şükela:  tümü | bugün
  • yoktur.

    sustuğunuz ya da otoriteye karşı olmadığınız sürece olabilir, ama konuşuyor ve otoriteye katılmıyorsanız biter.

    ömer hayyam'dan alıntı yapmak suçtur bu ülkede.
    (bkz: fazıl say'ın islama hakaret etmesi)

    dinsizler ya da diğer dinlerle dalga geçmek, baskı yapmak serbesttir ama islama karşı eleştri yapılamaz.
    (bkz: ekşisözlük'te dine hakarete 1.5 yıl)

    başbakan "ananı da al git" der özür dilemez ama sen kimseyi eleştiremezsin.
    (bkz: uludağ sözlük'e cumhurbaşkanına hakaretten dava/#26763732)

    daha önce de dinini sessiz sedasiz, kendi içinde yaşamak isteyen insanlarda düşüncelerini paylaşamadı bu ülkede. başı kapalı diye oğlunun mezuniyet törenine alınmayan anneyi de gördük. şahsen ona da tüm içtenliğim ile üzüldüm. şahsen birinin başı kapalı diye devletin kurumu olan askeri eğlence yerlerine alınmamasını da anlamıyordum. bu insanlar o zaman dileklerini, isteklerini paylaşamıyorlardı. çünkü yasaktı. o kadar..

    şimdi oklar tersine döndü. karşı taraf hakkında söylediğiniz en ufak eleştiride kendinizi mahkemede bulabilirsiniz. öyle ya güç onların eline geçti..

    illa kesenin bir tarafında oldu siyaset. diğer taraftakilere de dedi ki "ya buraya gel ya da öl, hapse git, aç kal"

    "taraf olmayan bertaraf olur" sözü malesef ülkemiz için doğru.

    insan hak, eşitlik ve özgürlükleri değil de; otorite, güçlü kazanıyor.

    türkiye'de düşünce özgürlüğünden alıntılar:
    (bkz: thy hostesinden gelen mektup/#28775638)
    (bkz: türkiye'de internet sansürü)
  • türkiye cumhuriyeti anayasası'na göre hukuki koruma altında olan özgürlüktür.
  • baskın oran, cumhurbaşkanı tayyip erdoğan’a, akademisyenler için kullandığı ifadeler nedeniyle manevi tazminat davası açmıştı. oran, erdoğan’ın 4 ayrı konuşmada kullandığı “alçak, zalim, kapkaranlık, cahil, tiksinti verici, vatan haini, lümpen, terör örgütünün maşası, ahlaksız, mandacı artığı, ruhu kirlenmiş” gibi ifadeler nedeniyle toplam 10 bin tl manevi tazminat talep etmişti.

    erdoğan, mahkemeye sunduğu cevap dilekçesinde anayasa mahkemesi ve aihm’nin “düşünce ve ifade özgürlüğü” içtihatlarını örnek gösterdi. erdoğan adına avukatı tarafından verilen dilekçede, ifade özgürlüğünün “devletin veya nüfusun bir bölümü için saldırgan, şok edici veya rahatsız edici bilgiler ve düşünceler için de geçerli olduğu ve bunlar olmaksızın demokratik toplum olmayacağı” belirtildi.

    http://www.cumhuriyet.com.tr/…urlugune_sigindi.html
  • "...gece evin kapısı güm güm diye vuruldu. karşımda iki polis, ‘bizimle gelmeniz gerekiyor’ diyerek beni alıp götürdü. geceyi karakolda geçirmek zorunda kaldım... bana cumhurbaşkanı’na hakaret ettiğimi söylediler. ben hakaret etmeyi düşünerek bir şey yazmadım. ben özgür bir insanım. hürriyetime alışkın bir insanım. benim kullandığım kelimelerin bir kötülüğü olduğu söylenmesine alışkın değilim. ben serbest ve hürüm, ama türkiye’de olduğumu unutmuşum.”

    ebru umar
  • düşündüklerini cezalandırabileceği kaygısı olmadan özgürce ifade etmek kastedilmiş ise güzel ülkemde kısıtlıdır.
    eğer saçma sapan, yobazca, bağnazca düşünebilmek hatta düşündüklerini belli bir ideolojiye yaslanarak o ideolojinin gazetelerinde televizyonlarında özgürce açıklamak kastedilmişse sınırsızdır.
    hatta o kişiler düşünce zannettikleri "deli sıçmığı" şeyleri açıkladığında milyonlarca kişi alkışlamaktadır.
  • bazi kesime gore cb'den rahatsiz oluyorsan dusunce ozgurlunu yasiyorsun fakat bunu dile getirirsen gote geliyorsun.

    dusunun ama uygulamayin diyorlar.
  • türkiye'de olmayandır.

    olanlar için:

    (bkz: düşünce özgürlüğü hatırlamak)
    (bkz: işi düşünce özgürlüğü hatırlamak)
  • yanlış ifade edilmiş başlık.. kafanızın içinde kaldığı sürece her şeyi düşünmekte özgür olduğunuz bir ülkede yaşıyoruz... doğrusu "türkiye' de ifade özgürlüğü" olmalı idi.