekreter: kenan kocatürk
    sayman üye: raşit çavaş
    üyeler: k. emrah özpirinççi, vahit uysal ve sibel talay
  • (bkz: yayfed)
  • yönetim yeniden seçildi. ufak birkaç değişiklikle kadro aynı.

    metin celâl zeynioğlu (başkan)
    fahri aral (2. başkan)
    kenan kocatürk (genel sekreter)
    raşit çavaş (sayman)
    k. emrah özpirinççi (üye)
    üner karabıyık (üye)
    sibel talay (üye)
  • hangi kitabın, hangi yazarın eserlerinin; hangi yayınevince basıldığını ya da çeviri halinde olduğunu da internet sitesi üzerinden yayınlaması gereken birliktir kanımca. yayınevleri böyle bir bilgi bankasına rahatça destek verebilirler. hatta ve hatta insanlar siteye girip yurt dışında rastladıkları, merak ettikleri, çevrilmesini istedikleri kitapları burdan bildirip bu kitapların çevrilmesine hız verilse çok güzel olur.

    yayınevi bir kitabın telif hakkını alıyor ve hiç bir kitabını basmadan yıllarını geçirebiliyor. ya da kitabı basmış tükenmiş, ne zaman basılacak diye sorulduğunda telifi artık bizde değil denilip topu başka yayınevlerine, ya da yurt dışına atıyorlar. kendi aranızdaki anlaşmazlıklardan, yıllar süren çevirilerinizden gına geldi açıkçası. kimin neyi çevirdiği de belli değil ki baskı yapıp süreci hızlandıralım okur olarak.

    umarım yayıncılar birliği bu konuya bir düzenleme getirir.
  • milli eğitim bakanlığı tarafından alınan 'öğrencilere ücretsiz dağıtılan ders kitapları dışında hiçbir yardımcı ders kitabı ve materyalinin aldırılmaması' kararına karşı çıkan oluşum. şöyle bir yazı yayınlamışlar;

    --- spoiler ---

    ortaöğretim genel müdürlüğü yayın aldırılmaması yasağına gerekçe olarak milli eğitim bakanlığı ders kitapları ve eğitim araçları yönetmeliğinin 37’inci maddesinde yer alan “bakanlık tarafından belirlenmeyen ders kitapları ile okutulacak diğer eğitim araçları öğrencilere aldırılamaz” düzenlemesini göstermektedir. hiçbir yönetmelik kanuna ve anayasa’ya aykırı olamaz. “eğitim ve öğretim hakkı ve ödevi” başlıklı anayasa’nın 43. maddesi; eğitimin çağdaş bilim ve eğitim esasına göre yapılmasının anayasal bir zorunluluk ve görev olduğunu belirtmektedir. 1739 sayılı milli eğitim kanunu 2. maddesinde; hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmenin milli eğitimin genel amacı olduğu ifade edilmiştir. 1739 sayılı kanun’un 52. maddesinde “eğitim araç ve gereçleri”nin “eğitim kurumlarında kullanılacak ders kitapları ile öğretmen ve öğrencilere kaynak ve yardımcı olacak basılı eğitim malzemesini, milli eğitimin genel amaçlarının gerçekleşmesine yararlı olacak diğer eserleri ve eğitim araç ve gereçlerini” kapsadığı belirtilmiştir.

    ortaöğretim genel müdürlüğü’nün görevi, yayın alımını yasaklamak değil tam tersine milli eğitimin genel amaçlarının hayata geçirilmesini sağlamaktır. bu genel amaca yayın aldırılmaması yasağı ile ulaşmak mümkün değildir. hiçbir yönetmelik maddesi, en üstün yarar olan milli eğitimin genel amacının hayata geçmesini engelleyecek şekilde yorumlanamaz ve uygulanamaz.

    bilimsel olarak içeriği yeterli farklı kaynaklara ulaşabilmek milli eğitimimizi güçlendirir ülkemizin de kurucularından olduğu ekonomik işbirliği ve kalkınma örgütü’nün (oecd) 15 yaşa uyguladığı pısa araştırmasının 2015 sonuçlarına göre, türkiye 72 ülke arasında matematik alanında 49’uncu, okuma yeterliliğinde 50’nci ve fen bilimleri alanında 52’nci sıradadır.

    ülkemizin 2012’ye kadar aldığı puanlarda yükseliş varken, 2015’te, ilk kez araştırmaya katıldığımız 2003’ün dahi gerisine düşmüş durumdayız. çocukların %51,3’ü matematikte, %44.5’i fen bilimlerinde en kötü seviyede, okuma yeterliliğinde bu oran %40. en iyilerin oranı da düşüşte, matematikte 1000 çocuktan 8’i, fen bilimlerinde 1’i, okuma yeterliliğinde ise 3’ü en iyi seviyede. yani 1000 çocuktan 3’ü okuduğunu anlıyor. bu üzücü veriler bize türkiye’de eğitim kurumlarının ve yayıncıların en önemli ortak görevlerinin okuma kültürünü geliştirmek ve kaliteli eğitim içeriklerini artırmak ve teşvik etmek olduğunu apaçık gösteriyor. tüm dünyada kaliteli eğitimin ön koşullarından biri kaliteli içeriktir. eğitimde kullanılan materyal çeşitliliğinin ve içerik kalitesinin artması, eğitimdeki başarıyı yükselten en önemli faktörlerden biridir.

    pısa sonuçlarına göre eğitim başarısı yüksek olan finlandiya, estonya gibi ülkelerde ders kitap ve materyallerini seçme konusunda okullar ve öğretmenler tamamen özgür bırakılmaktadırlar. ders kitaplarının ve diğer ders materyallerinin maddi külfetiyle ilgili olarak velilere destek olmak isteyen bazı ülkelerde, öğrencilere tüm ders materyalleri için yıllık bir bütçe sağlanmakta, kullanılacak materyalleri seçme özgürlüğü yine öğretmenlere bırakılarak çeşitlilik korunmaktadır. milli eğitim bakanlığının “velilere maddi külfet oluşturulmamalı” gerekçesini haklı buluyoruz ancak bu sorunun çözümü öğrencileri kitaplardan mahrum etmek değildir. dünyadan örneklerde gördüğümüz gibi; okullara, çeşitli kitap ve materyalleri kullanabilmeleri için yeterli bütçe verilerek veya başka yöntemler geliştirilerek bu sorun rahatlıkla çözülebilmektedir.

    eğitim hamlesi iddiasıyla yola çıkan ülkelerin tavrı hem eğitim kurumlarının hem öğretmenlerin hem de yayıncıların gelişimini destekleyerek onların bilgi ve birikimlerine güvenmek, müfredat geliştirme süreçlerinde onlarla iş birliği içinde olmak ve kullanılacak materyalleri seçme özgürlüğü tanıyıp bu alanda rekabeti teşvik ederek içerik kalitesinin sürekli artmasını sağlamak olmuştur. türkiye’de eğitim hamlesini başarılı kılacak en temel adım, çeşitli ve kaliteli içeriklerle beslenen öğretmenler ve zenginleştirilen derslerdir. aksi halde feda edilen sadece yayıncılar değil, aynı zamanda okuma kültürü ve eğitim başarısıdır. bu kaybın bir örneğini, sınav maratonunda özel okullar ile devlet okulları arasındaki haksız rekabette görüyoruz. özel okullar çok çeşitli kaynak kitaplar kullanmanın avantajıyla öğrencilerini sınavlara etkin biçimde hazırlarken, devlet okulu öğrencileri bu yarışta çok geride kalıyor, aralarındaki fark giderek açılıyor, ki bu da milli eğitim politikasında vurgulanan fırsat eşitliğine ters bir sonuçtur.

    içerik üretme süreci, teknik bilginin iyi anlatma becerisiyle birleştirildiği karmaşık ve sürekli gelişen bir süreçtir. içerik üreticileri olan yayıncılar; yazarlar, editörler, diğer eser sahipleri ve alan uzmanlarıyla birlikte, eğitimde dünyadaki gelişmeleri ve öğrenme modellerini takip ederek, dijitalleşmeye de yaptıkları yatırımlarla hem müfredata uygun hem öğretmenleri destekleyecek hem de öğrencilerin öğrenme ilgisini sürekli kılacak üretimleriyle eğitime değer katmaktadırlar. bu katma değere bu şekilde sırt çevrilmesi ve içeriğe erişimin bu kadar zorlaştırılması, yayıncılığın itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını akla getirmektedir; bu tavrı anlamak ve kabul etmek mümkün değildir.

    milli eğitim bakanlığı eğitim hamlesinde yayıncıları dışlamamalı, dünya standartlarına ulaşmış ülkemiz yayıncılığının içerik kalitesine, birikimine ve iyi içerik geliştirme becerisine güvenmelidir. okuduğunu anlayan, öğrenme becerisi yüksek, uluslararası alanda kimseden geride kalmayan, öğrendiklerinden yeni bilgiler üretebilecek bir gençlik ve toplum oluşturma görevinin farkındalığıyla hareket edilmeli ve yayıncılığı kısıtlayan politikalar yeniden düzenlenerek yayıncılarla el ele verilmelidir.”
    --- spoiler ---