şükela:  tümü | bugün
  • nedense çoğu kişi tarafından fark edilmeyen gerçek.

    her erkekten toplumun beklentileri var; okuyacak, askere gidip vatanı kurtaracak, iş bulacak, para biriktirip evlenecek, ev ve araba alacak... bunları yaparken de her zaman güçlü olacak. çünkü erkek adam duygusal olmaz. ağlamak mı? kat'i surette olmaz!

    bir kadın çalışmazsa evinde oturup koca bekliyor. eğer biraz şanslıysa iyi bir koca bularak çocuklarının anası olup yaşıyor gidiyor. bir erkek çalışmazsa kendisinden beklenen eve para getirme görevini yerine getiremediği için ezildikçe eziliyor. adeta gregor samsa gibi bir böceğe dönüşüyor. ailesi tarafından sürekli iğneleyici laflar yiyor. çevredeki insanlar sürekli çalışmıyor musun, işin yok mu diye sıkıştırıyor vs.

    bunun sonucunda da bunalım, depresyon kaçınılmaz tabii.

    türkiye'de intihar edenlerin %72,7'si erkekmiş. şaşırdık mı? hayır. bu kadar yoğun toplumsal baskılara bu oran az bile.

    buna rağmen neden hala toplumsal sorunlar konuşulurken sadece kadınların mini etek ve şort giyip giyememesi konuşuluyor? çünkü erkekler dertlerini kimseye anlatmıyor, anlatamıyor. zayıf göründüklerinde koduğumun toplumu tarafından kınanıyorlar anında.
  • fakir fakir çocuk yapmayın o zaman, ev hanımıyla evlenmeyin, gidip 50 bini de düğüne gömüp evlenmeyin. normalde hiç tatile gitmiyorken sırf balayı diye bir sürü para bayılmayın.

    sizi sevmeyen sırf takılmak için takılan/takıldığınız kadınlara kendinizi söğüşletmeyin madem.

    öğrenciyken/bekarken kullandığın buzdolabını koltuğunu sırf işe girdin diye atıp yenisini niye alıyorsun evlenirken?

    türkiye'de erkek olmak zorsa bu tamamen kendi seçimleri/aptallığı yüzündendir.

    askerlik hariç, o konuda ben de kırgınım.

    edit: karyola, yatak, gardrop, yemek masası, şifonyer ve makyaj masası, tv, yemek masası, halı ve perdeler benim hali hazırda 6 yıldır kullandıklarımdı sanırım 15 bine alınmıştı hepsi, bulaşık makinesi, buzdolabı, çamaşır makinesi, koltuk, ütü ve klimalar ve abajurlar sevgilimin eski evinden onlar da 15 eder sanırım 3-4 yıllıklar. fifty fiftyiz yani elini taşın altına koymadan hadi buyur ev döşe ben sadece çeyizimi getiririm diyenlerle evleniyorsanız sizin mallığınız.

    biz bu eşyaları birbirimizi tanımazken kullanıyorduk sonuçta beraber yaşarken de eşyaları birleştirdik yeni olarak sanırım beraber sadece tv sehpası, midi fırın, tost makinesi, biraz tabak çatal kaşık ve iki tane lambader aldık. öyle benim tam takım yemek setim yok, misafirlik setim zaten hiç yok asla almayı düşünmüyorum elli yılda bir kullanılsın diye. ihtiyaç duydukça, sıkıldıkça/eskidikçe veya kırıldıkça 4 veya 6 tane alıyorum en fazla çünkü eve giden gelen yok.

    onun bekar evinde de yaşadım 1,5 sene şimdi bakıp gülüyoruz ne günlerdi diye, eşyalar veya ev yeniymiş eskiymiş demedim hiç, gözüm görmüyordu çünkü onun kendisinden başka. yarın durumumuz şimdiki halimizi katladığında da beraber olucaz yine gördüğüm şey onun dışında başka bir şey olmayacak. evlilik iyi günde kötü günde söz vermektir, ayşe teyze göbek atsın diye kına yapmak, hatice ablayı çeyiz sergileyip kıskançlıktan çatlatmak, mutfağa mehmet getirir kübra pişirir yazıp sunum diye neredeyse adamı kurdelelemek hiç değildir.
    asgari ücret alıp tek başına 75 bine ev döşeyip düğün yapan adam enayidir net. şimdi yarın hemen aşkitosunun göbüşüne bebiş de dolar o zaman hapı yutarsınız hahahahah çomarlar sizi.
  • hiçbir erkek keyfine 50 bine düğün yapmıyor.
    çok yakın bir dostum 1 yıl kadar önce evlendi. her şeyi minimum tutmasına rağmen düğün-eşya vs total masrafı 75 bin lira tuttu.
    bu adamın maaşı 1800 lira olalı 3-4 ay oluyor. fakir fakir çocuk yapmayın demek kolay da şimdi bu adam ne yapsaydı hiç evlenmese miydi mesela?