şükela:  tümü | bugün
  • ön edit: telif veren-vermeyen dergilerin listesi

    geçtiğimiz yıl twitter'da ırmak zileli'nin de dile getirip şöyle haklı bir yazı da girdiği, üzücü bir türkiye gerçeği. bu tweetler aralarında mahir ünsal eriş ve hikmet hükümenoğlu gibi isimlerin de bulunduğu birkaç yazar tarafından da destek buldu. ben de geçmişte aralarında varlık dergisinin de bulunduğu birkaç dergiyle bir tecrübe yaşadığım için bunu yazmak gereği duydum. sadece yazdığım dergilerde değil mail atarak da öğrendiğim için türkiye'de edebiyat dergilerinin nerdeyse tamamının telif vermediğini de biliyorum. önemli bir edebiyat dergisinin yöneticilerinden birinden aldığım cevap ise şu: "ben de 20 yıldır hiçbir dergiden telif almadım. bu yüzden biz de hiçbir zaman telif vermedik. zaten derginin üzerinde de yazıyor bu." yani özetle adam diyor ki "20 yıldır yapılan bu yanlışta vardır bir doğruluk dedim ve ben de bunu devam ettirme kararı aldım." ve dergilerinin üzerine de bunu yazdıklarını söyleyerek yaptığı yanlışın üzerine tüy dikiyor. derginin üzerine "bu yayında yazılan eserlerin sahiplerine telif hakkı verilmez" yazmak ne demek, bunun dünyada herhangi bir başka ülkede karşılığı var mı diye cidden merak ediyorum.

    yine şu an hemen hemen her kitabevinde bulunan, hatta migros'larda bile görebileceğiniz öykü gazetesi geçtiğimiz yıl bir okuyucunun sorusuna şöyle oldukça komik bir karşılık verdi. tweet'in hemen üstünde de dergide 12 sayıda 217 öykücüden 254 öykü aldıklarını ve bu 217 öykücüden yarısından fazlasının kitapsız olduğunu yazmışlar. ve bu öykücülerin sayısı şu an artarak devam ediyor. yani dergi utanmadan diyor ki aylık 12.500 baskı yapmamıza, 6 binden fazla satmamıza ve derginin çoğunluğunu amatör öykücüler oluşturmasına rağmen biz bunlara beş kuruş vermiyoruz; derginin manevi değeri daha yüksek ve 'bizi biz eden dostlarla dostluğumuz teliften daha önemli.' tabii bu arada derginin üzerinde 7 tl etiketi olacak ve biz bundan para kazanmaya devam edeceğiz.

    notos edebiyat dergisini çıkaran semih gümüş'ün buna cevabı ise "arkasında büyük bir sermayenin bulunmadığı dergiler bir kültür hizmetinde bulunuyorlar, yazarlar da bu konuda söz konusu dergileri desteklemek zorunda." ben de bu dergilerin kendi yağıyla kavrulduğunu biliyorum, türkiye şartlarında çok büyük bir kar etmediklerini de biliyorum. ama matbaaya, dağıtıma para ödeyip derginin en önemli işini yapan kişilere bu paydan hiçbir şey vermeyip bir de üstüne buna kültür hizmeti demek çok yanlış bir şey. bu durum ancak söz konusu dergisi bir fanzinse doğru olabilir. fakat üzerine 7 lira, 10 lira 15 lira hatta 20 lira etiketi koyduktan sonra kültür hizmeti yapması gereken kişi metinlerini talep ettiğiniz ve derginizin içeriğini oluşturan yazarlar değildir. kültür hizmeti yapması gereken kişi okuyucudur, o dergiyi satın alarak o dergiye destek olması gerekir.

    yeni çıkan ya da şu an hala yayın hayatına devam eden hiçbir edebiyat dergisi bunu önemli bir sorun olarak görmüyor ve hiçbir zaman önceliği haline getirmiyor. derginin baskı kalitesi artıyor, aylık baskı adedi 7.500'den 12.500'e çıkabiliyor. demek ki bu gibi şeylere para bulunuyor. bir dergi bunları yapmadan önce gerekirse sayfa kalitesinden ödün verip ya da derginin fiyatını artırıp yazarlara telif hakkı vermeyi önceliği haline getirmek zorunda. eğer yazarlar bir sayıda size metinlerini, öykülerini, şiirlerini göndermezse o matbaadan içi bomboş kağıtlar çıkar sadece.

    bunu buraya taşıma nedenim bu dergi yöneticilerinin kafalarına dank etmelerini sağlamak için bir tür hareketlilik başlatmak. bundan 10 sene önce hollywood'da senaristler greve başlayınca neler olduğu, lost, prison break gibi dizilerin nasıl yarım kaldığı herkesin malumu. sadece bir ay yazarlar hiçbir edebiyat dergisine "kültür hizmeti" bahanesine sığınmadan yazı vermezse aynı hareketliliğin bizde de olabileceğini, asıl kültür hizmetinin ise bu şekilde gerçekleşebileceğini düşünüyorum. çünkü eğer yazarlara hak edilen telif hakkı verilirse asıl o zaman nitelikli ürünlerin sayısı artacak ve nitelikli ürünler arttıkça okuyucu sayısı da artacaktır.

    çehov türkiye'de yaşasaydı asla yazar olamayacaktı zira kendisi başlarda sadece para kazanmak için yazıyordu.

    https://twitter.com/…adol/status/912720090893815809

    https://twitter.com/…leli/status/912715120026976257

    https://twitter.com/…oglu/status/912689431345233920

    https://twitter.com/…meth/status/912681685258588160
  • ilgili konu hakkında bir entrym.

    (bkz: #73846861)
  • ülkemizde oldukça yaygın görülen, özellikle kitapları basılan, tanınan yazarlar tarafından dile getirilmediği için gündem konusu olamamış, maalesef artık normalleşmiş bir durumdur.

    telif vermesi gerekirken vermeyen herhangi bir kurumun bu konuda haklı olamayacağını düşünüyorum. öte yandan bu işin içinde bir özveri var, anlıyorum. yine de bir dergi çıkarılırken planlamasının yazarları bedavaya getirmek üzerinden yapılmasını yanlış buluyorum. üzerine düşünülüp konuşulması gereken hem yazarlara telif verip hem de bir edebiyat dergisini nasıl çıkarabiliriz sorusu olmalı.

    (bkz: öykü gazetesi/#73829822)
  • peki bu satılan dergilerin parası nereye gidiyor? diye sormamız gereken olaydır. dergi sahipleri aldıkları reklamlar sattıkları dergiler ile köşe olurken bazıları kendini adamak istedikleri işle kendini sürdürebilme şansı olmadığından bırakmak zorunda kalıyor. dostoyevski gibi birçok önemli rus yazarı, romanlarını para karşılığında dergilerde parça parça yayınladılar. yapılan işten, yazılan yazıdan para kazanmak zorunlu. bu yazının kendisine profesyonel bir ciddiyeti de daha fazla getirecektir.
  • telif vermeyi geçtim; kullandıkları alıntıların ya da bölümlerin kime ait olduğunu bilseler dedirtmiş başlıktır.

    google terk, arabeks bir sözü turgut uyarınmış gibi kapağında paylaşıp kendine hâlâ edebiyat dergisi diyebilen yayınları gördü bu gözler!
  • simgesel olarak bir telif verilmesi gerektiğini düşünüyorum. bu zorunlu hale getirilebilir. bir sayfada yer alan yazıya 50 tl verilse mesela işler daha düzgün, daha işleyişli, daha göze hoş gelen bir yapıya erişir. geri kalan her şey için internet medyası.
  • ben de bir edebiyat dergisi sahibi olarak bunun mümkün olamayacağına inanıyorum. daha doğrusu işin samimiyetini bozacağına inanıyorum. bu arada telif veren bazı dergilerin durumunun da ne olduğunu (ekonomik değil) biliyorum.

    söz gelimi ben bir yazara asgari 50 tl versem. bu onun için belki önemli bir para olacaktır fakat muazzam bir getirisi olmayacaktır. ve dahası bu 50 tl mail kutumuzun en az 10 kat daha fazla dolmasına ve güzel yazıları ıskalamamıza sebep olacaktır. bugüne kadar onlarca yazım yayınlandı, sadece dergilerde değil gazete ve kitap eklerinde de... sanırım bir tanesinden telif almıştım. o da yani çerez parası bile değildi. belki bir motivasyon sağlayabilir ama sandığımız kadar da sağlamaz emin olun.

    bu işe ilk başlarken hayalim herkese telif verebilmekti. hatta cebimden vermeyi istiyordum. ama daha sonra fark ettim ki; dergiye para için yazacak biri edebiyatın samimiyetinden uzaklaşacaktır. edebiyat samimi olmak zorunda değildir elbet fakat bir işin içine yeşil girdi mi orada bereket azalıyor.
  • "dergiye para icin yazacak biri edebiyatin samimiliginden uzaklasacaktir" diyen yazarlar var. ustelik dergi sahibi oldugunu da iddia ediyor. iste bu kafalar yuzunden kimse telif almiyor. boyle aptalca bir yorum olabilir mi lan? kimse sana burda para icin yazmaktan bahsetmiyor. para icin yazsam 2 bin kelimelik bir makale yazar 20 tl'ye satarim, ustelik cok da vakit harcamadan, bir suru kaynaktan bakarak. ama uzerine saatlerimi, hatta gunlerimi verdigim ve tamamen kendim yarattigim bir oyku icin bes kurus para almayacagim, sonra hakkimi isteyince de samimiyetsiz ve acgozlu olacagim. nerden baksak elinde kaliyor.

    kaldi ki cehov diye cok da bilinmeyen bir yazar vardir. bu arkadas epey samimiyetsiz ve acgozlu bir arkadastir ki sirf ailesine daha iyi bakabilmek ve daha cok para kazanabilmek icin 300 civari oyku yazmistir. evet sirf para icin. eger para kazanmasaydi 300 degil 1 oyku bile yazmayacakti. bugun de hicbirimiz cehov mehov okumayacaktik. ve cehov yazdiklarinin degerini anladiginda da bu ilk oykulerini bu kadar hizli ve ozensiz yazdigi icin pisman olacaktir.

    kimse dergiye para icin yazmaktan bahsetmiyor. eger o dergi fanzin degilse ve uzerinde bir fiyat etiketi varsa ve dergiyi zararina bile cikarsaniz o derginin yazarina yapmaniz gereken odeme yani telif bir haktir, acgozluluk ya da samimiyetsizlik degil.

    ayrica arkadasin cehov'un hic deniz gormedigini iddia ettigi bir entry'si de var. (bkz: #73812057)
    bu adamlar edebiyat dergisi cikariyor iste, yazik.
  • dergilerin telif vermeleri ile ne gibi yeteneklerin kendilerini gösterme fırsatı yakalacağı ve yazmayı birincil meslekleri haline getirebileceğini stephen king isimli adı sanı duyulmamış yazarın (!) on writing isimli çöp (!) eserinde okuyabilirsiniz.

    ne yetenekler "bu işte para yok" diyerek yazmayı bırakıyor ve bankada kasiyerlik yapıyor bir bilseniz...

    para sırf motivasyon sağlamaz, karnımızı da doyurur.
  • meşhur yazarları, tanınmak isteyenleri, profesyoneli, amatoru, edebiyat dergilerini, sektörün gerçeklerini boku püsürü unutun.

    şunu anlamaya çalışın önce:

    ortada maddi karşılık gözetilerek yapılan bir iş var. siz de bu işe emek veriyorsunuz ve bir yerinden parçası oluyorsunuz. sonra da bu işten elde edilen (az ya da çok) maddi karşılıktan herhangi bir pay almıyorsunuz.

    bu durum normal mi, kabul edilebilir mi? bu soruya ama eklemeden cevap verin, delikanlı gibi.

    şimdi aklınıza dünyada maddi karşılık getirmesi planlanan ve bir maddi karşılık elde edilen bütün"iş"leri getirin. hangisinde bu maddi karşılıktan işi yapanlar tarafından pay alınmaması bir sorun teşkil etmez ve makul karşılanır? ilk soruya cevabınız hayırsa bu soruya da cevabınız hiçbiri olacaktır.

    dolayısıyla bunun aksine söyleyeceğiniz her şey mazerettir, kişisel tatmininizdir, tutarsızlığınızdır, iki yüzlülüğünüzdür, kendi ezilmişliğinizin acısını başkalarından çıkarmaktır, tembelliktir, korkaklıktır vb.

    son derece basit bir mesele bu. neden hala üzerinde ihtilaf var anlamıyorum hacı.

    ek: normal şartlar altında bir işte zarar ediyorsan daha fazla devam etmezsin, dükkanı kapatır gidersin. diyelim özveri gösteriyorsun, zarar etmene rağmen devam ediyorsun, cebinden para veriyorsun. o zaman herkesin parasını vermen gerekir. bir miktar cebinden çıkıyorsa bir miktar daha çıkacak ve hakkı olan herkes payını alacak. insanlara hakkını veremiyorsan da dediğim gibi dükkanı kapatırsın.

    diyelim ki bir lokantan var, zarar ediyor ama sen devam etmek istiyorsun. patatesi, soğanı, eti cebinden verdiğin parayla alıyorsun. sonra mutfaktakilere diyorsun ki zarar ediyoruz, yemeği bedavaya yapacaksınız. böyle bir şey olabilir mi?

    yani dergiyi basan yer, dağıtan yer nasıl öncelikli oluyor da dergiye yazan insanlar para alamazken para alabiliyor? edebiyatı kollamaya bu kadar gönüllüysen, kendini adamışsan gerekirse fotokopiyle çoğalt yine yazarın hakkını öne al. bir fanzin çıkarırken bile beş liradan on tane satarsın, kazandığın elli lirayı yazarlar arasında bölüştürürsün. kaldı ki bir edebiyat dergisi çıkarıyorsun, bunun bütün sorumluluklarını almak, basım dağıtım tahsilat süreçlerinin zorluklarını üstlenmek zorundasın. kimse dergi basıp bayilere, kitabevlerine göndermek zorunda değil. başka yolları da var, gerekirse e-dergi yaparsın, sitenden paylaşırsın. (bkz: altzine)

    burada önemli olan, değerli olan, korunması gereken, hakkının verilmesi, gerekirse zarara girilerek karşılanması gereken matbaa veya dağıtımcı değil yazardır. yazarlar olmazsa kağıtlar, mürekkepler, baskı makineleri hiçbir işe yaramaz. yazarlar olmazsa sahibi olunacak, basılacak, rafa konulacak bir dergi olmaz.

    tekrar etmekte bir sakınca yok: yazarlar ve yazdıkları değerlidir, başka şeyler değil.