şükela:  tümü | bugün
  • "17 yaşındaki makbule yarka, imam nikâhlı olduğu 25 yaşındaki mustafa özçoban tarafından dövülüyordu. polis genç kızı imam nikâhlı eşinden alarak ailesine verdi. ama makbule töre gereği geri verildi ve özçoban tarafından eşarbıyla boğularak öldürüldü. dün mahkemede özçoban, “evlilik bana zor geliyordu. o yüzden öldürdüm. eşimin suçu yoktu” dedi. özçoban’ın annesi, babası da tanık olarak dinlendikleri duruşmada ‘gelinimiz masumdu’ diyordu."

    http://www.radikal.com.tr/…18.06.2009&categoryid=77
  • "m.k’nin ağzını ve ellerini bağlayan onat, jilet ve ocakta kızdırdığı bıçakla göğüslerinden cinsel organına, ensesinden bacak ve topuklarına kadar, 28 ayrı yere ‘dursun’, ‘dursunum’, ‘m.....’, ‘beni aldattın’, ‘ihanetin bedeli’ diye yazdı. 25 yaşındaki onat, m.k’nin boynundan topuklarına, göğüslerinden cinsel organına kadar, tam 28 ayrı yerine jilet ve kızgın bıçakla ismini kazıyıp dağladı. "

    http://www.gurbetport.com/…sid=7944&flag=haberdevam
  • mersin’de aldatıldığını ileri süren bir kişi, eşini bıçaklayarak öldürdü. alınan bilgiye göre, merkez toroslar ilçesindeki akbelen mahallesinde oturan şener y, (34) bir süredir aralarında geçimsizlik olduğu öğrenilen eşi gülbinşah y’nin (20) kendisini aldattığından şüphelenerek, takip etti.

    http://www.milliyet.com.tr/…&articleid=1109382&page
  • duygusal şiddet de giriyorsa bu kapsama, denebilir ki kadınlardan da gelmektedir.

    şimdi hiçbir kadın hakçısı arkadaş kalkıp da "sen bunu hemcinslerin için nasıl söylersin, sen de bu şiddete boyun eğmiş ve kadınlığını unutmuşsun, tü allah cezanı versin" filan demesin. dümdüz ortada bir gerçektir bu. iş hayatında kadın yönetici, alt kadrosundaki kadın çalışanın ağzına sçar. "yok öyle değil" diyen dombilidir, maocudur, hıncaldır, uluçtur.

    kadın milleti, iş hayatında başarı elde etmek için gerçek bir metamorfoz geçirmek zorundadır. bu bilinen bir gerçek. bir yandan androjen salgılayıp öbür yandan bıyıkların çıkmaması için uğraşmak, bir yandan sağa sola tırnak geçirirken öbür yandan o tırnakları manikürsüz bırakmamaya kafa yormak şiddetli zihin mesaisi gerektirir. çünkü bir kadın, en tepelerde de olsa insanlar ona baktıkları zaman önce "kadın" görür ve görmek ister. biz kadınlar da buna boyun eğeriz salak gibi. gerçi niye "salak gibi" olsun ki, işin bu tarafından nemalanan arkadaşlarımız da var.

    neyse, konuya dönelim.

    hem, kadınların doğalarında olan ya da olduğuna inanılan (hangisi doğru bilmiyorum) saçma sapan rekabet güdüsü yüzünden hem de iş hayatında sıfat sahibi olmanın bir kadın için ifade ettiği zorluk sebebiyle, bu sıfata sahip kadınlar, alt kadrolarındaki kadınlara mobbing'in allahını yaşatır.

    bir kadın, iş hayatındaki en büyük aşağılanmaları ve en kötü muameleyi yöneticisi hemcinsinden görecektir. yönetici kadın, diğerine her haliyle "buraların 'kadın'ı, feminen unsuru, doğal seleksiyondan sıyrılmış kişisi benim ve sen uslu uslu yerini bileceksin!" diye bağırmaktadır.

    benim şahsen ortamın feminen unsuru olmak gibi bir kaygım yok, çünkü işyerindeyiz ve feminenlik ya da maskülenlik adına gelmiyoruz buraya. işimizde gücümüzde olmak adına yapıyoruz her şeyi. "dagny hanım bugün çok güzelsiniz" denilmesi için gelmiyorum ben işe, "oha abi süper yazmışsın şu dilekçeyi tebrikler" denmesi için geliyorum.

    ben buraya "buranın en birincisi ben olucam her şeyi ben bilicem" diye de gelmiyorum. işim var benim ya, holdingi ben mi kurtarıcam anasını satim, avukat dediğin arka toplayıcı zaten, dağıtırken bana mı sordunuz arkanızı? toplayabildiğim kadar artık...

    "dünyanın en kariyerli insanı olmalıyım, en fazla 2 sene içinde o yöneticinin ayağını kaydırmalı ve yerine ben geçmeliyim" diye de gelmiyorum, takarım kariyerine. benim için patlıcan dolmasını çok iyi yapan x bir avukat olmak çok daha olumlu bi özelliktir menemen yapmayı bilmeyen bir koordinatör filan olmaktan. (ama şimdi menemen de yapmıyorum vakitsizlik ve mutsuzluktan, o ayrı.)

    ama kadın milleti iş hayatında bunları görmez, görse de anlamaz. plazasında az bir yerinden de olsa bir başarı sağlamış xx kişisi, kendini ilahe sanar ve işin kötüsü kendi sandığı şeye herkesin inanmasını ister.

    bu da erkek dünyasındaki ezilmişlikten gelir. "toplumsal" cinsiyet denen şey tamamen iyimserliktir, cinsiyet toplumsal değil, bildiğin "küresel" bir haldedir ve erkektir. kadınların bu küresel anlayış içindeki varoluşları da onlara bir saldırganlık getirir. illa çok başarılı olucam, illa ben de başarıcam, herkes beni konuşacak, herkese boyun eğdiricem çünkü ben hem akıllı hem zeki hem başarılı hem de çok güzelim, vs vs vs...

    anladık, zeki, akıllı, başarılı ve güzelsin de... insan olmak böyle bişey mi?

    kaldı ki, adama "neye göre kime göre" derler... kendinden 8 yaş küçük ve senin kullandığın anti-angeing ürünlerini kullanmasına daha yıllar olan kadınları görünce ağızlarına sçıyosan ben sana kıçımla gülerim. "güzel olduğuna önce sen kendin inan" diye.

    mesleğinin 10 yılda öğrenemediğin a-b-c'sini 2 yıllık meslektaşın sana anlatıyorsa ve sen ona bu yüzden sinir oluyorsan, insan yerine koymam seni, "aklına önce sen kendin inan" diye.

    sonra neymiş, işyerinde kadın dayanışmasıymış, kadınlar birbirine destek olmalıymış, kadın kadına çalışmak daha verimliymiş, bıtbıtbıt... hadi ordan. bok dayanışır bu kadınlar. başka bir yönetici "en dayanışmacı" olana değil de onun altında çalışan başka bir kadına sorsun bişiler, bakalım kalıyo mu o dayanışma?
  • "son iki gün içinde üçü istanbul, biri diyarbakır’da dört kadın cinayeti işlendi. istanbul’dakileri failleri belliydi. kadınlardan birini tehditleri yüzünden daha önce savcılığa da şikâyet ettiği eski kocası, diğer ikisini eşleri öldürmüştü... diyarbakır’daysa üç çocuklu kadını öldürülen yüzülü poşu saldırganın kimliği hâlâ belli değil. dört kadının öldürülmesiyle 15 çocuk annesiz kaldı.."

    http://www.radikal.com.tr/…03.08.2009&categoryid=77
  • 24 ocak'ta meclis'te kabul edilen 6411 sayılı yeni denetimli serbestlik yasası'na göre kadına karşı şiddet suçu işleyen, misal kasten yaralama gibi ya da tehdit gibi suçlardan birkaç yıl ceza alan erkekler hemen tahliye edilecekmiş. üstelik bu suçlar için ceza ertelemesi yolu getirildiği için şiddet uygulayan erkek hapse bile girmeyecekmiş. şimdi cumhurbaşkanı'nın onayını bekleyen yasayı kadın örgütleri protesto ediyorlarmış ve cumhurbaşkanı'ndan yasayı kısmen veto etmesini istiyorlarmış, ancak cumhurbaşkanı yasayı onaylamış.

    burası bizim memleket, burada hayat böyle bi şey işte..

    yıllarca bize adına hayat bilgisi dedikleri bir dersi okuttular.. sınıflarımızı bu dersi öğrenerek geçtik, adam olduk. hepimiz güya hayatı biliyoruz.

    hayatı hayat bilgisi derslerinden öğrenenlerin bence her şeye şaşırmaya hakları var. annenin evinde çocuk baktığı, ev işlerini yaptığı.. babanın işten eve yorgun argın geldiği, bazen ev işlerine yardım ettiği.. kadınların çalışıyorsa şayet öğretmen ya da hemşire olduğu.. evde illa ki bir dede ya da ninenin bulunduğu, çocukların okula gittikleri, hep saygılı ve güler yüzlü oldukları bir hayat.

    aklımda kalanlar bunlar. son yıllarda değişen ne oldu bilmiyorum ama, ana yoldan tali yollara büyük kaçışların olduğunu da hiç sanmıyorum. mühendis bir anne var mı şimdi o kitaplarda misal?

    aslına bakarsanız, olmasa da olur.

    daha önemli bir bilginin verilmesini teklif etmek için yazıyorum bu yazıyı. bu sefer de böyle olsun madem. belki vatana millete bir faydam dokunur.

    teklifim şudur: hayat bilgisi kitaplarındaki o örnek evde, lütfen sürekli dayak yiyen, şiddet gören bir kadın olsun. model olarak. örnek diye. hayat bilgisi babından. hayat bu diye. bu örnek kadın bir anne olabilir, evin büyük kızı olabilir, ya da belki bir komşu teyze. bir gözü hep mor olsun kadının. kolu sargılı, ayağı aksak. karikatür gibi olsun, şaka gibi olsun, hatta belki biraz ibret olsun.. ama olsun. hayat bilgisi derslerinde, ders diye okutulsun bu kadın.

    sonra bir ak sakallı dede olsun, çıksın desin ki misal: erkek adam kadın dövmez! hayır bunu ak sakallı dede söylemesin. çok daha etkili olsun diye, çok ama çok etkili bir adamın eşi söylesin misal. "erkek adam" desin, erkeği bir güç olarak yüceltsin satır aralarında, kadınlar adına merhamet dilerken.

    ya da bir çocuk olsun bu kitapta, annesi gözünün önünde defalarca bıçaklansın babası tarafından. dersimiz hayat bilgisi, konumuz namus meselesi.

    mahallemiz ve sokağımız anlatılırken karakollarımız unutulmasın. bizim örnek kadının bir kerecik olsun canına yetsin de, koca dayağından kurtulmak için şu karakola sığınsın. sonra şekil a - şekil b diye öğretilsin çocuklarımıza kadının başına gelenler. şekil a’da kadın şikayetini söylesin, şekil b’de polis amca “olur böyle şeyler yıkma yuvanı, sabret biraz” diye yollasın evine.

    hani olur da dayağı atan tutuklanırsa, hapis falan yatmasın. cezası ertelensin, evine yollansın yine. zaten kadını öldürmedikten sonra pek bi sorun yok, bunu iyice anlasın çocuklar. aslında kadını öldürse de büyük bir sorunla karşılaşmayacağı işlensin kafalarına elaleme çaktırmadan. tahrik edildim desin, namus desin.. kurtulma yolları işaret edilsin üstü fazla açılmadan.

    sabır öğretilsin küçük kızlara, biraz da sessizlik. ev öğretilsin, evden başka bir mekan olmasın. evdeki reis öğretilsin, reisten başka söz olmasın. küçük delikanlılara da "erkek adam" olmak öğretilsin. hani istesen yaparsın hakkındır ama yapma. erkek adam kadın dövmez, korur.. öğretilsin.

    insaflara terk, izanlara havale hayatımızın bilgisi verilsin bu derslerde. sonra gelmesin kadınlar, bizlere böyle bir bilgi gelmedi diye.

    öğretilsin bunlar el kadar sabilere, arz ederim.
  • dünyanın çoğu yerinde var olan olgu.türkiyede de azımsanmıyacak boyuttta bulunduğu yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır.sebepleri aşağı-yukarı herkes tarafından bilinmekle beraber ortadan kaldırma niyet ve önlemi konusunda ağır davranıldığı kuşkusuzdur.yeni yapılan bir araştırma ile ilgili haber aşağıdadır.

    sosyal hizmetler çocuk esirgeme kurumu genel müdürlüğü'nce hazırlanan "kadına yönelik şiddet" konulu araştırmada, kadınların yüzde 21'inin kocaları tarafından istemediği biçimde ya da türde cinsel ilişkiye zorlandığı belirtildi.

    araştırmaya katılan 609 kadının yanıtladığı anket sonuçlarına göre, kadınların sadece yüzde 3'ünün eşinden şiddet görmediği belirlendi. araştırmaya göre, şiddet gördüğünü iddia eden kadınların 46.8'i arasıra-az, yüzde 34.6'sı bazen-orta şiddette, 15.6'sı sık sık-çok şiddete uğruyor.

    kadinlarin yüzde 41'i kocalari tarafindan küçük görülüyor

    araştırmaya göre, yüzde 41'inin kocası, kadının duygularını önemsemiyor, yüzde 41'inin kocası ise eşlerini küçük görüyor.

    araştırmada elde edilen diğer bulgular şöyle:

    "-kadınların yüzde 51'inin kocası, kadının isteyip istemediğine aldırmadan cinsel ilişkide bulunuyor,

    -yüzde 21'inin kocası kadını istemediği biçimde/türde cinsel ilişkiye zorluyor,

    -yüzde 62'sinin kocası, kadın onun düşüncesine katılmazsa kızıyor,

    -yüzde 43'ünün kocası emirler yağdırıyor,

    -yüzde 42'sinin kocası ev işleri zamanında yapılmadığından sinirleniyor,

    -yüzde 74'ünün kocası kadına bağırıp azarlıyor,

    -yüzde 35'inin kocası ise kadını başkalarının önünde azarlayıp hakaret ediyor."

    araştırmaya katılan kadınların profili ise şöyle ifade edildi: yüzde 82'si 16-45 yaş arasında, yüzde 97'si evli, yüzde 3'ü dul, yüzde 22'si okur-yazar değil, yüzde 86'sı en çok ilkokul bitirebilmiş, 91'inin kendine ait bir geliri yok, yüzde 69'unun evine ayda 10 milyondan az para giriyor, yüzde 26'sı 4 ya da daha fazla çocuklu, yüzde 68'i 4-6 kişilik aile ortamında yaşıyor.
  • "yargıtay tetkik hákimi iken 2 çocuk annesi karısı h.m.'yi dövdüğü iddiasıyla hakkında dava açıldıktan sonra 2007 temmuz kararnamesiyle mersin 1. ağır ceza mahkemesi'ne atanan hákim bayram selek, 6 mayıs 2009 tarihinde mersin 3. ağır ceza mahkemesi'ndeki ifadesinde inanılmaz cümleler kullandı. "

    http://www.radikal.com.tr/…08.06.2009&categoryid=77

    (bkz: #16296371)
  • "azize kaya, kocası davut kaya'nın ölümünden 5 yıl sonra sait burhankulu ile imam nikâhıyla evlendi. ancak, "dul kadının namusu kocasının yakınlarının himayesindedir" denilerek, azize kaya, eşinin beş akrabası tarafından 23 kasım 1998'de öldürüldü. sanıklardan ikisi idamla, üçü ise 20 yıl hapis cezası aldı. üç sanığın cezası "mahkemeye karşı saygılı tutumları" gerekçesiyle 16 yıl 8 ay hapis cezasına indirildi. "

    http://www.evrensel.net/00/06/22/kadin.html#2

    kadını öldürebilir, tecavüz edebilir, istediğiniz gibi şiddet uygulayabilirsiniz. mahkemeye saygılı olduğunuz sürece cezanız indirilir. hele ki "sakız çiğnedi, tayt giydi, komşuya güldü, saat sordu" gibi "haksız tahrik", "ağır tahrik" sebepleriniz de varsa kısa sürede dışardsınız.
  • "türkiye aihm'de, aile içi şiddete karşı vatandaşını koruyamadığı gerekçesiyle ceza alan ilk ülke oldu.

    aihm aile içi şiddet konusunda ankara'ya karşı açılmış ilk davayı sonuçlandırdı. mahkeme, türkiye'nin şiddet gören bir kadını, savcılığa başvurduğu halde, kocasından koruyamayarak ayrımcılık yapttığına hükmetti. bu yüzden ankara'nın, nahide opuz adlı vatandaşa 36 bin 500 euro ödemesine karar verildi.

    böylece avrupa'da ilk defa bir devlet aihm önünde kadın vatandaşlarına ayrımcılıktan hüküm giydi. "

    http://www.ntvmsnbc.com/id/24974309/