şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: türkiye'de bilimin gelişmeme nedenleri)

    çünkü aramaya, bulmaya, keşfetmeye ilgi duymuyoruz. ikinci el bilgi her zaman daha tatlı ve inanılır geliyor. kabuğumuzu kırmaktan imtina ediyoruz. son olarak; okumuyoruz.
  • tüm dünyada bilimsel gelişmeler haber sitelerinde ön planda tutulurken, bizim haber sitelerimizde bilimle alakalı bölümler yok. genellikle magazinsel şeyler var. bu konuda benimde bir kaç sorumu paylaşmak istiyorum.

    uzayı gözlemleyen, yeni gezegenler keşfedip nereden gelip nereye gideceğimizi tahminleyen bilim adamlarımız neden yok? neden hep nasa'dan bilgileri alıyoruz, rusya'nın doğrulamasını bekliyoruz.

    mekaniksel uçak motorları yapan , roket teknolojilerini geliştiren bilim adamlarımız neden yok? neden hep amerika ve rusya bize bir şeyler satıyor.

    ilaç ve sağlık sektöründe bize çareler üreten bizim bilim adamlarımız neden yok? neden hep isviçreli bilim adamları bize şifa dağıtıyor.

    mikroçip, bilgisayar, internet sektöründe neden bizi bir adım öteye taşımaya yardımcı olacak şekilde bilim adamlarımız yok? neden hep çinden, japonyadan alıyoruz.

    tüm bunların da üstünde neden yeni bir teknolojiyi biz icat edemiyoruz? hep başkalarının icatlarını kullanıyoruz, bu konuyu siz sözlük yazarları ile paylaşmak istiyorum. bakalım bu konu bizim değerli sözlüğümüzde ilgi görecek mi?

    edit1: imla
    edit2: yazan, mesaj atan arkadaşlara teşekkür ederim. tahmin ettiğimiz gibi çıplak yıkanmak, ramazanda bira içerek sevgiliyle öpüşmek ve futbol başlıkları gündemde, bilim başlığına ilgi olmadı. dolayısı ile sözlükte bile bu durumdaysak henüz almamız gereken baya bir yol var demektir. (bkz: ortaçağ)(bkz: melekler kanatlı mı kanatsız mı)
  • çünkü demet akalın ve benzerlerinin yaptıkları daha önemli bu ülkede.
  • çünkü bilgiye aç bir millet değiliz. her şeyi bildiğimizi zannediyoruz.

    arkadaşımla aramda geçen bir konuşma:
    -nasa mars'a gidecek hazırlıklara başlanmış. ilk giden insan olmak ister miydin?
    +yok istemezdim.
    -neden?
    +böyle şeyleri önemsiz görüyorum. benim için öteki taraf önemli, onun için yaşıyorum.

    şimdi gel de bilimin önemini buna açıkla. zaten osmanlı devleti de böyle çöktü. ahiret her zaman ön plana çıktı. atatürk devrim niteliğinde şeyler yaptı ama şu an görüyoruz ki bu millet değişmiyor maalesef. ayrıca biraz kendi dinlerini okusalar hz.muhammed'in eğitimde bilime önem verdiğini görecekler. bütün meselede aslında bu okumamak. adam kendi inandığı ve yaşamını ona göre şekillendirdiği dini bilmiyor bilimi nereden bilsin.
  • cevabı en kısa şekilde özel tüketim vergisi olarak cevaplanacak bir sorudur.

    türkiye’de neden ilgi görmediğine odaklanabilmek için önce dünya’da neden ilgi gördüğünü anlamak gerekiyor. kapitalizm’in hakim olduğu dünya’da sınıflar her zaman var olacaktır.

    insanların bu sınıflı sisteme isyan etmemesini sağlayan unsur ise en temelinde bir gün sınıf atlayabileceklerine olan inançlarıdır. bu sınıf farklarını yaratan şey ise en temelinde risk alan önceki kuşakların, bu risklerden fayda sağlayarak birikmiş kapitalini sonraki nesle aktarmasıdır.

    birikimli ilerleyen bu kapital yüzünden sınıflar arası maddi farklar her geçen gün açılıyor. kapitalizm ise hakimiyetini sürdürebilmek için biri pozitif diğeri negatif olan iki yönteme başvuruyor.

    negatif olanı, neoliberalizm üzerinden maskelenen ve görünürde maddi temele dayanmayan kontrollü kaos ikilikleri yaratmaktır. türkiye bu yüzden çok yıpranıyor, bunlar arasında sözlükte de gündem olmuş red pill-feminizm, futbol fanatizmi konulu tartışmalar, laik-dindar gerilimi, türk-kürt zıtlıkları sıralanabilir. temel motivasyonu ise maddi farklılıkların gündem olmasını engelleyerek, toplumun tüm dikkatini ve enerjisini bu gündem üzerinden şekillendirmesini sağlamaktır. kutuplaştırıcı siyaset özellikle ekonomik gidişatı iyi olmayan çevre kapitalist ülkelerde iyi bir neoliberal iktidar aracıdır.

    pozitif olan yöntem smart is the new sexy ekolüyle birlikte popülerite kazandırmaya çalıştıkları bilimle ilgili gelişmelerdir. hatta sapyoseksüelizm gibi kavramları literatüre sokarak bunu kadın-erkek ilişkileri üzerinden değerli hale getirmeye dahi kalkmışlardır. peki bu yöntem neden pozitiftir diye sorabilirsiniz. pozitif olmasının nedeni bilim/kapitalizm ilişkisinin kapitalizm’in ömrüne olan katkısıdır.

    hangi toplumsal, sosyoekonomik, iktisadî ideoloji ile toplum tasavvuru hasıl etmeye çalışırsanız çalışın, katma değer üretmeyen bir toplum çökmeye mahkumdur. bilim’in bu minvaldeki katma değer üretme potansiyeli ise tek gerçektir.

    siz yaratılan kapitalist duvarlarla maddi sınıflar yarattıkça, bilim o sınıf atlama aracı olarak kullanılabilme yan etkisini hiçbir zaman kaybetmeyecek yanıyla insanların sınıf atlama inancını diri tutacaktır.

    kapitalizm’in özellikle merkez ülkelerde popüler kültür öğeleri kullanarak gençleri bilime yönelten yaklaşımı sistemin devamı için her geçen gün daha da elzem hale gelmektedir. sıradan bir spider-man filminde dahi akran zorbalığına maruz kalan bilim tutkunu genci kahramanımızın zorbalardan kurtarması ve onu takdir etmesi bile alt metinde bilimi destekleyen bir mesajdır.

    sadece bu basit örnek de değil, the big bang theory, chuck, breaking bad (evet breaking bad de dahil zira teknik altyapı filmin kahramanı kimya hocamızın zihninden çıktı) gibi diziler smart is the new sexy akımı, sağda solda ortaya çıkan ama dandik okul mezunu olup ben sapyoseksüelim diye gezinen insanlar, ki beğenin ya da beğenmeyin kahir ekseriyeti kadındır bu insanların, sadece bu toplumsal yönlendirmenin birer tezahürüdür.

    kısacası bilim’in dünya’da ilgi görme nedenlerinden kapitalist çerçevedeki temel motivasyon, dikey sınıf hareketliliğine izin vermesi, sosyal çerçevedeki motivasyon diğerleri tarafından takdir görme ve bireysel düzlemdeki temel motivasyon ise maslow’un son basamağı olan kendini gerçekleştirme ve insanlığa sunulan katkının berrak bir zihinde getirdiği salt mutluluktur.

    türkiye’de ise bilim’in ilgi görmemesinin temel iki nedeni vardır. her ne kadar neoliberal kutuplaştırma aracı olarak kullanılsa da, türkiye’deki gelenekçi-modern kutuplaşması kimine göre tanzimat dönemi’ne kimine göre ise yeniçeri ocağını kaldırmayı düşünen padişah genç osman’a kadar götürülebilir. bu ikilik yüzünden bilim ile daha doğrusu teknik bilgi ile sınıf atlama şansı elde etmiş kesim genellikle ülke çoğunluğunu oluşturan muhafazakar kitle tarafından kuşkuyla karışık milli değerlerinden uzaklaşmakla suçlanır. bu ikiliğin siyasi manipülasyon aracı olarak kullanılması sonucunda ise bu ayrım daha da çok katmerlenmiştir.

    bu türkiye’ye özgü tarihi arka planı da olan bir nedendir. bu neden üzerinden devşirilen siyasi gücün ise, başlıkta da dediğim gibi katma değer üretebilecek bir toplum tasavvuruna sahip olması mümkün görünmüyor.

    siyasi ve toplumsal arka planı bu olan bir sistemde, devlet aygıtı ise katma değerli bir yönetim şeklini toplumsal bir gerçeklik olarak topluma kabul ettiremiyor ve dahi ettirmek de istemiyor. bu sistemde rolü son derece sınırlı olan teknik altyapısı olan insanlar sadece devletin istediği ve ihtiyaç duyduğu alanlarda yetişiyor, ki bu sektörlerin en başında da savunma sanayi geliyor. devlet içi hizmet sektöründe ise en kıymetlileri arasında sağlık çalışanları geliyor. bunun haricinde birkaç icracı bakanlık dışında da teknik bilgi birikimi ve bilime ihtiyaç duymayan bir sistem yaratılıyor.

    devlet kendi ihtiyaçlarını sınırlı sayıda nitelikli katma değer üzerinden devşirmeye kalktıkça ise dışsal ekonomik para bolluğuna bağlı olarak dolaylı vergilerle daha çok gelir yaratmaya çalışıyor, çünkü katma değer üzerinden alınan vergiler ve dolaysız vergiler bu ekonomik açlığını dizginlemekten uzakta kalıyor.

    pozitif kapitalizm’in yani insan hakları, demokrasi, gelişkin hukuk sistemime sahip bir kapitalizm tasavvurunun bile önünü alamadığı nihai son olan sınıfsal uçurumu kendi eliyle yarattığı dolaylı vergilerle daha da azdırmakta kararlı olan devlet politikası sonucu halk yığınlarında eğitim/bilim yoluyla sınıf atlanabileceğine karşı olan inanç giderek artan bir hızla erozyona uğruyor.

    toplumsal çözülme ve yozlaşma süreci de tam olarak böyle başlıyor. insanların sınıf atlamaya olan arzusu, bilim olsun olmasın bakidir. zaten kapitalizm’i dünya’ya egemen kılan şey de budur. bilimin, ya da daha geniş bir kapsamla nitelikli olan her türlü emeğin bu sınıf atlama aracı olan niteliğinden uzaklaşması sonunda farklı yolları düşünmeye başlayan insanlar türüyor.

    toplumda bunları bilim’den daha çok duyuyoruz. siyaset, futbolculuk, oyunculuk, şarkıcılık vs. gibi meslekler üzerinden sınıf atlamaya meyilli toplum yapısı da medyadan bilimsel içerikli haberler yerine bunların magazine edilmiş hallerini veya anlamsız siyasi retorikleri talep ediyor.

    özet: dünya’da bilim’e ilgi sürekli artırılıyor çünkü toplumsal gelişimin ve hakim kapitalizm’in sürmesinin tek şartı bilim’dir. türkiye’de bilim’e ilgi sürekli azalıyor çünkü insanların bilim’le sınıf atlanabileceğine olan inançları her geçen gün yok oluyor. bu azalınca da orijinini bu noktadan alacak olan katma değerli üretim, insanlığa katkı, toplumsal gelişim gibi ayaklar her geçen gün o toplumda yerini kaybediyor ve biz de buna yozlaşma diyoruz.
  • biz hazırcıyız kardeşim. birileri üretecek, geliştirecek biz it gibi çalışıp satın alacağız. turgut özal döneminden beri üretmeyi azar azar hep bıraktık. bizde tüketim enflasyonu var.
  • çünkü ezberci bir toplumun parçası haline geldik. sorgulamayan, merak etmeyen bir toplum olduk. bu yüzden bilime önem veremediğimiz için bilimi kullanan değil, bilimin kullandığı bir toplum haline geliyoruz. bunun ardından bilim, bize, olduğundan çok daha pahalıya başkaları tarafından satılıyor. oysa en zeki milletler arasında yeralmaktayız.
  • çünkü türkiye'de işler yukarıdan aşağıya işliyor. yukarıdakiler ne ki, aşağıdakiler ne olsun dediğim durum.
  • konu bilime gelmeden önce şu aşağılayıcı ve ayrıştırıcı dilinizi bir yana bırakıp, ülkenize, içinde yaşadığınız topluma, dolayısıyla kendinize duyduğunuz küçümseyici, çirkin ve kaba görüşlerinizden bir sıyrılın. biri bir soru sormuş, herkes içinde bulunduğu yeri nasıl daha iyi boklarım diye yarışa girmiş sayfalarca entry dolmuş.

    sıyrılabildiysen gel kardeşim, bizim ülkemizde bilim var. benden önce de sadece 3-5 entryde belirtildiği gibi var. almanya rusya gibi ülkelere teknoloji üretip milyon dolarlara satan adamlar da var. tükkanı bu memlekette olup mit'e (istihbarat teşkilatı olan değil amerika'daki meşhur enstitüden bahsediyorum) ders vermeye giden hocalar da var. sen görmüyor sen bilmiyorsun sadece ama bu olmadıkları anlamına gelmiyor. hatta bir şey daha diyeyim mi? yurt dışından böyle adamların laboratuvarlarında çalışmak araştırma yapmak için gelen yabancı bilim insanları bile var.

    sen bunları işin içinde değilsen görmezsin. hatta birazcık siyasete buluşacağım ama pek çok konuda eleştirdiğimiz, pek çok konuda yerdiğimiz mevcut hükümet var ya, işte bu hükümet tersine beyin göçü programlarıyla yurtdışında çalışan bilim adamlarımızın bir kısmını ülkemize döndürdü. onlara, burada kendi laboratuvarlarını kurup, çalışmalarını burada yapma imkanı tanıdı. kimisi geldi kimisi gelmedi. bilime teknolojiye ödenekleri arttırdı (bu bir övgü değildir). eğer istersen, ilgin alakan varsa, disiplinli çalışabiliyorsan, çok ama çok çalışabiliyorsan, biraz da yatkınlığın varsa sen de onları bulabilir o çalışmalara katılabilirsin.

    neden şunu üretmiyoruz, neden bunu icat etmiyoruz soruları anlamsız bence. sen ne yapıyorsun, ne yapmak istiyorsun da olmuyor, bunlara yönelmek gerek.

    şimdi akademide olan bazı arkadaşlar isyan edebilir açız diye ama şöyle bir gerçek var, bir laboratuvarın ayakta durabilmesi, civcivlerini doyurabilmesi için o laboratuvarın başındaki hocanın iyi planlama yapması gerekir. her şeyi devletten bekleyen, bana ödenek bana ödenek deyip dişe dokunur bir makale bile üretmeyen insanlarla iş yürümüyor. benim yanında, projesinde çalıştığım adam devletten aldığı ödenek olmasa da kendini döndürebilecek üretimler yapıyordu. ödenek almak için başvuru yapan bütün projelerin kabul alması mümkün değil. kabul alamama durumunda ikinci bir planınızın olması gerekir. bu nedenle parasal getirisi olan projeler de yapmak zorundasınız. ama siz hali hazırda devletten maaşlı, proje kabul alırsa civcivlerini besleyen, almazsa beslemeyen, sülalesi rahat bir tavuksanız böyle açlıktan sersefil olur işte sizinle çalışan akademisyenler. hayatın gerçekleri.
  • türkiye de bilime ilgi gösteren kesim bile vizyonsuz. heveslenemiyor ki insan.

    sen yaptığın robota erik dalı oynatıp, daha sonra bakandan özür diletirsen.
    kusura bakma da ilgi de bu kadar olur.