şükela:  tümü | bugün
  • bilimi algılayabilecek temel kapasiteye sahip olmadığımızı düşünüyorum.
  • karanlık bir geçmişi bir türlü aydınlatamadığımız için olsa gerek.

    düşünün, bu topraklarda fatih'in ölümünden sonra bilim adına neredeyse hiç bir şey yapılmadı. evrensel bir düşünce hiç bir şekilde geliştirilemedi. buna çok az sayıda kişi yeltendi, onlarda başaramadı (sokullu projeleri v.b.).

    daha sonra bir güneş tekrar hasıl oldu yurdun üstüne ancak akabinde onu ve yaptıklarını bir türlü anlayamayan nesiller türedi, yine olmadı.

    farklı fikirler çıktı, bunların hepsi birer umuttu ama kıyım oldu. farklılıklar zenginlik üreteceğine nefret üretti, düşmanlık çıkarttı. birbirini eritti. fikirler, yenilik üretiminden ziyade yayılma güdüsüyle kullanıldı. sonuç, gene hüsran oldu.

    sonra toplum mühendisliği ve yeni dengeler kurma ihtiyacı hasıl oldu. bu yanlış ve tehlikeli oyun dahi becerilemedi. yahu yanlışı bile doğru yapamadık sen hesap et!

    bu ülkede insanlar kalın kitap okuyor diye hapse atıldı be sözlük, sen neyin kafasında sın allasen?

    sonra neymiş, bu ülkede bilim üretilemiyor muş. ulan sen daha hibrit tohum olmadan domates üretemiyorsun be!
  • çünkü birileri öğretmiş birilerine hayal kuran insanların şakaklarına parmaklarını dayayıp "sen yapamazsın" demeyi.
    bu yüzden arz yok. arz olmayınca da talep yok.

    kırılma noktası da darwin'in kapak yapıldığı bilim teknik dergisinin o sayısının toplatılması idi.
  • cevabı en kısa şekilde özel tüketim vergisi olarak cevaplanacak bir sorudur.

    türkiye’de neden ilgi görmediğine odaklanabilmek için önce dünya’da neden ilgi gördüğünü anlamak gerekiyor. kapitalizm’in hakim olduğu dünya’da sınıflar her zaman var olacaktır.

    insanların bu sınıflı sisteme isyan etmemesini sağlayan unsur ise en temelinde bir gün sınıf atlayabileceklerine olan inançlarıdır. bu sınıf farklarını yaratan şey ise en temelinde risk alan önceki kuşakların, bu risklerden fayda sağlayarak birikmiş kapitalini sonraki nesle aktarmasıdır.

    birikimli ilerleyen bu kapital yüzünden sınıflar arası maddi farklar her geçen gün açılıyor. kapitalizm ise hakimiyetini sürdürebilmek için biri pozitif diğeri negatif olan iki yönteme başvuruyor.

    negatif olanı, neoliberalizm üzerinden maskelenen ve görünürde maddi temele dayanmayan kontrollü kaos ikilikleri yaratmaktır. türkiye bu yüzden çok yıpranıyor, bunlar arasında sözlükte de gündem olmuş red pill-feminizm, futbol fanatizmi konulu tartışmalar, laik-dindar gerilimi, türk-kürt zıtlıkları sıralanabilir. temel motivasyonu ise maddi farklılıkların gündem olmasını engelleyerek, toplumun tüm dikkatini ve enerjisini bu gündem üzerinden şekillendirmesini sağlamaktır. kutuplaştırıcı siyaset özellikle ekonomik gidişatı iyi olmayan çevre kapitalist ülkelerde iyi bir neoliberal iktidar aracıdır.

    pozitif olan yöntem smart is the new sexy ekolüyle birlikte popülerite kazandırmaya çalıştıkları bilimle ilgili gelişmelerdir. hatta sapyoseksüelizm gibi kavramları literatüre sokarak bunu kadın-erkek ilişkileri üzerinden değerli hale getirmeye dahi kalkmışlardır. peki bu yöntem neden pozitiftir diye sorabilirsiniz. pozitif olmasının nedeni bilim/kapitalizm ilişkisinin kapitalizm’in ömrüne olan katkısıdır.

    hangi toplumsal, sosyoekonomik, iktisadî ideoloji ile toplum tasavvuru hasıl etmeye çalışırsanız çalışın, katma değer üretmeyen bir toplum çökmeye mahkumdur. bilim’in bu minvaldeki katma değer üretme potansiyeli ise tek gerçektir.

    siz yaratılan kapitalist duvarlarla maddi sınıflar yarattıkça, bilim o sınıf atlama aracı olarak kullanılabilme yan etkisini hiçbir zaman kaybetmeyecek yanıyla insanların sınıf atlama inancını diri tutacaktır.

    kapitalizm’in özellikle merkez ülkelerde popüler kültür öğeleri kullanarak gençleri bilime yönelten yaklaşımı sistemin devamı için her geçen gün daha da elzem hale gelmektedir. sıradan bir spider-man filminde dahi akran zorbalığına maruz kalan bilim tutkunu genci kahramanımızın zorbalardan kurtarması ve onu takdir etmesi bile alt metinde bilimi destekleyen bir mesajdır.

    sadece bu basit örnek de değil, the big bang theory, chuck, breaking bad (evet breaking bad de dahil zira teknik altyapı filmin kahramanı kimya hocamızın zihninden çıktı) gibi diziler smart is the new sexy akımı, sağda solda ortaya çıkan ama dandik okul mezunu olup ben sapyoseksüelim diye gezinen insanlar, ki beğenin ya da beğenmeyin kahir ekseriyeti kadındır bu insanların, sadece bu toplumsal yönlendirmenin birer tezahürüdür.

    kısacası bilim’in dünya’da ilgi görme nedenlerinden kapitalist çerçevedeki temel motivasyon, dikey sınıf hareketliliğine izin vermesi, sosyal çerçevedeki motivasyon diğerleri tarafından takdir görme ve bireysel düzlemdeki temel motivasyon ise maslow’un son basamağı olan kendini gerçekleştirme ve insanlığa sunulan katkının berrak bir zihinde getirdiği salt mutluluktur.

    türkiye’de ise bilim’in ilgi görmemesinin temel iki nedeni vardır. her ne kadar neoliberal kutuplaştırma aracı olarak kullanılsa da, türkiye’deki gelenekçi-modern kutuplaşması kimine göre tanzimat dönemi’ne kimine göre ise yeniçeri ocağını kaldırmayı düşünen padişah genç osman’a kadar götürülebilir. bu ikilik yüzünden bilim ile daha doğrusu teknik bilgi ile sınıf atlama şansı elde etmiş kesim genellikle ülke çoğunluğunu oluşturan muhafazakar kitle tarafından kuşkuyla karışık milli değerlerinden uzaklaşmakla suçlanır. bu ikiliğin siyasi manipülasyon aracı olarak kullanılması sonucunda ise bu ayrım daha da çok katmerlenmiştir.

    bu türkiye’ye özgü tarihi arka planı da olan bir nedendir. bu neden üzerinden devşirilen siyasi gücün ise, başlıkta da dediğim gibi katma değer üretebilecek bir toplum tasavvuruna sahip olması mümkün görünmüyor.

    siyasi ve toplumsal arka planı bu olan bir sistemde, devlet aygıtı ise katma değerli bir yönetim şeklini toplumsal bir gerçeklik olarak topluma kabul ettiremiyor ve dahi ettirmek de istemiyor. bu sistemde rolü son derece sınırlı olan teknik altyapısı olan insanlar sadece devletin istediği ve ihtiyaç duyduğu alanlarda yetişiyor, ki bu sektörlerin en başında da savunma sanayi geliyor. devlet içi hizmet sektöründe ise en kıymetlileri arasında sağlık çalışanları geliyor. bunun haricinde birkaç icracı bakanlık dışında da teknik bilgi birikimi ve bilime ihtiyaç duymayan bir sistem yaratılıyor.

    devlet kendi ihtiyaçlarını sınırlı sayıda nitelikli katma değer üzerinden devşirmeye kalktıkça ise dışsal ekonomik para bolluğuna bağlı olarak dolaylı vergilerle daha çok gelir yaratmaya çalışıyor, çünkü katma değer üzerinden alınan vergiler ve dolaysız vergiler bu ekonomik açlığını dizginlemekten uzakta kalıyor.

    pozitif kapitalizm’in yani insan hakları, demokrasi, gelişkin hukuk sistemime sahip bir kapitalizm tasavvurunun bile önünü alamadığı nihai son olan sınıfsal uçurumu kendi eliyle yarattığı dolaylı vergilerle daha da azdırmakta kararlı olan devlet politikası sonucu halk yığınlarında eğitim/bilim yoluyla sınıf atlanabileceğine karşı olan inanç giderek artan bir hızla erozyona uğruyor.

    toplumsal çözülme ve yozlaşma süreci de tam olarak böyle başlıyor. insanların sınıf atlamaya olan arzusu, bilim olsun olmasın bakidir. zaten kapitalizm’i dünya’ya egemen kılan şey de budur. bilimin, ya da daha geniş bir kapsamla nitelikli olan her türlü emeğin bu sınıf atlama aracı olan niteliğinden uzaklaşması sonunda farklı yolları düşünmeye başlayan insanlar türüyor.

    toplumda bunları bilim’den daha çok duyuyoruz. siyaset, futbolculuk, oyunculuk, şarkıcılık vs. gibi meslekler üzerinden sınıf atlamaya meyilli toplum yapısı da medyadan bilimsel içerikli haberler yerine bunların magazine edilmiş hallerini veya anlamsız siyasi retorikleri talep ediyor.

    özet: dünya’da bilim’e ilgi sürekli artırılıyor çünkü toplumsal gelişimin ve hakim kapitalizm’in sürmesinin tek şartı bilim’dir. türkiye’de bilim’e ilgi sürekli azalıyor çünkü insanların bilim’le sınıf atlanabileceğine olan inançları her geçen gün yok oluyor. bu azalınca da orijinini bu noktadan alacak olan katma değerli üretim, insanlığa katkı, toplumsal gelişim gibi ayaklar her geçen gün o toplumda yerini kaybediyor ve biz de buna yozlaşma diyoruz.
  • sebebi çok basit. ülkedeki insanların büyük bir çoğunluğunun ilk önceliği karnını doyurmaktır. ülkenin %20'den fazlası açlık sınırında yaşarken, %60'ı yoksulluk sınırında yaşıyor. iphone kullanarak, starbucks'ta kahve içerek, instagram'da fotoğraf paylaşarak kendimizi zenginmiş gibi hissediyoruz. tamamen büyük bir ilizyonun içinde kaybolup gidiyoruz. haliyle, bilime sıra gelmiyor.

    peki bilim neden önemli? bir ülkede özgürce bilim yapılabiliyorsa, o ülkede katma değer yaratan üretim olur. üreten ülkeler, cari açık vermezler. cari fazlalık verirler.(bkz: almanya) peki cari açık ne demek, ithalat rakamlarının, ihracat rakamlarından fazla olması demek. peki bu neye sebep oluyor? alım gücünün düşmesine sebep oluyor. türk lirasının değer kaybetmesine sebep oluyor. akp sürekli imf'ye ödediği borçların reklamını yapıyor ki ödediler doğrudur. ama cari açık hiçbir şekilde konuşulmuyor. bu ülkede a kişisi aday olacak mı?, b kişisi kiminle ittifak yapacak? seçim erkene alınacak mı?, kürtler kime oy verecek?, milliyetçiler kiminle ittifak yapacak?, laiklik elden gidiyor mu? gibi konular sürekli konuşulduğu sürece bilim yapmanın imkanı yoktur. herkes aza kanaat eder, üç-beş kuruş para kazanır koca bir ömrü tüketir ve kimseye faydası dokunmadan ölür gider. bu ülkede bilimin neden gelişemediğinin özeti budur.
  • toplum çoğunlukla dinle yetindiği için, ve bu yetinme duygusunu "icat çıkararak" rahatsız eder bilim. hiç hoş değil bu bilimin yaptığı.
  • çünkü; eğitim seviyesi arttıkça uzun dönem iktidarda kalmış parti, zihniyet, mantık güç kaybediyor. dolayısıyla projeniz, zekanız, okuma sevginiz herhangi bir devlet kurumuyla kesiştiği anda sistem, sistemdeki insanlar, toplum bunu önemsiz, değersiz görüyor. malesef...

    atatürk'ün 20 30 yıl daha hayatta ve iktidarda kalıp ilkelerini topluma, millete iyice işlemesi, o nesle tamamen özümsetmesi gerektiğini düşünenlerdenim.

    https://youtu.be/znsftqydglq
  • siyasetten fırsat kalmıyor da ondan.
    siyaset, türkiye’de güç demek. bilimse cahil kesimde “ ne gereği var bugün buldum bugün yerim yarına allah kerim” boş ver uğraşma demek.
    öncelik insanlara bilimi anlatmak, bilimin aslında siyasetten güçlü olduğunu kanıtlamak lazım..
    “adam namaz kılıyor o yüzden bilim insanından üstün. namaz kılmıyor ve bilimle uğraşıyor olsaydı şuanda başta olmazdı” gibi konuşan cahil kesim olduğu sürece bilim türkiye’de ilgi görmez.
  • siyasiler oy için çalıştıkları için bilime yatırım yapmadıklarından ilgilensen de her şey kendi çabandan ibaret olcaktır. bir gelişme kaydetsen de televizyonlar aptallara hizmet ettiği için asla ilgi görmeyeceksin böylece akademik bir doyum sağlayamayacaksın ve yavaş yavaş yaptığın işten soğumaya başlayacaksın.
  • kısa vadede getirisinin olmaması, inançlarla ters düştüğünün sanılması, merak ve araştırma isteğinin farklı yollarla (dedikodu, magazin vb.) giderilmeye çalışılması.