şükela:  tümü | bugün
  • sürekli devleti ve mevcut hükümeti eleştirip duruyoruz. eğitimi rezil ettiklerinden, halkı geri bıraktıklarından söz ediyoruz. ama şöyle bir durum var; türkiye'de eğitim hiçbir zaman iyi olmadı.

    türk halkının büyük bir çoğunluğunun mayasında öğrenme aşkı yok. cehaleti, rahatlığı seviyor ve buna çabuk adapte oluyoruz. mustafa kemal atatürk, bu büyük devleti kurarken elbette birçok alanda devrim gerçekleştiriği gibi eğitim alanında da bu devrimlere imza atmaya çalıştı. örneğin; halk, bilgiyi rahat rahat öğrensin diye "harf devrimi" yaptı. peki ne oldu? sanki daha önce şakır şakır osmanlıca konuşup yazıyormuş, osmanlıca eserleri delicesine sentezliyormuş gibi insanlar buna "bir gecede cahil bırakıldık" dediler. dedelerinin mezar taşlarını okuyamadıklarına dert yanıyorlar. yani sıkıntıları hâlâ öğrenmek değil. demiyorlar ki; osmanlı devletinin yabancı dillerden tercüme ettirmiş olduğu eserleri okuyamıyoruz, anlayamıyoruz. dertleri mezar taşını okuyamamak. neden? çünkü ezelden beri zır cahiller. bilgi ile, öğrenmek ile bir kavgaları yok! öyle olmuş olsaydı osmanlıca'nın ne kadar ağır bir dil olduğunu buna nazaran türkçenin daha rahat bir dil olduğunu hemen kavrarlardı. bu devrimin, eğitim hakkının yüksek zümreden alınıp tüm hala arz edilmesi için yapıldığını anlayamıyorlar.

    atatürk'ün vefatının ardından yönetime gelen hiç bir politikacı, ülkede sıçrama yaratacak bir eğitim felsefesini, ideolojisini benimsememiş ve bunu uygulamamıştır. çünkü politikacılar halka istedikleri şeyleri vaat eder, verir. bu sayede oy alacaklarını bilirler. ama halkımızın siyasilerden eğitim gibi bir talebi yok. kömür ve makarnayı, eğitime tercih ederek oy veren bir milletten söz ediyoruz. mevcut yönetim, ülkemizin eğitim konusundaki geri kalmışlığından tek başına sorumludur demek doğru değil. onların 20 yıllık yönetiminde, zaten kötü olan bir sistem iyice balçığa bulanmıştır. bunun gerçek sorumlusu halktır.

    yalnızca "üniversite diplomam olsun" derdi güden insanlar yüzünden memleketin en sığ yerlerine bile üniversite yapılmıştır. nüfusu 170.173 olan gümüşhane'ye üniversite yapılıyorsa, bunun tek sorumlusu diploma almayı marifet sanan insanlardır. bu yüzden ülkede gerçek eğitim veren, dünya çapında yeniliklere imzalar atan, bilgi üreten, gelişmeler sağlayan okullar yoktur. herkesi üniversite mezunu yaptılar fakat bu insanların liseden yeni mezun olmuş bir kişi düzeyinde bilgisi yok!
  • devlet regulasyondan sorumludur, egitimin kaliteli olması için ne gerekiyorsa maas verdigimiz bakanlar, danışmanlar, egitimciler bunun için var. halk ile ilgili degil konu.

    mesela simdi butunleşik doktora diye birsey cıkmıs 4 yıl sonrasinda giriyor hem yuksek lisans hemde doktora yapıyor cıkıyorsun.
    ne calısma tecruben var ne baska birsey ee sonra sen sıfır tecrube ile egitimci olacaksın al işte mahfettin işi...

    20+ dan gordugum tecrube bence en onemli şey, 5 yıl tecrube yapmış calısmış biri işini gayet iyi yapar ama o bes yılı yl ve dr ile geciren biri için aynı seyi soyleyemeyecegim maalesef, en azından bt için...
  • doğru değil. bilim zeka ile de pek alakalı değil. bilim ile uğraşanlar zeki-sıradanlara dertlerini daha kolay anlatabiliyorlar ve onların arasında başlarına daha az şey geliyor o kadar. izole saray benzeri seçkin ortamlarda zaten muhatapları halk değil, o nedenle fikirleri de pek önemli değil. kaderci halk, her zaman çalışkanlığa meyleder çünkü kader aynı zamanda bir ödül ceza geri besleme makinesi vehmettirir. sen çalış ki senin kaderin çalışkan ve ödüllendirilenin ki olsun, çalış ve iradeli ol ki en başta seçilmişlerden olmuş olasın. protestan kalvinist ahlak bu, emevi cebriliği de bunu savunuyordu. ardından mesele burada bir ödül yok; doğal olarak çalışman, tasarruf sahibi olman, iradenin sağlam olması dünyanı etkilemeyecek sadece ibadetler ve ahlak, ahireti kurtaracak dendiği için sadece ölüm ötesi inancına göre fayda umduğu şeyleri önemseyen geri kalan her şeyi imtihan gören başka bir kafa olgunlaştı. buna kader derken daha çok rastgelelik gibi düşünmek lazım. tanrı rastgele yollarla insanı bir dövüp bir seviyor başka da yapacak bir şey yok düşüncesi olarak kader fikri yakın dönem yorumlarına aittir. tanrı'nın insanlar için bir planı var sözünü yahudiler ve protestan hristiyanlar arasında çok duyarsınız mesela; öteki ahirette şefaat umulur der geçer, olan şefaat ya da şefaat değilden ibaret. ben buna kader diyemiyorum çünkü kaderde bir ereksellik var, bu ise ilkel toplumlara has bir şey. hiç bir amaç taşımayan doğal-nihilizm.
  • egitimsiz insanlari egitim sisteminin kotu olmasiyla suclayanlar bu baslikta bulusuyor.
  • halkın suçu/başarısı şu anki yönetenleri seçmesidir. halkın hiç bir konuda söz hakkı yoktur. sizce halk köy enstitüleri kominist işi diyip kapattırmak mı istedi? hayır toprak ağalarının dediği oldu. sizce halk milyon dolarlık yeni kurulmuş yandaş şirketlerin borcu silinsin mi istedi? dış iç politikada halkın ne sözü var? çok mu açık transparan bütcemiz var halk bunu denetleyip vergilerini takip mi ediyor?
    ha hala populizm yüzünden halk yüzünden diyorsan onunda çaresi bir senato bir meclis yaparsın. senato eğitimli bağımsız kişilerden oluşur(sa) meclisin populizmini dengeler.
  • yarı yarıya katıldığım önerme.
  • tembellik ve mazaret üretme konusunda başarılı olduğumuz kesin. yine de bazı konularda yapılacak düzenlemelerin işe yarayacağı umudunu kaybetmiyorum.

    ilkokul, davranış temelli olsa; nerede, nasıl davranılır? saygı, hoşgörü nedir? sakin, sessiz, hareketsiz durabilmenin faydası nedir? bu konular önemsense,
    ortaokulda, davranış ve başarı dengeli olsa, sınıfta kalma, devamsızlık sınırlı olsa,
    anadolu liseleri, üniversiteye hazırlık niteliğinde, ders çeşidi az olsa,
    meslek liseleri, işlevsel hâle gelse; bu liselerden mezun olanların meslek tanımları yapılsa,
    liselerde, öğleden sonra sosyal, sportif, kültürel etkinlikler olsa...
    bir de bunu denesek...
  • bugün bile olumlu etkilerini mezunları vefat ettiği halde çocuklarında bile gözlemlediğimiz ; köy enstitülerindeki eğitime 100 tane kulp takıp beğenmeyen ;
    ama kuran kurslarında çocukları sapıkların elinde hayatı kararsa da görmezden gelenler yüzündendir.
    köy enstitüleri övünç kaynağımızdır.
    (bz: benim kayınpederim köy enstitüsünden mezun diye övünmek)
  • halkın kötü olmasının nedeni eğitimdir diyerek düzelteceğim önerme