şükela:  tümü | bugün
  • bir hakikat. eskisi kadar dindar insan yok bu ülkede. dinsel tavır, yaklaşım ve inançlı kişi psikolojisi türkiyede çok fazla değişime uğradı.
    dindar insanlar eskiden 'kabahat de ibadet de gizlidir' düsturu ile hareket ederdi. şimdiyse ne kadar görünür olursanız o kadar dini değerlere bağlı kabul ediliyorsunuz.
    birçok insan toplumsal baskı, iş ilişkileri nedeniyle dindar görünüyor, mesela 'cumaya gidiyor'

    din çoktan beri türk toplumunun derin bir ilgisi olmaktan çıkıp gündelik hayatın bir oyunu, sosyal bir iletişim sistemi biçime evrildi.
    'sosyal medya' dinsel şekilciliğin patladığı bir merhale haline geldi.
    cuma tebrikleri, kandiller, her türlü dinsel motif sosyal iletişimin malzemesine dönüştü.

    evler, iş yerleri, kılık kıyafet, özel araçların içi- dışı, kullanılan kişisel eşya...hepsi dinbsel motiflerle yüklendi.

    dil de bundan nasibini aldı:

    hayırlı akşamlar, hayırlı.... , 'allah razı olsun'lar, 'allah kabul etsin'ler, 'rabbim' ler, 'efendimiz' ler, her konuşmada dinsel ifadeler...o kadar dindarız ki allah'tan peygamberden bir an bile ayrı nefes alamıyoruz !

    hatim indirilen whatsapp grupları, ahiret kardeşliği kurulan facebok sayfaları, offff

    devlet tv.sindeki kur'an okuma yarışmaları, eğitim sisteminin dinsel ağırlığa yönelmesi, binlerce cami...

    tesettüre sokulan ana sınıfı çocukları...
    zikirmatiklerde kalan 'zikir' ler...

    dinsel atmosfer o kadar baskın ve görünür ki, din buharlaşmaya başladı

    şehirlerde başlayan islamın macerası sonunda türkiyede bir köylü dini haline geldi...

    gerçek dindarlar mı... onlar sessizce dua ediyorlardır eminim.
  • istiklal harbi'nin hemen sonrasında istiklal marşı'nın da rafa kaldırılması ile beraber zaten peyderpey nüfuzunu arttıran bir fenomendir. haber değeri yoktur.
  • dinciligin artmasinin bir sonucudur.
  • sadece türkiye'de değil tüm dünya genelinde olan durum
  • türkiye'de dindarlık artık iflasın eşiğindedir.
    dinin özünü çocuklarına hareketleriyle, tavsiyeleriyle benimsetememiş aileler ve ağzından din dökülen içi bomboş insanların elbirliği ile din bir gelenekler silsilesine, putperestliğe, atalar dinine, ölü, anakronik bir şeye dönüşmüştür.

    ben gördüklerimi yazayım. kendine dindar diyen demeyen okusun, kendi kararını versin.

    güven ve güzellik gayesi güttüğünü her müslümanın bildiği selam, çatık kaşlarla dövercesine verilen bir şeye dönüşmüştür.

    köleleri azad etme maksadı güttüğünü her müslümanın söylediği anlayış, yerini hür insanları köleleştirme maksadı güden bir anlayışa bırakmıştır.

    ilk adımı la ilahe illallah olan bir din, hiç bir reddiyesi olmayan, doğuştan gelen bir dine dönüşmüştür.

    elhamdülillah, yani şükürler olsun ile başlayan bir kitaba inandığını söyleyenler, aç ve şikayet etmekten başka bir şey yapmaz insanlar olmuştur.

    her işe besmele ile başlama tavsiyesi bugün ancak mindfulness çalışanlarının yerine getirmeye çalıştığı bir şey olmuştur.

    bir müslümanın en çok endişe taşıması gereken konular aleladeleşmiştir. yalan söylemek, emanete hıyanet etmek, sözünde durmamak zeka göstergesi, beceri olarak telakki edilmektedir.

    fesat ve küfrün temel unsurları görmezden gelinirken, sürüye benzeme maksatlı şekilcilik tek gerekli şeye dönüşmüştür.

    ne derlerse desinler diye inandığını yaşamaktansa, inanıyor desinler diye yaşamaya başlanmıştır.

    çocuklarının kendinden başkasına tapmasını istemeyen, hür bırakmayan, nefislerinin bir parçası olarak büyüten aileler, akıl baliğ olamayan çocuklar yetiştirmiştir.

    hangi şey metaya dönüşürse özünü kaybeder. din bu ülkede özünü kaybetmiştir, kavramlarını yitirmiştir. yeni kelimelere muhtaç bırakılmıştır.

    bakın, güçsüze adalet ve hilm ile yaklaşılmasını emreden, kibirden ve nefisten uzak durulmasını öğütleyen bir din bugün nasıl bir yerdedir? güvenilen ve kudret sahibi pozisyonlarda olanlar ne kadar sorumluluk hissi ile ezilmektedir? hem kudretli hem iyi olan kaç tane insan görebiliyorsunuz?

    bu hallere bakıp endişe ve sorumluluk hissiyle denilmesi gereken "din elden gidiyor." ifadesi, geleneklere ve popülizme boyun eğmeyen insanlara yöneltilen bir suçlamadan başka bir anlamda kullanılmamaktadır.

    kendimize müslüman diyelim, demeyelim bu durumun hayra alamet olmadığını hepimiz biliyoruz. işin en acaip kısmı da bu.
  • baskıyla din'i elinde tutamazsın. özendirmen lazım.
    7 yaşındaki çocukları zorla kuran kusruna gönderenler var.
    istemiyorum diyor çocuk. höyt kırarım ağzını burnunu git temel insnalık dersini öğren diyorlar. bu baskı mı yeni nesli dindar yapacak?
  • before: müslüman; güvenilir, zararsız, iyiliksever, kusur örten.
    after. : müslüman; güvenilmez, tehlikeli, sahtekar, kibirli, zalim, cahil.
  • bunca yılın sonunda sıradan inançlı insanlar çoğunlukla deist ve ateist olmuşlardır ama, bunun yanında dindar sayısı da artmıştır bence. kendi sülaleme bakarak bu dönemin insanlar üzerindeki etkisini çok rahat gözlemleyebiliyorum. örneğin eşimin ailesinin eski albümlerine baktığımda birçoğunun başı açık, kapalı olan da klasik saçları görünen tarzda örterken, akp döneminin estirdiği din havasıyla neredeyse tamamı klasik türbanlı olmuşlardır, aynı şekilde normal üç beş dua bilen, cumaya bayrama giden insanlarda da dinden soğuma, hatta tamamen kopma oldu. aslında çağımızın getirdiği bilgiye erişimle bir çok insan kitap okumasa bile deist ve ateist bilgi akışıyla kendi inancına aslında hakim olmadığını, hiç okumadığını, toplumsal olarak bir dine mensup olduğunu anlayıp giderek dinden uzaklaştı. tabi bunun yanında bu bilgi akışı dindar sayısını da arttırıyor, sorgulama yeteneği zayıf ve inanç konusunda okuyup öğrenmekten çok dini hikayelerle duygulanma eğilimli insan bu tarz paylaşımlarla, whatsapp gruplarıyla kendiden geçmiyor değil. bir de tabi işin çocuğa aktarma boyutu var ki bu aslında geleceği şekillendiriyor. dindar olan gene sülale erbabından birileri bayağı hafızlık eğitimi de almaya kastırırken ben ve benim gibi olanlar anaokulunda ilk soru olarak din eğitimi yok değil mi diye soru soruyor. tabi şimdi bu satırları batı illerinde, güney kıyılarında yazarken tablo belki güzel gibi ama, bir maraş, bir antep, bir erzurum'da durum çok daha farklı.