şükela:  tümü | bugün
  • tarihi ve toplumsal acilardan bakildiginda konar-gocer, gocebe, sava$ci ve istilaci ( isteyen dunya imparatorlugu kuran diye de okuyabilir) bir gelenekten gelmesi itibariyla ve kentsoylulugun tanimi acisindan da du$unulurse turk toplumu ve bunun olu$turdugu turkiye icin bir sorunsal olmaktan cikacak ve hakettigi cevaba kavu$acak olan mesele.
  • burjuva'nın çeşitli yollardan zenginleşmiş kasabalı ya da kasaba soylu yeni kentli olduğu tanımını kabul edersek, türkiye'de fazla eğitimli olmasa bile şöyle böyle para sahibi olan ya da bok gibi paraya kavuşmuş olanları bir sosyal sınıf sayıp sayamayacağımıza dair bir konu. aslında burjuvayı orta sınıf bile kabul etsek, rakamlara döksek, işin içinden çıkılır mı bilemiyorum...

    böyle insanlar tanırız. aralarında oldukça ünlü ve/veya zengin olanlar da vardır. 1950 itibarı ile başlamıştır bizim kasabalılar yollarını tutmaya. köyden kente göç sorunsalı ile birlikte zenginleşen kasabalı ile fakirleşen köylü arasındaki sınıf farkı daha da derinleşmiştir. ancak bu arada 80'lerde dağılan, unufak olan ortadirek sosyal katmanlar altında (yoksa bazıları üstte mi?) kaldığı için, 1950'den bugüne geçen 50 yıl içinde bir sınıfın oluşabileceğini varsaysak bile kesintiye uğramış bir süreç kabul edilmelidir.

    hemen bir örnek de vereyim: bugün temizlikçi kadın krizi yaşarken, karşıyakadaki bir arkadaşla dertleşiyorduk. kendisi de temizlikçi kadın görüşmesi yapıyormuş bugün. şöyle bir laf etti arada; "temizlikçi kadın görüşmesi işte... böyle de burjuvayımdır". durdum, düşündüm. ben de yapacaktım benzer görüşmeler pek yakında. demek ki ben de burjuva sınıfındandım... ama ben bir şekilde parayı bulmuş ve alt sınıftan birini çalıştıran biri değildim ki... arkadaşım da değildi... bütün mesele ikimizin de ev işlerini yapmak istemememiz ve tembel oluşumuzdu. ya da fazla parası olmasa bile alt sınıftan birini çalıştırabilen herkes burjuva ise, istanbul ankara ve izmir halkının toplamının en azından %40'ı * türk burjuva sınıfını oluşturuyor. evet...
  • server tanilliye göre vardır ve kurtuluş savaşını bu sınıf gerçekleştirmiştir. emperyalizme karşı kazanılmış bir savaşmış.
  • (bkz: kentsoylu)
  • türkiye'de burjuva sınıfı vardır ama, burjuva kültürü yoktur. henüz küçük burjuva kültürünü aşamamışlardır.

    (bkz: kıroyum ama para bende)
  • bu sorunsalın en erken tarihteki çıkışı muhtemelen cahit tanyol'un cumhuriyet gazetesinde yayımlanan 17 ağustos 1962 tarihli "şahsi teşebbüs imkânı" başlıklı makalesiyle olmuştur. cahit hoca özetle, ne tanzimatın ne meşruiyetin ne de cumhuriyetin burjuvazi kurabildiğini, çünkü türkiye'de burjuvazinin şartlarının mevcut olmadığını söyler; ve yöncüler tam da aradıkları "teorik!" referansı bulmanın sevinciyle hocanın bu tespitine balıklama atlarlar: "bizde batı'daki anlamda bir burjuva sınıfının olmadığı muhakkak. mülkiyet anlayışının da böyle bir sınıfın gelişmesini önlediğine şüphe yok" deyip tanyol'un yazısını olduğu gibi yön dergisi'nde yayımlarlar.

    madem ki türkiye'de burjuvazi yok, ee o zaman işçi sınıfı da yok. ee işçi sınıfı yoksa devrimi kim yapacak peki? kemalist solcu aydınlar zinde kuvvetlerle elele verirse bu iş tamamdır. sonuç: madanoğlu cuntasıyla girişilen 9 mart 1971 darbe teşebbüsüyle madara olacak olan doğan avcıoğlu öncülüğündeki yöncüler.

    halbuki tanyol'un makalesinden çok değil 15 gün sonra yayımlanan ve gören gözler, işiten kulaklar için büyük hikmetlerle dolu türkiye'de burjuvazi yok mu başlıklı yazısında behice boran şunları söylüyordu:
    "...türkiye'de batı anlamında hususi mülkiyet ve burjuvazi yoksa, tabii o zaman burjuvazinin karşı kutbu işçi sınıfı da yok demektir. işçi sınıfı olmayınca da, bir işçi sınıfı ideolojisi ve hareketi olarak sosyalizm de söz konusu olamaz. o zaman sosyalizm, toplumda gerçek bir dayanak ve kuvvetten yoksun, havada kalmış, birtakım hayırperverane fikirler ve dilekler sistemi veya seçkinler kadrosu yönetemi hülyası olmaktan ileri geçmez."

    keşke münir nurettin selçuk'un bahsettiği bu hülyalar diyarında yaşasaydın be doğan avcıoğlu; yanlış kardeşim benim!