şükela:  tümü | bugün
  • dikkat: dini içerikli bir entry değil. baştan söyleyeyim de, malın biri çıkıp ezan bile arapça yea demesin.

    antakya'da biliyorsunuz araplar yaşıyor. işte onlardan biri benim arkadaşım. o anlatmıştı:
    çocukceğiz evde anadiliyle yetişmiş, gelmiş türkiye cumhuriyeti'nin ilkokuluna, zekası belli bir seviyenin altında olan öğretmenlerden bihaber.
    bahçede kuzeniyle oynarken aralarında arapça konuşuyorlar. bunu duyan mezkur öğretmen koşarak geliyor, ve ikisini kulağından yakalayarak tarihi soruyu soruyor:

    yaklaşık olarak şöyle bir sahne düşünün:

    ö: öğretmen (çocukların kulağına asılmış vaziyette)
    ç: çocuklar ( korkuyorlar)

    ö: burası neresi?
    ç: ??? (cevap yok)
    ö: burası neresi lan, neresi burası?
    ç: (sessizlik)
    ö: oğlum burası neresi, söyleyin lan!
    ç: (bir deneme yapar) okuuuuuuuuuuul?!
    ö: sus lan. türkiye cumhuriyeti lan burası. burada türkçe konuşacaksınız, orospu çocukları.
    ç: ????!!!!

    sonuç: pek mümkün değilmiş.

    p.s.: günün anlam ve önemine uygun olmuş. 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramınız kutlu olsun.
  • diğer azınlık dillerini konuşmaya çalışmakla arapça konuşmak arasında pek fark yoktur. zumzuğu yersiniz.
  • gayet normaldir.

    yahu benim tüm sülalem yarı türkçe yarı arapça konuşur. hem de öyle sadece aile ortamında değil, sokakta, otobüste, her yerde. daha zumzuk yiyenimiz olmadı.
  • çok eğlencelidir.

    arapça bilen bir arkadaşınızla genel olarak arapça bilinmeyen bir yerde -çevredeki diğer insanların anlamayacağını varsayarak- dilediğinizce konuşabilir, duruma uygun eğlenceli geyikler çevirebilirsiniz. aslında sadece arapça için değil, herhangi bir yerde az bilinen diğer diller için de geçerlidir bu durum hiç şüphesiz.

    uydurma örnek diyalog:

    - ğayyen lehel bıt. me keyse? *
    - lee! tıyza ktir gbire *
    kız huylanır: - benim hakkımda mı konuşuyorsunuz siz?
    - ne alâkası var bağyan! kendi aramızda politikadan bahsediyoruz.
    (seviye düşük, kurgu zayıf olabilir. ana fikre gelin yeter :) )

    ---

    bi de bu durumun türkçe-arapça karışık versiyonları vardır. buna göre hiç arapça bilmeyen insanların yanında türkçe konuşurken araya serpiştirilen arapça kelimeler gizemli kalır, ne olduğunu açıklasanız bile arapça bilmeyen kişi bundan tamamen emin olamaz.

    bu sefer gerçek hikâye:

    anadili arapça olan köye* dışarıdan gelen* ve tek kelime arapça bilmeyen öğretmen* çocuklara derste arapça konuşmayı yasaklamıştır. ancak yine de ara sıra arapça kelimelerin araya kaynamasının önüne hiç geçememiştir.

    resim dersinde çocuklar patates baskı suluboya yapmaktadır. sınıfın hınzır çocuklarından biri herkesin duyacağı yüksek bir ses tonuyla arkadaşına seslenir:

    çocuk - ahmet sikkini verir misin?
    (öğretmen bir hışımla çocuğa döner)
    çocuk (öğretmene anında çeviri yapar): öğretmenim bıçakk, bıçak..
    *
  • ilkokul yıllarında zorluk çekileceği anlamına gelir. sadece arapça değil diğer diller için de geçerli olacaktır, misal benim babam da boşnakça konuştuğundan ve türkçe bilmediğinden çok sıkıntı çekmiş o dönemlerde. bir şey mi kırıldı, hop bunların üstüne yıkılırmış suç, nasılsa kendini savunamayacak ya. çünkü ilkokul çocuğu dediğin şey, vicdan yoksunu, acımasız bir yaratıktır. vicdan daha ileri yaşlarda gelişiyor sanırım bilemiyorum onu, bende 3 yaşımdan beri var. ama ben normalde de bi tuhafım zaten. neyse işte... ilkokul öğretmeni dediğin şey de ilkokul çocuğu ile aynı kapasitede olduğundan ilkokul yılları travmatik geçer bu çocukcağızların. azınlık ya da göçmen olmak zor, allah düşmanımın başına vermesin diyerek entarimi burada noktalıyorum.

    edit: de ayrı yazılır biliyorum ama neden ayrı yazamıyorum bir türlü, onu işte bilmiyorum.
hesabın var mı? giriş yap