şükela:  tümü | bugün
  • sartlardan cani yanan bir vatandas beyani. " türkiye’de engellilerin hayatı fiziksel, ruhsal ve etik engellerle dolu. " diyor ....

    " türkiye’de engelliler engelleniyor

    türkiye’de 9 milyondan fazla engellinin gündelik yaşama katılabilmesi için fiziki şartlar oldukça yetersiz. bu nedenle milyonlarca engelli evlerinde adeta hapis hayatı yaşıyor.

    türkiye’de engellilerin hayatı fiziksel, ruhsal ve etik engellerle dolu. engelsiz hayat dayanışma derneği başkanı adem kuyumcu’nun ifadesiyle, “engelleniyorlar”. nüfusun yüzde 12’den fazlasını oluşturan engelli bireyler, hem yasaların uygulanmaması, hem de toplumun duyarsızlığı nedeniyle pek çok alanda ötekileştirilmiş durumda.

    resmi rakamlara göre, türkiye'de 9 milyondan fazla engelli var. ancak, bu kişileri sokakta, eğitimde, işte ya da sosyal hayatta görmek neredeyse mümkün değil. her yıl 3 aralık dünya engelliler günü’nde verilen sözlere, vaatlere karşın, engellilerin yaşama katılabilmeleri için gerekli ve yeterli adım atılmıyor.
    istanbul’un anadolu yakasındaki maltepe semtindeki bedensel engellilerle dayanışma derneği’nde buluştuğumuz bedensel engelli ihsan erdoğan’la ilk engel, hemen yan sokaktaki bir kahvede çay içmeye giderken karşımıza çıkıyor. kaldırımda engelli rampasının bulunduğu yere bir araç park etmiş durumda. erdoğan’ın akülü arabası nispeten güçlü olduğu için, yarısı kapatılmış rampayı aşarak, kahveye ulaşabiliyoruz.

    ihsan erdoğan, 43 yaşında. 25 yıllık evli. 27 yaşında geçirdiği bir iş kazası nedeniyle girdiği komadan 40 gün sonra çıkabilmiş, “iki yıl çelik korse içinde yatarak, yalnızca tavanı seyretmek zorunda kaldım” diyor. doktorların bundan böyle ellerini de kullanamayacağını söylemesine karşın, olağanüstü bir çaba ve iradeyle akülü araba kullanabilecek duruma gelmiş. yaşadığı bunca zorlu deneyim, neşesini ve hayata bağlılığını engellememiş.

    kaldırım ve rampa sorunu

    erdoğan, cuma günleri kartal’daki kavaklı camii’nde namaza gidiyor, yol kenarına park etmiş araçlar ve kaldırımların yetersizliği nedeniyle, zaman zaman yolun ortasından ilerlemek zorunda kalarak.
    burada, erdoğan’ın kendisi gibi bedensel engelli arkadaşlarından nihat türkmenoğlu’yla buluşuyoruz. 28 yaşındaki türkmenoğlu 11 yıl önce geçirdiği trafik kazası nedeniyle akülü arabaya bağımlı. erdoğan, anadolu yakasının bu taraflarında, özellikle sahil kesiminde engellilerin gezip, dolaşabileceği yerler bulunduğunu, havanın iyi olduğu zamanlarda arkadaşlarıyla buralarda buluştuklarını anlatıyor. diğer tercihleri ise, alış-veriş merkezleri. “çünkü” diyor, “buralardaki engelli tuvaletleri bizim için çok önemli. tuvalet, sosyal yaşamımızdaki en önemli sorunlardan biri. tabii ki, ihtiyacımız olduğu sırada birileri işgal etmediyse.”
    maltepe'deki bir alış-veriş merkezine gidiyoruz. yollar yine engellerle dolu. kavşaklardan birinden geçerken, bazı araçlar klakson çalarak, yoldan çekilmelerini istiyor. kafeteryada oturtulduğumuz yer ise, acil çıkış kapısının önü.

    türkiye'deki engellilerden 1,7 milyonu devletten engelli ve bakım maaşı alabiliyor. türkmenoğlu, kazada kaybettiği babasından kalma maaşı nedeniyle bu hakka sahip değil. bu maaşı annesi ve doğuştan engelli bir kardeşiyle paylaştığı için, kendisine düşen ayda 300 lira.

    "engeli görülmeyen engelli arıyorlar"

    türkmenoğlu, çalışmak istiyor. ancak, iş bulamamaktan şikayetçi. oysa yasalara göre, kamuda yüzde 4, özel sektörde yüzde 3 engelli istihdamı zorunlu. “özel şirketler” diyor türkmenoğlu, “engeli görünmeyen, belli olmayan engelli arıyor istihdam için. hele tekerlekli sandalyeye bağımlı olanları hiç istemiyorlar. çünkü bu durumda özel servis araçları kullanmaları gerekir ki, bu maliyetten kaçınıyorlar.”
    engellilerin önünde onlarca engel var. engelsiz hayat dayanışma derneği başkanı adem kuyumcu, bunların başında mimari ve fiziksel engellerin geldiğini söylüyor. “görme engelliler için işitsel, işitsel engelliler için görsel uyarıcılar ve uygun düzenlemeler olmaması hayata katılıma engel oluyor” diyor.
    fiziki engeller bir yana, etik engeller de engellilere hayatı kimi zaman çekilmez kılıyor. otobüste engelliler için ayrılan yerlere koyulan çuvallar, metro asansörlerinin işgal edilmesi, kalabalık ortamlarda araçlarıyla dolaşan engellilere “sizin ne işiniz var burada” diye atılan laflar, yaşadıkları binalara “görüntüyü bozuyor” diye rampa yapılmasını engellemeye çalışan komşular, morallerinin bozulmasına neden oluyor. erdoğan, “bu nedenle hayata küsen, evden çıkmayan pek çok arkadaşımız var” diyor. "

    (bkz: http://www.dw.com/…gelliler-engelleniyor/a-36628397)
  • o kadar doğru bir önerme ki...
    engellilerin hayatını kolaylaştırmak için, onları toplumda hakettikleri yere, yani biz neredeysek aynen oraya koymak için hiçbir şey yapmıyoruz.
    tek yaptığımız şey onlara üzülmek, acımak.
    ki bu da onların derdine derman olmayan tek şey.

    ilkokuldayken engellileri anlamamız için bir konferans verilmişti, hayatımda asla aklımdan çıkmayacak anılardan biridir sanırım.
    orta yaşlı görme engelli bir bey vardı, annesinin konuşmasını duyduğunu, iki erkek kardeş olmalarına rağmen annesinin tek oğlu varmış gibi konuştuğunu, çünkü tek "işe yarar" oğlu olduğunu anlatmıştı.
    daha acı ne olabilir hayatta?

    bunun sebebi çok basit, engellileri topluma kazandırmak, hayatlarını kolaylaştırmak için hiçbirşey yapmıyoruz.
    sadece gerçekten ortalama bir engelsiz insandan çok ama çok daha azimli olanları bugün o engelleri aşıp bizlerle aynı imkanlara sahip olabiliyor.

    en basit örneği rampa ise rampa...
    görme engellileri, işitme engellileri, bedeni sair engeli olanları engelli çalıştırma yükümlülüğü dışında kim istihdam ediyor?
    kim onların eğitim öğretim hayatını kolaylaştırıyor?

    adliyede bir kaç defa denk geldiğim görme engelli bir avukat bey var. bazen onu durdurup tebrik etmek istiyorum.
    başka kimse için böyle bir ihtiyaç duymuyorum çünkü başka bir örneği yok.
    bugün tekerlekli sandalyede bir avukat arkadaşımız varsa da adliyede göremeyiz çünkü iş yapması imkansız.

    kolaylaştırmayı da geçtim, hadi geçtim, peki biz neden zaten hayatta zaten zorluk yaşayan insanların işini daha da zorlaştırıyoruz?
    dalga geçiyoruz, eziyet ediyoruz, küçümsüyoruz?
    bizim onlarla aynı şartlara geçiş yapmayacağımızın garantisi nerede?
    ya da biz sanki onlar kadar emek harcıyor ve onların yarısı kadar takdiri hak ediyor muyuz?

    kıssadan hisse türk insanı pek çok şey olabilir, ama konu engellilere geldiği zaman ne yazık ki sınıfta kalıyor ve başka engeller yaratıyor.

    karanlığın ucundaki aydınlık notu: görme engelliler için kitap okumak için başvurduğumda, ciddi ölçüde fazla sayıda kitabın okunmuş olduğunu görüp sevinmiştim. bilmiyorum dünya standartlarında nerededir ama genel şartlar nedeniyle çok daha düşük olacağını düşünmüştüm, bir umut ışığı olmuştu.

    entry'nin sosyal mesajı: engellilere yardım ediceksiniz yoksa hepinizin ümüğünü sıkarım.