şükela:  tümü | bugün
42 entry daha
  • dün, eşcinsel olduğunu öğrendiği oğlunu, sığındığı evden yaka paça alarak 14 kurşunla öldüren babanın varlığına tanık oldum.

    bugün de hayatımın bir dönemini paylaştığım çocuğun intiharını öğrendim. mezarına gittim. gece saat 3'te gömmüşler. belli ki utanmışlar. namazını kılmamışlar, selasını vermemişler. ablası, babası, amcası varlığına tahammülsüzmüş. hemen işi bitirmek istemişler. yaşasaydı pera tiyatro okulundan mezun olacaktı, çok gülecektiniz ona. tanısaydınız zaten istemeden gülerdiniz, eğlenirdiniz. ama babası utanıyordu. beş parasız yaşıyordu. sadece annesi seviyordu onu, ana yüreği işte...
    gitti. gördüm mezarını, hafriyat dökmüşler sanki bi köşeye. onu da sevgisizlik öldürdü.

    türkiye'de eşcinsel olmak; kaderinin sevgisiz insanların elinde olması demektir. annenin, babanın gözünün içine bakıp anlayış beklemek, kıvrana kıvrana yaşamaya çalışmak, beceremeyince intihar etmek, farkedilince öldürülmektir.

    bu ülkenin tepesinde o kadar çok kayıp, yarım kalmış hayatların ruhları geziyor ki, anlatamam bile. umarım bizleri affederler.
  • türkiyede eşcinsel olmayanların hiçbir zaman anlayamayacağı bir şeydir. biraz olsun empati yapabilmeniz için dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım;

    daha önceki yazarların bahsettiği gibi okuldaki herkesin sizi tanımasıdır.

    bütün okulun sizi “ay kız naber” “ayol nasılsın” “naber lan topitop” “hey nanoş” şeklinde selamlamasıdır.

    sırf okulun dikkatini başka yöne çekmek için şeftaliye alerjim var, şeftali kelimesini duyunca bayılacak gibi oluyorum diye yalan söylemek zorunda kalmaktır. en azından artık sizi gördüklerinde “top” yerine “şeftali” diyorlar diye düşünüp sevinmektir.

    artık buranıza kadar geldiğinde size “nanoş” diyen sınıf arkadaşınıza sensin “ibne” dediğinizde sırf o öğrenci sınıf öğretmeninin yeğeni diye velinizin çağrılmasıdır.

    aynı sınıf öğretmeninin “beden eğitimi dersinde tüm erkekler futbol oynuyor ama sizin oğlunuz kızlarla vakit geçiriyor” diye velinize şikayet etmesidir.

    ortaokulda ise beden öğretmeninin tüm erkekler şınav çeksin dedikten sonra “compressed” senin çekmene gerek yok demesidir.

    sırf bu sebepten beden eğitimi dersinin en sevmediğiniz ders olmasıdır.

    pembe renkli kalem kullanıyorsunuz diye öğretmeninizin “oğlum bu nasıl renkler” diye dalga geçmesidir.

    taktığınız bere unisex olduğu için tüm sınıfın kadın kıyafetleri giyiyorsun diye dalga geçmesidir.

    sadece erkek öğrencilerin değil kızların da “o bizden” diye dalga geçmesidir.

    kimya öğretmeninizin “sınıftaki herkes “compressed” ile dalga geçiyor, o ise tepki vermiyor halinden memnun görünüyor” diye annenize şikayet etmesidir.

    ortaokul biterken anı defterine herkesin “iyi çocuk, hoş çocuk ama kız gibi” yazmasıdır. bu cümleleri ailenizin görmesini istemediğiniz için anı defterini karalamanızdır.

    ortaokul bitip liseye geçtikten sonra ortaokulunuzdan kimseyle aynı okulda olmamak için içten içe dua etmenizdir.

    lise döneminde ise artık burada kimsenin diline düşmemem gerek diyip sınıfta hiç konuşmamanızdır. konuşurken ise sesinizi kalınlaştırarak konuşmanızdır.

    gittiğiniz her yerde yaftalanmaktan korkmak demektir. her zaman kendinizi gizlemek demektir. aman anlamasınlar diye uğraşmak demektir. dalga konusu olmamak için çabalamak demektir.

    ve hayatınızın bu travmalarla dolu olması demektir.

    oysa ben de her çocuk gibiydim. ben de onlar gibiydim. ama benim bile farkında bile olmadığım bir şey yüzünden her gün suçlandım.

    sahi benim suçum neydi?

    edit: imla
  • işin özü "yaratılışa baktığım zaman eşcinsellik kadar saçma bir şey göremiyorum" diyecek olan zerzevatlarla aynı lağımda yaşamak kadar zor olan bir durum.. bence de gidilmeli.. hem de hiç arkaya bakmamacasına kaçarak..
  • bilemem, tahmin edebilirim. buradan şöyle görünüyor;

    cesaret, yüreklilik gibi kavramlar kendi tekelinde sanan kenar mahalle dayılarına, ayrımcı piçlere, yobazlara rağmen hayatlarını istedikleri gibi sürdürmeye çalışıyorlarsa... her türlü sindirilme hareketine; cinayete, kötü muameleye, ayrımcılığa maruz kalıyor ve yılmadan gururla gay pridelara katılabiliyor, hayatını istediği gibi yaşamak için bok kafalı çoğunluğa karşı dik durabiliyor, sesini çıkarabiliyorsa; esas bu insanlara cesur, yürekli, korkusuz denir.

    delikanlı geçinip "yumuşak" diye bızzıkladığın insan senin gibi yüzlercesiyle başedebiliyorsa esas o "yumuşak"ta 40 okka taşak var demektir.
  • cinsel ilişkide pasif mi aktif mi olunduğuna göre ibne olunduğu bir ülkede eşcinsel olmak zordur. sizinle sevişmek isteyen bir çok erkek gizli eşcinseldir ama bunu kabul etmez. siz dürüstlüğünüzle kalırsınız, ibne olursunuz... ikiyuzlu insanların memleketinde gerçekleri soylemek her zaman sorundur.
  • yaradilisin neyine bakiyorsun ulan darwin misin? genetik bilimci misin? hadi bunlari gectim ilahiyatci misin?

    herkes esittir. ıster gay olsun ister imam ister muhendis ister fahise. ınsan ulan bu.

    yaradilisa aykiri degilse su an sahilde birami icerek sirk kosuyorum. uygun mudur sayin ilgili?
  • ikiyüzlülerin dışlamalarına maruz kalmaktır.

    hemcisinizin elini tutarak sokakta dolaşamazsınız. anne babanıza eşcilsel olduğunuzu söylerseniz dayak yer, belki de öldürülürsünüz. eğer kendinizi doğduğunuz şekilde hissetmiyorsanız ve ameliyat olmak isterseniz arkadaş çevreniz, akrabalarınız, devlet büyükleri, iş yeriniz, herkes tarafından dışlanırsınız.

    ama aynı gelenekçi anne babanız bunu yapmış birini zevkle izleyebilir. sizin karşınızda olan devlet, aynı durumdaki başka bir kişiyi kendi televizyonunda yılbaşı programına çıkarabilir. hatta ve hatta başbakanınız onu makamına kabul edip kendisinden sayın diye bahseder.

    ama siz saygı duyulması gereken biri değilsinizdir. sizi görmez. siz yoksunuzdur. olmamanız gerekir. çünkü yeterince ünlü değilsinizdir. toplum tarafından sizinle aynı konumda biri kabul edilirken, sizin doğmanız bile yanlıştır. siz bu yüzden katledilirsiniz ve çok değerli gazeteciler bunu haber yapmaya bile gerek görmezler.

    sokakta o insanı gören biri gidip fotoğraf çektirir ama sizi görünce döver.

    bu ülkede paran kadar, ünün kadar yaşayabilirsin cinsel kimliğini. bu ülkede statün kadar aşık olacağım cinste özgürsündür. bu ikiyüzlülüğünün farkına varamayacak kadar küçük beyinli insanlar yüzünden o iğrenç bakışlara maruz kalırsın. para, şöhret ve statüye bu kadar önem veren kişilerin, ahlaktan, eşitlikten, insanlıktan batsetmesi ve insanların buna inanmasını izlersin sadece. bu ülke bir gün inandıkları insanların aslında o iğrenç bakışları hak ettiğini anlayacak. umudum var.
  • özellikle erkek eşcinsellerin küçükken topunun inşaata kaçtığını ya da bir şekilde bir erkek tarafından taciz edildiğini, bu yüzden önüne gelen erkekle yatmaya başladığını zanneden angutlar oldukça zor olacak durumdur. çok acıyorum lan böyle zannedenlere, kafaları küçücük dünyalarına sıkışıp kalmış falan, artık çıkması da imkansız, beyninin almadığı daha neler var kim bilir.

    herkes de psikolog zaten böyle konularda. ben, abazanlığın son noktasında "aha kız bana baktı, elinde de telefon var, bence numaramı almak istiyo :))" moduna girip sonra "erkek arkadaşı varmış kaltağın" diye geri dönen yaşam formlarının eşcinseller için "çocukken büyük bir travma geçirmiştir büyük ihtimalle bıdı bıdı" diye bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğuna çok şahit oldum, bu kafaya ulaşmak için de nasıl bir süreçten geçmek gerekiyor orasını da anlamış değilim.
  • hiçbir taksici taksi kullandığı için öldürülmezken, yani "taksici kavramına kılım ben, seni o yüzden öldürüyorum" gibi bir mantıkla değil para için, gasp için vb öldürülürken; eşcinsellerin sadece eşcinsel olduğu için öldürüldüğünü anlayamayan insanların ülkesinde eşcinsel olmaktır.

    sokakta aşık olduğu kişinin elini tutup yürümek istese en iyi ihtimalle küfür yiyecek olmaktır. (evinizde yürüyün el ele) apartman yönetim toplantılarında, kıl olduğu diğer komşuları tehdit etmek için "bakın eşcinsellere kiralarım bu evi" şeklinde tehditler savrulduğuna bizzat şahit olduğum bu coğrafyada "benim özgürlüğüm, senin, çocuğumun önünde olmanı engellemektir. seni gizleyip saklama özgürlüğüne sahip görüyorum kendimi. şimdi sen kendine ne özgürlük istiyorsun söyle" gibi garip cümleleri duymaktır.

    eğer görüntüsü de olağanın dışındaysa işe bile alınmamak, mecburen fahişelik yapmaktır.

    -türkiyede kadın olmak, erkek olmamaktır. türkiyede eşcinsel olmak erkek olmamaktır. her iki halde de daha aşağı, daha alt bir sınıftanmış gibi algılanırsınız çoğunluk tarafından- şeklindeki düz mantığa ulaşmakta zorlanan insanlar arasında yaşamaktır.

    eşcinselliğin artık tıbben bir hastalık olmadığı ortadayken, insanlar başka ülkelerde eşcinsel evlilikler yapar, ingilterede eşcinseller lord olabilirken (zira farketmişler ki saygın bir insan olmak, başarılı olmak kiminle seviştiğinizden daha ötedir) türkiye'de "tedavi olsunlar" önerileriyle karşılaşmaktır.

    askere gitmesi sakıncalı olan bir insan olarak görülmek ve fakat askere gitmeyeceğim dediğinde kıçını başını açmak, ev yapınımı pornolarını elin adamlarına izletmek zorunda olmaktır.

    ha ne mi istiyorlar? bu kadar şey anlatıldıktan sonra ne istenildiğini kendi kendine anlayabilen insanlarla muhatap olmak istiyorlardır eminim evvela. ama o hepimizin arzusu.
    onun dışında ise sık sık dayak yememek olabilir, evinize saklanın benim görmediğim yerde yapın "ibneliğinizi", çocuklarımı sizden koruyorum falan gibi akıllara zara önerilerle kendilerine gelinmesinden hoşlandıklarını da zannetmiyorum. bir takım yasal haklar da var uzun uzun sayabileceğim ama ibne bunlar yasa bulsalar anca götlerine sokarlar zaten di mi?
278 entry daha

hesabın var mı? giriş yap