şükela:  tümü | bugün
  • edit: ooo-haaa!? başlık öyle bi başıma kaldı ki, ilerde torunlarıma anlatmam gerekecek bunu. aşağıda okuyacaklarınız, 2009 gibi yazılmış bir çaylak entry'si; yazar olabileceğimi bile düşünmeden çiziktirilmiş paragraflar...

    -----

    (bkz: bi siktir git dedirten başlıklar)

    "ulan ağır mı oldu acaba?" düşüncesiyle gelen edit: mevzuya madde bağımlılığı ile mücadele açısından bakıldığında güzel bi öneri aslında. fakat entry'deki "rahat rahat içelim abi işte yeaa..." tınısı ağır tepki vermeme sebep olmuş olabilir sayın sözlük. bu yasak meyvenin cazibesini kırmak amacıyla devletin olaya el atmasının kimi faydaları vardır.

    öncelikle; asi gençlik ottan çektiği her nefesle terör örgütlerini finanse etmekten kurtarılır. bitkinin yetiştirilmesi her türlü yasak olduğundan, temin edebilmek için ultra-kriminal olaylara girmek zorunludur. devletin olaya girmesi, hem "mahallelerde"(misal; eskişehir/kuyubaşı) surata falçata, böbreğe tornavida, vs. yeme ihtimalini sıfıra indirir, hem fiyatı ucuzlatır, hem de böyle karanlık ve yağlı bi pazarı ortadan kaldırır.

    bi diğer konu ise maddenin kullanımını azaltacak olmasıdır. devletin otu hem ucuza satması, hem de kolay tedarik edebilmesi; kimilerinin ocağına incir ağacı dikecektir. bunun yanında da devletin sağlam bi "madde bağımlılığı ile mücadele" kampanyası yürütmesi gerekmektedir. işte olay burada başlıyor. bi kere ot, yasak meyve olmaktan çıktığı için cazibesi kalmamıştır ve kullanılmaması gerektiği de her yerde anlatılmaktadır. kimsenin de asi gençleri "bi nefes" çekmeye ikna etmekten bi menfaati olamaz, zira asi genç ikna olsa bile; gider, en ucuza satan devletten alır(di mi?), torbacı da saçı başı yolar sayın sözlük. dışlanmış olanla, outcast'la, arka sokaklarla, alt kültürle değil; kravatlı mravatlı memur tiplerle dolu devlet dairelerinden tedarik edilir olduğunda, aklı başında 21. yüzyıl insanının bir kaçış aradığı "devlet" ile özdeşleşmiş olacak artık esrar.

    biraz ince bir hesap gibi görünebilir, pek güven de vermeyebilir; işe yarayacağı garanti demiyorum zaten. ama esrar ve diğer bilimum uyarıcı ile mücadele konusunda bu güne kadar her yolun denendiği ve bi boka yaramadığı da bi gerçek. bu uygulama bu gün başlasa; ilk 1-2 jenerasyon deli gibi koşacaktır beleş ot kuyruklarına(ben de dahil)... yani ancak sonraki nesiller için umut var. otun reçete ile verileceği bizim gibi adamları ücretsiz ama uyuşturucu ile mücadele seminerlerine falan gitmeye zorlamak işe yarayabilir; ne kadar yorucu, bezdirici de olsa torbacıya servet bayılmaktan iyidir. ayrıca belki de en önemli mevzu, sonraki nesillere luuzır olarak lanse edilmemiz ve soft power kullanılarak otun kuul olmaktan çıkarılması.

    kendi adıma konuşayım; konu ile ilgili kullanılacak propaganda posterlerinde benim resmimi kullansalar, sonraki nesillere "esrar tam luuzır işi hacı..." dedirtmekte pek zorlanmazlar.

    ha ama hepsi bi yana: tamamen kendi salaklığın sonucu esrardan alacağın hasar(ki bunun için sadece "kullanman" yeterli) devlet baba'nın pek s*kinde değil. o, çabuk ölüp kölelik sürenin kısalmasından tırsıyor. sigara kullanarak hayatının 10-12 yılından vazgeçiyorsun; devlet baba bu süreyi gözden çıkarmayı, sigara şirketlerinden aldığı vergiye değer buluyor... ot öyle değil...

    yanlız şunu kabul edin; bu ot adamın beynini s.kiyor sayın arkadaşlar. uyarıcı bu, algıları açıyor; senelerini müziğe veren mozart'ın rezonansa daha iyi konsantre olabilmek için içmesini anlarım da, sana n'oluyo lan; senfoni mi yazacan dürrük?!
  • çoluk ve de çocuk tüm bireylerin kolayca maddeye erişebilir olması, sözkonusu maddenin nöronların bi tarafına koyması, ve önünün alınamayacak olması düşünüldüğünde aksi yekten yersiz olacak durum. irdeleyince uzayacak bir konu olmasına rağmen hülasa;

    (bkz: akıl fikir)
  • türkiye gibi bir ülkede tartışılması dahi abes karşılanacak hede.
  • legal olması durumunda, alkolün, tütünün ve anti depresanların satışlarında azalma olucağından ve bu durumun oluşmasından memnun kalmayacak üst düzeyler olduğu için, dünya geneli gibi türkiye'de de olan durum.
  • dünyada esrar üreten ve pazarlayan kurumsal ve dev şirketler olmamasıyla alakalı olabilecek bir durumdur. daha net bir anlatımla; bu meretin üretim ve satışı, olası zararlarının neden olacağı götürüden daha az kar getirecektir. bu risk ise büyük sermaye gruplarının bu tip bir üretim ve pazarlama koluna resmi şekilde giriş yapmasını imkansız kılar.
    bu tip şirketlerin hayat bulacağı bir ekonomik ortam oluşabilseydi hiç merak etmeyiniz kanun koyucularımız elbet bizim ölen beyin hücrelerimizi veya uyarılan algılarımızı iplemeyecekti ve bu zıkkımı serbest piyasa ekonomisinin nimetleri arasına koyacaktı.
  • suç, yasak, ceza, özgürlük vs. gibi kavramlardan uzak durmadan ne kadar ele alınabilir bilmiyorum ama, esrar da diğer keyif verici maddeler gibi bağımlılık yapar. yarattığı halüsinatif ruh hali, ki burada kullandığım halüsinatif ruh hali tabiri fizyolojik etkisini değil, kişinin madde etkisi altında değilken hayalini kurduğu o "güzel" olduğunu varsaydığı zaman dilimini anlatır, en açık anlatımla bağımlılık yaratıcıdır.

    bağımlılık ne kadar iyi ne kadar kötü birşey şimdi bunu irdeleyelim. örneğin bir ilaca bağımlısınız. bacağınızda kronik bir ağrı var ve o ilacı almadan yapamıyorsunuz. bu durumda aslında bağımlılığınız ilaçtan dolayı değil, bacağınızdaki ağrıdan dolayı oluşur. eğer bacağınızı kesmediğiniz müddetçe ağrıdan kurtulamıyorsanız ve ilaçlar sizde depresyon, algı güçlüğü, halsizlik vs. yapmıyorsa bu bağımlılığın o kadar ağır olmadığını söylemek doğru olabilir. ancak günlük hayatın dertlerinden kurtulmak ve biraz daha iyi uyumak için her akşam bir duble rakı içerseniz, bir süre sonra da o bir duble rakıyı içmeden uyuyamaz hale gelirseniz o zaman teşhisiniz "alkolizm" olur.

    ot da böyle birşeydir. başta "reason'ı açalım, klavyemin de tozunu alayım, abi sen de tak gitarı mixere.. bi da cigara saralım kafamız güzel olsun" diye içilir. kafa güzel olduktan sonra güzel müzikler yapılır. sonra bir sigara daha.. sonra bir sigara daha.. sonra mal olunur ama stall durumuna gelince ortaya bir bok çıkmadığını görürsünüz. sonraki gün daha bilgisayarı açmadan bi sigara sarılır. sonraki gün otobüse binmeden bi yolluk..

    sonra işte o sürekli eleştirdiğimiz hedonist tavıra yanaşırız fark etmeden. sürekli "high" durumda kalma isteği. high olunmayan zamanlarda kendini yalnız, çaresiz, yaratıcılıktan uzak hissetme. evreka! aslında bu bir his değil. bu bir gerçek! çünkü artık böyle oldunuz. junk'ların dünyasına hoşgeldiniz.

    özetle, suç olması, yasak olmasından öte, esrarın da bağımlılık yaratıyor olmasını sürekli akılda tutmak gerek. her bağımlılık gibi gün gelip ayağınıza dolanacak bir bağımlılık.

    (unutmayınız: türkiye de esrar kullanımının bağımlılık yaratıyor olması)
  • fiziksel bagimlilik yapan sigaranin aksine psikolojik bagimlilik yapan esrar, sigaraya gore daha az kanserojen madde icermekle birlikte icerigindeki cannabidiol sayesinde meme kanserinin yayilimini engelleyebilmekte iken diger uyusturucu maddelere baslamada onemli bir yeri oldugu (bkz: gateway drug) calismalarla ispatlandigindan, yerinde bir karardir.
  • yürürlükteki yasalara göre suçtur, geçerliği tartışılır. harıl harıl adli yargi hakim adayligi sinavi'na hazırlanması gereken yalancı hakimlerin bu konuda fazla kafa yormasına gerek yok, o başka.