şükela:  tümü | bugün
  • ölümü gösterip sıtmaya razı etmenin bir sonucudur.

    maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde daha ilk basamakta takılan kişilerin mutlu bir ruh haline sahip olması, bunu çevresine yansıtması içerisinde bulunduğumuz ülke ve dönemde pek mümkün görünmemektedir.
  • gelecekte daha da beter olacak. dinciler henuz seriati tam uygulayacak ortami bulamiyorlar, bulduklari zaman buralarda nefes almak da imkansizlasacak esas o zaman gorun insanlarin yuzunu.
    hem issizlik parasizlik ustune de dini baskilarla artik millet birbirini cig cig yemezse iyidir.
  • dinsel ve kültürel bir olay esasen. dinimizde kahkaha ile gülmek hadislerle uygun bulunmamıştır, hafiften tebessüm yeğdir. kültürel olarak gülmek hafifmeşreplik olarak addedilir maalesef. günümüzde ise milletin cebi boş, kalbi boş, çükü boş neye gülsün amk? huzur yok gülme yok.
  • ve her geçen gün kenarda köşede kalmış bir kaç gülüş itina ile karanlığa kurban ediliyor. oysa gülüş insanın doğuştan gelen en güzel en nefes eylemidir. zaten doğada yaşayamayan insan en doğal iki eylemden birini yok edip, tek olguya teslim ediliyor bu ülke dahilinde.

    evet ağlamak ki her köşede. o güzelim gülüşler eski zamanlarda kaldı. kısaca da yeni türkiye mutsuz, karamsar ve karamsar hava ile dolu. üstelik hiçbir gün doğumu bu durumu kotarmıyor.
  • türkiye'nin yakın tarihindeki travmalarla ve kültürel kodlarıyla ilgili bir durum. travmalardan bana göre en derin etki bırakanı iç göç. bunu sadece kürt sorunu bağlamında düşünenler var ama aslında türkiye'nin bir yarısı diğer bir yarısına göç etti. köyden-kasaba-şehir-büyük şehir-beş büyük şehir sarmalı ve daha sonra da göç edilen yerde, çevreden merkeze bir ikinci dalga oldu.

    göç herzaman tedirginlik, korku, ayrımcılık, güvensizlik ve köklere tutunma gibi uçta yer alan sonuçlar ve tepkiler de getirir, özellikle de farklı olanın size nazaran daha alt bir gruba ait olduğu inanışı varsa. göç edenlerin sıkı sıkıya tutundukları kökler de eski yaşam tarzlarında anlamlı ve işlevli olabilecek öğelerken, göç edilen yerde sadece bir kimlik hatırlatıcısına dönmüş, dönüşüme uğramış bir garabet haline gelir genelde ve geriye acil durumda sığınmak için kullanılacak bir bahane üretecinden başka bir şey kalmaz. "biz böyle gördük" lafı en geçerli bahanedir. "gördün de ulan gördüğün insanlar senin yaşadıklarını hiç yaşamadı, senin gördüklerini hiç görmedi, ne bokuma onları pusula diye alıyorsun ki" demek icap eder ama anlatamazsın.

    asık surat, çatık kaş, donuk bakışlar, gergin bir postür iyi bir bokmuş gibi tanıtılıyor genç insanlara ki bu da işleri iyice karmaşık hale getiriyor. ne kadar ürkütücü olursan o kadar güvendesin gibi bir algı var ki bunu kabullenmiş insana aksini yaptırmak çok zor. ilkel dürtüler ipleri ele alıyor.

    ülkenin yerleşik kültürü de malumunuz tutucudur: erkek gülse, "karı gibi gülme", kadın gülse "yollu derler gülme, göz göze gelme, hatta gözlerini yerden kaldırma" denir. gülmek kötüye yorulan ve genelde orospular ve pezevenkler için icat edilmiş bir özellik olarak kabul edilir. akape'yle beraber gitgide daha da koyulaşan ve bolca vahabi sosuna bulanan bu din referanslı tutuculuk hayatta güzel olan, tadı çıkarılabilecek dünyevi herşeye bir kulp takıp sınırlar. gülmek de bunlardan biri. eğitim seviyesine ve sosyo-ekonomik duruma göre bölgesel farklılıklar olsa da genel olarak vaziyet bu. sırıtırsan pek sorun yok, gülersen sıçtın.
  • dertlerin çok olmasından kaynaklanır.

    avrupalı amerikalı güleryüzlü çünkü refah yüksek. ev araba para var seksin her türlüsü var alkol var cannabis var. daha ne olacak amk?
  • babam yıllar önce amerika'da üniversiteyi tamamlayıp ilk kez türkiye'ye geldiğinde , amcamın yanına bayrampaşa'da bir sanayi sitesinde işe gidip gelmeye başlamış. amerika'da herkes birbirine günaydın deyip selam verirmiş , nasılsınız diye sorarmış vs. babam da bayrampaşa'daki tüm çalışan patronlara,ustalara,elemanlara gülüp günaydın , nasılsınız falan dermiş herkes de acayip acayip bakarmış.

    en sonunda amcam babamı kenara çekip , oğlum burada insanlara bu kadar güler yüz gösterip konuşmaya çalışırsan seni ibne sanırlar demiş. babam da bir daha kimseye selam vermemiş.

    bence olayı özetliyor , tabi bir de insanların kafasının rahat olması lazım ki etrafındaki insanlara güler yüz gösterebilsin. her sabah her akşam metrobüs manyaklığının içinde bulunup , eve gidince çocuklarını nasıl doyuracağını düşünen bir insanın etrafına da güler yüz gösterememesi bence çok normal.
  • (bkz: türkiye'de güleryüzlü insanın tuhaf karşılanması)

    nasıl olsun ki? herkes depresyonda, herkes birbirinden nefret ediyor, herkes çıkarcı, herkes ön yargılı.

    herkes.
    herkes.
    herkes.

    türkiye'de güleryüzlü insanların artmasının, böyle giderse bir iki asırlık zamanı var dostlar, çok beklemeyin.
  • eskiden yasadigim yerde insanlar birbirine gunaydin, merbaha gibi seyler demezdi-rencide etmemek icin isim vermiyorum-. ben bunlari diyen bir kadin olarak garipsenirdim mesela. daha sonra baska yerde -marmaris- herkesin birbirine gunaydin dedigini gorunce bu sefer ben niye bu adam gunaydin dio is mi atio la yoksa kafasina gectim. peki bunlari niye anlattim : gulumsesen bi dert gulumsemesen baska dert de ondan!