şükela:  tümü | bugün
  • dikkat çeken bir tablo.

    türkiye'de evliliğe, nişana, kınaya, nikaha, düğüne, takılara fazla önem veriliyor.

    bu sebepten evlenmek de zorlaşıyor. birbirini seven iki insanın evlenebilmesi için neden 75-80 bin liraya ihtiyaç duyulsun? nedir insanların bu mevzuya olan aşırı merakı?

    ayrıca evlilik yaşantısının kendisi de zihinlerde büyük yer kaplıyor. gençler evlendirilmeye çalışılıyor; bazen toplumun tek derdi bu oluyor. kızlar evlenmeye, erkekler evlilikten kaçmaya odaklı yetişiyor. sonra bu zıt karakterler, farklı cinsiyetler aynı çatı altında yaşamaya zorlanıyor.

    evlenen çiftler garip ve görgüsüzce havalanırken evlenmeyen tekler aşağılanıyor.

    gerçekten ilginç.
  • doğrusu "gerçek sevgiye değil de evliliğe aşırı önem verilmesi" olması gereken başlık.
  • katılmadığım düşünce.
    insanın mutlu yuva kurmak istemesi, buna yönelik adım atması kutlanmayacak, insanlar bu güzel günde eğlenmeyecek de ne zaman eğlenecek?

    ben tam aksine evliliğe önem verilmediğini düşünüyorum.insanlar evlendikten sonra da benmerkezci bekar hayatlarını sürdürme eğiliminde; paylaşımsızlığa devam ediyor. sonra boşanmalar, sorunlu evlilikler. sorunlu evliliklerden de sorunlu çocuklar yetişiyor maalesef ki.

    allah tüm küçükleri sorunlu evliliklerden korusun. hepsine kurban olurum.
  • sırf şu sözlükteki, evlenmeden cinsel birliktelik hakkında yazılanlara bakıldığında bile nedeni şıp diye ortaya çıkacaktır.

    insan doğasının en temel yönlerinden birini binbir insan yapımı hurafe ve mitoloji ile yeri geldi mi ceza, yeri geldi mi ödül konumuna indirgersen yalnızca evliliği abartmakla kalmaz, cinsel fonksiyon bozukluklarından tut eşeğe damacanaya hallenen, akraba evliliği gibi garabetler çıkartan, üstü çıplak-deri pantolonlu-onun bunun üzerine işeyen elli erkek/üniversite kampüsündeki atletli herifler diye sayıklayan zavallılara uzanan skalada sürü sepet rezillik çıkartmış olursun. en önemli sorunumuz penis boyutu ve bilmem ne yapan kadının asıl amacı olur. kimin kiminle nerede nasıl ne zaman zifaf edeceği tek derdimiz, çoktan dünya değiştirmiş olması gereken amcaların havuçtan bile fallik yarattığı ıslak rüyaları başlıca politikamız olur.

    evlilik düşkünlüğü şu işsiz güçsüz boş beleş insan sürüsünü güden koca sistemin en masum çarkı bile sayılabilir.
  • sadece evliliğe değil, cebindeki paradan çok daha fazlasına mal olan kına-nişan-düğün, ev düzme gibi altından kalkamayacakları işlere girmeye önem veriliyor. makul bir insan gibi davranıp nikah salonunda akrabalarla güzel bir tören ve kutlama yetmiyor. yada evlenmeden önce kendini iyi yetiştirip, para biriktirip harcamalarını öyle yapmıyor bir çok kişi.

    genç yaşta asgari on binlerce lira harcayarak evlenip sonra ayrılırken mal kavgasına tutuşan ve çeşitli dramatik olaylara neden olan insanları akşam haberlerinde* izliyoruz. gelin altınları alıp kaçıyor, kredi borcunu ödeyemeyip hacizle anaparasını da kaybediyor, aile içi kavgalarda cinayet ve yaralamalar yaşanıyor. yazık! maddi ve psikolojik çöküş kaçınılmaz.

    20'li yaşların başında yada önce evlenecekler, sade bi törenle nikahtan sonra ev eşyası borçlarını ödemeye başlayıp, bitirince ise para biriktirip evliliklerinin beşinci yıldönümünü falan kutlasalar daha stressiz olur. ayrıca 3-5 yıl sonra eş dostla yapılan bu kutlama heyecanlarını tazeler.
  • evliliğin kültürdeki, özellikle tam olarak modern ve şehir yaşamına (küreselleşme ve kapitalizm ittirmeli) entegre olamamış kültürlerdeki işlevi derinlemesine sosyo-ekonomik özellikler taşır. düğünde harcanan para özellikle köy ve kasaba gibi sıkışık sosyal alanlarda toplumsal hiyerarşide yer belirleyici olarak ortaya çıkar. erken yaşta çocukların evlendirilmesi, çoğu köyde iç içe geçmiş birkaç soyun iç evliliğe varacak şekilde sürekli kız alıp vermesi kültürün korunumu için geliştirilmiş bir mekanizmadır. çocuk erken yaştan kültürün sacrasına, ethosuna, kültürel alt metinine mecburen tabi kılınır. evlenmek ve çocuk sahibi olmak erkekliğin kanıtlanması için bir zorunluluktur. küçük yerleşimlerde aile yaşamına erken yaşta itilen bireyin çoğu özgürlüğü kısıtlanır böylece sistem içinde kalması sağlanır. yeni nesili bir şekilde baskılama ve kendi değerlerine tabi bırakma pratiğidir.

    aynı zamanda düğünler bu yakın ailelerin veya tüm komşuların, belli bir yaştan sonra kızların sokağa bile salınmadığı kırsal kesimi düşünürseniz, büyüklerin gözetiminde, kaynaşma, eş bulma gibi gerekliliklerin kontrol altında gerçekleşmesini sağlar. düğünlerde altın takmak da benzer bir hiyerarşi ve karşılıklılık mücadelesi. kimi geleneksel tipli ailele ve yerleşimlerde takı defteri tutulur. sünnet ve evlilik düğünlerinde bu defterlere göre karşılıklı takı takılır. bu takılar ve altınlar aynı zamanda yeni ailenin ve doğacak/doğmuş çocuğunun masraflarını karşılar. aileye bir headstart verir.

    günümüzde geleneksel olmayan, geniş çevrelerde bile kimi nosyonlar işlevini kaybetse de alışkılara yerleşmiştir. şimdi gelenek dediklerimizin çoğu 21. yüzyılda işlevini yitirerek neden bu böyle? sorularını uyandırmaya devam edecek.
  • evlilik kurumunun kutsallaştırılmasının, karşı cinsten olanların birlikte yaşayabilecekleri, çoluk çocuk sahibi olacakları meşru tek kurum olarak evliliğin görülmesinin doğal sonucudur. evli olmayan çiftlerin otelde aynı odaya alınmalarının bile mümkün olmadığı, evli olmayanların birlikteliğinin özellikle kadınlar açısından "ahlâksızlık" ve "iffetsizlik" olarak damgalandığı toplumda neden bilhassa kadınların evlilik formatında ilişkiyi benimsiyor oldukları da anlaşılır bir şeydir.
  • ya ne olacaktı ?

    evlilik de olmasa, toplumun geneli tarafından meşru görülen bir başka zemin var mı cinsellik için ?

    evlilikten önce muhafazakar toplumu sorgulamak lazım. gerisi zaten kendiliğinden gelir.
  • evlılık bencede cıddı bır muessesedır lakin evlenmek ıcın evlenılmez,
    sevdıgın ınsanla evlenılmesıdır çogu olgu gibi bunuda yanlıs anladık.
  • çünkü özellikle kız anneleri kendilerinin isteyipte yapamadıklarını kendi kızları için istiyorlar bide evlenince otomatik olarak level atlıyorsun öyle tabi bu işler ondan
hesabın var mı? giriş yap