şükela:  tümü | bugün
  • farkettiğim acı bir gerçektir.

    türkiye'de kitap okuma oranlarına baktığımızda gerçek anlamda bu seviyenin çok aşağıda olduğunu görürüz. bu aşağı seviye yetmiyormuş gibi bir de okuduğunu anlamayan bir insan seli vardır.

    bu sorunun suçlusu hem öğretmenlerdir, hem de bireysel yaşamda kendini geliştirme imkânlarından bihaber olan insanlardır. kitap okuma üzerine, gerçek anlamda, bu ülkenin yaşadığı sıkıntı her alanda kendini göstermektedir. kitap okuma öyle bir belirteçtir ki, bir ülkenin kalkınmasından o ülkenin medeniyet seviyesine çıkmasına kadar her şey bu gerçek değer üzerine inşa edilmiştir.

    esasen kitap okumak bir seçenek değil zorunluluktur. birey kitap okumalıdır. bireyin gelişmesinde kitap çok önemlidir. kitap okuyan insanlar kendilerini daha güzel ifade ederler. kitap okuyan insanlar içinde bulundukları ruh durumunda kendilerini her zaman iyi edecek güzel eserlere sahip olurlar.

    anlayışlı olmayı öğretir kitaplar. bu ise saygıyı meydana getirir. bireysel bir saygının olması için kültürel bir saygı olmalıdır. kültürel bir saygıyı insana sadece kitaplar verebilir.

    harvard business review gibi iş dergilerini okuduğum zaman global şirketlerin ceolarının, her zaman kitap okuduğunu fark ettim. genellikle bu dergide, her ay farklı bir şey onun günlük aktiviteleri yazılıyor. gerçekten her ceo, günlük belirli bir sayfa kitap okuyor. bu insanlar aynı zamanda maddi anlamda hayatın zirvesine çıkan bireyler. buna rağmen kendilerini geliştirmeye devam ediyorlar.

    ülkemizde böyle bir kültür yok. kitap okuyor musun sorusuna o kadar basit cevaplar veriyorlar ki gerçekten insan şaşırıyor. artık bu yetmiyormuş gibi bir de kitap okuyan insanla dalga geçiyorlar. bunları niye okuyorsun diye.

    örneğin friedrich wilhelm nietzsche, amor fati'de kaderimizi sevelim yazar. william shakespeare, acı çekerek mükemmelleşelim yazar. fyodor mihailoviç dostoyevski, mutluluğu acıda ara yazar. bütün bunları okuyan bir insan, doğal olarak hayatında küçük bir sorunla karşılaştı zaman, canını sıkmak yerine mantıklı bir düşünce içerisinde girerek, daha güzel analiz yapabilir.

    örneğin, alman filozof arthur schopenhauer, "insanlarla uğraşmada üstünlüğe ulaşmanın tek yolu onlara bağlı olmadığınızı göstermenizdir." der. bunu okuyan bir insan hayatında ne yapması gerektiğini bilen bir insandır.

    gelişen yeni dünyada artık en büyük destekçiniz edindiğiniz bilgilerdir. bilgi sizi hiçbir zaman ezmez. sizi hiç kimseye ezdirmez. size en kötü durumda bile kendinizi savunmak cesareti verir.

    okumaktan kasıt sadece roman okumak değildir. elinize geçen her şeyi okumanız gerekmektedir. bu bir anlamda almış olduğunuz teknolojik bir ürünün kılavuzu bile olabilir.

    istanbul'da durumu olmayan, maddi yardıma ihtiyacı olan bir arkadaşımın annesine, birkaç arkadaş bir araya gelerek buzdolabı hediye etmiştik. kadın gerçekten sevinçten ağlamıştı. iki sene geçmeden buzdolabının altı paslanmıştı. ziyarete gittiğimde fark etmiştim. teyzeye durumu açıklayarak teknik servisi çağırmasını rica ettim. teknik servis kullanıcı hatası diyerek ve o mutfaktaki nemi bahane ederek hiçbir şey yapmamış. arkasından teknik servise ben gittim. tüketici kanununa göre, türkiye'de bir beyaz eşyanın 10 yıl gövde garantisi olmalıdır. bu noktada sıkıntı çıkaran cihazlar değişime tabi tutulur. ben bunları yetkili servisi açıklayınca o gün yetkili servis eve giderek buzdolabını değiştirmişti. burada benim en büyük güvencem bilgiydi. çünkü açıp okumuştum. en fazla 10 dakikamı almıştı.

    bunlar basit ama güzel örneklerdir.

    kitap okuma kültürü edinmek için elinize aldığınız bir yapıtı en kısa sürede okumaya çalışmayın. gerekirse günlük sadece 3 sayfa okuyun ama devamlı okuyun.

    türkiye'de hiçbir şeyde anlam olmadığı için, ilkokullarda, orta okullarda, liselerde sürekli hızlı okuma kursları görmekteyim. bir kız arkadaşım çok hızlı kitap okuduğu için övünüyordu. hatta bunu o derece getirmiş ki, dakikada kaç kelime okuduğunu hesaplıyordu. bir gün yine bu kız kitaptan bir bölüm okudu. kitabı kapatınca rekor kırdım diyerek sevindi. ne anladın diye kıza sorduğumda, bana baktığı boş bakışlarda hiçbir şey yoktu.

    günümüzde bütün kitabevlerinde hızlı okuma kitapları var. bunlar 3 liraya 5 liraya satılan ve herkes tarafından alınan kitaplar. önemli olan bir kitabı kısa sürede okumak değildir. kitaptan ne anladığını fark etmektir.

    örneğin ben, fyodor mihailoviç dostoyevski'nin karamazov kardeşler isimli eserini tam 4 ayda okudum. anlayarak okudum. altını çizerek okudum. önemli bölümleri not alarak okudum.

    bir kitabı okuduğunuz zaman kitaptan parçalar sürekli aklınıza gelmelidir ve bölümleri tekrar tekrar hatırlamalısınız. eğer bunu yapamıyorsanız siz okumuyorsunuz demektir.

    kitaba ihtiyacım yok diye düşünmeyin. hayat bazen öyle sert vurur ki, fırtınadan dalları kopmuş, gövdesi kırılmış bir ağaca benzersiniz. kitap okumayan bir insan böylesi zamanlarda ani bir sinir krizi ile psikolojik sorunlar yaşayabilir. fakat kitap okuyan bir insan sağduyulu konuya yaklaşır.

    ben hayatımda kitap okumayı seven ve sürekli zaman buldukça kitap okumaya çalışan bir insanım ve bundan son derece memnunum. çünkü gerçekten kitaplar beni mutlu ediyor.

    bazen sadece hayal kuruyorum, okuduğum kitaplarda ki karakterleri düşünerek. oturup sadece canımın sıkılmasını düşünmek yerine böyle bir uğraş içinde olmak insanı gerçekten mutlu ediyor. arthur schopenhauer, zeki bir insan yalnızlıkta hayal gücüyle mükemmel bir eğlenceye sahiptir der. insana bu eğlenceyi veren ise kitaplardır.

    örneğin lev nikolayeviç tolstoy, savaş ve barış isimli eserinde şöyle yazar;

    "kimse kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir bilmelisin. küçümsediğin herşey için gün gelir önemsediğin bir bedel ödersin."

    bütün bunları okuyan, not alan bir insan hayatında durması gereken sınırı bilir. başka insanlara zulmetmez. saygısızlık yapmaz. başka insanların hayatına karışmaz. kimseyi küçümsemez. kimseye hor gözle bakmaz.

    fyodor mihailoviç dostoyevski, "insanın yaptığı yanlışlardan en büyüğü, başkaları karşısında gülünç duruma düşmekten korkmasıdır." der.

    bütün bunları okuyan bir insan kendini daha güzel ifade eder. kimsenin yanında kendini küçük görmez. e nihayetinde karşısındakinin de bir insan olduğunu anlamasını sağlar.

    kitap okuyun. insanların kitap okumasını sağlayın. onları kitaba teşvik edin. bu anlamda öğretmenlere büyük görev düşüyor. eğer öğrencilere güzel bir kitap okuma eğitimi verirlerse o öğrenciler hayatları boyunca, gerçek anlamda yetişkin bir birey olacaklardır.

    ulu bilge mustafa kemal atatürk, 3000 eser okuyan bir insandır. kitapları hala anıtkabir'de sergilenmektedir. nur içinde yatsın.

    türkiye'de, konuşma içerisinde, 3 cümleyi sıralı şekilde konuşacak insan sayısı belli çok azdır. bütün bunlar kitap okumamanın zararlarıdır.

    bol bol kitap okuyun. okuduğunuz zaman, gerçekten kendinizin ve dünyanın çok değiştiğini farkedeceksinizdir.
  • kitaplar pahalı ve maalesef ülkemizdeki çoğu kitap sorunlu ya çevirileri leş gibi ya da kitabın kendisi leş.
    ben çocukken kitap okumayı hiç sevmezdim çünkü hep kötü kitaplara denk geldim. yaşım oldu bilmem kaç sonra güzel bir kitapla karşılaştım o gün bugündür çok seviyorum.
    devletimizin çocuklara bu alışkanlığı kazandırması lazım. hapishanelere parayı çöpe atacağımıza çocuklara yatırım yapalım kitapları bol bol verelim, hapishaneler boşalsın...
  • kitap okumak ülke kültürü ile değil, bireysel kültür ile ilgilidir. ülkenin genel birikimi, toplumun bakış açısı bir yere kadar insanı etkiler ama insan, bireysel olarak kendini geliştirme şansına ve yeteneğine sahiptir, açıkçası ondan sonra ülkenin kitap kültürü olup olmaması çok da ilgilendirmez.