şükela:  tümü | bugün
205 entry daha
  • sebebi yine biziz. biz köylü bir milletiz, şehirciliği bilmeyiz. mesela bir ada arsa var , 5 sahibi var, gidip bu 5 adam 5 ayri apartman dikmiş. hepsi bitişik nizam. bir sekilde(rüşvet) belediye izin vermiş, olması gereken otopark yerine belediyeye bağış yapılmış. istanbul ara sokaklari hep bitişik nizam iğrenç mahallelerden oluşuyor. bir plan izlenmemiş her parti kendine çalışmış.

    bunun aksine duzgun yapılaşmış yerler az da olsa var. ataköy, beylikdüzü, ataşehir gibi.

    son 10 yılda kentsel dönüşüm diye birsey var, bu bitisik nizam mahallelerin ömrünu bir 50 yıl daha uzattılar. varolan dandik binayı yıkıyor ayni metrekarede yeni bir dandik bina yapıyor. biz akıllanmayız. genlerimizde yok şehircilik.
  • insanlarımızın zevksizliğidir.
    boyasını tamamlamak, onarımını yapmak, çiçeklendirmek hep insanların elinde.
  • şaşılacak bir şey değil. sosyo-ekonomik durum neticesinde ortaya çıkan ucuza kaçma ve estetik zevkten yoksunluk hali falan filan... örnek görsel
  • maslow amca bu olayı 80 sene önce bir üçgen çizerek açıklamıştır. kalbi atan her insan öncelikle temel fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır yani nefes alır, kafayı sokacak bir yer bulur, uyur, seks yapar, karnını doyurur, sıçar. bunları doğru dürüst karşılayamayan insanlar daha üst kategorilerdeki gereksinimleri algılayamaz. yani estetik bir ev türkiye 'de yaşayan insanların %99 'u için ihtiyaç değildir.
  • mimarlık öss, yks gibi sınavlarla sahip olunacak bir meslek değildir. kişilerin mesleği seçmemesi, mesleğin kişiyi seçmesi gerekir. gerçekten sanatkar olanlar sanatkar olanları seçselerdi sorun azalırdı.
    bunun dışında ahşap ve taş yapıları yapmak mümkün değil, mümkün olduğunca yapmak da büyük eziyettir. betonarme, betonarme, betonarme kanunlar buna izin veriyor... arsa fiyatları, müteahhitin kârı sınırsız ve sonsuz olabildiğinden inanılmaz kârlı işlerdir. kimse sizin göz zevkinizi düşünmez. şehir bölge planlancılarına ve bu işten çok para kazananlara da selam ederim.
  • (bkz: türk şehirlerinin estetik yoksunu olması)

    yapılaşma, yollar, altyapı, yaşayan insanlar... hepsi sıkıntılı.
  • (bkz: çekirge istilası)
    anadolu'da yaşanan durum tam olarak budur. zaten göçebe-barbar bir toplummuşuz, bir de bedevi kültürüyle şereflenildiği için sonuç kaçınılmazdır.

    parayla zerre alakası yok; kimse bir yerde kalıcı olacağını düşünemiyor, "akın olsun da ganimet toplarık" diye bekliyor ve çadır kurar gibi gecekondu yapıyorlar.
  • bizim ülkemizde, evin oda sayısı etikettir...nasıl mı...ev aldım dediğinde, hemen kaç oda salon diye sorarlar eğer 3+1'den aşağı bir rakam söylersen 2+1 ya da 1+1 dediğinde karşındakinin suratı ekşir sana acıyarak bakar...evler tasarlanırken genelde ne yapılıp edilip 7-8 metrekarede olsa 3 tane oda yapılır...evler tasarlanırken, özgür bir düşünce yaratıcı sanatsal bir düşünce değil, daima genel kabul görmüş klişeler dikkate alınır çünkü mimari olarak harikalar yaratsanda evleri alacak olanların büyük çoğunluğu için bunun hiç bir değeri yoktur...
  • zamanında bir yasa yapılıp büyük şehirler hariç alayında müstakil ev yapma zorunluluğu getirilseymiş ne harika olurdu
  • yaşanılacak/yaşayan evler istemiyoruz, dekorasyon dergilerinden fırlamış evler istiyoruz. son dönemde azalsa da misafir odası kavramı var hayatımızda, daha ne olsun. balkon kültürümüz yok, örnek evlerin hepsinin verandası var.

    çocukluğumun geçtiği ev gibi bir evim olsun çok isterim. 80 yıllık ev, 99 depremi dahil birçok deprem görmüştü ve ayaktaydı. girişte bir oda hemen yanında mutfak, genişçe bir hol, üst katta ise 3 tane yatak odası her odada gömme ahşap dolaplar (zamanında banyo olarak kullanılmış). salon zemininde aşağıdaki mahzene açılan kapı, panjurlar.
8 entry daha