şükela:  tümü | bugün
  • kısmen doğru olan önerme. herkes devlet de kadro açılınca işin tanımına uyup uymayacağına bakmadan kuyruğa giriyor. çünkü garantili, çünkü özel sektörderde ki kadar yoğunluk yok anlaşılabilir kaygılar. ancak şuda bir gerçek maaşı ne kadar iyi olursa olsun beden gücüne daha yoğun çalışma saatlerine sahip işler artık tercih edilmiyor. herkes masa başı 9-5 arası çalışılacak iş arıyor. bulana kadar de eğer bakacak bir ailesi varsa işsiz gezmeyi tercih ediyor.
  • tarihi bir safsatadır.

    türkiye insan kaynakları politikası ve makro düzeyde istihdam politikası çok çarpık. bunun birçok sebebi var. en basitinden üniversitede açılan bölümlerin kamu ve özel sektörde istihdam olarak karşılıkları o kadar çarpık ki artık neredeyse içinden çıkılacak gibi değil.bu yıl kpssye giren iibfli sayısı 400000 iken kamu sektörüne alınacak kişi sayısı ise parça pinçik alımlarla ancak 10 bin kişi. şimdi bakıldığında bu kadar insanı ne sikime okuttunuz. haa özel sektör diyeceksiniz onlarında ilanlarını görüyoruz.çok tecrübe düşük maaş ve full sikiş. bu sadece bir örnek

    türkiye de işsizlik var ama sebebi ise iş beğenmemek değil işe göre adam yetiştirememektir.sen adama fakülte okutup ömründen kemiksiz 16 yıl alıyorsan onu bi zahmet hamal yapmamalısın.
  • yeni mezun mimara 1100 tl teklif etmek gibi bir gerçek de var.
    o paraya kapıcı al sen, mimar senin neyine.
    *
  • bir uçak mühendisinin, dönercide komilik yapmak istememesine şaşıranların acımasız düşüncesidir.

    not: uçak mühendisi değilim, döneri de çok severim ve hatta esad'ın da canı cehenneme ama bu cümleyi savunanlara yukarıdaki örneği verince apışıp kalmayan yoktur, inanın.
  • kısmen doğru olan önerme...

    üniversite mezunlarının alacakları "olası" maaşlara bakıp, yurtdışında olsaydık "olası" şu kadar para kazanırdık vs. kasıntıları var. sana birkaç acı gerçek söyleyebilirim;

    1. sen üniversitende o dışarıdakiler gibi eğitim almıyorsun zaten. (mimarlık eğitimi aldım ben şöyle söyleyeyim sanırım dünyada 4 senede mimar çıkardığını iddia eden tek ülke türkiye'dir, bu mezun olanların da "mimarım ben" diyebildiği tek ülke türkiye'dir.)

    2....

    gerek kalmadı zaten diğer seçeneklere.

    kariyer yolunda da neler kazandığın tamamen senin mesleğine neler verdiğinle doğru orantılı, sen 2 yıl boyunca aynı maaşta kalırsan orada dur ve düşün. şu bir gerçek ki, tırmanır-tünel vs. kalıp sistemlerini hatim etmiş en fazla ortaokul mezunu bir kalıpçı ustası 4bin lira kadar maaş alıyorken bu ülkede, sen o müteahhitlerin-işverenlerinin işine bu adamlar kadar yaramayacaksın. o yüzden "usta 4bin lira alırken ben 2bin lira alıyorum" diye hayıflanmayacaksın. sen kariyer yolunda tasarıyı seçmişsin o adam yapmayı. sen öyle şeyler tasarlayacak kıvamda olmalısın ki o adamı ve aldığı parayı anlamsızlaştırabilesin... yani onun aldığı 4bin lira senin aldığının yanında bir hiç olsun. mesela kendine ofis kurup-iş yapabilecek kıvama gelesin...

    bunlar da götünün üzerinde oturup "avustralya'da inşaat mühendisi 7bin dolarla işe başlıyor" diye hayıflanarak olacak şeyler değil. bir işin ucundan tuttuğunda devamı geliyor zaten.

    sektörüm dışında olanları bu önermelerimin dışında tutuyorum çünkü herhangi bir bilgim yok onların hususlarında. ancak herkesin de memurluk beklentilerini kariyerlerini "sallarım başımı alırım maaşımı" yargısı üzerinde kurmalarından varsayıyorum.

    ayrıca işkur olayı tamamen safsata. işkur'a güvenip iş bulabileceğinizi sanmayın arkadaşlar. şuan işkur'dan işçi alımı yapan firmalar sadece götünü kurtarmak adına kosgebden kredi çekip yalandan işe alım yapan firmalar. zaten onların size sunduğu şartların anateması bu; "benim işçiye ihtiyacım yoktu o krediye ihtiyacım vardı, o yüzden bir an evvel siktir git" adam kendi de kovamadığı için sizin işten çıkmanızı bekliyor. işkur da her kendine gelen işverenin de işçinin de "umutsuz" olduğunu bildiğinden yıllarca matbaa sektöründe çalışmış bir baskı-kalıp ustasına ki bildiğin bıyıklı göbekli türk kendileri manikür-pedikür işi verebiliyor. herhalde 3-5 tane pezevenk var orada bugün nasıl eğlenelim diye resme bakıp-cvye bakıp ahahaha şunun manikürcü olduğunu düşünsenize diyorlar. tabii adam çalışmam bu işte deyince işsizlik yok iş beğenmemek var diyorlar...

    yine de savlarımın ilk bölümünden dem vurursam "teknik" eğitimler alıp, maaş hususuna takılan, ilk girdiği maaşla uzun yıllar çalışacağını sananlar. yapmayın. maaşa değil, şirkete bakın. işbitirme bedeli 20trilyon olan bir projede bin lira maaşla çalışsan ne fark eder, o proje bittiği anda sen onu cvne eklesen önünde açılacak iş fırsatlarının farkında değilsin sanırım.
  • işsizlik yok bu doğru, ama asıl "var" dememiz gereken şey; güldür güldür çok kalabalık bir genç nesil gelmekte iken iş dünyası ile üniversiteler arasındaki arz talep dengesini kuramamanın daniskası "var"

    asıl içler acısı durum, iş beğenmemekten ziyade bu durumdur. bugün 17-18 yaşlarında bir evladım olsa, tıp, dişçilik, hukuk filan okuyamayacak olduktan sonra, hiç okumamasını salık verebilirim. zira o 4-5 senenin sonunda bir sürü beklentiye sahip olup, böylesi organizasyon eksikliği içinde olan bir iş dünyasında üzülmüş olmasını istemem. onun yerine bi iş üzerinde gelişmesi için yönlendirir, birilerinin yanına sokar, iş öğrenmesini isterim. zira verimli dönemi olduğu için, işi kavrar, beklentisi de ileride bu işi iyice bi öğreneyim de ben de böyle bir işin sahibi olayım olur.

    bugün; en kral üniversiteden bile mezun olsanız, piyasanın sizin gibi bir çok alternatifi olduğu için, sizi "vasıfsız" sınıfına sokma özgüveni mevcut. öylesine bir plansızlık hakim ki, memlekette bankacılık okuyan bir avuç insan var, bankacılık sektöründe çalışanların çoğunu ise, bu bölümü okuyanlar değil, diğer bölümlerden mezun kimseler oluşturuyor. bir avuç insan okutuyorsun bu isim altında bir bölümde, ama istihdam alanı inanılmaz fazla bi sektör. arz-talep dengesini doğru kuramıyorsun, bankaların insan kaynakları da gidiyor hemen hemen taze mezunların çoğunun ilk iş görüşmesini yaptığı yer oluyor.

    aynı şekilde turizm okuyup da turizmle uğraşan mezun sayısı parmakla gösterilir. nerde bu adamlar? nereye kanalize olmuşlar? ya bankaya atmış kapağı, ya kpss ile devlet memuru olmuş, peki niye? bir kaç tane oturmuş kurumsal şehir oteli hariç, turizm sektörü kadar başıboş, hukuki açıdan denetlenmeyen, çalışanların mesai almadan "esnek çalışma saatleri" adı altında sömürüldüğü bir sektör yok. dolayısıyla kayıyo bi üniversite mezunu gibi muamele göreceği bankacılık ve finans sektörüne. daha az maaş alıyo belki ama güvenceleri yerli yerinde.

    peki turizmde kim bulunuyo? 3 ay çalışır bi ortama bakarım olmadı çıkarım'cılar... e nasıl olsa memlekette genç çok anasını satayım... dene dene yolla... beğenmezse beğenmesin, çıkarsa çıksın salla...

    şu an zaten gücü elinden bulunduranların en büyük arzusu, gençlere tam manasıyla diz çöktürmek ve beklentilerini üniversite bile okusa sıfır noktasına indirmektir. tabela asıp üniversite açarak üniversite ciddiyetini yok etmeleriyle başladıkları bu yolda, efsane kuşakları olacak olan 4+4+4 le birlikte, "bu memlekete çöpcü de lazım" sözünü okumuş adam için bile makul bir hale getirmek 10-15 senelik süre içinde elzem hedeflerindendir gücü elinde bulunduranların.
    zira eğitim ile iş dünyası arasındaki arz talep dengesini adeta bir enkaza çevirdikten sonra, bu işi hiçbir şekilde senkronize edemeyip bu denli sıçtıktan sonra, geriye tek bir yolları var; çok kısa bir sürede, üniversite okumayı sıradan bir hale getirmek, üniversite eğitiminin içini boşaltmak ve bunu yaparken de 9 yaşından itibaren din eğitimine başlatılarak içlerindeki bütün yaratıcılığı, hayatı sorgulamayı köreltip, kendi itaatkar efsanevi kuşağını yaratmaktır.

    şu an hızlı bir şekilde bu kuşağı yaratmak isteyip eğitimin içini boşaltmalarının nedeni de bundandır. aynı şekilde bi türlü iş bulamayıp evde oturan üniversite mezunlarına "yaşınız şu kadar olmuş artık işiniz yoksa bi zahmet kendi ssk'nızı kendiniz yapın" diye baskı yapmaları da bundandır. eh bu kadar genç varsa, bu kadar plansız sorumsuz kişilerin elinde güç varsa, rota neresi olacak? üniversite mezunlarının beklentileri sıfır noktasına kadar düşürülecek, eğitimin kalitesi boşaltılacak, dindar nesil yaratılacak... bu işin başka yolu var mı?
  • (ara: var yer misin)
  • bu entrymin zamanın ötesine gittiğini görünce bugün güncel bir başlıkta yazılanlar aklıma geldi ve ekleme yapmak istedim. ne de olsa bizim ülkemizde herkes üniversite mezunu olmak zorunda ve herkes masa başında çalışmak zorunda çünkü liseden bozma üniversitede 4 yıl okumak insanı alim yapıyor. dolayısı ile iş bu kişiler kendilerine göre beden işçiliği yapan kişileri hakir görebiliyor, vizyonsuz görebiliyor.

    (bkz: almanya'da doğmuş türk insanı) evet belki orda doğup büyüyen çoçuklar iki kültür arasında sıkışıp kalıyor.kendilerini alman yaşıtları kadar geliştiremiyor.v.s. bu yönlerden eleştirilse anlarım ama çoçukları sırf meslek öğrendikleri ve ara elaman olmak istedikleri için eleştiriyorsa insanlar bunun tek nedeni onları hakir kendilerinide 3-4 yıl fazla okul okuduklarından onlardan üstün görmeleridir. şimdi bu konunun bu başlıkla ne ilgisi var diyenler olacaktır çok ilgisi var çünkü türki'ye de beyaz yakalılara uygun iş açığından çok, bu bölümlerden mezun insan var ama mavi yakalı veya ara elaman bulmak imkansız. insanlar bu tarz işleri beğenmiyorlar çünkü aileleri onları büyük adam olmaları için canla başla çalışarak okutuyorlar. bu insanlarda bu okulu bitiridiklerinde işlerin önlerine serileceğini falan sanıyor.

    evet bu ülkenin sanata, bilime, hukuka ve tabiyki bunları geliştirecek insanlara ihriyacı var. ama bu ülkenin aynı zamanda bu dişlinin çarklarını döndürecek kalifiye elemanlara da ihtiyacı var. ancak insanlar bu işleri beğenmiyorlar ve belki de hiç başarılı olamayacakları bölümleri bitirerek işsiz kalmayı tercih ediyorlar. ve evet bunun adı iş beğenmemek. türkiye de senede atıyorum 500 kişilik istihdamı olan bir işi eğer 5000 kişi okumayı seçiyor ve kendini de diğerlerinden farklı kılmıyorsa o diplomanın hiç bir anlamı yok. belki 4 yıl önce sektöre o x işinin teknikeri olarak başlasan şuan işsiz değil o çok istediğin pozisyondan daha çok kazanan ve aranılan kişi olursun ama title önemli o yüzden sen ne kadar kızarsan kız bu ülkede işsizlik değil iş beğenmemek var.

    tanım: dönem dönem gündeme gelen bir önerme.