şükela:  tümü | bugün
  • velvele gerektirmeyen, kimi zaman komik kutuplaşma. hayırcıları eleştiriyor olabiliriz, bu kendilerine tornavida sokacağız anlamına gelmiyor.
    (bkz: o günler eskidendi şakir)
  • sera etkisi nedeniyle kutuplardaki buzulların erimesine karşı alternatif bir doğayı kurtarma projesidir.
  • belli kitlelerin tahammülsüzlüğü yüzünden vardır. hoşgörüsüzlük yüzünden vardır.

    egemen güçlerin resmi addettikleri ideolojiyi dayatmakta ısrar etmesi yüzünden artmaktadır.

    ifade özgürlüğüne, din ve vicdan özgürlüğüne, temel insan haklarına şu ya da bu şekilde zincir vurulduğu için vardır.

    demokrasinin üç ayağından biri olan yargı ideolojik kararlar ile demokrasiyi öldürdüğü için, milletin iktidarına ayar vermeye çalıştığı için vardır.

    sözüm ona hukukun üstünlüğü'nün esas olduğu memlekette evrensel hukuk ilkeleri değil; atatürkçü değerler, cumhuriyet değerleri, milli birlik ve beraberliğimiz gibi ideolojik ve muğlak, kullananların baskı oluşturabilmek için istedikleri gibi eğip bükebileceği kavramlar esas alındığı için vardır.

    zaten taraflı olan ve adil olmayan yasalar "gerektiği zaman" hukuk sisteminin en tepesindeki kurumlar tarafından ayaklar altına alınabildiği için vardır.

    ordu ve bürokrasi, partiler üstü bir siyasi güç gibi davranabildiği için vardır.

    peki şimdiye kadar niye böyle belirgin değildi?

    çünkü tüm bu sorunlar yüzünden mağdur olan insanlar artık eyvallah demiyor. bu insanlar değişim istiyorlar. ve isteklerinde ısrarcılar.

    hızla artan kutuplaşmadan rahatsız olanlar özellikle hali hazırda kurulu olan düzenin değişmesini istemeyen statükocu kesim, normal olarak. sürekli kamplaşmanın zararlarından bahsediyor, bölünme tehlikesi ile tehdit ediyorlar. değişim isteyen kesim kutuplaşmadan onlar kadar şikayet etmiyor dikkatinizi çekerim.

    bu rahatsız olan statükocu kesim her fırsatta yerinden bir milimetre dahi kıpırdamayacağına, dünden bugüne savunduğu ve bekçiliğini yaptığı düzeni yarın da yaşatmaya devam edeceğine and içiyor. dişe dokunur birşeylerin değişimine sebep olabilecek birşeylerin değişmesine olanca gücüyle karşı çıkıyor. bir yandan kutuplaşmadan rahatsız oluyor, öte yandan da "ben kutbumu öldür allah kaydırmam" diyor. aslında önerdiği şey diğer kutbun yokolması. bunu böyle söylemiyor, "toplumsal uzlaşma olmadan bir şey yapamazsın" diyor. "değişmesine hiçbir zaman müsaade etmeyeceğim kurulu düzenimi değiştirmek için benden rıza alman lazım."
  • ezilenlerin sesinin çıkmaya başlamasındandır.
  • inasanoğlundaki asimile etme manyaklığından kaynaklanır. büst kültürü, kömür kültürü, kafa tokuşturma kültürü gibi vesilelerlen. tarkan bile dediydi "başkası olma kendin ol" (bkz: katıl kurt)
  • bu konuda haşmet babaoğlu'nun güzel bir yazısına denk gelmiştim:

    --- spoiler ---
    toplum ilk kez bir bütün olarak kendine bakıyor!
    popüler kültür, kılık kıyafet modaları olduğu gibi "sosyal siyaset" modaları da vardır.
    bütün halkı etkiler bu modalar; zihinleri kurcalar, dile sakız olur!
    son günlerin modası "cepheleşmek"ten yakınmak!
    bir yandan korkular, kuşkular üreteceksin...
    bir parça akılla bakıldığında "şehir efsanesi" olduğunu çocukların bile anlayacağı saçma sapan rivayetlere inanıp en yakın dostlarını, çevreni, iş arkadaşlarını heyecanlandırmak ve "cephe"ye sürmek için kullanacaksın...
    gündüz herkese gülümseyecek, gece facebook'a girip "türkiye felakete sürükleniyor" diyerek ortalığı velveleye vereceksin...
    sonra da "biz böyle değildik, ne oldu bize? bu referandum da cepheleşme çılgınlığımıza tuz biber ekti" diye söyleneceksin!
    bu işin bir yanı...
    kişiler temelinde baktığımızda samimiyetsiz gibi görünen bu moda tavrın sosyal ve tarihsel kökenleri "samimi"dir. onu sonra analiz ederiz.

    ***

    ama memleketi etkisi altına alan bu atmosfere savaş diliyle (cephelerden, mevzilerden söz ederek) yaklaşmaktan vazgeçtiğimizde bambaşka bir şey görüyoruz çünkü.
    türkiye tarihinde belki ilk kez...
    toplumun bütün kesimleri; merkeziyle, çevresiyle, kıyısıyla köşesiyle herkes birbirini umursuyor ve memleketin geleceğini önemsiyor!
    bu kadar net!
    ayrışma gibi görünen bir süreçten geçerek de olsa, bazen nefret söylemleriyle de olsa...
    kimse diğerini yok saymıyor, sayamıyor! tersine ciddiye alıyor, düşünüyor, önemsiyor.

    ***

    herkes biliyor ki...
    karşı çıksan da, savunsan da, anlayışla karşılayıp biraz uzaktan baksan da artık başörtülüler yokmuş gibi yaşayamazsın!
    terör yüzünden ciğerin yanıyor olsa da, öfkeden kırılsan da, artık kürt sorunu yokmuş gibi yapamazsın! cumhuriyet tarihinde yaralar açmış yirmi sekiz isyanı yok sayıp "eskiden ne güzel barış içinde yaşıyorduk, ah bu dış mihraklar" diyerek kendini avutamazsın!
    yakın tarihi nasıl yorumluyorsan yorumla, devletin laiklik uygulamasını ister eleştir, ister savun! ama türk modernleşme projesinin özünde toplumun hücrelerine nüfuz ettiğini görmezden gelemezsin!
    yani...
    aslında güzel bir merdivenin ilk basamaklarındayız!
    toplum, nihayet kendine bakıyor!
    en seçkinci kesimler, en burnu büyük çevreler, en kör mahalleler bile "ötekileri" yok sayamıyor!
    "demokraside birleşmek" için önce nerede ayrıldığımızı bilmek gerekirdi! şimdi işte o noktadayız!
    --- spoiler ---

    http://www.sabah.com.tr/…tun_olarak_kendine_bakiyor
  • her boku kendi tarafına yontmaya çalışan ahmaklar:
    sadece bir tarafın tamamen haklı, diğer tarafın tamamen haksız olduğu bir kutuplaşma olamaz.
    kendinizi kutuplardan birine yakın görüyorsanız, oturup önce kendinizi bi eleştirsin,
    ya da olay çıkarmadan dağılın.
  • insanların poltize olmasıdır. iyidir güzeldir kalsın böyle artarak devam etsin.
  • (bkz: şovenizm)