şükela:  tümü | bugün
  • iş arama süreçlerinin zorlu geçtiği hepimizin bildiği bir gerçek. peki bilmediklerimiz neler? bilmediklerimiz iş görüşmesinden sonra başlıyor. görüştüğünüz şirket hakkınızda ne düşünüyor? olumlu bir intiba bırakabildiniz mi? başka adaylar var mı? ikinci görüşmeye çağrılacak mıyım? tüm bu sorularla sınırlı kalmıyor maalesef, uzayıp giden bir liste var. siz bu listenin neresindesiniz? ben söyleyeyim, listenin en sonundasınız.

    "ben neden en sonunda olacakmışım? o olsun." dediğinizi duyar gibiyim. o kadar iyi bir üniversitede lisans eğitimi aldınız, üstüne markalı bir üniversitede yüksek lisans yaptınız. daha sonra ajanslarda çalıştınız, türkiye'nin hatrı sayılır kurumsal şirketlerinde kariyerinize devam ettiniz. öyle hızlı yükseldiniz ki cv'nize dönüp baktığınızda kısa zamanda büyük işler başardığınızı, bu cv ile her iş başvurunuzun değerlendirileceğini ve hatta o işi alacağınızı düşündünüz. çünkü, bu kadar eğitim ve tecrübenin yanında kendinize güveniniz de haklı olarak yüksek seviyede. bunun yeterli olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. görüşmeye çağrılmanız bir şey ifade etmediği gibi, görüşmenizin çok iyi geçmesi de bir şey ifade etmiyor. önemli olan nokta görüşmenizin nasıl sonuçlanacağı. çünkü, tam da bu noktada bilmediğiniz bir şeyler devreye giriyor ve size olumsuz bir geri dönüş yapılıyor, hatta çoğu zaman geri dönüş dahi yapılmıyor. peki neden? şansınız varsa, ikinci görüşmeye çağrılırsınız. ikinci görüşmeye çağrıldıktan sonra işi büyük ihtimal alacağınızı düşünmeniz normal. normali budur çünkü. ancak, türkiye'de bu süreçlerin normal işlemediğini unutmamanız gerekiyor. her şey olumlu geçse dahi bu istediğiniz pozisyonu sizin kadar hak etmeyen ve sizin kadar istemeyen, sizinle aynı yetkinliklerde dahi olmayan birisi gelip o pozisyonu elinizden alıyor. işte tam da burada kişisel bağlantılar, networking ve iş hayatınızda hiçbir zaman faydası dokunmayan "torpil" devreye giriyor. eş-dost ricası, üst düzey yönetici emri ya da görüştüğünüz ik'cının bir yakını gelip bu işi alıyor. işte profesyonellik, işte türkiye'de kariyer gelişiminizin önündeki en büyük engel!

    bu işin bir kısmıydı, bir diğer kısmı ise profesyonel bir sürece objektif yaklaşamamak ve şirketin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmadan, aranan pozisyonun şirkete ne gibi katma değer sağlayabileceğini hesaplamadan, "herkeste var, bizde neden olmasın?" mantığıyla az paraya çalışacak eleman aramak üzerine kurulu. bir örnek vereyim; türkiye'nin önde gelen ayakkabı perakende grubunun e-ticaret yöneticisi çalıştığım en son pozisyonla ilgili olarak "üniversitede neyi pazarlıyorsunuz?" sorusunu sorabildi. cevap olarak da "çalıştığım üniversite, özel bir üniversite. sizce neyi pazarlıyoruz?" cevabını alınca yanında bulunan ik'cıya manidar bir bakış attı. bu konuşmadan sonra ik'cı yazmış olduğum maaş aralığı ilgili pozisyon ve iş tecrübeme göre uygun bir maaş olmasına rağmen "maaşta esneme payı var mı?" diye sordu. iki taraf için de görüşmenin bundan sonrası bir formaliteye dönüştü. iş ilanı verdiği pozisyonun görevlerini bile bilmeyen bir yöneticiyle karşılaştığınızda o işi alma şansınız olsa bile yürütebilme şansınız yoktur. bu örneği sadece burada değil, daha önce görüştüğüm birçok şirkette yaşadım. işin içine kişisel yaklaşımlar girince iş görüşmesi objektifliğini yitiriyor ve sizin için sadece bir zaman kaybı oluyor.

    bir diğer ve en önemli konu ise görüşülen adaya saygı ve ilgili pozisyon için yazılan gereksinimlerin yapacağınız işte ne kadar gerekli olduğu konusu. ne yazık ki bu konuda da çoğu şirket sınıfta kalıyor. ilgili pozisyon için bir şirketle görüştükten sonra yarısı süreç olumsuz ilerlerse geri dönüş dahi yapmıyor. elbette başvurduğunuz her pozisyona kabul edileceksiniz diye bir şey yok ancak gidilen bir görüşmede bile ciddi bir zaman ve emek söz konusu. tüm bunlardan sonra karşı tarafın hiçbir şey olmamış gibi sessizliğe bürünmesini tek gecelik ilişki ertesine benzetiyorum. bu da görüşülen adaya karşı yapılan büyük bir saygısızlık. bir de ilgili pozisyon için açılan ilana çalışacağınız pozisyonda bir kere bile kullanmayacağınız ya da işinizin bir parçası olmayan kriterlerin aday eleme aracı olarak kullanılması var. örneğin, bu yazıyı okuyan herkes az çok ingilizce biliyordur. ingilizce bilmek elbette ki iş arama süreçlerinde çok büyük bir artı ama başvurduğunuz pozisyonda ne faydası var? bu soruyu önce kendinize sormanız, sonra da insan kaynakları'na hatırlatmanız gerekiyor. ingilizce bir metni çok iyi anlayıp, anladığınızı düzgün bir şekilde yazıyla karşı tarafa iletebilecek yetkinlikteyseniz, işinizde en fazla birkaç kere kullanacağınız ingilizce konuşma yetinizin önemli bir kriter olarak adayın karşısına getirilmemesi gerekiyor ama getiriliyor. şüphesiz bunun saçma olduğunu düşünen tek ben değilim. bu az da olsa iyi hissettiriyor.

    bu arada, az daha unutuyordum! bugün ne oldu biliyor musunuz? türkiye'nin sayılı üniversitelerinden biriyle iş görüşmesine gidip, ilk görüşmenin ardından ikinci görüşmeye çağrılmıştım. buraya kadar her şey güzel. ikinci görüşmeye gittim, ikinci görüşmeye çağrılan tek aday olduğumu öğrendim, birimin yöneticisiyle maaşı konuşup anlaştım, başvurduğum pozisyonda görevine devam eden ve yakında ayrılacak olan çalışandan kısa bir oryantasyon aldım. birkaç gün içinde aranacağım ve işin resmiyete kavuşacağı söylendi. gönül rahatlığıyla beklerken şöyle bir mail aldım: "değerlendirmeler yapılmış olup yeni sorumlumuz bugün belirlenmiştir." ne yapalım? yazıyı burada bitirelim mi? bitirdikten sonra ikinci paragrafın son cümlesini tekrar okumanızı rica ederim.

    hepinize bol şans! buna ihtiyacınız olacak.
  • allah kolaylık versin diyorum iş arayanlara, özellikle de gençlere.

    adını sanını vermeyeceğim (veredebilirim haleti ruhiyeme bağlı) ünvanı holding olan yarak kürek bir ticarethaneye uluslararası bir staj programı kapsamında latin amerika'dan bir öğrenci gelecekti. bu öğrenci arkadaşı stajyer adayı olarak değerlendirmeye alan bahsettiğim güzide kurum başvuru sonucunu tam 3 ayda tamamladı. amına koydumun evlatları sanki holdinglerine ceo alıyorlar. ulan pezevengin çocuğu bir stajyer adayını değerlendirmek bir şirketin ya da ik departmanının nasıl 3 ayını alır bunu bir izah edin dediğimiz de prosedür bu dediler. ulan 3 ay nedir dereye su gelene kadar kurbağanın gözü patlar. peki sonuç ne? red! neden? efendim tecrübesizmiş. bak şimdi gel de sikme tahtalarını beyinlerini.. yahu sen hiç tecrübeli stajyer gördün mü? stajyerlik bir meslek mi ki tecrübeli olup olmamasına bakıyorsun bu nasıl anlayış anlamak mümkün değil. e tabi bu sikimsonik değerlendirme sürecine verilen saçma sapan cevaplara ayarı verdim. ama elden ne gelir sonuç menfi olduktan sonra. zihniyetini siktiğimin iş dünyası. sizden hiç bir sik olmayacağını anladım. size ar-ge, üretim, inovasyon vs fazla gelir siz anca ticaret yapın. tüccar zihniyetli yavşaklar.
  • üniversite mezunu erkek olarak bir süre önce geçirdiğim süreçtir. benim gibiler için ya mezun olunmasıyla ya da askerliğin bitimi ile başlar bu süreç. benimki mezun olmamla başlamıştır. başvurduğum her yerde askerlik sorulması üzerine askerliği tamamlayıp devam etmemle sonuçlanmıştır. bu dönemde organize sanayideki her fabrikaya bırakılmak üzere bir cv hazırlanıp çoğaltılmıştır. diğer yandan insanların bana ulaşmasını sağlayacak kritik kuruluşlara da cv ler bırakılmıştır. internette de bu iş için kurulu sitelerden faydalanılmıştır. bu sürecin bir noktasında kpss adlı sınava da girilmiş olup buradan da medet umulmuştur. koşuşturmacalı, başlamalı-bırakmalı süreçler sonunda en makul yerde işe başlanmıştır. bu süreçte insanlara hele ki kalifiye elemanlara asgari ücret ve altında maaşlar teklif edildiğine şahit olunmuştur. bana ait olan bu hikayenin baş kahramanı olan ben bu süreci en az zararla atlatan şanslı bireylerden olmuşumdur. bir nevi aslanın midesindeki ekmeğe ulaşma sürecidir bu süreç bu ülkede.
  • mezun olmuş ve henüz bir aydır işsiz olan bendenizi ortadan "çaaaat" diye çatlatmak üzere olan süreçtir.

    dünyaları bilmesi yetmiyormuş gibi bir de minimum 5 yıl tecrübesi olacak, askerlik zorunluluğu da olmayacak haliyle.
    bazısı ise her şeyi bilen tecrübesiz istiyor. az para verecek.

    şu şu şu programları bilsin.
    ee?
    şuna da hakim olsun.
    vay!..
    ehliyeti olsun, git dedik mi gidebilsin, gel dedik mi gelebilsin.
    eveet!..
    ingilizcesi olsun, hatta varsa almancası da olsun.
    çok güzeeel!..
    evi barkı yakında olsun.
    eyvallah...
    tecrübesiz olsun.
    ebeeeen!..
    yüksek lisans da yapsın ama askerliğini de bitirsin gelsin.
    anan!

    türkiye'de nerede var bunları bir anda öğreten okul?
    mezun oluyosa yılda 8 kişi mezun oluyor bu kriterlere uyan onlar da senin kıytırık fabrikana mı kaldı?
    3 bin lira para verecek diye taleplere bak.

    kıytırık!..
    otur yerine!..
  • yeni mezun bir makine mühendisi olarak 1 yıldır devam eden süreç. sürecim.

    ifade edemem şu an halimi, aklım başımda değil ama...
  • yeni mezun ve 5 aylık işsiz olarak en az 3 yıl tecrübe isteyenlere buradan selam ediyorum.
  • (bkz: #65869993)