şükela:  tümü | bugün
  • görünen bir gerçektir. ayrıca bu kadar vasıfsızlık, 'özellikle istenilen' bir durum mu tartışmak gerekir. zira bizim gördüklerimiz, düşüncelerimizi kanıtlar nitelikte.

    internet ortamında bir tane araştırma göremiyoruz. freud üzerine bir tane çalışma yapan akademisyen yok. fyodor mihailoviç dostoyevski üzerine çalışmalar yapan bir tane türk akademisyen yok. tolstoy, mihail yuryeviç lermontov, gogol, arthur schopenhauer, nietzsche.. bir tane bu yazarları anlatan videoya denk gelemiyoruz.

    hiçbir şekilde içerik yok. 1840'larda, çarlık rusya'yı kasıp kavuran nihilizm tartışmaları yapılmasına rağmen, 2018 yılında türkiye'de bu konularda bir tane internet ortamında, değerli bir akademisyen araştırması yok.

    hiçbir şekilde çeviri yapmıyorlar. eleştiri yapmıyorlar. kendine youtuber diyen saçma sapan ergenlerin videolarını izleyerek bilgi edinmeye çalışıyoruz. bu kadar acınası hale düştük.

    akademisyenlere sormak istiyorum, siz tam olarak ne iş yapıyorsunuz? gerçekten sizin ne iş yaptığınızı merak ediyorum. ayrıca belirtmekte fayda var. ben bu ülkede lisans eğitimi almış uluslararası ilişkiler bölümü mezunu yurttaşım. şunu çok açık bir şekilde samimi olarak söylemek istiyorum. bana üniversitem hiçbir şey vermedi. ben üniversiteden gerçekten aydınlanarak ayrılmadım. ekşi sözlük bu anlamda bana üniversiteden daha yararlı oldu.

    ticaret üzerine uğraştığım için geçenlerde üretim sistemleri üzerine bir araştırma yapmak istedim. bunun için akademisyenlerin araştırmaları, önümü görebilmek adına bir ışık olacaktır düşüncesiyle arama yaptım.

    durum aynen şu şekilde;

    üretim sistemleri 3'e ayrılır;
    1. parti tipi üretim.
    2. seri üretim
    3. siparişe göre üretim.

    başka? başka yok. bütün akademisyenler üretim sistemlerini üçe ayırıp, bu üç alt bölüme açıklama yaparak konuyu kapatmışlar. ve hepsi tamamıyla birbirinin aynısı. kopyala yapıştır yapılmış.

    evet doğru üretim sistemleri genelde bu üç aşamadan meydana gelir ama insan artık değişmek zorunda. teknoloji değişti. yaşam biçimleri değişiyor. günümüz dünyası, eski dünya sistemlerinin çok daha farklı bir biçimine sahip.

    inovasyon yok. topluma bir yol göstermek yok. konferanslar yok. toplantılar yok. fikirleri videoya çekerek internet ortamında paylaşmak yok. dünya gündeminde önemli yere sahip, değerli yazarların fikirlerinin çevirisi yok.

    youtube'da azerbaycanlı bir arkadaşın yaptığı çevirileri izliyorum ve gerçekten bu arkadaşı tebrik ediyorum. çünkü koskoca ülkede bana yardımcı olan azerbaycan'lı bir insan.

    bizim akademisyenlerimiz, arabalarını, üniversitede olduklarını gösteren işaretlerle süsleme gayreti içindeler.

    türkiye cumhuriyeti'nin bu gidişle daha da kötüye sürükleneceğini düşünüyorum.

    bu ülkede yaşayan bireyler kapitalizmi tamamen yanlış anlayarak, sadece kapitalizm'in etkinlik temeline odaklanarak, ahlak ve adaleti hiçe sayıyorlar ve bunu çıkıp bir tane akademisyen dile getirmiyor. ayn rand'ın 1950'lerde cesurca kaleme aldığı yazılarını düşünürsek, günümüz akademisyenlerinin acınası haline güleriz.

    böyle garip bir ülke. böyle garip insanlar. böyle garip kurumlar.

    avrupa'da üniversite hocaları bilgi paylaşımı olsun diye derslerini video çekerek youtube'a atarken, biz üniversitede soru sormak için hocamızın kapısını çalmaya korkardık. hoş gerçi hata bende. "ne var?" diye tepki gösteren bir insana soru sorulur mu?

    adam kayırma, torpil, kul hakkı, devlete kapak atma, devletin malı deniz yemeyen keriz mantığı bu ülkeye işlemiş.

    bu topraklar yukarı mezopotamya bölgesidir. mezopotamya topraklarının bir özelliği vardır. bu topraklar tıpkı insanlar gibi canlıdırlar. bu topraklara sahip olmak istiyorsanız her zaman güçlü olmak zorundasınız. bu topraklar dünyanın gelmiş geçmiş en çok istilaya uğrayan topraklardır.

    herkes kendini eleştirsin.
  • diploma enflasyonundan kaynaklı bir durumdur.
    (bkz: özel üniversite)
  • hakkıyla yapan hocalar da vardır. en azından ben tanıdım bir kaç tanesini... geri kalanı egodan başka katkı sağlamamaktadır.

    (bkz: senin hocan hariç de)
  • kesinlikle doğrudur ve sonuna kadar katıldığımı bir önermedir.

    çünkü günümüz akademisyenleri akademisyenliği "devlete kapağı atmak" olarak görmektedir. hiçbirinin içerisinde bilime, eğitime yahut araştırmaya dair bir tutku yoktur.
  • akp dönemi için doğru olan iddia.
  • (bkz: türkiye'de insanların araştırma yapmayı bilmemesi)

    maalesef bok atma kültürü bizde epey yaygın. kendi yetersizliklerimizi insanlara mal etmekte üzerimize yok. örneğin, başlığın ilk entry'sinde fyodor mihayloviç dostoyevski hakkında araştırma yapan bir türk akademisyen olmadığı iddia edilmiş. bakalım, bu sav gerçeği yansıtıyor mu.

    dostoyevski hakkındaki tezler;
    https://snag.gy/7rqfga.jpg

    sadece adında dostoyevski geçen 23 tane yüksek lisans ve doktora tezi var. bunların çoğu da open access, ücretsiz.

    http://arsiv.ulakbim.gov.tr/searchresult

    ulakbim'den araştırdığımda 43 tane makale yazıldığını görüyorum. bunların da çoğu open access.

    yazılan kitaplardan bahsetmiyorum bile.

    bu sadece bir örnekti, yani doğru araştırma yapan biri, her zaman için bilgiye ulaşabilir. bu bilgi üretilmiyor diye sızlanmak yerine doğru araştırma tekniklerinin öğrenilmesini tavsiye ederim.

    bu arada bahsedilen tüm eserlerin yetkin eserler olduğunu iddia etmiyorum, tek tek incelemedim. fakat en azından bir şeyler yazıldığı aşikar.
  • düzeltme: vasıfsız olan da var vasıfsızlaştırılan da.

    bir kere istediğimiz saatte işe gelip gidebiliyoruz ama bazı arkadaşlar 3 saatliğine işe gelip gidiyor.
    3 saatte türkiyeye ne verebilir?

    bu arada dostoyevski'nin araştırmasını tüm dünya bitti biz mi yaptık? peki bu türkiye'ye ne kazandırdı.kağıt üretiyorlar kağıt! ruslar bu konuda bizden daha mı az bilgiye sahip?

    onca türk yazar varken neden ?
  • aslında sorun akademisyenlerde değil sistemde. öğretim sistemi pek vasıflı olmayan, kolayca manipüle edilebilen, kendi halinde, kullanılabilir insanlar istiyor. yüksek lisans ve doktora için böyle insanları seçmeye çalışıyor. öğretim görevlisi kadroları pek sorun çıkarmayacak, profesörün hamallığını yapacak kişilerle dolduruluyor bizzat. böyle olunca akademisyenler de ya vasıfsız oluyor ya da öyleymiş gibi davranıyor. hani askere gidene verilen 'askerde uyanık olma salak ol' tavsiyesi gibi biraz. fazla iddialı olursan açıkta kalırsın, diplomalı hıyarcı olabilirsin.

    bir de ilk ve orta eğitimde seviyenin aşırı düşmesi öğrenci kalitesinin de düşmesine yol açıyor. öğrenci talepkar ve araştırmacı olmayınca akademisyen de yayıyor haliyle. pek çalışmıyor. bu öğrencilerden bazıları da akademik hayata girince kısır döngü tamamlanıyor.

    kısacası (bkz: nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça)
  • ben antropoloji okuyorum şu an keyfine ve hocalarımın çalışmalarını görseniz yuh dersiniz.tıpçılar bu kadar uğraşmazdı herhalde adamlar moğolistan’a kazıya mı gitmemiş neler neler.
    hakkını veren hocalar var lütfen.
  • "sen hariç" dersen, akademisyen olarak katıldığım önerme. şaka la şaka. ben de dahil akademisyenlerin %90'ı için katılıyorum.